Bursa'da basın özgürlüğü eylemi! Gazeteciler tek ses oldu

BURSA, 24 Ekim 2026 Cumartesi, 16:19

Bursa'da basın meslek örgütleri ve gazeteciler, basın özgürlüğüne yönelik baskılara karşı Fomara Meydanı'nda bir araya geldi. Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şube Başkanı Tayfun Çavuşoğlu'nun okuduğu açıklamada, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması, medyaya yönelik kayyım uygulamalarının sona erdirilmesi ve sansüre karşı dayanışma çağrısı yapıldı.

Türkiye genelinde basın meslek örgütlerinin çağrısıyla eş zamanlı düzenlenen eylemler kapsamında Bursalı gazeteciler Şehreküstü Meydanı'nda bir araya geldi.

Bu gönderiyi Instagram'da gör

Başka Gazete (@baskagazeteyiz)'in paylaştığı bir gönderi

Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Van başta olmak üzere 10'u aşkın şehirde binlerce gazetecinin katılımıyla gerçekleştirilen ortak eylemde, basın özgürlüğüne vurgu yapılarak, basın üzerindeki baskılar protesto edildi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) Bursa Şubesi'nin çağrısıyla Şehreküstü Meydanı'nda düzenlenen basın açıklamasına kentteki çok sayıda kurum ve kuruluş destek verdi. Eyleme Bursa Barosu, akademik odalar, siyasi partiler, kamu ve işçi sendikaları, belediye başkanları ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplanan kalabalık, demokrasi ve basın özgürlüğü taleplerini içeren sloganlar attı.

Basın meslek örgütleri adına hazırlanan ortak metni, Çağdaş Gazeteciler Derneği Bursa Şubesi Başkanı Tayfun Çavuşoğlu okudu.

"Gazetecilik İktidarların Yanında Durmak Değildir"

Basın meslek örgütlerinin ortak açıklamasında, gazetecilik mesleğinin temel ilkelerine dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

"Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazetecilik; iktidarların yanında durmak değildir! Siyasilerin ya da sermayenin emrine girmek değildir! Gazetecilik, sadece ve sadece halkın yanında olmaktır! Bugün Türkiye'nin dört bir yanındayız! Adana'dan Ankara'ya, Antalya'dan Bursa'ya... Diyarbakır, Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Van! 10'u aşkın şehirde, binlerce gazeteci tek bir ses! Bu gerçeği bir kez daha haykırıyoruz!"

Açıklamada eyleme destek veren kurum ve kuruluşlara teşekkür edilerek, "Bugün bu alanda büyük bir birliktelik var. Çağdaş Gazeteciler Derneği, DİSK Basın-İş, KESK Haber-Sen, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Basın Konseyi dahil... Hep birlikte, eş zamanlı olarak omuz omuzayız! Bursa'da bu mücadeleye güç veren dostlarımız da burada. Başta Bursa Barosu olmak üzere, akademik odalarımıza, siyasi partilere, kamu ve işçi sendikalarımıza, belediye başkanlarımıza, STK temsilcilerine yürekten teşekkür ediyoruz. Burada olan herkesi tek tek selamlıyoruz. İyi ki varsınız!" denildi.

"Halkın Haber Alma Hakkını Savunuyoruz"

Gazetecilerin, halkın haber alma hakkını savunduğunu belirten Tayfun Çavuşoğlu, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Bizler halkın haber alma hakkını savunuyoruz. Bizler gerçeğin peşinde koşuyoruz. Ve basın meslek örgütleri olarak bugün buradan ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz! Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Televizyon kanallarına kayyım atanan, haber siteleri erişime engellenen, habercileri tutuklanan, sosyal medya hesapları kapatılan, gazetecilerin adeta bir köle düzeninde çalıştırılıp sosyal haklarının tırpanlandığı bir ülkede basın özgürlüğünden söz edilemez."

Hemen her gün bir basın kuruluşunun ya da habercinin hedef haline getirildiğini vurgulayan Çavuşoğlu, şöyle dedi:

"Yaptığı ya da yapmadığı haber nedeniyle gazetecilerin tutuklandığı, sosyal medya hesaplarının kapatıldığı, gazetecinin açlıkla boğuştuğu bir ülkede demokrasiden de söz edilemez. Gazetecilik halktan yanadır. İşçinin hakkı gasp edilirken, emekçinin direnişi bastırılırken, kadınlar şiddete uğrarken, gençler geleceksizliğe mahkûm edilirken, yoksulluk büyürken ve kamu kaynakları sermayeye aktarılırken bunları görünür kılmak gazeteciliğin kamusal sorumluluğudur. Gazeteci, halkın bilmesi gerekeni açığa çıkarmakla yükümlüdür; iktidarın bilinmesini istemediğini gizlemekle değil."

