İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu, 414 ismin yargılandığı İBB davasının 21. oturumu görüldü. Duruşmada savunma yapan reklamcı Esra Bayrak, İBB yönetimiyle ilişkisi olmadığını belirterek "İBB'de yönetim değiştikten sonra ilk defa İBB'ye iş yapan bütün ajansları 'kesin birinin bir şeyidir' mantığıyla bir torbaya doldurmuşlar" dedi. İmamoğlu, mahkeme salonundan ayrılırken izleyicileri selamlayarak "Mert olun, dik durun yeter. Namertlik beş para etmez" diye seslendi.
Cumhuriyet'ten Engin Deniz İpek ve Batuhan Serim'in haberine göre, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da yargılanan isimler arasında olduğu İBB Davası 21'inci oturumunda İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam etti.
Beyoğlu dosyasının ana davayla birleştirilmesiyle birlikte yargılananların sayısının 414'e yükseldiği davanın dünkü oturumunda, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Danışmanı Necati Özkan savunma yapmıştı.
Dünkü duruşmaya, Ekrem İmamoğlu ile mahkeme başkanının arasında geçen diyalog damga vurmuştu. İmamoğlu, kendisine "Haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz" diyen savcıyı hatırlatarak, "Tehdit edildim; bir işlem yapacak mısınız?" diye sormuş; mahkeme başkanı ise "Alacağımız bir tedbir yok" yanıtını vermişti. Bunun ardından İmamoğlu "Tedbiri ben alacağım" demişti.
İşte İBB Davası'ndan gelişmeler:
19.50 | DURUŞMA BİTERKEN İMAMOĞLU KONUŞTU: 'MERT OLUN YETER, NAMERTLİK BEŞ PARA ETMEZ'
Ali Kurt'un avukatının kısa savunmasının ardından celse sona erdi.
İmamoğlu, mahkeme salonundan ayrılırken izleyicileri selamlayarak "Mert olun, dik durun yeter. Namertlik beş para etmez" diye seslendi.
Dava, yarın Ali Kurt'un diğer avukatlarının savunmalarıyla devam edecek.
19.40 | MAHKEME HEYETİ BAŞKANI'NDAN 'GÖREV SÜRESİ' TARTIŞMASINA YANIT
İBB Davasını gören İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi 1. Heyetinin Başkanı Selçuk Aylan, görev süresine ilişkin tartışmalara dair avukat beyanlarına yanıt vererek, "Kim diyorsa yanlış söylüyor. Benim hakimlik sürem 12 yıl, 8 yıl da avukatlığım var" dedi.
19.00 | İMAMOĞLU: "İDDİANAMEDE İSMİ GEÇEN 'SUÇ ÖRGÜTÜ' NE KADAR DEMOKRATİK BİR 'SUÇ ÖRGÜTÜ'"
Ekrem İmamoğlu, Ali Kurt'un savunmasının ardından soru sormak üzere söz aldı.
Ekrem İmamoğlu: "Herhangi bir kişi için, herhangi bir projede 'Şuna özel bir indirim yapın, bir daire alsın veya bir yer alsın' vesaire diye bir kişi dahi sana sevk ettim mi Ali Bey?"
Ali Kurt: "Kesinlikle etmediniz. Bize o kadar çok -parti gözetmeksizin söylüyorum- talep geldi ki... Bakın, ilk göreve geldim, Sağlık Bakanlığı'ndan biri aradı... Bize Sayıştay ile ilgili hep şunu dedi Ekrem Başkan 'Allah'tan bize Sayıştay'ı gönderdiler.' Şimdi insanları kırmak da zor oluyor ya; her siyasi, herkes, kampanya vesaire için arıyor. Biz de 'Sayıştay var, denetimdeyiz kardeşim, hiçbir ayrıcalık yapamayız' diye kibarca herkesi reddettik. Ekrem Başkan, bu konuda benden daha hassas; çok sert uyarıları da olmuştur 'Kimseye bu konuda alan açmayın' diye. Çünkü onu aşıp da gelmek isteyenler de olur ama biz öyle bir şey yapmadık, olmadı yani."
