Avrupa Güney Rasathanesi'nin Çok Büyük Teleskop'u ve James Webb Uzay Teleskobu verilerini inceleyen gökbilimciler, başka bir gezegeni gözlemlemeye çalışırken tesadüfen Dünya'dan doğrudan görüntülenebilen en sönük ötegezegeni keşfetti.
Bilim dünyasında birçok önemli buluşun tesadüfen gerçekleşmesi geleneği, uzay araştırmalarında da kendini gösterdi. Astronomlar, Beta Pictoris yıldız sisteminde zaten bilinen bir gezegenin zaman içindeki değişimlerini incelemek üzere yaptıkları gözlemler sırasında, daha önce varlığı doğrulanmamış üçüncü bir gezegen keşfetti.
"Beta Pictoris d" adı verilen bu yeni gök cismi, kendi yıldızının güçlü ışığı altında gizlendiği için bugüne kadar tespit edilememişti. Yapılan son araştırmalar, bu gezegenin Dünya'dan doğrudan fotoğraflanabilen en sönük ötegezegen olduğunu ortaya koydu.
Toz bulutlarının arasındaki bebek gezegen
Dünya'dan yaklaşık 64 ışık yılı uzaklıkta yer alan Beta Pictoris, yaklaşık 23 milyon yıllık yaşıyla astronomik açıdan oldukça genç bir yıldız olarak kabul ediliyor.
Güneş'ten neredeyse iki kat daha büyük ve dokuz kat daha parlak olan bu yıldızın etrafı, gezegenlerin doğduğu devasa toz ve enkaz diskleriyle çevrili bulunuyor.
Sistemde daha önce keşfedilen ve Jüpiter'in yaklaşık on katı kütleye sahip olan oldukça sıcak iki dev gaz gezegeninin ardından, "Beta Pictoris d" bu sistemin doğrudan görüntülenen üçüncü üyesi oldu.
Yıldızın parıltısında gizlenen dünya
Keşfedilen bu yeni gezegen, sistemdeki diğer büyük kardeşlerine kıyasla oldukça farklı özellikler taşıyor. Jüpiter'in yaklaşık 2,4 katı kütleye sahip olan Beta Pictoris d, yaklaşık 330 derece santigrat sıcaklığıyla diğerlerine göre çok daha soğuk bir yapıya sahip.
Gezegenin keşfinin bu kadar gecikmesi ve doğrudan görüntülenmesinin zorluğu, bağlı olduğu yıldıza olan mesafesinden kaynaklanıyor. Yıldızına oldukça uzak bir yörüngede dönen gezegen, sistemin bilinen ilk gezegeni olan Beta Pictoris b'den 100 kat daha sönük bir ışığa sahip olduğu için ana yıldızın göz kamaştırıcı parıltısı içinde kayboluyordu.
Astronomlar bu engeli, gelişmiş teleskop teknolojileriyle çekimleri son derece hızlı gerçekleştirerek aşmayı başardı.
Gezegen sistemlerinin geleceğine ışık tutacak
Aynı oluşum ortamında birden fazla gezegenin doğrudan görüntülenebildiği sistemler, gökbilimciler için evrenin laboratuvarı niteliğini taşıyor.
Bu tür çoklu sistemler, farklı gezegenlerin aynı koşullarda nasıl farklı yapılara büründüğünü anlamak açısından büyük önem taşıyor.
Bilim insanları, gelecekte faaliyete geçecek olan "Son Derece Büyük Teleskop" gibi yeni nesil gözlemevleri sayesinde, bu sistemlerde gizlenen çok daha küçük kütleli ve sönük dünyaların da keşfedilebileceğini öngörüyor.
YAŞAM 15 Temmuz 2026 Çarşamba, 17:35
Benzer Haberler