Bakan Fidan'dan Diyarbakır'da 'süreç' açıklaması: '13 yıl önce aslında bu konu çözülebilirdi'

GÜNDEM, 11 Eylül 2026 Cuma, 21:08

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Diyarbakır'da AK Parti İl Başkanlığı'nda düzenlediği basın toplantısında sürece ilişkin "13 yıl önce aslında bu konu çözülebilirdi. Ama işte 'Suriye'den şu çıkar, Irak'tan bu çıkar' diye imkanlara bakıldı. Aslında Türkiye'deki toplum, devlet bütünleşmesi, demokratik devrimin değeri o dönem takdir edilemedi" dedi.

Bazı temaslarda bulunmak üzere Diyarbakır'a gelen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, AK Parti İl Başkanlığı'nda düzenlenen "Kardeşlikle Kenetlenen, İstikrarla Güçlenen Türkiye" toplantısına katıldı.

Daha sonra basın toplantısı düzenleyen Fidan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'a büyük önem verdiğini iddia eden Fidan, "Diyarbakır, söylemeye gerek yok. Antik çağlardan beri büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim bir şehrimiz. Coğrafyası özel, insanları özel, iklimi özel, her şeyi özel. Tabii zaman zaman tarihte bu oluyor. Bu özel anlar nazar değiyor. Böyle bir 30-40 sene inkıta anına giriyor. Bu tarihsel büyüyüş biraz sekteye uğramış gibi oluyor. Ama sonra tekrar tarihin kendi rotası devam ediyor. Biz inanıyoruz ki özellikle tabii AK Parti'nin son 25 yıldır ortaya koyduğu icraatlarla Diyarbakır hak ettiği tarihsel yolculuğuna devam edecek.  Ekonomik kalkınması, bölgesel gelişmesi, sosyal gelişmesi, ticarete, teknolojiye ev sahipliği yapması ve bölgedeki diğer ekonomik ve kültürel ilişkisi giderek daha da artacak" diye konuştu.

"12 EYLÜL ZİHNİYETİ AK PARTİNİN İKTİDARA GELMESİYLE SON BULDU"

Fidan, yarın 12 Eylül askeri darbesinin yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, "Yarın 12 Eylül. Biliyorsunuz 12 Eylül zihniyeti denen bir zihniyet vardı. Özellikle kimlik inkarını, Kürtlerin kimliğini inkar eden bir duruşun neredeyse sembolü haline gelmiş bir zihniyet vardı. Bu zihniyetin hem pratikte hem hukuki zeminde hem zihni zeminde son bulmasını sağlayan gerçekten AK Parti kadrolarının halk yoluyla, seçim yoluyla iktidara gelmesi oldu. Yani bu tarihsel olarak altı çizilmesi gereken bir husus. 12 Eylül zihniyetinin ortaya çıkarttığı, kimliği reddeden, belli bir azınlık dışındaki genel yapıyı dışlayan duruş, ülkenin bütünlüğünü, beraberliğini, güvenliğini, ekonomisini, kalkınmasını aklınıza ölçülebilen ne parametre geliyorsa hepsini geriye götürdü. Hiçbirini ileriye götürmedi" ifadelerini kullandı.

"AK Parti iktidarlarıyla beraber kimlik inkarının ortadan kalktığını, bütün vatandaşların anayasal vatandaşlık çerçevesinde sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için kendi etnik kimliğinden, inancından bağımsız olarak eşit muamele görmesi prensibinin yaptıkları en büyük büyük siyasal devrim olduğunu" iddia eden Fidan, şunları kaydetti:

"İnsanlığın da zaten modern devlet yönetiminde, geldiği en ileri nokta olmuştur. Anayasal vatandaşlık ve insanlara eşit muamele. Her insanın kimliğini, kültürünü, inancını, durduğu yeri kabul etmek ve bunun içerisinden bir toplumsal bütünleşme ve kaynaşma üretmek önemli. Yani burada garip olan şu; yani yüzyıllardır, bin yıldır bu topraklarda sosyoloji zaten Kürt, Türk, Müslüman, Hristiyan, Arap, Çerkez ayrımı yapmadan kendi beraber yaşam yolunu bulmuşken, toplum kat kat ilerideyken devletin kendi yazılımının bu konunun gerisinde kalması aslında krizin başlıca sebeplerinden biri olmuştur. 

