Ekrem İmamoğlu dahil 402 sanık hakim karşısında: İBB davasında ara karar günü

GÜNDEM, 02 Nisan 2026 Perşembe, 09:31

İBB'ye yönelik, aralarında tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da bulunduğu 402 sanıklı davada 15'inci güne girildi. Bugün görülecek davada ara kararın verilmesi ve bazı tahliyelerin gerçekleşmesi bekleniyor.

Cumhuriyet'ten Engin Deniz İpek ve Batuhan Serim'in aktardığına göre, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 107'si tutuklu 402 sanıklı İBB davasının duruşması dördüncü haftada devam ediyor. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki 1 No'lu salonda devam eden duruşmanın bugün 15'inci celsesi görülüyor.

İlk 4 haftada 14 duruşma günü geride kaldı. 9 Mart'ta duruşmaların görülmeye başladığı İBB davasında Mahkeme Heyeti, bugün ilk tahliye kararını verecek.

İşte duruşmada anbean yaşananlar:

21.00 | İLACI MAZGALDAN VERMİŞLER

İBB davasında, aralarında İmamoğlu'nun da olduğu son beş tutuklu sanığın avukatlarının da beyanlarını tamamlamasının ardından, mahkemenin tahliyelere ilişkin ara kararını açıklaması bekleniyor. İBB ile ticari danışman olarak çalışan tutuklu Güldem Şık'ın avukatı Alper Köleoğlu ise savunmasında müvekkilinin maruz kaldığını belirttiği koşulları anlattı:

"Müvekkilim Sakarya'ya sevk edilirken, Silivri'den çıkışı sırasında dosyasına 'intihar riski' notu düşüldü. Bu gerekçeyle günler boyunca ortak alanda, sürekli aydınlatma ve kamera gözetimi altında tutuldu. Hayatı boyunca antidepresan kullanmamış biri hakkında bu şekilde bir değerlendirme yapılarak tecrit benzeri bir uygulamaya maruz bırakıldı."

"Bu süreçte sağlık sorunları yaşadı ancak kendisine doğrudan ilaç verilmedi, 'ilacı mazgaldan vereceğiz' denilerek onur kırıcı bir uygulama dayatıldı. Sevk sürecinde de benzer muameleler sürdü. Duruşma günü sabah erken saatlerde kapalı bir araca bindirildi, ardından araç değiştirildi. Birden fazla kez araç değiştirilerek uzun ve yorucu bir şekilde buraya getirildi."

"Dosyada yer alan ifadeler incelendiğinde, nisan ayında bir kişinin verdiği beyan ile kısa süre sonra başka bir kişinin verdiği ifadenin neredeyse birebir aynı olduğu görülüyor. Yazım hatalarına kadar aynı olan bu metinler üzerinden suçlama yöneltiliyor. Ayrıca müvekkilimin mal varlığı incelendiğinde herhangi bir haksız kazanç unsuruna rastlanmamaktadır."

Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Adem Soytekin, Fatih Keleş ve Ekrem İmamoğlu'nun ardından mahkeme tahliye kararlarını açıklayacak.

20.00 | EKREM İMAMOĞLU'NUN 'GEÇMİŞ OLSUN' TELEFONU 'ÖRGÜT İDDİASI' OLARAK DOSYAYA EKLENMİŞ 

İBB İmar ve Şehircilik Daire Başkanı Ramazan Gülten'in avukatı Enes Ermaner, "Müvekkilim hakkında eylemlerin şüpheli listesi ve değerlendirme kısmı haricinde hiçbir yerde hiçbir somut isnat yok. Siz de iddianameyi önünüze açtığınızda hiçbir müşteki beyanında, hiçbir etkin pişmanlık beyanında isminin bulunmadığını göreceksiniz. Müvekkilimin ismi sadece iki tane gizli tanık ifadesinde geçiyor; bir tanesi Zeytin, bir tanesi Ladin. Burada müvekkilime atılı hiçbir somut isnat yokken, müvekkilim sadece ilgili dönemde İmar Müdürü olması nedeniyle bu soruşturmada, bu eylemde şüpheli olarak konulmuş. Şu iddianamenin içeriğinde müvekkilime ilişkin hiçbir somut isnat yok" dedi. 

