Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Şubat ayı değerlendirme toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Başka Gazete / Haber Merkezi
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Şubat ayı değerlendirme toplantısını sosyal destekler ve sağlık hizmetleri gündemiyle gündemiyle gerçekleştirdi.
🎥 CANLI | Başkanımız Mustafa Bozbey açıklamalarda bulunuyor https://t.co/pkfMXkyzwR
-- Bursa Büyükşehir Belediyesi (@bursabuyuksehir) March 1, 2026Başkan Bozbey'in konuşmasından satır başları şöyle:
"Bu savaşı asla kabul etmiyorum ve tarafların bir an önce bu savaşı durdurmalarını ve hiçbir insanın, hiçbir çocuğun, hiçbir kadının aramızdan ayrılmasına gönlümüz razı değil değerli arkadaşlar. Dün sabah uyandığımızda maalesef 56 ama bazılarına göre 130 civarında çocuğumuzun kaybını öğrenerek medyada rakamları duyduk. Bir çocuk dahi böylesi savaşlarda aramızdan ayrılması kabul edilebilir bir şey değil. O çocuğun yaşamı var. Bu çocuk belki gelecekte insanoğlunun mutlu, huzurlu yaşamasını sağlayacak projeler geliştirecek. Ne günahı var çocukların? Bunu kabul etmemiz mümkün değil. İnsana yapılan şiddeti de kınıyoruz, katliamları da kınıyoruz, insanlara yapılan her türlü olumsuz davranışın karşısındayız. İnşallah bu ramazan ayında özellikle İslam dünyasının hassas olduğu, manevi iklimin en dorukta olduğu böylesi bir ayda bu katliamların gündeme gelmesi çok acı bir tablo oluşturuyor. İnsanlık adına acı bir tablo ve bu savaşın bir an önce durdurulması gerekiyor. Savaşların durdurulması sadece buradaki İran, ABD ya da İsrail değil, birdenbire dünya bölgemiz itibarıyla baktığımızda ateş çemberine dönüyor gibi bir izlenim var. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Tekrar söylüyorum, bir an önce bu savaşın durdurulması ve insanların kendi ülkelerinde özgürce, mutlu, huzurlu yaşamasının sağlanması gerekiyor. Birleşmiş Milletler'in de sorumluluğu ve görevi budur diyorum.
RAMAZAN AYI
Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak insan öncelikli, eşitlik temelindeki anlayışımızla ramazan ayının Bursamızın her hanesinde huzurla yaşanması için kapsamlı bir süreci başardık ve yürüttük. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir kent; dayanışmayı büyüten, paylaşmayı çoğaltan ve kimseyi geride bırakmayan birlik ruhuyla hareket eden bir kenttir. Bu anlayışla geçen yıl olduğu gibi bu Ramazan'da da ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın yanında olmayı sürdürüyoruz, bırakmamaya çalışıyoruz. Ramazan ayını ülkemizde en güçlü ramazan iklimine, ruhuna uygun şekilde değerlendiren sanıyorum en önde gelen yerlerden bir tanesiyiz. Amacımız ne? Hiçbir sofranın eksik kalmamasını, ramazan bereketinin Bursamızın her köşesinde hissedilmesinin sağlaması.
17 ilçemizde her akşam bir ilçemizde olmak üzere, bir ilçemizin farklı mahallelerinde iftar programları yapıyoruz. Dört sabit noktamızda yine vatandaşlarımızla orada iftar programında bir araya geliyoruz. Üç kent lokantamızda da aynı şekilde yine vatandaşlarımızla bir araya geliyoruz. Yolda evine ulaşamayan, orucunu açmak isteyen vatandaşlarımızla 14 ayrı noktada yine bir araya geliyoruz, onların oruçlarını açma konusunda desteklerimizi sunuyoruz. Kent Meydanı'nda da ramazan ayı boyunca vatandaşlarımızla teravih sonrasında buluşmaya devam ediyoruz.
Ramazan'ın ilk on gününde yaklaşık 85.000 civarında vatandaşımızla iftarlarda buluşmuş olduk. Yine 45.000 civarında hemşehrimizle iftariyelik noktalarında buluştuk ve yine 220.000 civarında hemşehrimizle teravih sonrasında bu haftalarda onlarla buluşma imkânına sahip olduk. Böylece Ramazan'ın bereketini kentimizin 17 ilçesinin tamamına yayıyoruz.
Ramazan ayının sadece sofralarda değil, kültür ve paylaşım ortamlarında da yaşanmasının önemini bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Çünkü Ramazan'ı sadece iftar sofrasında ya da teravihte değil, kültürel anlamdaki içeriğiyle de yine 17 ilçemizin birçok yerinde, bölgesinde geleneksel olarak ramazan etkinliklerini sürdürüyoruz, sürdürmeye de devam edeceğiz.
SOSYAL DESTEKLER
Ramazan'da 450 gramlık pideyi 25 TL'ye vererek yine vatandaşlarımıza destek olmak maksatlı projeyi yaşama geçirdik. Tanıştığımız hakikaten bizim için çok kıymetli hemşerilerimiz çok kıymetli ve Ramazan'ın bereketine her saniye ulaşabilmesini sağlamak, ihtiyaç olan noktalarda Büyükşehir Belediyesi olarak bunların yanında olabilmek bizim en büyük arzumuz, isteğimiz. Onun için bizler, hemşerilerimizden ihtiyaçta olanların yanında olmaya devam edeceğiz.
Bunun yanında çölyak hastalarımız da var, onların da çeşitli sorunları var. Onlara da destek olmaya devam ediyoruz. Ramazan ayında da öncesinde de sonrasında da Bursa'da Ramazan'ın huzurla, dayanışma içerisinde ve kimsenin kendisini yalnız hissetmediği bir atmosferde yaşanması için tüm birimlerimiz ve tüm arkadaşlarımızlayız. 17 ilçemizin her noktasındayız.
