İl binasına girişi engellenen Özgür Çelik'ten mesaj: 'Makamımız sokaklardır'

GÜNDEM, 10 Temmuz 2026 Cuma, 20:07

Polis eşliğinde il binasına girilerek İmamoğlu posterinin indirilmesine tepki gösteren Özgür Çelik, "Kumpas davalarıyla hukuksuz süreç yürütenler, şimdi de İmamoğlu'nun fotoğrafından korkuyor. Bizim makamımız binalar değil, sokaklardır" dedi.

CHP İstanbul İl Başkanlığı'na dün gece 10 ay arayla iki kez polis ve çevik kuvvet girdi. Silivri'de tutuklu bulunan CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun binaya asılı pankartı indirildi. Mahkeme kararıyla yerine Çağrı Heyeti atanan ve hakkında disiplin süreci başlatılan CHP'nin seçilmiş İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik de binaya alınmadı.

Olayın ardından Çelik, sabah ilk olarak Aile Dayanışma Ağı'nın Saraçhane'deki buluşmasına katıldı. Partisinin Eyüpsultan İlçe Başkanlığı'nı ziyaret eden Çelik, daha sonra pazar ve esnaf ziyareti gerçekleştirdi.

Çelik, ziyaretleri sonrasında ANKA Haber Ajansı'na konuştu. "Bizim makamımız, milletin gönlündeki yerimiz; bizim makamımız meydanlar, sokaklar, pazarlar, esnaflar" diyen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel, haftanın belli günlerinde Anadolu'nun dört bir yanında 86 milyon yurttaşımızla buluşuyor. Dolayısıyla tabii ki o binaların sembolik birtakım önemleri var ama biz zaten göreve geldiğimiz günden bugüne kadar hep sahadan ve sokaktan yönettik. Öncelikle bunun altını çizmek isterim. Dün orada yaşanan şey şu. Ekrem İmamoğlu gözaltına alınıp tutuklandığında Twitter hesabını kapatanlar, görüntülerini, fotoğrafını yasaklayanlar dün oradan Ekrem İmamoğlu'nun posterini indirmeye kalktılar. İmamoğlu'nun sesinden, sözünden, bir fotoğrafından, görüntüsünden korkuyorlar. Bundan korktukları için Silivri duruşma salonunda kendisine bu hafta bir kumpas kurdular. Ne oldu iki gün önce Silivri'de? Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkı gasp edildi. Ne demişlerdi? 9 Mart'ta Ekrem İmamoğlu duruşmaya çıktığında 'Ben haksız hukuksuz bir şekilde tutsak vaziyetteyim. Örgüt lideri olarak suçlanıyorum. Ben savunma yapmak istiyorum bugün' demişti. 'Hayır, seni en son dinleyeceğiz' demişlerdi. 'Diğer tutuklular, herkes dinlendikten sonra sizi dinleyeceğiz' demişlerdi.

"İMAMOĞLU'NDAN KORKUYORLAR"

Takvim yaklaştığında, sıra Ekrem İmamoğlu'na geldiğinde bir enteresan kararla '9 Temmuz'a kadar bu işi bitirmek zorundayız' diye işi yaygaraya getirerek bir süreç yönettiler. 4 bin sayfalık iddianameyle, 143 eylemle ve örgüt lideri olarak yargılanıyor. 6 saat içerisinde, 10 saat içerisinde savunma yapması bekleniyor. İBB duruşmasında bir eylemle yargılananlar 1 gün savunma yaptılar. Avukatlarıyla beraber 1,5-2 gün boyunca savunma yaptılar. 143 eylemle, 4 bin sayfalık iddianameyle, 2 bin 500 yıl hapis cezasıyla yargılanmaya çalışan bir insan 6 saatte, 8 saatte nasıl bir savunma yapabilir? Dolayısıyla dünyada örnekleri var günlerce savunmaların sürdüğü. Bu yönüyle Ekrem İmamoğlu'nun sesinden korkuyorlar, sözünden korkuyorlar, kendisini savunmasından korkuyorlar. Dün akşam da posterlerinden korktuklarını bir kez daha gösterdiler. O posteri kaldırdılar. Gençlik Kolları hızlıca müdahale etti. O poster oradan kalktı ama bugün gerçek niyetlerini anlamış olduk.