Gülten'in "örgüt lideri" olduğu iddia edilen Ekrem İmamoğlu ile sadece bir tane telefon görüşmesi olduğunu söyleyen Ermaner, "O da, müvekkilim yıkım kararı aldığı Üsküdar sahilindeki kaçak yapıları yıkmak üzere gittiği yerde darp edilmesi sonucu, Ekrem İmamoğlu tarafından aranıyor. O 'geçmiş olsun' telefonu dahi dosyaya örgüt iddiası olarak eklenmiş. Bunun kabul edilmesi mümkün değil" ifadelerini kullandı. 

"MASAL KİTABI YAZAN SUÇ ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLUR MU?"

Gülten'in cezaevinde tutuklu bulunduğu süreçte masal kitabı yazdığını açıklayan Ermaner, "Masal kitabı yazan suç örgütü üyesi olur mu Allah aşkına? Böyle bir durum olmaz. Dolayısıyla ben müvekkilimin o kitabına da yazdığı bir cümleyle bitirmek istiyorum savunmamı: 'Bir müjdeyi taşımak için büyük kanatlar değil, güçlü bir yürek gerekir.'" şeklinde konuştu.

16:40 | "BU DOSYADA RÜŞVET OLMADIĞI, AYNI SUÇ ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLUNMADIĞI GİBİ ORTAYA ÇIKACAKTIR"

İstanbul Planlama Ajansı Başkanı Buğra Gökce'nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan, tahliye talebine ilişkin beyanında, soruşturma sürecinde sanıkların "insan değil eşya gibi" değerlendirildiğini öne sürdü. Yazgan, mahkemenin de sulh ceza hakimlikleri gibi bireysel değerlendirme yapmadığını savundu.

Rüşvet suçlamalarının somut temelden yoksun olduğunu belirten Yazgan, bu suçlamaların sanıklar üzerinde baskı kurmak ve etkin pişmanlığa yönlendirmek amacıyla kullanıldığını iddia etti. Dosyada ne rüşvet ne de örgüt üyeliği bulunduğunu savunan Yazgan, bunun yargılama sürecinde ortaya çıkacağını ifade etti.

Müvekkiline yöneltilen "ihaleye fesat karıştırma" suçlamasının ise yalnızca ihale sürecindeki rutin ve şekli işlemlere dayandığını belirten Yazgan, ortada hile ya da kamu zararı bulunmadığını vurguladı.

Yazgan, "Rüşvet iddiası insanları töhmet altında bırakmak için, etkin pişmanlıktan yararlandırmak için, morallerini bozmak için, ne olduklarını anlamasınlar, kendilerini savunmasınlar diye kullanılmış bir suç tipidir. Bu dosyada rüşvet olmadığı, aynı suç örgütü üyesi olunmadığı gibi ortaya çıkacaktır" dedi.

16:30 | İMAMOĞLU DURUŞMAYA DOSYAYLA GELDİ

Ekrem İmamoğlu, avukatların tahliye taleplerini dinlerken, yan yana oturduğu ve kendisiyle aynı dosyadan tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan ile sık sık diyalog halinde. 

Aynı zamanda İmamoğlu bugün duruşmaya elinde bir dosyayla geldi ve ara ara notlar alıyor.

16:00 | İMAMOĞLU HAKİME SESLENDİ

Avukat Ruşen Gültekin, müvekkili Elif Güven'in, Silivri'den ambulansa bindirilip "hastaneye götürüyoruz" denilerek Çağlayan'a ifade alınmaya götürüldüğünü belirtti. 

Gültekin, 30 yıllık savcı olduğunu belirterek, "Böyle iddianame olmaz" dedi. 

Gültekin'in ifadesin ardından İmamoğlu, olduğu yerden hakime, "Bu kadınlara yapılan işkence, sadistlik. Bu başka türkü tanımlanamaz. Bu sadistlik iddia makamı diye tanımlanamaz! Sayın Başkan bu kadınlara yapılan işkenceyi dikkate alın lütfen" dedi.

"BU KADAR HATA BUNDAN MI KAYNAKLANDI?" 

Medya AŞ Halkla İlişkiler Müdürü Elif Güven'in avukatı Mehmet Ruşen Gültekin, yargılamada savunma koşullarının kısıtlandığını belirterek müvekkiliyle duruşma sırasında iletişim kuramadıklarını söyledi. 