AK Parti'nin yaptığın önemli şey, toplumsal gerçekliği devletin yönetimine, anayasanın kodlarına, Meclis'ten geçen kanunlara taşımak oldu. Bu olduğu zaman, yani toplumla devlet arasındaki zihin, kalp ve akıl uyuşması yaşandığı zaman zaten önümüzde değerli arkadaşlar bir şey kalıyor. Kalkınmayla ilgili, gelişmeyle ilgili, moderniteyle ilgili, kültürle ilgili, eğitimle ilgili diğer sorunların çözülmesi."

"DEMOKRATİK DEVRİMİN DEĞERİ O DÖNEM TAKDİR EDİLEMEDİ"

Konuşmasında "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fidan, 2013 çözüm sürecinin neden bozulduğunu da anlattı.

"AK Parti'nin en son demokratik reformlarla ilgili adımların en büyüğünü 2013 yılı itibarıyla attığını" ifade eden Fidan, şöyle devam etti:

"Dil, Kürtçe eğitimle ilgili büyük bir adım atıldı. Yani kimlik inkarıyla ilgili mevzuatta olabilecek ne varsa onların hepsinin ortadan temizlendiği, aslında sosyolojiyle ve devlet mevzuatının buluştuğu bir gerçek alana döndüğümüz andan itibaren ortada aslında büyük bir siyasal dayanak olmaması gerekiyordu. Fakat tabii bizim uzun yıllardır bir de siyasal şiddetin terör formunda Türkiye'de ve Türkiye'nin ötesinde yer buluyor olması, Türkiye'de cereyan eden siyasal gerçeklikle bir türlü bir senkronizasyon kuramaması, daha çok Türkiye'de olana değil de bölgede olması muhtemel krizlere bakan bir perspektifle olaylara bakan bir yaklaşım mevcut sürecin tabii hayata geçişini bir 13 yıl daha ertelemiş oldu. 

Ama ne diyoruz? Bizim hani güzel bir halk deyişimiz var. Geç olsun güç olmasın, güzel olsun. 13 yıl önce aslında bu konu çözülebilirdi. Ama işte 'Suriye'den şu çıkar, Irak'tan bu çıkar' diye imkanlara bakıldı. Aslında Türkiye'deki toplum, devlet bütünleşmesi, demokratik devrimin değeri o dönem takdir edilemedi. Bütün bunların hepsi bütün sorunların çözüldüğü manasına mı geliyor? Tabii ki gelmiyor. Ama konu sorunun olup olmaması değil."

"ARTIK BURADA HAKLAR, ONLAR BUNLAR, KİMLİKLER KONUŞMUYOR"

"Konu bir sorunu, bir toplumsal sorunu, bir siyasal sorunu hangi yöntemle çözmek istediğimizle alakalı. Şiddetle mi, siyasal şiddetle mi yoksa diyalog yoluyla mı? Türkiye'de siyasal partilerin işleyişi, Meclis'in işleyişi, basının işleyişi, yani herkes kendi bulunduğu yeri ve siyasi pozisyonu siyaset yoluyla, diyalog yoluyla, topluma anlatma yoluyla ilerletmekte imkan sahibi. Bunun yerine siyasal şiddeti, terörü kullandığınız zaman bu bambaşka bir zemin açıyor.

Artık burada haklar, onlar bunlar, kimlikler konuşmuyor. Burada kan var, burada başka bir dil var. Şimdi Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya konan bu kardeşlik sürecinde inşallah biz artık çok uzun zaman önce gerçekten nihayete ermesi gereken bir sorunun sonuna gelip bundan sonra elimizde varsa herhangi bir sorun ve tartışma alanı, bunu medeni bir şekilde bütün dünyanın yaptığı gibi Meclis'in çatısı altında, başka siyasal platformlarda şiddet yoluyla değil, diyalog yoluyla götürmek."

"BÖLGE HAK ETTİĞİ EKONOMİK POZİSYONA ULAŞACAK"

Diyarbakır'da inanılmaz bir ekonomik potansiyelin olduğuna işaret eden Fidan, "Sadece burada değil, Diyarbakır tarihsel olarak biliyorsunuz Irak'la, Suriye'yle buradaki kültürel havzayla, ekonomik havzayla da çok yakın ilişkisi olan bir coğrafi durumda. Şimdi inşallah sadece Türkiye'de değil, hem Suriye'de hem Irak'ta siyasal istikrarın, barışın, huzurun olduğu bir noktada sadece Türkiye'de yaptığımız reformlardan ve girişimlerden hareketle değil, bu bölgesel politikalardan dolayı da oradaki işbirliklerimizden dolayı da buradaki ekonominin inanılmaz şekilde ayağa kalkacağını göreceğiz. Yani Diyarbakır ve bölge hak ettiği ekonomik pozisyona ulaşacak diye biz değerlendiriyoruz. Ve inşallah bütün hedefimiz de o yönde" ifadelerini kullandı.