Ekrem İmamoğlu: "Ali Bey, siz işe nasıl başladınız? Nasıl bir işe alım süreci gelişti?"
Ali Kurt: Şöyle oldu; Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, benim çok eski arkadaşımdır. 2007 civarıydı, TOKİ'de biz onun işvereniydik. Seçimi kazandıktan sonra bir 'hayırlı olsun' ziyaretine gittiğimde orada denk geldi Ekrem Başkan'la. İBB'nin yapması gerekenlere ilişkin sohbet ederken Başkan, 'ekibimde olur musun?' dedi. 'Tabii ki olur başkanım, ben de zaten pek memnun değilim' dedim. Sonra ilgili arkadaşların beni arayacağını söyledi. Önce insan kaynaklarındaki ekiple görüştüm, sonra şirketlerden sorumlu danışmanıyla görüştüm. Ondan sonra da KİPTAŞ'ta genel müdür olma teklifi verildi."
Ekrem İmamoğlu: "Ali Bey işe başladıktan sonra sizin ekibinize dair hangi aşamada; başlangıçta veya sonrasında 'şunu çalıştıracaksınız, şunu işten atacaksınız' veya 'şu yönetici mutlaka yanınızda olacak' diye, yani insan kaynakları prensipleri dışında kendi adıma bir talebim ya da bir şahsi dayatmam oldu mu? Böyle bir şey yaşadınız mı?"
Ali Kurt: "Kesinlikle olmadı Sayın Başkanım. Biz hiçbir zaman kimseyi çıkartmadık, hiç öyle bir talep gelmedi. Mümkün mertebe mevcutla devam ettik ama tabii ki disiplinle ilgili sıkıntısı olan, beni yanıltmaya çalışan arkadaşlarla --kendi getirdiklerim de dahil-- gereğini yaptım. Zaten o alanı biz yönetemiyor olsaydık çalışamazdık muhtemelen. Siz de profesyonel hayattan geliyorsunuz, o alanı hep açtınız bize. Allah var yani."
Ekrem İmamoğlu: "Bir sürü firma ismi saydınız. Herhangi birisi için, 'şununla anlaşacaksınız, şununla çalışacaksınız' gibi bir dayatmam oldu mu? Böyle bir dayatma yaşadınız mı bir tek projede bile?"
Ali Kurt: "Kesinlikle olmadı Başkanım. Yüklenici portföyümüzü genişletmek için biz yüklenici portalı açtık. Yani bizi tanımanıza, herhangi bir siyasi tanımanıza gerek yok. KİPTAŞ'la iş yapmak isteyenler o portal üzerinden bize başvurabilme imkanı sundu. O da aslında sizin önerinizdi, portföyü genişletmeye çabanızdandı. Yeni firma sayımız da çok azdır. Genelde hep geçmişte kalanlarla mecbur devam ettik açıkçası. Davet listelerimizde zaten belli."
Ekrem İmamoğlu: "Size herhangi bir siyasi görev alma konusunda teklifim ve fikrinizi alma konusunda bir önerim oldu mu?"
Ali Kurt: Oldu. 2024 yılında, yani en son yerel seçimlerden önce, siz benim gibi bürokratların siyasette olması gerektiğini vurguladınız. Ben de ilk başta düşündüm, yalan yok. Ama sonra dedim ki, 'İnsan haddini bilmeli. Benden siyasi olmaz.' Bürokraside devam etmek istediğimi söylemiştim. Siz de bunu çok olgunlukla karşıladınız. Aynı şekilde yola devam ettik sonra.
Ekrem İmamoğlu: "Bunu sormamın sebebi, aslında bizim iddianamede ismi geçen 'suç örgütünün' ne kadar demokratik bir 'suç örgütü' olduğunun da altını çizmek adına önemli bir soru olduğunu düşünüyorum."
17.00 | İKİNCİ ARA VERİLDİ
Ali Kurt'un savunmasını şöyle tamamladı:
"Tarafıma sorulacak her soruya cevap vermeye, attığım her adıma hesap vermeye hazırım. Hem hesaplarımdaki blokelerin kaldırılmasını hem de tahliye edilerek beraatime karar verilmesini talep ediyorum Sayın Heyet, Sayın Savcı. Allah size vicdanlı, hakkaniyetli karar vermenizi sağlayacak gücü nasip etsin diyorum."
