Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Kıbrıs Türk halkını on yıllardır insanlık dışı ambargolarla sindirmeye çalışan zihniyetin şimdi de karşımıza farklı ve hasmane yollarla çıktığını görüyoruz. Kıbrıslı Rumların çözüm konusunda samimi olmadığı açıktır." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Başbakanı Ünal Üstel ile 2026 yılı Türkiye-KKTC İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması imza törenine katıldı.
Anlaşmayı imzalayan Yılmaz ve Üstel, daha sonra ortak basın açıklaması yaptı.
Yılmaz, her yıl imzalanan bu anlaşmanın, Türkiye ile KKTC arasındaki sarsılmaz bağların ve güçlü işbirliğinin en somut göstergelerinden biri olduğunu söyledi.
Türkiye'nin Kıbrıs Türk halkının hürriyeti ve refahı için ahdi ve tarihi sorumluluğunu sürdürdüğünü vurgulayan Yılmaz, "Nitekim KKTC'nin kalkınması ve imarı için fikir ve gönül birliği içinde hareket ettiğimiz sürece, üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk, aşamayacağımız engel yoktur." diye konuştu.
Yılmaz, KKTC'nin sürdürülebilir büyümesini hedefleyen ve refahını artıracak stratejik projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini belirterek, "Bu çerçevede, bugün imzaladığımız 2026 yılı Anlaşması kapsamında, 21 milyar lirası yeni ödenek olmak üzere devirlerle birlikte yaklaşık 23 milyar Türk lirası kaynak tahsis edilmektedir. Bu bütçenin yüzde 48'ini altyapı ve reel sektör projelerine, yüzde 10'unu kamu maliyesi desteklerine, yüzde 42'sini ise savunma harcamalarına ayırdık." ifadelerini kullandı.
"Büyük atılımları KKTC'li muhataplarımız ile eş güdüm içinde yürüttük"
2025 yılı Anlaşması kapsamında, nisan ayı içerisinde aktarılacak son kaynak ile birlikte tahsis edilen 21 milyar liranın yaklaşık yüzde 89'unu kullanarak tarihi bir rekor kırdıklarını dile getiren Yılmaz, "Bu çerçevede hayata geçirdiğimiz projeler sayesinde, KKTC'nin eğitim, sağlık, fiziki ve teknolojik altyapısıyla, üniversiteleriyle, AR-GE merkezleriyle, bilişim merkezleriyle Doğu Akdeniz'de parlayan bir yıldız olması hedefimize yönelik büyük atılımları KKTC'li muhataplarımız ile birlikte eş güdüm içinde yürüttük." ifadelerini kullandı.
Yılmaz, geçen yıl KKTC'de Cumhurbaşkanlığı ve Meclis binalarının açıldığını hatırlattı, Millet Bahçesi ve Millet Camisi'nin yapımının tamamlandığını, yakın zamanda aynı bölgede Yüksek Mahkeme binası ile Millet Kütüphanesi'nin de açılışının yapılacağını söyledi.
KKTC'de yeni hastanelerin devreye alındığını anımsatan Yılmaz, "İnşaatı bu ay tamamlanacak Güzelyurt Devlet Hastanesi'nin yanı sıra inşası süratle devam eden Pamuklu Devlet Hastanesi'nin açılışını da inşallah 15 Kasım'a yetiştirmeyi planlıyoruz. Türkiye'deki şehir hastanelerinde olduğu gibi her türlü imkanı içerisinde barındıracak, modern bir sağlık merkezi olarak planladığımız Lefkoşa Yeni Devlet Hastanesi'nin yapımı hızla devam etmektedir. İhalesi henüz 6 ay önce yapılan hastanede, kaba inşaatta birinci kata gelmiş durumdayız." bilgisini verdi.
Yılmaz, KKTC'de e-Devlet mobil uygulama lansmanının geçen yıl ağustos ayında gerçekleştirildiğini hatırlatarak, "Bu kapsamda önemli bir adım olan Hekim Randevu Sistemi mart ayında devreye alınmıştı, 2026 yılında ise Muhaceret Bilgi Sistemi'nin hayata geçirilmesini planlıyoruz. KKTC'de tapu ve kadastro hizmetlerindeki işlemlerinin sadeleştirilmesi, dijitalleştirilmesi, bürokrasinin azaltılması ve değerleme işlemlerinin uluslararası standartlara kavuşturulması için 2025 yılı nisan ayı içinde Parsel Sorgu uygulaması test aşamasında KKTC halkının kullanımına açılmıştır. Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) çalışmalarının ise tüm alt projeleri ile birlikte 2026 yılı haziran ayı içerisinde tamamlanması öngörülmektedir." diye konuştu.