Gültekin, Güven'i ayağa kaldırarak mahkeme heyetine "insani temas" çağrısı yaptı ve tutukluluğun vicdani değerlendirilmesini istedi. 

Dosyadaki suçlamaların somut delillere dayanmadığını savunan Gültekin, iddianamenin büyük ölçüde "sözlerden" oluştuğunu ifade etti. "O şunu dedi, bu bunu dedi" şeklindeki anlatımların ceza yargılamasında hükme esas alınamayacağını vurgulayan Gültekin, rüşvet suçlamaları için para trafiği ya da haksız zenginleşme gibi maddi unsurların ortaya konulmadığını söyledi. 

İddianamenin hazırlanışına da eleştiri yönelten Gültekin, dosyanın mahkeme tarafından iade edilmesi gerektiğini düşündüğünü dile getirerek, mevcut haliyle hataların yargılama sürecinde giderilemeyeceğini savundu. Yargılamanın geldiği noktada yalnızca mahkemenin vicdanına seslenebildiklerini belirten Gültekin, sürecin hem savunma hem de sanık yakınları açısından izahının güç olduğunu ifade etti.

Gültekin şöyle devam etti: 

"Bu iddianameyi hazırlayan bir başsavcımız var. Başsavcılık bir 'kül'dür, bize böyle öğretildi. O başsavcı şu an Adalet Bakanımız ve Hakimler ve Savcılar Kurulu Başkanımızdır. Biz biliyoruz ki, geçmişte beraber de çalıştığımız üzere, başsavcımız meslek hayatı boyunca hiç iddianame hazırlamadı. Muhtemelen hazırladığı ilk iddianameyle karşı karşıyayız; acaba bu kadar hata bundan mı kaynaklandı diye düşünmüyor değilim. Bu aşamada sadece yargılama makamı olarak sizin vicdanınıza seslenebiliriz. Çünkü bu hataları buradaki hepimiz biliyoruz, herkes birbirinin gözüne bakıyor. Bazen bu durumu müvekkillerimize, müvekkil yakınlarına anlatmakta bile zorlanıyoruz."

15:30 | "ORTA ÇAĞ'DAKİ SÜRGÜNLER GİBİ..."

Eski Medya AŞ Genel Müdürü olan ve Silivri'den Afyonkarahisar'daki cezaevine sevk edilişi ve cezaevi koşulları uzun süre tartışma yaratan İpek Elif Atayman'ın avukatları da tahliye talebinde bulundu.

Avukat Mehmet Ümit Erdem, Atayman'ın görev süresi ve yetkilerini hatırlatarak, iddianamede çizilen "örgüt" şemasının gerçeği yansıtmadığını ifda etti. Erdem, şirket içi hiyerarşinin suç örgütü yapısı olarak yorumlanmasına tepki göstererek, bunun tüm kamu kurumlarını zan altında bırakabilecek tehlikeli bir yaklaşım olduğunu dile getirdi.

Erdem, şu ifadeleri kullandı:

"Müvekkilin kolluk ifadesi 6 suçtan alınmış, 2 suçtan tutuklanmış, 4 suçtan dava açılmış. İçinde olmadığı belirtilen suçlara dahil edilmiş. Çoğunda imza yetkisi bile yok. İmza yetkisi olmayan diğer yönetim kurulu üyelerine suç yöneltilmezken müvekkilime yöneltiliyor, daha da vahimi 2024'te görevinden ayrıldıktan sonraki dönemde yapılan bir eylemden de suç isnat edilmiş. İstanbul'dan Afyon'a götürüldükten sonra, 8 ay içinde, cinayet ve uyuşturucu gibi ağır suçlardan tutuklu insanlarla kaldığı koğuşun içinde en kıdemlisi haline gelmiş."

Atayman'ın söz alan diğer avukatı Faik Eren Kaptan da, tutukluluğun artık bir koruma tedbiri olmaktan çıktığını savundu. Kaptan, özellikle Atayman'ın cezaevi sürecine ilişkin dikkat çekici iddialarda bulunurken müvekkilinin Afyon'a sevk edildiğini ve bu süreçte ailesine ve avukatlarına haber verilmediğini belirtirken "Orta Çağ'daki sürgünler gibi, kapalı bir kafeste, elleri kelepçeli şekilde sevk edildi" ifadelerini kullandı.