"SİYASAL ŞİDDETİ ORTADAN KALDIRACAK BİR DÜZENİ ARTIK BÖLGEMİZE GETİRMEK LAZIM"

Terörsüz bölge perspektifinin esas itibarıyla Suriye'nin de Irak'ın da istikrarına olacağını vurgulayan Fidan, "Siyasal şiddeti ortadan kaldıracak bir düzeni artık bölgemize getirmek lazım. Bakın son 40 yıldır bu bölge sürekli Irak, Suriye Türkiye'nin belli bir kısmı sürekli savaşla kanla, terörle anılır halde. Buraya ekonomi gelmesi, yatırım gelmesi, ekonomik kalkınma olması gerçekten güç. Buna rağmen AK Parti iktidara geldiği andan itibaren inanılmaz bir şekilde altyapı sorunlarını çözdü" dedi.

BÖLGEDE KARAYOLUYLA YAPTIĞI GEZİYİ ANLATTI

Bölgede oluşan huzur ve güven ortamına dikkati çeken Fidan, son olarak katıldığı Ahlat'taki etkinliğin ardından karayoluyla bölgeyi gezdiğini ifade etti.

Fidan, şunları kaydetti:

"MİT Başkanlığı döneminde de hani geliyorduk ama o zaman başka konular vardı. Bölgenin diğer illerine de gidiyordum ama karayoluyla bir böyle kapsamlı geziyi en son 30 yıl önce belki yapmıştım.  Normalde hep uçakla gelip gidiyoruz. Şimdi geçen Ahlat'taki etkinlikten sonra dedim ki karayoluyla kendim araba sürerek arkadaşlarla beraber döneyim. Oradan Van Gölü'nün etrafından, Muş'a, Muş'tan Solhan'a, Solhan'dan Bingöl'e, Bingöl'den Elazığ'a, Elazığ'dan Malatya'ya kadar kendim arabayı kullanarak, her tarafa bakarak, durarak geldim. Çünkü şehirlerde bulunuyoruz ama şehirler arası yollar nasıl? Köyler nasıl? İlçeler nasıl? Yani bunu da yerinde görmek lazım. Bakın sizler bölgenin insanısınız.

Yani gerçekten 25 sene önceki durumla şimdiki durum inanılmaz derecede farklı. Bir defa duble yollar, artık kerpiç evler görmüyoruz. Ekonomik gelişmişliğin göstergesi olan evlerin durumu, yolun durumu, altyapının durumu yani bunlar Diyarbakır'a havadan baktığımız zaman o şehirciliğin gelişmiş olması, yeni Diyarbakır yeni yerleşimler, aynı şekilde Muş'ta, Elazığ'da, Bingöl'de, Solhan'da, yani Ahlat'ta bütün bunları görüyor olmamız, yapanlardan Allah razı olsun. Yani gören gözün göreceği bir hizmet arkadaşlar. Yani bu, bu toprakların yıllardır görmediği bir hizmet."

"ARTIK BÖLGEDEKİ BÜTÜN HALKLAR, DEVLETLER YOLLARINA BARIŞ, HUZUR VE KALKINMA İÇERİSİNDE DEVAM EDECEKLER"

Bu kadar olağanüstülüğe rağmen bunlar yapılabildiyse bu olağanüstülüğün ortadan kalktığı bir dönemde barışın, huzurun olduğu, siyasal şiddetin olmadığı bir ortamda yatır ve hizmetlerin daha kolay yapılacağını vurgulayan Fidan, şöyle konuştu:

"Olacak ekonomik gelişmeyi düşünün. Yani inanılmaz bir potansiyel var. Coğrafyasıyla, iklimiyle insanıyla yani ortadaki heyecanla yani gerçekten çok müteşebbis, girişimci insanlarımız var. Ben sadece bölge insanının değil, hem Türkiye'nin diğer yerlerindeki yatırımcılarımızın hem de yurt dışından yatırımcılarımızın buraya çok ciddi ilgi döneceğini düşünüyorum.

İnşallah sadece Türkiye değil, Irak ve Suriye denklemini de istikrar içerisinde yürüttüğümüz zaman yani Suriye'de, huzur olduğu zaman Suriye'nin tamamını kastediyorum. Irak'ın tamamında huzur olduğu zaman, artık bölgedeki bütün halklar, devletler yollarına barış, huzur ve kalkınma içerisinde devam edecekler. Bizim, buna ihtiyacımız var."