Yılmaz, KKTC Karayolu Master Planı kapsamında şimdiye kadar 213 kilometre bölünmüş yol, 433 kilometre tek yol, 176 kilometre 3. sınıf yol olmak üzere toplam 822 kilometre yol yapımı gerçekleştirilerek, Kıbrıs Türk halkının güvenli ve hızlı seyahati için kullanıma alındığını anlattı. Yılmaz, "Ada halkı için önemli bir güzergah olan, bir kısmı tadilat, bir kısmı da genişleme şeklinde 3 bölüme ayrılan Girne Dağ yolunda çalışmalarımız hızla devam etmektedir. Yıl bitmeden burayı hizmete almayı planlıyoruz. Uzun yıllardır gündemde olan Dipkarpaz- Zaferburnu güzergahında çalışmalarımız tamamlanmış olup, Sadrazamköy- Kayalar güzergahında çalışmalarımız da son aşamaya gelmiştir." ifadelerini kullandı.
"Bu mali işbirliğinde reel ekonomiyi önceliklendiren bir anlayışla hareket ettik"
Yılmaz, Narenciye Sektörü, İleri Meyve İşleme, Donmuş ve Soğuk Depolama Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında Güzelyurt'ta yapımı son aşamaya gelen tesisin yakında hizmete açılacağını bildirerek, turizmde ise "Ada Kıbrıs" markasıyla yapılan tanıtım faaliyetlerinin ilgi gördüğünü söyledi.
Bölgesel gerilimlerin ekonomik etkilerine değinen Yılmaz, şöyle konuştu:
"Bu bağlamda tabii bütün ekonomiler etkilendiği gibi bizim de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin de ekonomisi şüphesiz etkilenmektedir. Bu etkileri en aza indirebilmek için de gayretlerimizi hep birlikte sürdürüyoruz. Bir taraftan da savaş sonrası yeni ortamda oluşacak yeni şartları en iyi şekilde değerlendirmeye dönük hazırlıklarımızı devam ettiriyoruz.
Bu kapsamda özellikle reel sektörün çok önemli olduğunun altını çizmek isterim. Sanayisiyle, turizmiyle, tarımıyla, genciyle, kadınıyla, bütün girişimci sınıflarıyla reel ekonominin bu dönemde canlı kalması, üretim kapasitemizin sürdürülmesi, insanımıza daha fazla istihdam üretilmesi en kritik konuların başında gelmektedir. Bu kapsamda biz de bu mali işbirliğinde reel ekonomiyi önceliklendiren bir anlayışla hareket ettik."
"Kıbrıslı Rumların çözüm konusunda samimi olmadığı açıktır"
Yılmaz, ilk defa bu 2026 yılı anlaşmasıyla 5 yeni faiz destekli kredi programını daha hayata geçirdiklerini aktararak, "Amacımız yatırım ve üretimin artması, gençler ve kadınlar başta olmak üzere girişimciliğin ve istihdamın desteklenmesidir." dedi.
KKTC'nin her alanda olduğu gibi ekonomisi, ticareti ve sanayisi ve yükselen başarı grafiğinin, Kıbrıs Türk halkının uluslararası toplumda hak ettiği yerini alabilmesine yönelik çabaları güçlendirdiğini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:
"Ancak bu gerçekleri ve başarıları hazmedemeyen ve Kıbrıs Türk halkını on yıllardır insanlık dışı ambargolarla sindirmeye çalışan zihniyetin şimdi de karşımıza farklı ve hasmane yollarla çıktığını görüyoruz. Kıbrıslı Rumların çözüm konusunda samimi olmadığı açıktır. Adanın ortak sahibi olan Kıbrıs Türk halkıyla siyasi gücü ve refahı eşitlik temelinde asla paylaşmak istemediler, istemiyorlar. Kıbrıs Türk halkını azınlık olarak görüp, sözde devletlerine yamamaya çalışıyorlar. Yapılan her toplantıda takındıkları tavır, verilen her olumlu çağrıya yaptıkları geri dönüş bunu açıkça ortaya koymaktadır.