Atayman'ın akademik kimliğine ve mesleki geçmişine de vurgu yapan Kaptan, müvekkilinin görev yaptığı dönemde şirketi zarardan çıkarıp kâra geçirdiğini belirtti. Bu durumun, iddia edilen suç örgütü ilişkisiyle çeliştiğini ifade etti.

15:00 | "'ASRIN YOLSUZLUĞU' DEĞİL, 'SİYASİ SORUŞTURMA'"

Tutuklu iş insanı ve mimar Kahraman Yeşilyurt'un avukatı Beril Akalın, dosyada yöneltilen "asrın yolsuzluğu"nitelendirmesine karşı çıkarak, yürütülen soruşturmanın "siyasi"olduğunu ileri sürdü.

Akalın, Türkiye'de benzer soruşturma ve tutuklama süreçlerinin bir "göz korkutma ve tasfiye aracı" haline geldiğini savunurken, Ekrem İmamoğlu'na yöneltilen suçlamaların gerçekçi olmadığını ifade etti.

Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre tutukluluğun azami süresinin 5 yıl olduğuna dikkat çeken Akalın, davanın uzun yıllara yayılmasının öngörüldüğünü belirterek, bu koşullarda tutukluluğun"ağır bir hak ihlaline" dönüştüğünü dile getirdi.

Yargılamanın adil ve toplumsal güven üretmesi için tahliye ile başlanması gerektiğini vurgulayan Akalın, mahkemeye "hukukun ışığıyla karanlığı dağıtma" çağrısında bulundu.

"KENDİSİ İFADE VERMEYE GİTTİ, 'KAÇTI' TUTANAĞI TUTULDU"

Kahraman Yeşilyurt'un avukatı Gizem Karaköçek, müvekkilinin soruşturmanın genişletildiğini yurtdışındayken öğrendiğini, buna rağmen tüm riskleri göze alarak Türkiye'ye döndüğünü söyledi.

Karaköçek, Yeşilyurt'un emniyet tarafından ifadeye çağrıldığını, hemen gelmek istemesine rağmen kendisine ertesi gün gelmesinin söylendiğini aktardı. Ancak ertesi sabah ifade vermek için Vatan Emniyet'e gittiği sırada, evine operasyon yapıldığını ve "evde bulunamadığına" dair tutanak tutulduğunu öğrendiğini belirtti.

Müvekkilinin hakkında yakalama kararı olduğunu bilerek emniyete girdiğini, kaçma ya da saklanma girişiminin olmadığını vurgulayan Karaköçek, buna rağmen tutuklandığını ifade etti.

İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği'nin tutuklama gerekçesinde yer alan "somut delil" ve "tanık beyanları"na da tepki gösteren Karaköçek, "Eğer bu gerekçeler matbu değilse durum vahim. Biz yaklaşık 8 aydır o somut delilleri arıyoruz" dedi.

14:40 | YENİDEN BAŞLADI

Saat 13:30 sularında verilen 1 saatlik aranın ardından duruşma yeniden başladı.

13:30 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ

Duruşmaya 1 saat ara verildi.

12:50 | "İFADEYE GÖRE TAHLİYE" İDDİASI

Tutuklu iş insanı Serkan Öztürk'ün avukatı İsmail Fidancı, yargılamada ceza usulü kurallarının ve yerleşik hukuk uygulamalarının dışına çıkıldığını belirterek sürecin "evrensel hukuk ve anayasal haklardan uzaklaştığını" söyledi. 

Fidancı, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmanın "kurgusal" olduğunu öne sürerek, sanıkların savcılık beklentileri doğrultusunda ifade vermeye zorlandığını, buna uygun beyanda bulunanların tahliye edildiğini, diğerlerinin ise tutuklu yargılanmaya devam ettiğini ifade etti. 

Müvekkilinin dosyaya yalnızca 3K Limited Şirketi ile ilişkilendirilerek dahil edildiğini belirten Fidancı, Öztürk'ün bu şirkette ne ortak ne de yetkili olduğunu, yalnızca danışmanlık hizmeti verdiğini kaydetti. Aynı dosyada şirket sahibi Rauf Cem Isıranca'nın tahliye edildiğine dikkat çeken Fidancı, bu tablo karşısında Öztürk'ün tutukluluğunun sürdürülmesinin "hukuki dayanaktan yoksun" olduğunu vurguladı.