Bugün Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığımız ve Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığımızın yürütmüş olduğu çalışmaları konuşmak için bir araya geldik. Bunlarla ilgili bugüne kadar tabii bahsetmedik ama bahsetmemenin gereğini de biliyoruz. Bu sefer fiziki olarak yapmış olduğumuz hizmetlerin haricinde aslında sosyal hizmetlerin ne kadar kıymetli olduğunu bilenlerdeniz. Yoksulluğun artması, ihtiyaç sahibi insanlarımızın sayısının artması hakikaten bizim daha fazla sosyal projeyi yaşama geçirme zorunluluğumuzun olduğunu gösteriyor.
Gerçekten hiçbir insanımız, hemşehrimiz sosyal desteğe ihtiyaç duymayacak duruma gelse. Bizim isteğimiz bu. Bu sayılardan mümkün mertebe kaçınmak istiyorum. Desteklerin artışı uzuyor demek ki kötüye gidiyoruz. Biz azaltmak istiyoruz ihtiyaç sahibi hemşehrimizin sayısını; aramak, bulmak ve onları o konuda destek olmak sorumluluğunu öne çıkarmamız lazım. Bizim anlayışımız bu, insani anlayışımız bu.
Kırsala destek üretimi artırmak için, sofraya gelen ürünlerin daha ucuza mal edilmesi için yapıyoruz bunları ama sosyal destekler farklı. Hakikaten 15 günde bir gittiğimiz mahallelerdeki o bireysel görüşmelerde bana o manzaraları söyleseniz, işitseniz oturup ağlarsınız. Öyle bir durumdayız. İşsizlik konusu inanılmaz boyutta. Bu konuda bizler hem belediye olarak dayanışmamızı büyütürken iki temel hassasiyet gösteriyoruz: Birincisi kimseyi geride bırakmak istemiyoruz. İkincisi ise yaptığımız her desteğin gerçek ihtiyaç sahibine ulaşması için arkadaşlarımız yoğun biçimde çaba gösteriyorlar.
Gerçek ihtiyaç sahipleri konusunda zaman zaman eleştiriler oluyor. Bir başkası destekten mahrum kaldığında diyorlar ki "O alıyor, biz niye alamıyoruz?" Fakat İçişleri Bakanlığının kurumsal kriterleri var. Biz bu kriterler çerçevesinde desteklerimizi sürdürdüğümüzü dün de söyledik, bugün de söylüyoruz, yarın da söyleyeceğiz. Biz adil ve eşit davranmak zorundayız. Bunu yapıyoruz, onun için çaba gösteriyoruz.
Biz doğruyu bulmak zorundayız, doğruyu yapmak zorundayız. Neticede bizim verdiğimiz destekler benim kişisel param değil. 3.300.000 civarındaki Bursalı'nın parasını yine onlara gönderiyoruz, oradan destekleri sağlıyoruz. Onun için böyle bilinmesini arzu ediyoruz.
KADINLAR VE ÇOCUKLAR İÇİN DESTEKLER
Kadın hizmetleri, kadın sığınma evleri çalışmalarımız devam ediyor. Şiddete maruz kalan, barınma ihtiyacı duyan kadınlar ve çocukların güvenli olacakları desteklerimizi sunarak yaşam alanları oluşturuyor, kadın konukevleri hizmetlerini yerine getirmeye çalışıyoruz. Kadının güçlenmesi, psikososyal destekler ve toplumsal cinsiyet odaklı çalışmalarımızı yoğun biçimde sürdürüyoruz.
Bir konu vardı, 65.000 civarında kadına erişim sağladık. 8 Mart kapsamında düzenlediğimiz farkındalık etkinlikleri çok önemli. 8 Mart'la ilgili bir çekim vardı, orada da ifade ettim; kadınların çalışma yaşı içerisinde erkeklerle aynı seviyeye gelmesini sağlamayı öngörüyoruz. Yani erkek nüfus yüzde 50, kadın nüfus yüzde 50; çalışan dağılımında da bu oranları değerlendirmeliyiz. İş yaşamında yine kadınların önde olmasını arzu ediyoruz. Daha önce açıklamıştık, çok önemli; kadınların kentteki hizmetlere güvenli bir şekilde erişimini sağlamak amacıyla bir projemiz ödül aldı, 2025 yılında teşekkür ederim. Bu tabii ki Bursamızın başarısı.
Tematik günlerde ilçelerimizde yürüttüğümüz kadın atölye, eğitim ve kültür gezileri çalışmalarıyla hakikaten binlerce kadına ulaşma imkânı bulduk. Çünkü kadını yaşamın içerisine katmak zorundayız. Bu faaliyetleri yürütüyoruz. Kadın danışma merkezlerinde hem danışmanlık hem yönlendirme hizmetlerini gizlilik esası üzerinden yapıyoruz, bunu belirtmek istiyorum.
Diğer taraftan yine kadınlarla ilgili destek paketlerimiz olsun, diğer desteklerimiz de sürdürülüyor. Örneğin "Hoş Geldin Bebek" kampanyası devam ediyor. Erişmeye çalışıyoruz, 2025'in içerisinde on bin civarında yeni doğana ulaştık. Onlar da belki gelecekte kentimizin önemli isimleri olacaklardır inşallah. Biz de umutla katkı sunmak üzere projelere devam ediyoruz.
Diğer taraftan çocuklarımızın gelişimini inceleyen çalışmalarımız kapsamında yine on binlerce çocuğa 2025 yılında ulaşma imkânımız oldu. Bunlar; Çocuk Dostu Metro uygulaması, metro istasyonunda çocuk hakları günü etkinlikleri, 23 Nisan şenlikleri. Hep birlikte başarıyla çocuklarımızın gelişim sürecine aktif biçimde katıldığı, çocuk ve ebeveynlerin birlikte olduğu çok sayıda atölyeyi yeni oluşturduk, yaşama geçirdik. Osmangazi, Mudanya, Yıldırım, Nilüfer'de psikolojik danışmanlık ve diyetisyen hizmetlerimizden yaklaşık 10.000'in üzerinde hemşehrimiz faydalandı.