"SİLVAN BARAJI TÜRKİYE'NİN GIDA GÜVENLİĞİNE DE İNANILMAZ KATKILAR SAĞLAYACAK"

Diyarbakır'da yapımı devam eden Silvan Barajı Projesi'nin önemine değinen Fidan, barajın faaliyete geçmesiyle Türkiye'nin gıda güvenliğine önemli katkılar sağlayacağını dile getirerek, şunları söyledi:

"Silvan Barajı'nın durumuyla da ilgili gerçekten çok umut verici bilgiler aldım. Burada barajımızın hani müştemilatıyla, çevre tünelleriyle beraber bitmesi, Dicle Barajı ve Kral Kızı barajlarının ilave tesislerinin bitmesiyle bakanımızın söylediği yaklaşık dört milyon dönüm bir ilave alanın yani sıfırdan sulanması değil de daha iyi sulanması ve ürünün iki, iki buçuk misli artması söz konusu olacak. 2029'dan itibaren de tarım merkezli olan ekonomik, kaç kat çıkacağını düşünüyoruz. Yani birkaç milyar dolarlık Bir ilave gelir olacak. Ama daha da önemlisi şimdi Rusya Ukrayna savaşına baktığınız zaman ortaya bir, Karadeniz'deki, deniz trafiğinin inkıtaa uğramasından dolayı kimsenin şu ana kadar farkına varmadığı bir şey çıktı.

Ukrayna'da ve Rusya'da üretilen buğday dünya marketlerine gidemiyor. İnanılmaz bir gıda fiyatlarında yükselme var. Sadece fiyat değil, bazı yerlerde olay gıda güvenliğini tehdit eder boyuta geldi. Biz Silvan Barajı'nın, Dicle Barajı'nın ve Kral Kızı Barajı'nın bütün bu müştemilatlarıyla beraber, ek tesisiyle beraber, tünelleri ve sulama tesisiyle beraber bittiği zaman yani Türkiye'nin gıda güvenliğine de inanılmaz katkılar sağlayacağını ve gıda güvenliği açısından Türkiye'yi çok üst noktaya taşıyacağını değerlendiriyoruz."

"ÖNÜMÜZDE ÇOK AMA ÇOK GÜZEL GÜNLER VAR"

"Diyarbakır'la ilgili, Türkiye'yle ilgili yapacaklarımızın daha çok başındayız" diyen Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, sözlerini şöyle tamamladı:

"Cumhurbaşkanımız inşallah başımızda olduğu sürece bu konudaki hizmetlerimiz aksamadan devam edecek. İnşallah  bu üzerimizde kara bulut gibi dolaşan bu terör meselesi ortadan kalkar. Bu proje gerçekten siyasal şiddetin gündemden çıktığı, artık her şeyin medeni bir şekilde anlaşarak, konuşarak halledildiği bir ortama da döndüğümüz andan itibaren şu andaki mevcut kalkınma durumunun ekonomik durumunu ben yani kat be kat, üstünde bir performans sergileyebileceğimizi, gerçekten, görüyorum. Önümüzde çok ama çok güzel günler var.

Buna yürekten inanıyorum. Bunu mümkün kılan bütün, kardeşlerime çok teşekkür ediyorum. Yani bölge halkının bu konuya sonuna kadar sahip çıkması, desteklemesi, aklı selimi ayakta tutması gerçekten önemliydi. Bu konuda ortaya koyduğunuz çaba her türlü takdirin üstünde."

Kaynak: ANKA

GÜNDEM 11 Eylül 2026 Cuma, 21:08

Benzer Haberler

Beşiktaş'ın iptal edilen golünde karar doğru mu?

Beşiktaş, Süper Lig'in 5. haftasında sahasında...

Beşiktaş'ta Italiano fırtınası: Bir ilki başardı

Vincenzo Italiano, Süper Lig'in son 25 sezonluk...

CHP'li Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü'nün AK Parti'ye geçeceği iddia edildi

CHP'li Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü'nün,...

Fatma Soydaş tahliye edildi!

"Dini değerleri aşağılama" suçlamasıyla...

ABD bütçesi ağustos ayında 167 milyar dolar açık verdi

ABD'de federal hükümetin bütçe açığı, ağustosta...

Atatürk büstüne balyozla zarar veren şüpheli tutuklandı

Kırıkkale'de Namık Kemal Ortaokulu'nun...