Hal böyleyken Kıbrıs meselesine adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüm bulunmasının en gerçekçi yolunun adadaki iki devletin yan yana var olmasından geçtiği kanısındayız. Adadaki gerçeklere gözlerini kapatarak hiç kimse hiçbir çözüm üretemez. İki devlet olmak işbirliği yapmaya elbette ki engel değildir. Tüm adaya fayda sağlayacak her türlü işbirliği imkanı da elbette değerlendirilmelidir. Adanın gerçekleri, her iki tarafın da iradesini yansıtmayan hiçbir önerinin bizi adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözüme götürmeyeceği artık uluslararası toplum tarafından da anlaşılmalıdır. Adada kalıcı çözümün akabinde barış içinde yan yana yaşayabilmenin yolu, Kıbrıs Türk halkının meşru ve özden gelen haklarının, egemen eşitliğinin tüm taraflarca idraki ve benimsenmesinden geçmektedir."
"Aksi halde Kıbrıs Adası'nda var olan hassas dengeler zarar görecektir"
Yılmaz, 20 Temmuz 1974'te Mücahitler ve Mehmetçiklerin Kıbrıs Adası'nda sarsılmaz bir bağ ile destan yazdıkları gibi bugün de Türkiye'nin, KKTC'yi ve Kıbrıs Türk halkını sindirmeye çalışanlara karşı en güçlü siperi oluşturduğunu vurguladı.
Cevdet Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bölgemizde son dönemde İsrail'in kışkırtmasıyla başlayan İsrail/ABD ile İran savaşı, küresel düzenin enerji, finans ve jeopolitik yapısında kritik bir düğüm noktası haline gelmiştir. Bu süreçte Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin adanın tamamının sahibi gibi hareket ederek aldığı kararlar, adaya yönelik güvenlik risklerini artırmıştır. Fiilen de bunun bazı sonuçlarını hep birlikte gördük. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin özellikle Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitliğini yok sayarak aldığı, boyunu aşan kararları, büyük güç rekabetleri içinde kendine yol bulma yaklaşımı, özellikle son dönemde kendi başına girdiği askeri angajmanlar ve ittifak arayışları bu süreci tetikleyen temel unsurlardır.
Buradan bir kez daha ilan etmek istiyorum; Adada KKTC'nin egemen ve eşit bir devlet olduğu gerçeğini görmezden gelen her türlü tutum, Türkiye Cumhuriyeti açısından yok hükmündedir. Ancak Kıbrıs Türkü kardeşlerimiz müsterih olsunlar. Rum tarafı ne kadar silahlanırsa silahlansın, adayı istediği kadar üçüncü ülkelerin kullanımına açmaya çalışsın, Türkiye var oldukça güven içinde kendi bayrağınız altında yaşamaya devam edeceksiniz. Bundan da hiç kimsenin bir tereddütü olmasın."
Bu çerçevede 9 Mart tarihinde 6 adet F-16 savaş uçağının ve Hisar Hava Savunma Sistemi'nin KKTC'de konuşlandırıldığını, ayrıca Türk Donanması'nın da Doğu Akdeniz'deki mevcudiyetini artırdığını hatırlatan Yılmaz, "Bu dönemde bazı ülkelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin sözde güvenlik endişelerini gerekçe göstererek bölgemize askeri yığınak yaptıklarını da biliyoruz ve yakından takip ediyoruz. Bölgeye konuşlandırılan askeri unsurlar hiçbir şekilde kalıcı olmamalıdır. Aksi halde Kıbrıs Adası'nda var olan hassas dengeler zarar görecektir." diye konuştu.
Yılmaz, tüm çabalarının Kıbrıs Türk halkının yaşam standartlarını yükseltmek, KKTC'nin istikbalini ve refahını ilelebet güvence altına almak için olduğunun altını çizerek, imzalanan 2026 yılı İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması'nın hayırlara vesile olmasını diledi.
GÜNDEM 09 Nisan 2026 Perşembe, 22:50
Benzer Haberler