2026 yılında bu hizmetlerle ilgili hedeflerimizi büyüttük. Hem toplumsal cinsiyet eğitimlerini artıracağız hem yaygınlaştıracağız. Kadınların şiddetle mücadele kapasitesini güçlendirmeyi hedefliyoruz. Baba destek programlarını büyütüyoruz. Hak temelli atölye ve farkındalık çalışmalarını artırıyoruz. Kadın dayanışma merkezlerimizin de yaygınlaşmasını istiyoruz. Kadın kulübü mobil uygulamasıyla ped otomatı ve dijital hijyen ürünleri erişimini artırarak onların hem iş yaşamında hem de yaşam alanlarımızda daha güçlü olmasını sağlamaya devam ediyoruz.
ENGELLİLERLE İLGİLİ DESTEKLER
Engelli desteklerimizi devam ettiriyoruz. Özel gereksinimli bireylerimizin kent yaşamında hem mimari olarak hem de diğer alanlardaki erişimlerinin kısıtlı olduğunu biliyoruz. Bu anlamda parklarımız dahi artık genç arkadaşlarımıza söyledim; önceki ifadelerden itibaren engelli-engelsiz parkı olmaz. Engelli-engelsizliği tarif etmek doğru olmaz. Her ikisinin de oradan faydalanabilecek şekilde mimari çözümlerin uygulanması önemlidir. Tüm projelerimizde bunları öncelikli hale getirdiğimizi belirtmek istiyorum.
Özel gereksinimli bireylerimize evlilik desteklerimizi de aralıksız sürdürüyoruz. Gereksinimlerini bizden talep ediyorlar, bunları yerine getiriyoruz, getirmeye devam edeceğiz. Kent içi ulaşımda da özellikle donanımlı araçlarımız faaliyette. Bu araçlarla birlikte onları bir yerden bir yere ulaştırıp erişebilmelerini sağlıyoruz. Onların yanında devlet kurumlarının ve STK'ların da olabileceğini, altını çizmeye çalışıyoruz ki onlara güç verelim, kuvvet verelim istiyoruz.
Engelli velilerimiz başta olmak üzere yaşlılar, hamileler ve küçük çocuklarımız için kenti daha erişilebilir hale getirmek için çalışmaları artırarak sürdürüyoruz. Binalardan açık alanlara, ulaşımdan kamusal mekânlara kadar pek çok alanda dönüşüm adımları atıyoruz. Erişilebilirlik pozisyonumuz var biliyorsunuz ve ilgili birimlerle birlikte koordineli bir şekilde çalışıyorlar. Hizmet tesislerimizde, binalarımızda, taşıma araçlarımızda erişilebilirlik standartlarını hayata geçiriyoruz ve bu çalışmalarımızı erişilebilirlik belgesiyle de tescillendiriyoruz.
Yine engellilerle ilgili yapmış olduğumuz farklı bir çalışmada araç bakım ve tamirat atölyesi var. Nilüfer'de sanırım Türkiye'de ilk başlatan bizdik. Özellikle akülü araçların tamiri, bakımı ve akü değişimi tarafımızdan sağlanıyor. Araçlar neredeyse evlerinden alınıyor, tamir edildikten sonra teslim ediliyor. Çünkü önemsiyoruz; o insanların yanında olmak, onların yaşamını kolaylaştırıyor ve bir yerden diğerine erişimini sağlıyor. Akü şarj istasyonları ile ilgili de sayıyı artırarak devam ediyoruz. Eğitim ve spor çalışmalarımızı da artırarak büyütüyoruz. "Engel Yok" çerçevesinde düzenlenen spor derslerimizi onlarla paylaşıyoruz, birçok branşta engelli hemşehrilerimizle birlikte oluyoruz.
Öğrencilerimizle ilgili, YKS öğrencilerimizle ilgili kurslar var. Öğrencilerimizle konuştuğumuzda motivasyonlarının çok iyi olduğunu, başarı grafiklerinin de yüksek olduğunu görüyoruz. On binlerce insanımıza destek verdiğimizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Bizim hedefimiz ihtiyaç duyan hemşehri sayısını azaltmak; keşke hiç kimse desteğe ihtiyaç duymasa, hedefimiz bu. Emeklilerimizin durumu malum, bayramlarda desteklerimizi sürdürdük, yine bu bayramda da destek vereceğiz.
10.000 civarında öğrencimize eğitim desteği yapıyoruz. Bunun 8.000'i üniversite öğrencilerimizdir. Diğer taraftan üniversite öğrencilerine "Anne Çorbası" adıyla çorba ikramımız devam ediyor. Sadece yılbaşından bugüne yaklaşık 32.000'e yakın çorba dağıtımını üniversitelerimizde gerçekleştirmiş olduk.
Anne Kart uygulaması başladı, devam ediyor. Başvuran annelerimize bu uygulamayla 0-4 yaş arasındaki çocuğu olan annelere ücretsiz ulaşım imkânı sağlanmış oluyor. Tabii ki kandillerde, aşure günlerinde hemşehrilerimizle yine bir arada bulunuyoruz; dini günlerde, kandil günlerinde birlikte oluyoruz.
"Pastam Glütensiz Olsun" projemizle özellikle çölyak hastası hemşehrilerimize pasta ikramımız oluyor, onların en mutlu günlerini paylaşıyoruz. Engelsiz İstihdam projemiz var. Bu kapsamda arkadaşlarımız ulusal örnekleri yerinde inceleyerek süreci profesyonelce yürütmek üzere destekli istihdam modellerini nasıl yapacağımızı ortaya koyuyorlar. Yakın süre içerisinde belki küçük bir fabrika deneyimini birlikte paylaşacağız.
SAĞLIK İŞLERİNDEKİ ÇALIŞMALAR
Diğer taraftan engelli haritası, Bursa Engelli Haritası oluşturulmuş durumda. Yeni projeler kapsamında Gülümseyen Bahçelerimiz erişilebilir sosyal ve etkinlik alanlarına dönüştürülecek ve engelsiz pazar stantlarını da burada aynı şekilde oluşturmayı hedefledik. Yakın zaman içerisinde bunlarla ilgili çalışmalarımızı da paylaşacağız.