"BUGÜNÜN HAZIRLIĞINI YAPTILAR"

Bugün 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, İstanbul Kongresi ile ilgili bir duruşma görecekti. Orada genel merkezin butlan heyetinin avukatlarıyla İstanbul'daki butlan heyetinin avukatları arasında bir anlaşmazlık yaşandı. 'Biz tedbirin kaldırılmasını istiyoruz' diyor genel merkezin avukatları, İstanbul İl'deki butlan heyetinin, kayyum heyetinin avukatları, 'Takdir mahkemenindir' diyor. Mahkeme 'Ne istiyorsunuz' diye sorduğunda şu cümleler dile getiriliyor. 'İşte tedbir kalkarsa bir atama yapılır genel merkezden' gibi birtakım ifadeler. Dolayısıyla dün akşam orada o posterin kaldırılması, İstanbul İl binasına girilmesi bugünkü 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen duruşma bir şeyi göstermiştir. Butlan heyetiyle siyasallaşmış yargının ve kolluğun iş birliği içerisinde bir süreç yürüttüğünün göstergesidir. Bugünün hazırlığını yaptılar ama mahkeme salonunda birbirleriyle anlaşamadıkları için böyle bir sonuçla karşılaştık. 45. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin duruşması ekim ayına ertelendi. Çünkü hakim kendisine şunları herkesin önünde söyledi, benim avukatlarımın önünde. Genel merkez avukatlarına da butlan heyetinin İstanbul'daki avukatlarına da 'Arkadaşlar ben sizin ne istediğinizi anlayamadım' dedi. Onlar da anlaşamadığı için dolayısıyla ertelendi."

"YÜKSEK BİR TEVECCÜH VAR"

Eyüpsultan'daki pazar ve esnaf ziyaretlerine ilişkin de Özgür Çelik, şunları söyledi:

"Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'e, cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'na ve Türkiye'nin birinci partisinin kadrolarına yönelik çok yüksek bir teveccüh var. Eyüpsultan Pazarı'ndaki teyzelerimiz, amcalarımız, dedelerimiz, yurttaşlarımız sırtımızı sıvazlıyorlar, 'Evladım biz sizin sonuna kadar yanınızdayız' diyorlar. Şunu da söylüyorlar, 'Eskiden onların yanındaydık. Bıktık bunlardan. Yapılan iş yanlış. Biz sizin yanınızdayız' diyorlar. AK Parti'ye oy verenler de Milliyetçi Hareket Partisi'ne oy verenler de 'Sizin yanınızdayız' diyorlar. Ben 6 sene ilçe başkanlığı yaptım. İl başkanlığı görevi yürüttüm. Eskiden pazarlara çıktığımızda bize destek olanlar çoktu ama itiraz edenler de oluyordu. Söz söyleyenler de oluyordu. Kızanlar da oluyordu. Biz de saygı duyuyorduk. Diyorduk ki demokrasinin zenginliğidir siyasi partiler. Görüş farklılıkları olabilir. Türkiye'nin zenginliğidir görüş farklılıkları. Bize kızabilir diyorduk. Yine onlara da sarılmaya çalışıyorduk. Tepkilerle karşılaşabiliyorduk.

"KENDİ YOLUMUZA BAKIYORUZ"