12:50 | BİR İBB BORSASI İDDİASI DAHA

Tutuklu OMR Organizasyon'un sahibi Ömür Yılmaz'ın avukatı, tahliye talebi için konuşurken "İBB'den ihale alma gafletine düşen müvekkilime de etkin pişmanlıkçı olması için avukatlar aracılığıyla çeşitli talepler getirildi" ifadelerini kullandı.

12:20 | "ÖRGÜT DİYORSUNUZ AMA BU İNSANLARI HEPİMİZ SEÇTİK"

İmamoğlu'nun Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemindeki özel kalemi de olan, İBB Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanı Yavuz Saltık'ın avukatı Hasan Şahin, eylem 94 ve 95'te suçlanan Saltık'ın eylemlere yönelik beyanlarını savunmada vereceğini belirtti. 

"Müvekkilimin tek yaptığı kreşler açmak, duyurmayanı duyurmak ve halka iyilik yapmaktır" diyen Şahin, Saltık'ın örgüt üyesi olarak tutuklandığı hatırlatırken, "Burada bir örgüt mü yoksa örgüt adında beyhude bir çaba mı var onu irdelemek gerekiyor. Burada bu örgütü oluşturanlar seçmen halk mı? Apartman dedikodusu gibi içeriklerle örgüt suçlaması yapılıyor. Buradakiler seçilmiş kişiler, yetkiyi de hepimiz verdik. Özgür biriyle tutuklu bir kişinin verdiği ifadenin anlam ve niyeti aynı mı olur sizce? HTS kayıtları delildir diyen biri çıkarsa ben mesleği bırakırım. Yan delildir hatta o bile değildir" diye konuştu:

"Duruşmalar başladığından beri biz avukatlar, siz (mahkeme başkanı) dertleşiyoruz aslında. Ben sizin de notlar aldığınızı görüyor ve sizin de iddianameye karşı çok fazla sayıda eleştiriniz olduğunu düşünüyorum"

11:30 | "İDDİANAMEDE SUÇLAMALAR DEĞİŞTİ" İDDİASI

Tutuklu şirket muhasebecisi Sinan Sepetçi'nin avukatı İbrahim Burak, müvekkilinin 25 Mayıs 2025'te örgüt üyeliği, tefecilik, ihaleye fesat ve dolandırıcılık gibi suçlamalarla gözaltına alındığını ancak ifade tutanağında bu suçlara ilişkin tek bir soru yöneltilmediğini söyledi.

Burak, Sepetçi'nin savcılık tarafından "örgüte üye olmak", "rüşvet" ve "ihaleye fesat" suçlamalarıyla tutuklandığını, ancak 11 Kasım 2025 tarihli iddianamede suçlamaların "örgüte yardım" ve "suç gelirlerini aklama" olarak değiştiğini belirterek, önceki suçlamalar hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmediğini ifade etti.

Dört kez Anayasa Mahkemesi'ne başvurduklarını aktaran Burak, AYM kararlarının uygulanmasına dair tereddütleri olduğunu dile getirdi.

Müvekkilinin yaklaşık bir yıldır üç kişinin beyanıyla tutuklu olduğunu söyleyen Burak, itirafçı ifadelerinin öncelikle doğruluğunun incelenmesi gerektiğini vurguladı. Mahkemenin sanıklara yönelttiği "itirafçıyla husumetiniz var mı?" sorusunun hukuki dayanağı olmadığını belirten Burak, husumetin savcılık ile ifade veren kişiler arasında oluştuğunu savundu.

11:00 | "PARAYA PULA İHTİYAÇLARI YOK"

İBB davasında dün tahliye talebinde bulunamayan tutuklu eski Kültür A.Ş. Genel Müdürü Serdal Taşkın'ın avukatı Ali Rıza Dizdar, tahliye talebinde davanın hem usul hem de esas yönünden ciddi eksiklikler taşıdığını savundu. Dizdar, Cumhuriyet savcısının Ceza Muhakemesi Kanunu gereği yalnızca aleyhe değil, lehe delilleri de toplamakla yükümlü olduğunu hatırlatarak, mevcut dosyada bu yükümlülüğün yerine getirilmediğini söyledi.