Kurt'un savunmasının ardından duruşmaya bir saat ara verildi.
16.30 | "SOYTEKİN, POPÜLER CHP GÜNDEMİNDEN FAYDALANMAK İSTEDİ"
Kurt son olarak, iş insanı Ali Şükrü Malaz'ın Pendik'teki arsasının usulsüz şekilde elinden alındığı, burada yapılan konut projesine Adem Soytekin'in dahil edildiği, konutların zararına satıldığı ve 5 Kasım 2023'teki CHP 38. Olağan Kurultayı öncesinde bazı partililere bu projeden daire verildiğine yönelik suçlamaların bulunduğu eylem 30 ile ilgili savunma yaptı.
Kurt, söz konusu iddiaların soruşturma aşamasında kendisine yöneltilmediğini belirterek, Pendik'teki arsanın KİPTAŞ tarafından 2017 yılında satın alındığını, kendisinin ise 2019'da göreve geldiğini vurguladı. "Tapu 2017'de alınmış. Ben göreve geldiğimde bu yerin borcunu ödedik" diyen Kurt, Malaz ile yaşanan sürecin bir ceza konusu değil, ticari uyuşmazlık olduğunu savundu.
Kurt ayrıca Malaz'ın açtığı davanın ilk derece mahkemesinde KİPTAŞ lehine sonuçlandığına dikkat çekerken projeye birden fazla büyük firmanın davet edildiğini, Soytekin'in doğrudan projenin müteahhidi olmadığını söyledi.
Söz konusu projedeki gelirlerden KİPTAŞ'ın ciddi bir gelir elde ettiğini belirterek "kamu zararı" iddialarını reddeden Kurt "Kamu harcaması yok, bütçeden para çıkmamış. Hangi zarardan bahsediyoruz?" dedi.
Konutların zararına satıldığı iddiasına karşı çıkan Kurt, satışların ekspertiz değerinin üzerinde (yüzde 30 artışla) yapıldığını belirtirken CHP Kurultayı'yla ilişkilendirilen "75 daire" iddiasını da reddetti:
"Adem Soytekin bence etkin pişmanlıktan davranırken CHP ile ilgili popüler gündem maddelerinden faydalanmak istedi. Satışlar 2021-2022'de yapılmış, kurultay 2023'te. Böyle bir şeyin olması mümkün değil. Satış ve pazarlama yetkisi yüklenicide. Kime sattığını bilmeyiz ama fiyatı biz belirleriz."
16.00 | "İDDİANAMENİN İÇİNDEN ÇIKAMAZSINIZ"
İBB davasında Eylem 28 kapsamında savunma yapan KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, hakkındaki rüşvet ve etkin pişmanlık beyanlarına dayalı iddiaları reddetti. Kurt, etkin pişmanlıktan yararlanan Ertan Yıldız'ın beyanlarının çelişkiler içerdiğini savunarak, "Bu kadar yalan söyleyebilen biri. Bu adamı çok ciddiye alırsanız iddianamenin içinden çıkamazsınız" dedi.
Hakkında 500 bin dolar rüşvet aldığı iddiasına da yanıt veren Kurt, Erdal Tokmakçı'nın ifadesinde böyle bir suçlama bulunmadığını, Tokmakçı'nın söz konusu parayı "ticari ilişki" kapsamında verdiğini beyan ettiğini söyledi. Etkin pişmanlık beyanları arasında tarih ve olay örgüsü bakımından çelişkiler olduğunu öne süren Kurt, aynı olaya ilişkin farklı kişilerin farklı tarihler verdiğine dikkat çekti.
Savcılığın baz kayıtları ve beyanları birlikte değerlendirirken çelişkili bir tablo ortaya koyduğunu savunan Kurt, "Adam '2023' diyor, bunu 2021'e çekmeye çalışıyorlar" ifadelerini kullandı. İddianamede banka dekontlarının yanlış yorumlandığını ileri süren Kurt, Tokmakçı'nın sunduğu belgelerin başka bir kişinin rüşvet iddiasına dayanak yapılmaya çalışıldığını söyledi.