Eyüpsultan Pazarı'nda bir kişi bana şu yakamdaki rozeti görüp CHP kimliğimi, Türkiye'nin birinci partisinin kadrosu kimliğimi görüp itiraz etmiş değil. Hepsi sırtımızı sıvazlıyor. 'Biz sizin, Ekrem İmamoğlu'nun, Özgür Özel'in yanındayız. Sıkı durun. Mücadelenizi kararlılıkla sürdürün' diyorlar. Farklı isimler hakkında çok olumsuz yorumlar, değerlendirmeler, şikayetler gösteriyorlar, söylüyorlar. Orada da söyledik yurttaşlarımıza. Biz onları geride bıraktık. Biz kendi yolumuza bakıyoruz. Biz milletin derdine bakıyoruz. Biz yüzümüzü millete dönüp milletle kucaklaşıyoruz, dedik. Pazarın durumu şöyle perişan. Pazarcı da şikayetçi, emekli de işçi de şikayetçi. Pazarda bir kere emekli olduğu hâlde tezgah açıp çalışmak zorunda kalan aileler var. Karı koca belli bir yaşa gelmişler. Mesela vatandaş, 'Ben 30 yıl çalıştım. 30 yıl boyunca ürettim. Emekliliğim geldi. Geçinemiyorum. Emekli maaşı 23 bin lira, evin kirası 30 bin lira. Evin kirasını bile ödeyemiyorum. Neyle geçineceğim? Mecbur pazara çıkıyorum' diyor. Bu ülkenin emeklisi en rahat etmesi gereken dönemde pazara çıkıp sabahın saat 06.00'sında hale gidip 07.00'sinde pazara gelip tezgah açmak zorunda kalıyor.

"'SEÇİM NE ZAMAN' DİYORLAR"

Hem pazarda hem esnafta bir konu dile geliyor. 'Seçim ne zaman. Bu seçim ne zaman yapılacak' diyorlar. Dolayısıyla Türkiye'nin acil bir biçimde bir erken seçime ihtiyacı vardır. Türkiye erken seçime gitmelidir. Seçim kararı alındığı gün Türkiye'de piyasalarda kıpırdanma olur. Seçim daha olmadan, kararı alındığı gün esnaf rahat bir nefes alır ama Türkiye'de bir iktidar değişimi olduğu gün asıl o zaman işçi de emekli de memur da esnaf da sanayici de iş insanı da rahat bir nefes alır. Silivri'deki kumpas davalarıyla, genel merkeze yapılan haksız hukuksuz uygulamalarla, butlan kararlarıyla, il binalarına polislerle girilmesiyle pazardaki fiyatlar arasında, esnafın işleri arasında bir bağ vardır. Bu bağ şudur. Bir ülkede demokrasi, hukuk, adalet yoksa o ülkede yerli ve yabancı yatırımcı yatırım yapmıyor.

"SAHADAYIZ, SOKAKTAYIZ, MEYDANDAYIZ"

Bir zamanlar bu topraklarda üretilen ürünleri yabancı ülkelere taşıyan lojistik firmaları fabrikaları söküp taşıyor başka ülkelere. Sermayesi olanlar yatırım yapmıyor. Yatırım olmayınca istihdam olmuyor. İstihdam olmayınca işsizlik ve devamında hayat pahalılığı oluyor. Üretim olmuyor. Tarlada, fabrikada üretim aksayınca ne oluyor? Otomatikman hayat pahalılığı ortaya çıkıyor. Enflasyon ortaya çıkıyor. Bu nedeniyle Türkiye'de demokratikleşme adımları atıldığında bu ülkeye bereket de gelir, refah da gelir, ekonomik rahatlama da gelir. Biz Türkiye'nin birinci partisinin kadroları olarak sıkı bir hazırlık içerisindeyiz. Bir yandan bir ceberut iktidarla mücadele ederken, onun iş birlikçileriyle mücadele ederken bir yandan da vatandaşın dertleriyle dertleniyoruz. Sahadayız, sokaktayız, meydandayız. Milletimizle beraber bu karanlığı hep birlikte gönderip Türkiye'ye rahat bir nefes aldıracağız."

Kaynak:ANKA

GÜNDEM 10 Temmuz 2026 Cuma, 20:07

Benzer Haberler

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Büyükorhan'ın taleplerini yerinde dinledi

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin...

Muş'ta feci kaza: 2 kişi öldü, 2 kişi yaralandı

Muş'un Malazgirt ilçesinde hafif ticari araç...

Şair Ahmet Telli hayatını kaybetti!

Bir süredir tedavi gören usta şair Ahmet Telli...

Bursa'da orman yangını!

Bursa'nın Karacabey ilçesinde ormanlık alanda...

TFF duyurdu: Altınordu küme düşürüldü

Altınordu, TFF'ye belirtilen süre içinde 2. Lig...

CHP Genel Merkezi'nde 45 gün sonra biber gazı yeniden hissedildi

CHP Genel Merkezi'nin giriş katında yapılan...