CHP Milletvekili Okan Konuralp, Genel Kurul'da yaptığı konuşmada gazeteci İsmail Arı'nın tutuklanmasına yönelik konuştu. Konuralp "İsmail Arı'nın tutuklanması bir yargı işlemi değil; rejiminizin eseridir. Çünkü mesele yanıltıcı bilgi değildir. Mesele hakikatin, gerçeğin, doğru haberin, siyasi iktidarın hoşuna gitmemesidir" ifadelerini kullandı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara Milletvekili Okan Konuralp Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda gazeteci İsmail Arı ve diğer tutuklu gazetecilere dair konuştu. Konuralp Arı'nın tutukluluğuna dair "İsmail Arı'nın tutuklanması bir yargı işlemi değil; rejiminizin eseridir. Çünkü mesele "yanıltıcı bilgi" değildir. Mesele hakikatin, gerçeğin, doğru haberin, siyasi iktidarın hoşuna gitmemesidir" ifadelerini kullandı.
Konuralp'ın yaptığı açıklamanın tamamı şöyle:
BirGün Gazetesi Muhabiri, Sevgili Meslektaşım İsmail Arı'nın tutuklanması hukukun nasıl araçsallaştırıldığın, gerçeğin nasıl suç haline getirildiğin ve iktidarın hakikat karşısında nasıl savrulduğun son örneğidir.
Çünkü İsmail'in tutuklanmasına gerekçe gösterilen ve kamuoyunca Dezenformasyon Yasası olarak bilinen 7418 Sayılı kanun hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararının karşı oy yazılarında, bugün yaşadıklarımız açık olarak öngörülmüştü.
Örneğin dönemin Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Aslan, karşı oy yazısında, "Dava konusu kuralda somut neredeyse tek husus var, o da öngörülen hapis cezasının bir yıldan üç yıla kadar olması. Bunun dışında suçun unsurları ve aranan saik tamamen soyut, yoruma ve sübjektif değerlendirmelere açık mahiyette" demişti
Yüksek Mahkeme'nin üyeliği devam eden isimlerinden Engin Yıldırım da "İfade özgürlüğüne getirilen sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmadığı görülmektedir" vurgusu yapmıştı.
Partimin yaptığı başvurunun reddi yönünde oy kullanan Mahkeme üyeleri bile, "Suç ancak gerçeğe aykırı olduğu fail tarafından bilinen bir bilginin sırf halk arasında endişe, korku, panik yaratma düşüncesiyle yayılması hâlinde oluşacaktır. Bu itibarla anılan şartlardan herhangi birinin gerçekleşmemesi durumunda kuralda düzenlenen suçun oluşmayacağı açıktır" değerlendirmesinde bulunmuştu.
Yani başvurumuza onay vermeyenler açısından tabloya bakıldığında dahi İsmail'in tutuklanmaması gerekirdi. Tutukladınız/ Tutuklattınız.
Şimdi "Biz yapmadık. Bağımsız yargı yaptı" diyebilirsiniz. Ama mevcut tablonun mimarı ve siyasi sorumlusu olduğunuz gerçeğini değiştiremezsiniz.
Dolayısıyla İsmail Arı'nın tutuklanması bir yargı işlemi değil; rejiminizin eseridir.
Çünkü mesele "yanıltıcı bilgi" değildir. Mesele hakikatin, gerçeğin, doğru haberin, siyasi iktidarın hoşuna gitmemesidir.
Haliyle görüyoruz ki iktidar gerçeği tartışamıyor, gerçeğe cevap veremiyor. Bu nedenle gerçeği söyleyenler, hakikat peşinde koşanlar için sürek avı yürütmeyi tercih ediyor.
Sayın Milletvekilleri;
Korku insani bir duygudur. Ama korkarak yönetmeye çalışmak da korkunun esiri olmaktan başka bir şey değildir. Ezcümle karşımızda korkunun esiri olmuş; korkunun kontrolüne girmiş bir siyasi iktidar duruyor.
Örneğin koca koca binalara, devasa bütçelere, sınırsız ekran sürelerine, sayfa sayfa manşetlere, sözün özü büyük ölçüde dezenformasyona dayalı bir medya düzenlerine rağmen...