Kurt, iddianamenin bütünlüğünü de eleştirerek, "Eylemin yarısını başkası yazmış... Bari en azından eylemi aynı kişi yazsaydı" dedi.
15:30 | "DEĞİL İMAMOĞLU, CUMHURBAŞKANI GELSE BİLE.."
Ali Kurt, ilk olarak 27 numaralı eyleme ilişkin savunma yaptı. Bahattin Uçar adlı iş insanından Ayazağa'da bulunan 50 daireyi SPK değerinin altında İBB personeline satmasını istediği ancak Uçar'ın bunu kabul etmemesi üzerine hakediş ve satış onaylarını geciktirmekle suçlanan Kurt, söz konusu iddiaların kendisine soruşturma aşamasında yöneltilmediğini belirterek, "Bu eylemi ilk kez iddianamede görüyorum. Somut olmayan, gerçek dışı beyanlar var" dedi.
Kurt, projenin yapısını anlatarak satış ve ödeme süreçlerinde tek başına yetkili olmadığını vurgularken geliri hasılat paylaşımına projede satış gelirlerinin doğrudan İETT'ye aktarıldığını ve nihai onay merciinin de İETT olduğunu ifade etti. Satış onaylarının geciktirildiği iddiasına ilişkin kronoloji sunan Kurt, sürecin suçlandığı gibi bir ayda değil 12 iş günü içinde tamamlandığını söyledi.
SPK değerinin altında satış iddialarına da değinen Kurt, yüklenici firmanın belirlediği ekspertiz değerinin altında satış yapılmadığını, aksine İETT'nin nihai satış fiyatını artırdığını ifade ederek "Değil Ekrem İmamoğlu, Cumhurbaşkanı gelse bile KİPTAŞ'tan SPK değerinin altında mal satamazsınız" diye konuştu.
Kurt, İBB personeline yönelik bir satış kampanyası fikrinin gündeme geldiğini ancak bunun bir zorlamaya dönüşmediğini vurgularken hakediş ödemelerinin geciktirildiği iddiasını da reddederken yükleniciye hakedişten önce ödeme yapıldığını belirtti. Kurt, kendisini söz konusu eylemde suçlayan Bahattin Uçar'ın beyanlarının çelişkili olduğunu, Uçar'ın etkin pişmanlık kapsamında abartılı ifade verdiğini de söylerken yüzlerce bağımsız birim ve çok sayıda imza gerektiren süreçlerde böyle keyfi işlem yapılmasının mümkün olmadığını ifade etti.
14.40 | ALİ KURT SAVUNMAYA BAŞLADI: 'NE BEN NE AİLEM, TEK BİR EMLAK ALMADIK'
İBB Davası'nda 27, 28 ve 30.eylemlere ilişkin suçlanan KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, savunmasına başladı.
4. dalga operasyonlarda tutuklanmasından bugüne kadar hiçbir açıklamada bulunmayan Kurt'un savunmasının ilk kısmından öne çıkanlar şöyle:
"TOKİ'de çalışırken, İstanbul'daki bazı önemli projelerle birlikte Kanal İstanbul'un ilk planlarını yıllar önce gören 4-5 kişiden biriydim. İlk hali 377 milyon metrekareydi. Buna karşın ne ben ne ailem ordan tek bir emlak almadık. Buna meslek yaşamımda özellikle dikkat ettim.
Ekspertiz fiyatının altına gayrimenkul sattığı iddiasıyla yargılanan biri olarak, 9 kere müzayede ile gayrimenkul satmış biriyim. Bunun tarihte örneği yok.
Biz göreve geldiğimizde ihaleye bile giremeyen KİPTAŞ, şu an Türkiye'nin en büyük 11. inşaat şirketi. Bunu kamudan ihale bile alamadan yaptık.
Şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın yürüttüğü Yarısı Bizden kampanyası, KİPTAŞ olarak uyguladığımız İstanbul Yenileniyor kampanyasının birebir aynısı. Tek fark onlar kamu bankalarından kredi kullanabiliyor, KİPTAŞ kullanamıyor."