"Gazetecilik Siyasi İradenin Sesi Olamaz"

Açıklamada, gazeteciliğin iktidar ilişkilerinin bir aracı haline getirilemeyeceği ifade edildi:

"Gazetecilik siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakın olmayı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Evrensel ilkeler yerine günün siyasal ilkelerine yaslananlar bilmelidir ki, o günün siyasal 'ilkeleri' elbet bir gün yok olacaktır."

Bedel ödeyen gazetecilerin hedef alınma gerekçelerine değinilen metinde, "Bugün bedel ödeyen gazeteciler; iktidarın hoşuna gitmeyen sorular sordukları, kamu kaynaklarının nasıl harcandığını araştırdıkları, yolsuzluk iddialarını haberleştirdikleri, işçilerin direnişini, kadınların hak arayışını, ezilenlerin sesini duyurdukları için hedef alınıyor. Kimi gözaltına alınıyor, kimi tutuklanıyor, kimi ev hapsine mahkûm ediliyor; kimi işini, gelirini ve mesleğini sürdürme olanağını kaybediyor. Gazeteciler yalnızca bir haber uğruna bedel ödemiyor. Halkın gerçekleri öğrenme hakkı, kamu gücünün denetlenmesi ve toplumun kendi geleceği hakkında özgürce karar verebilmesi için bedel ödüyorlar. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır" ifadeleri yer aldı.

"Kapatılan Sizin Gerçekleri Öğrenme Hakkınızdır"

Baskıların sadece gazetecilere değil tüm topluma yönelik olduğu vurgulanan açıklamada şu görüşlere yer verildi:

"Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. İstenen de budur. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir. 'Gazetecilik suç değildir' diye haykıran onlarca meslektaşımızın bu mesajı iktidaradır ama yurttaşlarımızın da duyması gerekir. Susturulan sizin hakkınızdır. Engellenen sizin gerçeklere ulaşma hakkınızdır. Kapatılan sizin gerçekleri öğrenip politik iradenizi oluşturma hakkınızdır. İşçinin, çiftçinin, esnafın, memurun, kadının, gencin özetle bu toplumun yani sizlerin gerçekleri öğrenmeniz, gelişmelerden haberdar olmanız istenmiyor. Sadece gazeteciler değil siz de susturuluyorsunuz!"

Son dönemde medya kuruluşlarına yönelik uygulamalara örnek verilen metinde, "Son 2 yılda Flash Haber TV, Ekotürk TV, Habertürk grubu, TELE1 ve son olarak Halk TV'ye kayyım atanmış ve bu kanallardan yapılan iktidara yönelik eleştirel yayınlar durdurulmuştur. Bu sürecin son halkası Türkiye'nin en çok takip edilen haber sitelerinden biri olan T24 olmuştur. Birçok yayının sosyal medya hesaplarına erişim engelleri getirilmiş, bir çok haberlerine ayrıca erişim engeli kararları alınmıştır. Ayrıca kamu reklamlarından muaf tutulan, yaşamakta zorlanan Gazete Duvar, TELE2 gibi mecralar ile yüzlerce yerel internet sitesi, gazete ve TV yayın hayatına son vermek zorunda bırakılmıştır. Tüm bunlar toplumun yaşam damarlarının tıkanmasına örneklerdir. Demokrasi, ifade ve basın özgürlüğü bütün toplumun ana damarlarıdır. Tüm yurttaşlarımızı gazetecilerle dayanışmaya, gazeteciliğe ve habere sahip çıkmaya davet ediyoruz" denildi.