Karşılarına cesur bir gazeteci çıkınca, doğru bir haber çıkınca hemen zora başvuruyorlar. Hemen soruşturma, gözaltı, tutuklama!
"TGS RAPORU GERÇEĞİ HAYKIRIYOR"
Türkiye Gazeteciler Sendikası 2025 Basın Özgürlüğü Raporu bu gerçeği haykırıyor:
67 gazeteci hakkında 87 soruşturma, 15 gözaltı, 27 dava ve 4 tutuklama
Genç gazeteci arkadaşımız İsmail Arı'nın tutuklandığında söylediği sözler de bu düzenin özetidir:
"Aile ziyaretimde gözaltına alındığım an kalemimi kırdıklarını anladım... Ancak susmayacağım... Gazetecilik kazanacak!"
İsmail'in sözleri, "Rejimin hakikatle kurduğu düşmanca ilişkinin fotoğrafıdır"
Kendilerine muazzam bir güç atfediyorlar ama bir gazetecinin kalemi karşısında telaşa kapılıyor, bir gazetecinin kaleminden ürküyorlar.
Oysa ki Sayın Milletvekilleri;
Haklı olan tartışır. Haklı olan eleştiriye cevap verir. Haklı ve güçlü olan hakikate karşı hakikatle mücadele eder.
Bir iktidarın haklılığı, gücü kuvveti, kaç gazeteciyi susturduğuyla ölçülmez. Gerçeğe ne kadar tahammül edebildiğiyle ölçülür.
Ancak siyasi iktidar gerçeğe tahammül edemiyor. Ve sertleştikçe, baskıyı artırdıkça, ne kadar güçlü olduklarının değil, ne kadar korkuyor olduklarının altını çizmiş oluyor.
Örneğin; eğer gerçekten "yanıltıcı bilgi" ile mücadele etmek isteseydiniz, önce bu kayıtsız şartsız sizi destekleyen ekranları dolduran açık yalanlara bakardınız.
Ama bakmıyorsunuz.
Çünkü mesele bilgi değil. Mesele, kimin konuştuğudur.
Size yalan söylemek, iftira atmak, dezenformasyon yapmak serbest...
Gerçeği yazmak, hakikati savunmak suç!
İşte bu nedenle mevcut düzen bir hukuk düzeni değildir. Bu keyfiliğin kurumsallaşması; korkunun refleksidir.
Bu refleksin sonucu olarak gazeteci arkadaşlarımız Furkan Karabay'a, Alican Uludağ'a, Merdan Yanardağ'a yapılan; bugün İsmail Arı'ya yapılan, yarın gerçeği söyleyen herkese yapılmak isteniyor.
Korkuları büyüdükçe yeni ceza maddeleri yazılıyor, troller itibar suikastlarına girişiyor, sosyal medyadan savcılar seferber ediliyor, gözaltılar ve tutuklama kararlarıyla gözdağı veriliyor.
"GAZETECİLERİ SUSTURARAK GERÇEĞİ ORTADAN KALDIRAMAZSINIZ"
Ama bilinmelidir ki:
Gazetecileri susturarak gerçeği ortadan kaldıramazsınız. Ve günü geldiğinde, bugün hukuku araçsallaştıranlar, adaleti baskının aracı haline getirenler, sadece siyaseten değil, tarihin vicdanında da mahkûm olacaktır.
Olmamanın da tek bir yolu vardır. Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun oy çokluğuyla kabul ettiğimiz raporunda da vurguladığımız üzere, gazeteci arkadaşlarımızın tutuklanmasına neden olan düzenlemeden vakit geçirmeksizin kurtulmalıyız.
Ve ne yaparsanız yapın; biz hep birlikte, "Merdan Yanardağ, Alican Uludağ ve İsmail Arı ve sendikacı Mehmet Türkmen yalnız değildir. Birgün ve BİRTEK-sen üyeleri yalnız değildir. Gerçek yalnız değildir," demeye devam edeceğimizi vurguluyor ve komisyon raporunun da sonucu olarak sizleri önergemize kabul oyu vermeye davet ediyorum.
Kaynak: BirGün
GÜNDEM 24 Mart 2026 Salı, 20:12
Benzer Haberler