İddianamenin de yasal kriterleri karşılamadığını belirten Dizdar, özellikle "suç örgütü" suçlamasının somut unsurlara dayanmadığını dile getirdi. Örgüt suçunun varlığından söz edilebilmesi için süreklilik, hiyerarşi ve suçtan gelir elde etme gibi kriterlerin bulunması gerektiğini vurgulayan Dizdar, dosyada bu unsurların hiçbirinin ortaya konulamadığını söyledi. "Kara para aklama" suçlamasına da değinen Dizdar, bu suçun oluşabilmesi için gerekli olan öncül suçun dahi dosyada yer almadığını ifade etti.

İhale ve üretim süreçlerinin çok aşamalı denetimlerden geçtiğini vurgulayan avukat, keyfi ya da sistematik bir usulsüzlük iddiasının somut verilerle desteklenmediğini ifade etti. Bir mülkiye müfettişi raporuna da atıf yaparak gerekli araştırmalar yapılmadan dava açıldığını savunan Dizdar şu ifadeleri kullandı:

"Örgütün lideri olduğunu söylediğiniz kişi Trabzon'un en büyüklerinden birisi, oradan gelmiş. Şimdi mal varlığı belli. Ben kendisini tanımam, açık söyleyeyim. İstanbul'da seçim olduğu zaman bana "Bir Trabzonlu çıktı" dediklerinde -özür dileyerek söylüyorum, o zaman Ekrem Bey'i tanımıyordum- "Kazanır" dedim. "Niye?" dediler. "O Trabzonlu" dedim; onlar bu işi bilirler, belediyecilik işiyle uğraşırlar. Çünkü rahmetli Şefik Sahabe en yakın arkadaşımdı, Of Belediye Başkanıydı. İşleri güçleri böyle işler yapmak; onların paraya pula ihtiyacı yok."

İFADE VEREN KİŞİ BİLE TANIMIYOR

Sonrasında konuşan tutuklu iş insanı Mehmet Kaya'nın avukatı Muhammed Şahin ise tahliye talebinde, müvekkiline yöneltilen suçlamaların süreç içinde değiştiğini ve dosyada somut delil bulunmadığını savundu. Şahin, Kaya'nın başlangıçta "örgüt üyeliği" suçlamasıyla tutuklandığını, ancak iddianamede bu suçlamanın "örgüt üyesi olmamakla birlikte yardım" ve "kara para aklama" suçlarına dönüştüğünü belirterek, suç vasfındaki bu değişikliğin dikkate alınması gerektiğini ifade etti.

İddianameyi "torba iddianame" olarak nitelendiren Şahin, müvekkilinin dosyada yer alan diğer şüphelilerle hiçbir bağlantısının bulunmadığını ve 100'ü aşkın tutuklu arasında kimseyle irtibatının olmadığını söyledi.

Şahin, şu ifadeleri kullandı: "HTS kaydı yok, İBB çalışanıyla temas yok, İBB'den ihale almamış, şüpheli para trafiği yok, hesap hareketi yok, baz verisi yok, telefon görüşmesi yok, mesaj yok, mail yok. İBB'den ihale alan firmaya alt taşeron olarak hizmet vermiş. Tek ifade: birisi 'Talem Ajans şöyle yapmış' demiş, ticaret sicilden Mehmet Kaya çıkmış, 'çağırın gelsin' denmiş. İfade veren adam bile Mehmet Kaya'yı tanımıyor."

10:50 | BASIN KARTI UYGULAMASI SÜRÜYOR

Mahkeme salonuna girişlerde Turkuaz Basın Kartı uygulaması devam ediyor.

Basın kartı olmayan gazeteciler kurum kartını ibraz etse dahi salona alınmıyor, duruşmayı basın odasından takip etmek zorunda kalıyor.

10:30 | GAZETECİLER ESKİ YERLERİNE ALINDI

İBB davasının 15'inci oturumunda gazeteciler, yeniden avukatlar için ayrılan eski yerlerine alınıyor. Söz konusu bölümde prizle birlikte daha geniş masalar ve sanıklar, mahkeme heyeti ve avukatları daha yakından görme imkanı bulunuyor.