Sessiz Meslektaşlara Çağrı: "Dayanışmayı Büyütün"

Mesleki dayanışmanın önemine dikkat çekilen açıklamada, "Sessizliği bozun! Dayanışmayı büyütün! Sansüre karşı yan yana gelin! Bugün yalnızca iktidarın sansür politikalarını değil, bu baskılar karşısında susmayı, görmezden gelmeyi ve dayanışmadan kaçınmayı da sorgulamak zorundayız. Muhalif gazeteciler tutuklanırken, bağımsız medya kuruluşları hedef alınırken, kamu yayıncılığı iktidar yayıncılığına dönüştürülürken susanlar; meslektaşlarının uğradığı baskıyı görmezden gelenler, gazeteciliğin ortak geleceğine zarar vermektedir. Gazetecilik, yalnızca kendi başına gelene itiraz etmek değildir. Gazetecilik, kendisiyle aynı düşünmeyen gazetecinin de haber yapma hakkını savunabilmektir. Oto sansürü normalleştirip, sansüre uğrayanın kimliğine, diline, siyasi görüşüne ya da çalıştığı kuruma bakarak dayanışmayı seçmek, mesleki dayanışmayı dar çıkarların sınırlarına hapsetmektir. Bir gazetecinin susturulmasına sessiz kalmak, sıranın bir gün kendisine geleceğini unutmak demektir" çağrısında bulunuldu.

Açıklamada ayrıca, "Basın Meslek Örgütleri ve gazeteciler olarak tek talebimiz özgürce mesleğimizi yapmaktır. Bu yolda yalnız kalmak istemiyoruz. Tüm meslektaşlarımızı bu mücadeleye dahil olmaya çağırıyoruz. Bir kez daha vurgulamak gerekir ki basın özgürlüğü sadece gazetecilerin değil toplumun tüm kesimlerinin sorunudur. Basın özgür değilse toplum habere ulaşamaz" ifadeleri kullanıldı.

Tutuklu Gazeteci Ozan Kaplanoğlu Gündemdeydi

ÇGD Bursa Şube Başkanı Tayfun Çavuşoğlu, açıklamanın son bölümünde tutuklu bulunan Bursalı gazeteci Ozan Kaplanoğlu'nun durumunu dile getirdi:

"Buradan Bursa'ya, haberin ve hakikatin peşindeki bir yüreğe selam yolluyoruz! Bursalı gazeteci kardeşimiz Ozan Kaplanoğlu'na selam olsun! Ozan bugün cezaevinde... Peki neden? Çünkü bir haber yaptı. Çünkü gazetecilik yaptı! Bakın, şaka değil, fıkra değil, acı bir gerçek! Konuşmayı yapan serbest... Mahkeme karar verdi, suç unsuru yok dedi ve konuşmacı beraat etti. Ama o sözleri haber yapan Ozan parmaklıklar arkasında! Suç oluşturmayan bir açıklamanın haberini yapmak, suç sayıldı! Adalet bunun neresinde? Hukuk bunun neresinde? Bu günler geçecek! Bu karanlık dağılacak! Hiç kimse enseyi karartmasın! Demokrasi kazanacak, hakikat kazanacak, gazetecilik kazanacak!"

Basın Örgütlerinin Talepleri

Açıklama, basın meslek örgütlerinin ortak taleplerinin okunmasıyla sona erdi:

"Unutmayacağız... Özgür basın yoksa özgür toplum yoktur! Tutuklu meslektaşlarımızı serbest bırakın. Haberin üzerindeki yargı sopasını geri çekin. Medyada kayyım uygulamalarına son verin. Hukuksuz erişim uygulamalarını sonlandırın. Kamu ilanlarını, adil ve eşit dağıtın. Anayasamızla güvence altına alınmış olan basın özgürlüğünü ortadan kaldıran saldırılardan vazgeçin."

Açıklama sonunda Bursa Milletvekili Hasan Öztürk ve Bursa Baro Başkanı Av. Yener Poroy da basın özgürlüğü mücadelesinde gazetecilere destek verirken, halkın haber alma hakkının önündeki engellerin kaldırılması taleplerini de dile getirdiler.


 

BURSA 24 Ekim 2026 Cumartesi, 16:19

Benzer Haberler

Mahmut Arıkan'dan 'fon krizi' çıkışı: 'Babalar, oğullar, damatlar...'

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, fon...

Suç örgütü lideri Necati Arabacı'ya verilen ceza belli oldu

İzmir'de organize suç örgütü yöneticiliği ve...

Somer Sivrioğlu ihanet iddiaları hakkında ilk kez konuştu

İhanet iddiaları ve ayrılık haberleriyle...

Sultan Su İnegölspor, Adana 01 FK ile berabere

TFF 2. Lig temsilcimiz Sultan Su İnegölspor,...

Beşiktaş, bu sezonki 4. formasını tanıttı

Beşiktaş, 2026/2027 sezonunda kullanacağı 4....

KKTC'de saatler bu gece geri alınacak:

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaz saati...