Sosyal destekler konusunda el atılmamış kesimler de dâhil olmak üzere Bursa Büyükşehir Belediyesi her alanda sosyal desteklerini gerçekleştiriyor ve bütçesi içerisindeki payı da artırarak devam edecek.
Sağlık İşleri Daire Başkanlığımızın sağlık konusunda da çalışmalarımız var. Sorumluluğumuz olmamasına rağmen bir boşluk ve ihtiyaç gördüğümüz için sağlık alanında farklı projeler ortaya koyup vatandaşlarımızın hizmetine sunuyoruz ve onların mutlu olmasını sağlıyoruz. Bu anlamda hem danışman hocama hem de Sağlık İşleri ekibimize teşekkür ediyorum. Gerçekten çok güzel projeler var. Çünkü sosyal desteklerle sağlığı bütüncül bir yaklaşımla ele aldığımızı ifade etmek yanlış olmaz. Sağlık konusunun bebeklikten başlayan, doğumdan hatta gebelikten başlayan bir süreç olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Bizim yönetim anlayışımızda sağlık yalnızca hastane duvarları arasında değerlendirilemez, değerlendirilmemelidir. Sağlık, insanların doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı ve yaşlandığı tüm yaşam alanlarıyla doğrudan ilişkilidir. Bu nedenle biz sağlığı temel bir insan hakkı olarak görüyor, hizmetlerimizi koruyucu sağlık yaklaşımıyla sürdürüyoruz. Yani hastalık öncesi önlem esasına dayalı bir anlayışla hareket ediyoruz. Sağlığın çevreyle bağlantısı var, sosyal desteklerle ve sosyal projelerle bağlantısı var. Sağlığın çok geniş bir yelpazede değerlendirilmesi mümkün.
Bu vizyonumuz doğrultusunda Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak önemli bir başarıya imza attığımızı sizlerle paylaşmak istiyorum. 17 Kasım 2025 tarihinde "Sağlığı Geliştiren Belediye" unvanımızı üç yıl süreyle yenilemiş olduk. Elde ettiğimiz bu başarı, sunduğumuz hizmetlerin uluslararası standartlarda olduğunu tescilleyen somut bir göstergedir. Aynı yıl, 2025'te, 26 ülkeden beş yüzü aşkın uzmanın katılımıyla Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Sağlıklı Şehirler Ağı toplantısına Bursa olarak ev sahipliği yaptık ve "Bursa Taahhüdü"nü dünya sağlık literatürüne kazandırmış olduk. Böylece Bursa, sağlıklı kentler vizyonunda küresel ölçekte söz sahibi olan bir kent haline geldi.
Bursa Taahhüdü; insan, mekân, katılım, refah, barış, gezegen ve hazırlık olmak üzere yedi temel ilke üzerine kuruludur ve Dünya Sağlık Örgütü'nün 2030 yılına kadar uzanan yol haritasına yön veren önemli bir belgedir. Önümüzdeki beş yıl boyunca, 2030 yılı dâhil olmak üzere, Dünya Sağlık Örgütü'nün toplanacağı her toplantıda Bursa Taahhüdü referans olarak alınacaktır. Bu program Bursa'nın dünyanın birçok noktasında duyulmasını sağlayacak ve Dünya Sağlık Örgütü literatürüne girmiş olacaktır.
Tabii bu kadar dışarıda güçlü bir süreci yönetirken kendi personelimizi de ihmal etmiyoruz. Çünkü inancımız şudur: Kendi çalışanını koruyamayan bir kurum kendini koruyamaz. Bu nedenle 2025 yılında iş sağlığı ve güvenliği alanında adeta bir seferberlik başlattık. Çalışma arkadaşlarımıza binlerce saat iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verdik. Çok sayıda personelimiz sağlık taramasından geçirildi ve sonuçları kendilerine iletildi. Düzenli olarak gözetim faaliyetleri ve İSG kurulları toplantıları yaparak süreci daha etkin biçimde takip ettik.
Ayrıca geniş katılımlı bir organizasyonla Güvenli Kent Bursa çalışmasını hayata geçirdik. Bu çalışmayı 2026 yılında Marmara ölçeğine taşıyarak daha geniş bir iş birliği zemini oluşturmayı hedefliyoruz. Düzenlemiş olduğumuz kamusal alanlarda İSG panelini de bu yıl 7 Mayıs'ta Bursa'da gerçekleştireceğimizi belirtmek istiyorum.
Bunların yanında koruyucu sağlık hizmetlerinde de sorumluluğumuz olmamasına rağmen yoğun faaliyetler yürütüyoruz. Bu kapsamda binlerce hemşehrimize hem doktor muayenesi hem hemşirelik hem de laboratuvar hizmeti sunuyoruz. İlk Yardım Eğitim Merkezimizde temel ilk yardım eğitimleri, güncelleme programları ve bilgilendirme seminerleri düzenleyerek çok sayıda vatandaşımıza ulaştık.
Anne adaylarına yönelik gebe eğitimi ve emzirme danışmanlığı hizmetleriyle sağlıklı bir başlangıç sürecini desteklemiş olduk. Bu konuda Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Göznuru Koruma Vakfı ile önemli iş birlikleri yürüttüğümüzü de belirtmek istiyorum. Göznuru Vakfı ile ilgili projemizde çocuklarımızın göz muayenelerinin yapılmasını önemsiyoruz. Özellikle çocuklarımızın gözlerinde bir kusur olup olmadığının erken dönemde tespit edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu projeyi de önemsediğimizi ifade etmek istiyorum.
PSİKOLOJİK DESTEK
Toplamda 5.000 psikolojik destek, ayrıca 53.000 kişisel bakım desteği ve 3.500 ev temizliğini de yine arkadaşlarımız en nitelikli şekilde gerçekleştirdiler ve sundular. Sadece tıbbi destek sunmadık; bunun yanında "Evimi temizleyecek gücüm yok, kimsem yok." diyen hemşerilerimizin yanında olduk, yanında olmaya da devam ediyoruz.