"DENETİMLER SAYESİNDE SAYIŞTAY İLE AKRABA OLDUK"
Kurt, suçlandığı eylemlere geçmeden önce KİPTAŞ'a yapılan denetimlere ilişkin de konuştu:
"Ben TOKİ'de çalıştığımda, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar'dı. Sonra bakan oldu, onun döneminde başladı. Sayın Cumhurbaşkanı o zaman Başbakandı; biz direkt Başbakanlığa bağlıyız. Yani benim imzamın ardından 2-3 imza ve TOKİ Başkanı'ndan sonra Başbakan imzalıyor. İnanılmaz operasyonel bir gücümüz var, yetkimiz var. Ama İstanbul'da KİPTAŞ kadar yetkili değildik. Gaziosmanpaşa'da Avrupa Konutları, benim TOKİ'de yaptığım ilk imar uygulaması işiydi. Hazineden binbir güçlükle devraldım; arka planını anlatsam 'devlet içinde devlet' olduğunu anlarsınız.
Geldiğimden beri Sayıştay ile akraba olduk. Haftada bir denetime geliyorlardı. Şirketin verdiği kiralık aracı bile sordular ama buldukları tek şey benden önceki dönemlere ilişkin oldu. Bunlar bir yana, Ekrem İmamoğlu'nun denetim mekanizması hepsinden daha katı."
İddianameye yönelik de eleştirilerde bulunan Kurt ayrıca şöyle konuştu:
"İddianamedeki konuların hiçbiri bana kollukta ve savcılıkta sorulmadı. Kollukta 11 saat ifade verdim, bunlar sorulsaydı anında çürütürdüm ve beni tutuklayamazlardı.İddianamede usul hataları da var, ben memur değilim ama irtikap suçuyla suçlanıyorum ki irtikap diye bir eylem zaten yok."
"Gözaltına alındığımdan beri maaşım yatmıyor çünkü sigortalı personelim İş Kanunu'na göre; sigortam yatmıyor. Yani ciddi şekilde mağdur edildim. Hakkımda bir tane olumsuz MASAK raporu yok Sayın Başkan. Ama ben tutuklanmadan 20 gün önce tüm mal varlıklarıma el konuldu. Ben bir holding yöneticisi değilim; iki tane hesabım var: Biri maaş hesabım, biri de birikim hesabım. 20 yıldır belki aynı hesapları kullanıyorum. Sadece bankadan hesap dökümü isteseniz hiçbir şey olmadığını görürsünüz ki zaten MASAK bir şey bulamamış; yok çünkü. Ama kanuna aykırı bir şekilde mallarım şu anda, hesaplarım bloke. Kanun ne diyor; varsa bir şey 3 ay içerisinde devam edersin, en fazla 2 ay uzatırsın; bir yıl oldu. Ve ben kendi kendine yetebilen bir insanken dostlarıma muhtaç hale getirildim; yaşam hakkım elimden alındı tutukluluk süresince."
"ALLAH HERKESE BÖYLE ETKİN PİŞMANLIKÇI NASİP ETSİN"
KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt savunmasını yaparken Heyet Başkanı etkin pişmanlıkçı Ertan Yıldız'ın beyanlarıyla ilgili soru sordu.
Ali Kurt: "Başkanım Ertan Yıldız'la hiç tanıştınız mı karşılaştınız mı?"
Heyet Başkanı: "İkinci celsede dinleyeceğiz"
Ali Kurt: "Zorla getirme kararı vermeniz lazım kaçar o"
Bu sözler üzerine salonda gülüşmeler oldu.
Ali Kurt: "Ertan Yıldız 'KİPTAŞ ile Ekrem başkan özel ilgileniyordu ben hiç ilgilenmedim' diyor. Kardeşim sen yıllardır KİPTAŞ'ın yönetim kurulu başkanısın. İnsan imza yetkisi olan kurumda ne olup bittiğini bilmez mi? İlk verdiği ifadede beni suçlamıyor bile. Ertan Yıldız çok rahat yalan söyleyebilen biri. Onu ciddiye alırsanız bu iddianamenin içinden çıkamazsınız.
Bana Ertan Yıldız'ın ve Adem Soytekin'in ismini vermem söylendi, verseydim bugün burda olmazdım ama vermedim. Adem Soytekin'le bir sorunum yok. Allah herkese böyle etkin pişmanlıkçı nasip etsin çünkü iddiaları çok abartılı."