Davanın ilk haftasında gazetecilerin bu bölümden çıkmak istememesi üzerine dava ertelenmiş, hafta sonu arasından sonra gazeteciler salonun dibinde bulunan eski yerlerine alınmıştı.

10:00 | DURUŞMANIN BAŞLAMASI BEKLENİYOR

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 402 sanıklı İBB davasının görülmesine Silivri'de devam edilecek.

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ilk duruşmanın 15'inci gününde tahliye taleplerini değerlendirmesi ve ara kararını açıklaması bekleniyor.

7 İSİM HAKKINDA TAHLİYE TALEP EDİLDİ

Bugüne kadar aralarında CHP'li Belediye Başkanları Resul Emrah Şahan ve Mehmet Murat Çalık'ın da bulunduğu 17 isim mahkemede savunma yaptı.

Duruşma Savcısı, Salı günü tahliyeye ilişkin mütalaasında 7 isim hakkında tahliye talebinde bulundu: CHP'li Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç AŞ çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Evren Şirolu, Ekrem İmamoğlu'nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu, iş insanı Ali Üner, İETT özel halk otobüsü işletmecisi Ebubekir Akın ve İSPER büro personeli Davut Bildik. 

Salı gününden bu yana, savunması henüz alınmayan 90 tutuklu ismin avukatları tahliyeye yönelik beyanda bulunuyor. 34 tutuklu ismin avukatının da beyanda bulunmasından sonra Mahkeme Başkanı akşam saatlerinde kararını açıklayacak.

Önceki duruşmalarda; Ümit Polat "parayı görmedim ama duydum" dedi. Murat Or ise savcılık ifadesinde "maddi hata" olduğunu öne sürerek ifadelerinde değişikliğe gitti, "Para olduğu düşünülebilir demiştim, 'düşünüyorum' olarak yazılmış" dedi. 

İFADELERİNİ GERİ ÇEKTİLER

Etkin pişmanlıkçı Murat Kapki'nin, duruşmadan bir hafta önce mahkemeye sunduğu dilekçede "baskı altınta ifade verdim, ifadelerimden vazgeçiyorum" ortaya çıktı.

Son olarak, bir diğer etkin pişmanlıkçı Vedat Şahin'in avukatı, daha önce toplam 4 kez ifade verdiklerini ancak "en samimisini" 22 Mayıs'ta verdiklerini söyleyerek, diğer ifadelerini geri çektiklerini açıkladı.

5 KİŞİ DE ETKİN PİŞMANLIK İFADESİNİ AYNI AVUKATLA VERMİŞ

Vedat Şahin'in avukatı Muhittin Arık, dünkü tahliye talebinde, soruşturma aşamasında müvekkilinin bazı avukatlar tarafından "iradesinin fesada uğratılarak" etkin pişmanlık ifadesi verdiğini ve bu ifadeleri geri çektiklerini açıklamıştı. 

Vedat Şahin'in etkin pişmanlık sürecindeki avukatının İsmail Mirsad Albayrak olduğu ortaya çıktı.

Avukat Albayrak dosyada hali hazırda 5 kişinin avukatlığını yapmaya devam ederken bu kişilerin de tamamının soruşturma sürecinde etkin pişmanlık adı altında ifade verdiği öğrenildi.

Bazı avukatlar; sanıkları etkin pişmanlık ifadesi vermeleri için yönlendirdikleri, daha önce hazırlanmış ifadeleri imzalamalarını istedikleri iddialarıyla gündeme gelmişti.

GÜNDEM 02 Nisan 2026 Perşembe, 09:31

Benzer Haberler

Pırlanta ve elmasa ÖTV maddesi tekliften çıkarıldı

TBMM Genel Kurulu'nda görüşülen torba yasa...

Nihat Yeşiltaş: "Bozbey görevine dönene kadar mücadele sürecek"

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa...

Trump, Adalet Bakanı Bondi'yi görevinden aldı

ABD Başkanı Donald Trump, Adalet Bakanı Pam...

Halef 27. bölüm izle

Halef 27. bölüm NOW TV ekranlarında yayınlandı.

Ünlülere 'uyuşturucu' soruşturmasında gözaltına alınan ünlülerin test sonuçları çıktı

Ünlülere yönelik yürütülen uyuşturucu...

Bursa sallandı

Bursa'da hissedilen bir deprem oldu.