Aynı şekilde hemşehrilerimizin sağlık hizmetine erişimini kolaylaştırmak maksadıyla da 40.000 şehir içi ve yüzlerce şehir dışı hasta naklini de 2025 süreci içerisinde gerçekleştirmiş olduk. Hiçbir hastamızı yolda bırakmadık. Erişimi güçlendirmek amacıyla da filomuza yeni liftli araçlar ekleyerek daha fazla insanımıza, hemşehrimize ulaşım imkânı sağlıyoruz.
Tüm bu çalışmaların ardından vatandaşlarımızla bunlarla ilgili bir memnuniyet sorgulaması yaptık. Aldığımız cevaplar hakikaten bizlerin ne kadar doğru bir iş yaptığımızı ortaya koyuyor. Yüzde 98'in üzerinde bir memnuniyet oranı gördük. Müthiş bir rakam, gerçekten müthiş bir rakam. Arkadaşlarımın her birine teşekkür ediyorum.
Bunun yanında hastalık ortaya çıktıktan sonra müdahale etmek değil, hastalık oluşmadan önlem almanın da bizler tarafından bir anlayış olarak ortaya konduğu bir süreci yaşıyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirmiş olduğumuz sağlık otobüsü ile en uzak mahallelere ulaştık. Gezici hizmetlerimizle 25.000'e yakın hemşehrimize yerinde sağlık hizmeti vererek sağlık taraması yaptık ve bilgilendirme hizmeti sunduk. 2026 yılı içinde filomuza bir sağlık otobüsü daha ekleyerek ulaştığımız hemşehri sayısını iki katına çıkarmayı hedefliyoruz.
Ayrıca biraz sonra açılışını yapacağız ama görmenizi isterim; Gemlik Termal Tesislerimizde bulunan Fiziksel Aktivite ve Sağlık Danışmanlığı Merkezi ile bölgemizde hizmet sunuyoruz. Gerçekten ücretsiz hizmet sunuyoruz, altını çizerek söylüyorum, ücretsiz hizmet sunuyoruz. Oradaki memnuniyet oranı neredeyse yüzde 100. Bu anlamda arkadaşlarımız orada farklı bir proje ortaya koydular. Evet, kentin merkezinde de böyle bir projeyi hayal ediyoruz ama orada yerimiz vardı, orada başladık. İlerleyen süreçte kentin merkezine doğru da kaydırmayı hedefleyeceğiz. Amacımız yaşamın her evresinde hemşerilerimizin yanında olmak.
BAĞIMLILIKLA MÜCADELE
Diğer taraftan koruyucu ve önleyici sağlık yaklaşımımızın önemli başlıklarından biri de elbette bağımlılık. Bağımlılık hakikaten ülkemizin en önemli sorunlarından biri. Özellikle madde bağımlılığı, dijital oyun bağımlılığı ya da dijital bağımlılık gibi farklı bağımlılıklar var. Bu nedenle bunları önemsiyoruz. Bu kapsamda binlerce hemşehrimize bireysel danışmanlık hizmeti sunduk, ihtiyaç duyan vatandaşlarımızın tedaviye erişimlerine destek verdik. Özellikle madde bağımlılığıyla ilgili hekimlerin ilettiği konu şu: Kişinin istemesi hâlinde başarı oranı yüksek. Bağımlılıkta böyle bir sorun var. Hedefimiz bağımlılık oluşmadan önce toplumsal farkındalığı güçlendirmek ve hemşerilerimizin sağlıklı yaşamla bağını kuvvetlendirmek.
Diğer taraftan cenaze hizmetlerini de etkin biçimde sürdüren bir kurumuz. Doğuda ve batıda olmak üzere iki ayrı noktada gasilhane projemiz var. Bu yıl doğudaki gasilhane projemizi gerçekleştireceğiz. Özellikle Yıldırım, Gürsu ve Kestel ilçelerimizin doğudaki yapacağımız yerden hizmet almasını hedefliyoruz. Parantez içinde söylemek istiyorum; daha önce yapılmış bir gasilhane vardı ancak orman alanında kaldığı için, gerekli protokol yapılmadan inşa edildiğinden Orman Bölge Müdürlüğü'ne bırakılmış durumda. Dava süreçleri devam ediyor ancak neticede orman sınırları içinde kaldığı için şu an Orman Bölge Müdürlüğü'nde.
Yeni bir gasilhane yaparak doğudaki hizmetimizi güçlendirme ve oradaki insanlara yakın bölgesinde hizmet vermeyi hedefliyoruz. Diğer taraftan cenaze nakil işlemleriyle ilgili de inanılmaz destek veriyoruz. Araçlarımızla birlikte şehir içinde yaklaşık 10.000 civarında, ama şehir dışında da yaklaşık 2.000'in üzerinde; yine havayolu ya da kendi araçlarımızla da cenaze hizmetlerinden, cenaze nakil hizmetlerinde destek vermiş oluyoruz. Tabi bu arada bunları yaparken o gün gençlerimizi de unutmuyoruz.
Gençlerimizi önceleyen çalışmalarımızı da kararlılıkla sürdürmeye çalışıyoruz. Özellikle Kaplıkaya Huzurevi'nde konaklayan büyüklerimizin %30'u ücretsiz olarak oradan faydalanıyor. Tabii bu oran aslında Türkiye'nin en büyük oranı, bunu söyleyeyim. 2025 yılı boyunca 3.000'in üzerinde sosyal ve kültürel aktivite düzenlendi. Gençlerimizle ilgili amacımız, büyüklerimizin yaşamı içinde onların da yaşamın içinde üretken, sağlıklı, mutlu ve geleceğe güvenle bakabilmelerini sağlamaktır; çünkü önemli ve içinde gerçekten çok üretken insanlar da var. Şiir yazanlar, resim yapanlar, yani o tür el becerileri olanlar gerçekten çok güzel. İnsanlarla da bu arada bu çalışmaları yaparken onların da o yetenekleri ortaya çıkarılmış oluyor. Yeni projelerimiz var ama bir kısmını bahsedeceğim sadece: Merinos'la yakın zaman içerisinde ve o gün gençlik merkezimizi açıyoruz. Burada hem spor hem sanat atölyeleri olacak; aynı zamanda Merinos Emekleri'nin de ikinci bahçesi, o bölgedeki insanların da ikinci bahçesini yaşayacakları mutlu bir buluşma noktası olacak. Yeni huzurevimizde sorunlar vardı, giderildi; bu sene evimizi yapmaya başlıyoruz.