13.30 | SLOGANLARLA KARŞILANDILAR
Tutuklu sanıklar aradan sonra duruşma salonuna tekrar getirldi. Salonda "Cumhurbaşkanı İmamoğlu!" sloganları yükseldi.
12.30 | DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Mahkeme başkanı duruşmaya ara verdi.
HEYET BAŞKANINDAN SALONU GÜLDÜREN ÇIKIŞ!
Esma Bayrak'a savunmasının ardından soru yönelten avukatlardan biri uzunca bir betimlemeden sonra "suç örgütü mü var cumhurbaşkanı adayı mı" diye sordu.
Esma Bayrak "örgüt yok" diye yanıt verdi.
Bunun üzerine heyet başkanı "sorunun başını hatırlıyor musunuz? sadece son kısmı sorsanız olmaz mıydı" dedi.
Bu tepki üzerine salondakiler gülmeye başladı.
12.00 |ONGUN, BAYRAK'A İDDİANAMEDE YER ALAN ANCAK SORULMAYANLARI SORDU
Bayrak'ın savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, mahkemede Bayrak'a yönelttiği sorularla özellikle Eylem 13 kapsamındaki bazı iddiaların mahkeme tarafından yeterince sorulmadığını savundu.
Söz konusu eylem kapsamında, bir haftadır dinlenen sanıkların ortak çizgide olduğunu vurgulayan Ongun, "14 tutuklu sanık da 'burada suç yok' dedi ve beyanları birbirini tamamladı" ifadelerini kullandı.
Soruşturma sürecinde ve iddianamede yer alan bazı ağır suçlamaların duruşmada sorulmadığının altını çizen Ongun, "Tıpkı Cambridge Analytica olayı gibi seçmen davranışlarını manipüle ettiğimiz iddia ediliyor ama mahkemede 'nedir bu Cambridge Analytica?' diye hiçbir soru sorulmadı" diyen Ongun, aynı şekilde belediye iştirakleri üzerinden kurduğum öne sürülen sistemlere dair de kendisine veya diğer sanıklara hiç soru yöneltilmediğini söyledi.
Soruşturma sürecinde medyada geniş biçimde yer alan ve iddianamede de bulunan ses kaydı çözümlemesine de değinen Ongun, "Konuşmaların %94'ünü yapan kişi X isimli kişi. Burada konuşmaların çoğu, CHP'li bir arkadaşımız tarafından yapılıyor. Savcılık burada ilk kez CHP'li bir isme pozitif ayrıcalık yapmış. Benden daha çok konuşanlar burada değil ama ben buradayım" diye konuştu.
Ongun'un Bayrak'a yönelttiği son soru ise ses kaydının dava konusu uygulamalarla bağlantısı üzerine oldu. Bayrak, "Ses kaydında İstanbul Senin'den hiç bahsedilmiyor. Konu tamamen reklamcılık teknolojisi" diyerek doğrudan ilişkiyi reddetti. Söz konusu sistemin Adform olduğunu belirten Bayrak, "İstanbul Senin uygulamasında bulunmamaktadır ama kullanımı yasaldır" dedi.
11.30 |"İŞ SÜRECİMİ BİR GÜN AĞIR CEZA MAHKEMESİNDE ANLATACAĞIM HİÇ AKLIMA GELMEZDİ"
Dijital reklamcı Esma Bayrak, Eylem 13 (Kişisel Verileri Başkasına Verme, Yayma veya Ele Geçirme iddiası), Eylem 30 (Kamu Kurum Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık iddiası) ve Eylem 68 (İhaleve Fesat Karıştırma, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık iddiası) kapsamında hakkındaki suçlamalara ilişkin savunma yaptı.
Bayrak, 13 numaralı eyleme, etkin pişman Erol Naim Özgüner'in ifadesi üzerine dahil edildiğini aktardı:
"'İstanbul Hanem' uygulamasını hiç duymamıştım. İddianamede öğrendim. 'İstanbul Senin' uygulamasının hiçbir teknik aşamasında da yer almadım. Geçtiğimiz hafta da bu eylemle suçlanan bütün sanıklar ve avukatlarından dinledik. Burada GTM kodunun sadece web sitelerinde çalıştığının ve 'İstanbul Senin' uygulamasında yer almadığı konusunun netleştiğini düşünüyorum."
