Uyku düzeni, biyolojik saat ve ruh sağlığı arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmacılar, depresyonun yeni bir alt türünü tanımladı. Sidney Üniversitesi'nden bilim insanlarının araştırmasına göre sirkadiyen depresyon, ağır, tekrarlayan veya uzun süreli depresyon yaşayan kişilerin yaklaşık dörtte birinde görülebiliyor.
Depresyon denildiğinde akla çoğunlukla mutsuzluk, isteksizlik ve hayattan keyif alamama gibi belirtiler geliyor. Ancak bilim insanları, depresyonun herkeste aynı şekilde ortaya çıkmadığına dikkat çekiyor. Sidney Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen yeni bir çalışma, vücudun 24 saatlik biyolojik saatindeki bozulmalarla bağlantılı olabilecek bir depresyon alt türünü gündeme taşıdı. "Sirkadiyen depresyon" olarak adlandırılan bu tablo, özellikle uyku ve uyanıklık ritmindeki düzensizliklerle öne çıkıyor. Araştırmada, incelenen depresyon hastalarının yaklaşık dörtte birinin bu alt türün özelliklerini taşıdığı belirlendi.
SİRKADİYEN DEPRESYON NEDİR?
Sirkadiyen depresyon, vücudun yaklaşık 24 saatlik biyolojik ritmindeki bozulmalarla ilişkili olduğu düşünülen bir depresyon alt türü. Sirkadiyen ritim; uyku ve uyanıklık döngüsünden hormon salgılanmasına, vücut sıcaklığından metabolizmaya kadar pek çok işlevin gün içindeki düzenini belirliyor.
Bu ritmin bozulması, kişinin uyku saatlerini ve günlük yaşam düzenini etkileyebiliyor. Araştırmacılar, bazı kişilerde bu düzensizliklerin yalnızca depresyonun bir belirtisi olmayabileceğini, depresyon tablosunun oluşmasında ve sürmesinde de rol oynayabileceğini değerlendiriyor.
SİRKADİYEN DEPRESYON BELİRTİLERİ NELER?
Sidney Üniversitesi araştırmasında sirkadiyen depresyonla ilişkilendirilen altı temel özellik üzerinde duruldu. Bunlar arasında uyku alışkanlıkları ve günlük biyolojik ritimle ilgili değişimler öne çıktı.
Sirkadiyen depresyonla ilişkilendirilen belirtiler şöyle sıralanıyor:
- Sabahları yorgun uyanmak: Kişi yeterince uyumuş olsa bile dinlenmiş hissetmeyebiliyor.
- Geç saatlerde uyumak: Gece geç saatlere kadar uyanık kalma ve geç uyuma eğilimi görülebiliyor.
- Normalden fazla uyumak: Depresif dönemlerde uyku süresi artabiliyor.
- Mevsimsel değişiklikler: Ruh hali, gün ışığının ve mevsimlerin değişmesinden etkilenebiliyor.
- Sosyal jet lag: İş veya okul günleriyle tatil günlerinde uyuma ve uyanma saatleri arasında büyük farklılıklar oluşabiliyor.
- Gece insanı olma: Kişi kendisini akşam ve gece saatlerinde daha enerjik hissederken sabahları zor uyanabiliyor.
Araştırmada bu özelliklerden en az üçünü taşıyan katılımcılar sirkadiyen depresyon grubunda değerlendirildi.
HER DÖRT DEPRESYON HASTASINDAN BİRİ BU GRUPTA OLABİLİR
Sidney Üniversitesi'nin Brain and Mind Centre bünyesinde yürütülen araştırmada 10 binden fazla Avustralyalının klinik ve genetik verileri incelendi. Bilimsel makalede ise 11 bin 380 katılımcının verilerine yer verildi.
Araştırmada 2 bin 604 kişinin, yani katılımcıların yaklaşık yüzde 23'ünün sirkadiyen depresyon özelliklerini taşıdığı belirlendi. Bu oran, çalışmada incelenen ağır, tekrarlayan veya uzun süreli depresyon yaşayan kişiler için geçerli. Dolayısıyla sonuçlar, toplumdaki her dört kişiden birinin depresyon yaşadığı ya da bu alt türe sahip olduğu anlamına gelmiyor.
SİRKADİYEN DEPRESYON TEDAVİYE DİRENÇLİ OLABİLİR Mİ?
Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de sirkadiyen depresyon özellikleri taşıyan katılımcıların bazı yaygın antidepresan tedavilere daha düşük yanıt vermesi ve daha fazla yan etki bildirmesi oldu.
Özellikle serotonin ve serotonin-noradrenalin sistemini hedefleyen SSRI ve SNRI grubu ilaçlara verilen yanıtın bu grupta daha düşük olduğu gözlendi. Araştırmacılar, biyolojik saati hedefleyen yaklaşımların bu kişiler için önem taşıyabileceğini belirtiyor.
Işık terapisi, uyku düzeninin yeniden oluşturulması ve melatonin sistemini hedefleyen tedaviler üzerinde durulan seçenekler arasında bulunuyor. Ancak bu bulgular, söz konusu yöntemlerin herkes için uygun olduğu veya tek başına tedavi sağlayacağı anlamına gelmiyor. Tedavi planının hekim tarafından kişiye özel belirlenmesi gerekiyor.
SİRKADİYEN DEPRESYON YENİ BİR HASTALIK MI?
Araştırma, depresyonun biyolojik saatle bağlantılı olabilecek yeni bir alt türünü tanımlaması bakımından önem taşıyor. Ancak sirkadiyen depresyonun henüz tüm dünyada kabul edilmiş, bağımsız bir psikiyatrik tanı kategorisi olmadığını belirtmek gerekiyor.
Bilimsel çalışma, The British Journal of Psychiatry dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, bulguların farklı gruplarda tekrarlanması ve biyolojik mekanizmaların daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlar açısından bu çalışma, depresyon tedavisinde uyku ve biyolojik ritim özelliklerinin daha yakından değerlendirilmesine yönelik yeni bir araştırma alanı açıyor.
Kaynak:Cumhuriyet
SAĞLIK 02 Kasım 2026 Pazartesi, 13:27
Benzer Haberler