Diğer taraftan sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerimize yönelik de bir proje başlatıyoruz. O da şeker sensörü desteği projesi. Bunu önemsiyoruz; niye? Gerçekten gençlerimizin parmaklarının delinmesini asla arzu etmiyoruz ve onların canının yanması bizlerin de canının yanması demektir.
Bu anlamda onların yanında olmak maksatlı böyle bir projeyi başlatacağımızı müjdelemek istiyorum sizlere. Bursa Belediyesi olarak 2025 yılında sağlık alanında 230.000'den fazla operasyonel işlemi gerçekleştiren bir kurum olduk ve çok önemli bir performans da ortaya koymuş olduk. Ancak bizim için asıl başarı, raporlardaki sayılar değil; evine gittiğimiz büyüğümüzün hayır duası, hayata yeniden tutunan gencimizin yüzündeki gülümsemedir. Bu anlayışla 2026 yılında da daha sağlıklı, daha dirençli ve daha mutlu bir Bursa için var gücümüzle gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz arkadaşlar.
Yani sağlığı önemsiyoruz, toplumun sağlığını önemsiyoruz. Biraz önce söyledim: Gebelikten başlayan ve vefata kadar giden süreçte Bursa Büyükşehir Belediyesi, hemşerilerimizin hizmetinde kendi kapsamı içerisinde ürettiği projelerle onları mutlu, sağlıklı bir gelecek sunan, güvenceli bir yaşam sürecini takip ediyor ve yönetiyor. Bu anlamda da tekrar arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.
BUSKİ
BuSKİ Genel Müdürlüğü'nün şubat ayı sonu itibarıyla oluşacak tabloyu sizlerle paylaşacağım: su sayacı endeks ve kademe dağılımı. 2026'da bakarsanız, su sayacı okuma ile ilgili birinci kademe, yani 0-12 metreküp arasında, yaklaşık %86; 1.500.000 civarındaki mevcut sayaçtan bahsediyorum, %86'sı birinci kademede. İkinci kademede %10,5, üçüncü kademede ise %3,6.
Bu kadar fazla tartışıldığı, trollerin bizi eleştirdiği bir durum aslında. Peki burada nedir? Birinci kademede olan hemşerilerimiz diyelim ki 3 metreküp kullanıyor ya da sadece ayda 1 metreküp kullanıyor; oraya gelen, ilçenin katı atık bedelidir. Esas faturaların artışının sebebi ilçenin katı atık bedelidir. Su ve su istif bedelini de söyleyeyim: 52 TL birinci kademe, yanlış hatırlamıyorsam; ikinci kademe 100 TL, üçüncü kademe 150 TL.
Şehir merkezindeyse hemşerimiz için ilçenin katı atık bedeli yaklaşık 200 TL geliyor; toplamda yaklaşık 305 TL oluyor. Sonra diyorlar ki "Vatandaşa bu kadar mı geliyor? Bizden kaynaklı değil." Evet, Buski'nin aldığı 52 TL; 2 metreküp kullandıysa 100 TL ya da 105 TL... Atık bedelini hatırlayın; ilçe belediyelerinin tamamı katı atık bedelli hizmet veriyor. O fiyata evet dediler, ben o fiyata razı değilim; aylarca süren toplantılar sonucunda 40 TL dedik, hadi makul bir şey olsun. Olursa 52 TL'de 104 TL olurdu, 40 TL olsaydı 150 TL de 155 TL olacaktı. Hakikaten normal. Ama şimdi hemşerim diyor ki üç kat; doğru söylüyor. Sebebi ne? İlçe belediye başkanları sorumlu; onların talebi üzerine gelen bir şey.
Gerçek arkadaşlar, burada rakamlar ortada. Bu konunun troller tarafından abartılarak kamuoyunu manipüle etmesi doğru değil. Bizim derdimiz doğruları savunmak. Birazdan Buski'nin neler yaptığını da çok kısa anlatacağım.
Bursa'ya tekrar söylüyorum: Bursa artık "Suşehri" değil. Herkesin bilmesi lazım. Bakmayın şu anda yağmurlar yağıyor; seviniyoruz, mutlu oluyoruz. Oranı göstereceğim: iki sene önceki, geçen seneki ve bugünkü durumları, değerli arkadaşlar.
Günlük kullanım 530.000'den 430.000'e kadar düştü; bugün itibarıyla biraz artış var, 440.000. Geçen sene hemşerilerimizden "tasarruf edin" dediğimizde gerçekten tasarruf ettiler. Yürekten teşekkür ederim Bursalılar; 100.000'e yakın tasarruf etmiş oldular. Demek ki israfı önlediler.
440.000 metreküpün %60'ını barajlarımızdan elde ediyoruz; %40'ını da alternatif su kaynakları, yani derin su kuyuları ve pınar kaynaklarından elde ediyoruz. Şu an itibarıyla derin su kaynaklarını durdurduk; tamamını barajlarımızdan elde etmeye çalışıyoruz. Pınar kaynaklarından çok az kullanıyoruz.
Dün itibarıyla rakamlar şöyle: Doğancı Barajı %56, Nilüfer Barajı %78,52, ortalama %67,30. Çınarcık %79,23. Çınarcık'tan HES olduğu için suyu alıyorlar ama yine de veriyorlar.