Bayrak, GTM sisteminin nasıl çalıştığına ilişkin şu açıklamayı yaptı:
"Başkanım, bu kodlar web sitesinin ön yüzüne eklenir, arka taraftaki veri tabanına erişmesi imkansızdır. Bu sistemi kurduğumuzda raporlama araçlarında demografik yapıyla ilgili veriler görürsünüz. Herhangi bir yerden veri çekebildiği için değil, kendi algoritmalarıyla elde ettikleri veriyi sunuyor. Google, Meta, TikTok, Twitter; hiç fark etmez, reklam aracı olsun, raporlama aracı olsun, bunlar aslında birbirlerinin rakibidir. Bunlar kendi algoritmalarıyla elde ettikleri verileri kimseye vermezler, ki zaten var oluş amaçlarına terstir. Bunlar aslında günahını bile vermezler.
Bu yüzden zaten 'İstanbul Senin' uygulamasında Google Etiket Yöneticisi (GTM) yok. Ancak o gördüğünüz maillerdeki Google Etiket Yöneticisi'ne neyi entegre ederseniz edin, zaten kişisel veriye erişemez; teknik olarak bu mümkün değildir. Üstelik teknik olarak böyle bir veriyi indirebileceğiniz bir araç da yoktur.
Böyle bir iş sürecini de açıkçası Ağır Ceza Mahkemesinde bir gün anlatacağım hiç aklıma gelmezdi. Bunu doğal olarak maille yaparım ve de ilgilileri de CC'ye eklerim. Başkanım, Erol Bey'in bu arada hani mailler, gönderdiği mailler de bu çerçevede attık ve hiçbirinin 'İstanbul Senin' ile ilgisi yok."
"İLK DEFA İŞ YAPAN TÜM AJANSLARI 'KESİN BİRİNİN BİR ŞEYİDİR' MANTIĞIYLA BİR TORBAYA DOLDURMUŞLAR"
Eylem 68 kapsamında ise ajansının sadece bir ihaleye dahil edilmesi nedeniyle suçlandığını söyleyen Bayrak, savunmasına şu sözlerle devam etti:
"Bir ihale ama sadece bir ihale aldığım için eklenmişim. Üstelik katılanlardan hiçbiriyle de daha önce bir iş yapmamışım. Ben bu ihaleye katıldığım hiçbir firmayla bir çözüm ortaklığına da gitmemişim, iki tanesiyle hiç yarışmamışım bile. Yani iddianamede sadece bir ihale kazanabildiğim görmezden gelinip, biri kalkmış 'ajans şunu yönetiyor', biri başkasından duymuş 'aslında bunun' diyor. Yani bildiğiniz dedikodu, iftira. 'Şirket şunun, şirket şunu yönetiyor' gibi birbirleriyle çelişen ithamları atanların, beni tanımadıkları ya da sektörden bilmediklerini düşünüyorum.
İBB'de yönetim değiştikten sonra ilk defa İBB'ye iş yapan bütün ajansları 'kesin birinin bir şeyidir' mantığıyla bir torbaya doldurmuşlar. Ama öyle değil. Mevcut İBB yönetimiyle öyle bir ilişkim olmadığına ilişkin size çok basit bir örnek vereceğim: Bundan iki yıl önce ben Kariyer İBB Zirvesi'nin reklamlarını yayına aldım ve hâlâ ödememi alamadım. Ki Kariyer İBB Zirvesi'nin reklamlarını yayına aldığımı, buradaki yöneticiler bile bilmiyordur. Bunu yine bir ajansa ajans hizmeti olarak verdim ki hiçbir tanımaz ve ben hâlâ ödememi alamadım. Savcılığın iddia ettiği gibi bir ilişkim olsa ya ben bu ödemeyi alamaz mıydım?"
"2021'DE KIZ KARDEŞİMİN KİPTAŞ'TAN EV ALMASIYLA 2023'TEKİ CHP KURULTAYINI NASIL ETKİLEMİŞ OLABİLİRİM?"