Dün itibarıyla söylüyorum, ortalama doluluk oranı %67,3 görüyoruz; ama o dönemde %90,2, 2025'te geçen sene %35, aynı gündü, aynı 28 Şubat'ta; bu sene %66. Bakın, bir önceki 2024'ün %30 daha altındayız arkadaşlar. Onun için tasarrufa devam, israfı önleyeceğiz; israfı önlememiz lazım, suyu israf etmeyeceğiz, su çok kıymetli. 2024'ün halen daha %30 altındayız ve geçtiğimiz yıl, yani Aralık 2025'te, bilim insanları şunu söylediler: 2026 yılı, 2025 yılından daha sıcak geçecek dediler. Bu demektir ki buharlaşma da çok fazla olacak.
Onun için biz, geldiğimiz günden beri Çınarcık suyunun, Çınarcık Barajı suyunun Bursalılarla buluşması noktasında inanılmaz mücadele ediyoruz. Geçen yıl 1 Eylül'de 100.000 metreküp civarındaki suyu oradan almayı başardık. Bypass, şimdi arıtma tesisi yakın zamanda bitiriyoruz, başlayacağız; yakın zaman içerisinde Mayıs'ta, ihalesi bitiyor ama Mayıs'tan önce Bursalılara müjde vereceğiz inşallah, bir aksilik olmayacak. Yani yoğun bir hava gösteriyoruz ama buna rağmen, yine Bursa ileriki yıllara, yani on yıl sonrasına, 15 yıl sonrası, 20 yıl sonrası için daha farklı projeleri yaşama geçirmek zorunda. DS ile beraber DSİ'nin burada öncü olması lazım.
Onun için bizler suyun kıymetini gerçekten bilmemiz gerekiyor. Bir taraftan derin su kuyularını kapattığımız için enerji tasarrufu elde ediyoruz. Bakın, yani BUSKİ'nin ortalama aylık elektrik ödemesi 110 milyon TL civarında; yanlış hatırlamıyorsam yüzün üzerinde mi, 110'a yakındı. 110 TL civarında elektrik ödemesi var, elektrik sarfiyatı var arkadaşlar. Çınarcık kapasiteli arıtma tesisini yakın zaman içerisinde açtığımızda nefes alacağız ama on sene, 15 sene sonrası için değil. Bakın, tekrar söylüyorum, onun için suyu yine israf etmeden kullanacağız; israftan uzak duracağız, israftan uzak duracağız.
Önümüzdeki yıl da aynı şekilde projelerimize devam ediyoruz. Bakın, bu BUSKİ bugün itibarıyla 17 ilçede, şu anda 17 ilçede 52 noktada çalışma yapılır; inanılmaz bir çalışma yapıyor. Diğer taraftan projeler geliştiriyoruz, araç yükseltiyoruz; yıllardır alınmamış, ihtiyaç olan araçlar hem ulaşımında hem BUSKİ'ye; toplam 29 araç aldık ve yine ilave olarak almaya devam edeceğiz. İhtiyacımız var çünkü.
TİRİLYE'YE DEV YATIRIM
Tirilye'nin içme suyu hatlarını değiştireceğiz; kanalizasyon da orada var, onu da çözeceğiz. Arıtma tesisini yapacağız; arıtma tesisi yok, bakın, arıtma tesisini yapacağız.
Aynı zamanda orada "grisu" dediğimiz bir sistemi de vurgulamak istiyoruz. Yani orada alacağız, bir sistemden geçirerek arıtacağız ve yine evlere, klozetlerde kullanmak üzere ya da bahçelerde kullanmak üzere vereceğiz. Böyle bir sistemin yanında önemsediğimiz bir şey: Orası küçük bir alan olduğu için denizden arıtma sistemini oluşturacağız. Hedefimiz, arıtılmış suyun kalitesi nedir, maliyeti nedir, çıkacak tuzun çevreye etkisini nasıl azaltabiliriz; belki onlarla ilgili bir deney oluşturacak. Bu konuya da başlayacağız ve Trilye'de deneyeceğiz. Bununla ilgili bir projemiz var.
ÖZLÜCE
52 noktada hizmet üretiyoruz, BUSKİ olarak şu an itibarıyla dahil olmak üzere 17 ilçede çalışıyoruz. Fakat beni üzen bir konu, beni dertlendiren bir konu: maalesef ki Özlüce'nin arıtmasının Ayvalıdere'ye akmış olması. Yıllarca ben 20 sene yöneticilik yaptım, Nilüfer'de beş yıl... Geçen sene Ekim ayında, Ekim'in 25'i idi, arkadaşların telefonla, hiç unutmuyorum, Ekim'in 25'i aklımda kalmış, dediler "kötü bir haberim var" diye; bu haberi verdiler bana: Özlüce'nin meğer kanalizasyonu bizim Ayvalıdere'ye akıyormuş. Öyle üzüldüm, öyle üzüldüm.
BUSKİ'nin hali bu arkadaşlar; BUSKİ'nin bugüne kadar, son 20 yılda yapmış olduğu hizmetlere bakın, parça parça toplamaya çalışıyoruz. Özlüce'de olan arıtma tesisi, Özlüce'nin kanalizasyonu, Özlüce'de olan arıtma tesisi var. Dedemin de rahmetli, dedemin topraklarımız orada kamulaştırıldı zamanında arıtma tesisiyle ilgili. Arada 300 metre yok, değerli arkadaşlar. Şu anda çalışmaya başlıyor; arkadaşlarımız çalışmaya başlayacak, yazık değil mi? Köylerimizin, merkezdeki mahallelerimizden hatta Görükle'den halen daha akıyor dereler, akıyorlar, konuşuyorlar; ama bunların her birini çözecek bilgi birikimimiz var. Çözecek; yine mali yönden hem tasarruf yapıyoruz, elde ediyoruz ve önemli gelir elde ediyoruz. Aynı zamanda ihalelerle, açık ihalelerle de bu işi daha fazla, hizmeti daha fazla, işi yapmış oluruz. Çok net ve bunu da titizlikle takip ediyoruz.
"BELEDİYENİN SGK VE VERGİ BORCU BİTTİ"
Bugüne kadar, bakın, şu an itibarıyla belediyenin BİNTED'i de çözdüler, herhalde öyle biliyorum. SGK ve vergi borçları bitmiştir arkadaşlar, şirketler dahil olmak üzere söylüyorum, demek ki yapılabiliyor. Ama bunun yanında bir o kadar da hizmet ürettik, borcumuzu azalttık ve hizmet üretmeye devam ediyoruz. Fakat bunun yanında kurumlarca yine maalesef engelleniyor muyuz?
"VAKIFLAR EL KOYDU"
Kurumlarca engelleniyoruz, onlarında başında vakıflar geliyor. Gün geçmiyor ki böyle bir şeyle karşılaşmayalım. En sonda, geçtiğimiz ayda Mevlevihane'ye aldılar yani ne diyim, arkadaşlar, bilmiyorum. Yani oldu 19, yani 16'ydı, bak ben size söyleyeceğim: işte aldılar, Bursa Mevlevihanesi, biliyorsunuz BUSKİ'ye ait.
Hakikaten BUSKİ'de, on yıldır Bursa Büyükşehir Belediyesi'ne tahsis edilmiş ve 11 Şubat'ta vakıflar buraya el koydu. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 30. maddesi uyduruyorlar, yani gerekçe yok da uydurma var; öyle diyelim, uydurma var. Şimdi, tapunun tescili 1936'da, arkadaşlar, vakıflar adına yapılmış. 1954 yılında vakıf idaresi, bakın bunu yazın lütfen, 1954 yılında vakıf idaresi tüm hak ve hisselerini belediyemize satmış; belgeleri var. Bu taşınmaz, 72 yıl boyunca belediyemiz mülkiyetinde kalmış; tüm restorasyon, bakım ve işletme giderleri belediyemizce karşılanmış ve belediyemizin de değerlendirmesi var. Yapı, ticari değil kültürel amaçlı kullanılıyor; kamu yararı gözetilerek korunmuş ve yaşatılan bir yapı. Mülkiyet devrine karşı geri alma davası hazırlığını yapıyoruz; şu anda hazırlık aşamasındayız.
Yani Bursa Mevlevihanesi'ni yaşayan bir kültür merkezi haline getirmiş olmamıza rağmen, orada sema mukabeleleri, tasavvufi programlar, akademik söyleşiler, Osmanlı Türkçesi ve Farsça eğitimleri, kent sohbetleri ve tematik kültür etkinlikleri ile mevlevihaneyi toplumla buluşturan, toplumun buluştuğu bir alanı, vakıflar geldi, el koydu. Yani ve bu Mevlevihanemize 2024 yılında 74.000 civarında, 2025 yılında 123.000 ziyaretçi geldi; 2025 yılında 123.686 ziyaretçi geldi. Daha aylık süreçte de 9.368 ziyaretçi Ocak ayı itibarıyla bir ayda ziyaret etti, değerli arkadaşlar. Bu tablo, Bursa Mevlevihanesi'nin yalnızca geçmişi koruyan değil, kültürel mirası yaşayan ve yaşatan güçlü bir kamusal değer haline geldiğinin en somut örneğidir.
Eşkişehir Han. Tapusu BURFAŞ'a ait. Kayhan Mahallesinde yine Cumhuriyet döneminde Taviz bedeli ödenerek, vakıf ilişkisi sonlandırılmış; belediyemiz döneminde yapılan çalışmalar için de güncel 82.240.000 TL harcama yapılmış. Tarihi Davutpaşa Hamamı'nın kamulaştırılması sürecinde mahkeme işlemin vakıflar eliyle yapılabileceğini hükmetmiş; ancak bugüne kadar vakıflar kamulaştırmayı yapmamıştır. Bu nedenle bölgenin tarihi dokusunda istenen iyileştirme de sağlanamamıştır; bununla ilgili sıkıntımız var. Yani vakıflar el koyuyor ama yapmıyor. Üçüncüsü: Emirsultan Meydanı Kafeteryası, Emir Sultan Meydanı'nda hizmet veren kafeterya maalesef şu anda vakıflara geçmiş durumda. Belediye olarak oradaki kafeteryanın yapılması için yaklaşık 26.300.000 TL civarında para harcamış olmamıza rağmen, vakıflar el koyma cesaretini göstermiştir.
Genel olarak baktığımızda, Bursa tarihi belediye binası olmak üzere toplam 19. Bursalılara ait olan, Bursalı hemşerilerimizin hakkı olan bu değerlere el koyma cesaretini gösteren bir kurum var ve Bursalıların takdirine bırakıyorum, hemşerilerinin takdirine bırakıyorum.
MALİ DURUM
Yine mali durumumuzu sizlerle paylaşacağız çünkü toplantıda mali durumu gözden geçiriyoruz; hep birlikte gözden geçiriyoruz. Büyükşehir Belediyesi'nin son ay içerisinde %2 düşüş sağlandı. Yine Nisan 2024 ile bu ay dahil olmak üzere %32 borçlarında bir düşüş var. Bursa Büyükşehir şirketlerde aynı şekilde, yine son ayda binde 1 civarında bir düşüş var. Yine geldiğimiz günden bugünde binde 3 civarı bir düşüş sağlandı. Fakat Buski'ye geldiğimizde durum vahim. Son 1 ayda yüzde 1 civarı, ama geldiğimiz günle bugün arasında yüzde 113 artış var. Kur farkı ve dövizle yapılan ihaleler.
BUSKİ'nin şuan yüzde 85 kredisi dövizdi ve her 1 lira artışında 380 milyon lira artışımız var. İşte BUSKİ'nin durumu bu. Borç olmasaydı böyle olmayacaktı. DSİ yapsaydı suyun satış metreküpüne göre tahsilat yapacaktı bizden 30 yıl boyunca. Buski'nin borcunu ödeyeceğiz. Ama maalesef hep beraber ödeyeceğiz."
BURSA 01 Mart 2026 Pazar, 15:55
Benzer Haberler