Son olarak Eylem 30'da kendisine yöneltilen iddialara yanıt veren Bayrak, "Eylem 30'a kız kardeşimin KİPTAŞ'tan ev almasıyla dahil edilmişim. Eylemdeki şikayetçinin ifadesiyle okuyorum, '2021 itibarıyla satış vaadi sözleşmesiyle vatandaşlardan para toplamaya başladılar.' İşte o vatandaşlardan biri de benim kız kardeşim. Ben zaten lansman aşamasında bu projeden reklamcı olarak haberdardım. Linkini gönderdim, 'Klasiktir kardeşim, hani toprak bölge sonrasında değerlenir, KİPTAŞ yapıyor sağlam olur' diyerek ben kardeşime önerdim. Kardeşim de tamamen kendi parasıyla aldı.
Yine aynı eylemde etkin pişmanlık ifadesi veren Adem Soytekin'in beyanlarında bu daireler kimlere satılmış? 'CHP üyeleri' demiş, değilim. 'CHP'li belediye çalışanları' demiş, değilim. 'KİPTAŞ çalışanları' demiş, değilim. 'Siyasi manada özgül ağırlığı olan ve etkin kişiler' demiş, değilim. Yani CHP üyesi bile olmayan benim CHP'de özgül ağırlığım olabilir mi? Ve dairelerin kurultay sürecinde etkili olan isimlere verildiğini söylemiş. Yani benim CHP'de karşılığı olmayan biri olarak 2021'de kız kardeşimin ev almasıyla 2023'teki kurultayı nasıl etkilemiş olabilirim?
'Örgüt üyeliği' gibi ağır bir suçla, sadece ve sadece iki kişinin soyut beyanıyla dosyaya eklenmişim. Esasında savcılığın, iddia sahibine 'Elinizde bunu gösteren bir delil var mı?' diye sorması gerekirdi; ancak şimdi benden aksini ispat etmem bekleniyor."
10.35 | DURUŞMA BAŞLADI
Bugünkü duruşma, tutuklu isimlerden reklamcı Esma Bayrak'ın savunmasıyla başladı.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'na yönelik yürütülen soruşturma tamamlanarak 11 Kasım 2025 tarihinde 3 bin 809 sayfalık iddianame hazırlandı.
İddianamede 'örgüt lideri' olarak tanımlanan Ekrem İmamoğlu; 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'Rüşvet', 'Suç gelirlerinin aklanması', 'Kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık', 'Kişisel verilerin kaydedilmesi', 'Kişisel verileri ele geçirme ve yayma', 'Suç delillerini gizleme', 'Haberleşmenin engellenmesi', 'Kamu malına zarar verme', 'Rüşvet alma', 'Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma', 'İrtikap', 'Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama', 'İhaleye fesat karıştırma', 'Çevrenin kasten kirletilmesi', 'Vergi usul kanununa muhalefet', 'Orman kanununa muhalefet' ve 'Maden kanununa muhalefet' gibi başlıklarla suçlandı.
İmamoğlu'nun 142 eylem nedeniyle 828 yıl 2 aydan 2 bin 352 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
18 KİŞİ TAHLİYE EDİLDİ
Mahkeme heyeti, 3 Nisan günü görülen duruşmada verdiği ara kararda, sanıklardan İBB Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu, Özgür Karabat'ın şoförü Sırrı Küçük, Ağaç A.Ş. çalışanı Fatih Yağcı, iş insanı Ali Üner, iş insanı Evren Şirolu, iş insanı Ebubekir Akın, İSPER personeli Davut Bildik, Altan Ertürk, Hüseyin Yurttaş, Murat Ongun'un şoförü Kadir Öztürk, Mustafa Bostancı, Kadriye kasapoğlu'nun şoförü Sabri Caner Kırca, Baran Gönül, Mahir Gün, Esra Huri Bulduk, Şehide Zehra Keleş Yüksel, Başak Tatlı ve zabıta memuru Nazan Başelli'nin tahliye edilmesine karar vermişti.
SİYASET 14 Nisan 2026 Salı, 20:38
Benzer Haberler