Tarihçi ve akademisyen İlber Ortaylı, 700. fetih yılına giren Bursa'da plansız yapılaşmaya dikkat çekerek acil şehir planlaması çağrısında bulundu. Özellikle Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) projelerinin kentin siluetini, trafiğini ve havasını bozduğunu belirten Ortaylı, "Derhâl ani bir planlama yapılması gerekir. Bunların başında isteyenin istediği yere bina kurmasını önlemek gelir. " ifadelerini kullandı.
Tarihçi ve akademisyen İlber Ortaylı, 1963 yılının Eylül ayında yaptığı Bursa yolculuğunu anlattığı yazısıyla hem nostaljik bir tablo çizdi hem de kentin bugünkü durumuna ilişkin çarpıcı uyarılarda bulundu.
Ortaylı'nın sosyal medya hesabında yayınladığı post binlerce kişi tarafından da paylaşıldı.
İşte o paylaşım:
1963 yılı Eylül'üydü. Zor bir yaz geçirmiştim. Bir iki dersten ikmal imtihanına kalmış, lise 1. sınıftan 2. sınıfa geçmiştim. Doğrusu sıkılmıştım; yorucu bir yıldı benim için. Çünkü aynı zamanda Mukadder Sezgin Bey'in açtığı rehber kurslarıyla meşguldüm ve ağır bir sınıf olan lise 1'i de ihmal etmiştim. Ama ziyanı yoktu; bu ihmali hemen telafi ettim, hayatımı değiştiren başka bir safhaya el atmıştım: Türkiye coğrafyasına.
Bunalmıştım. Bütün oğlan çocukları gibi annemle itişerek Türkiye'ye açılmaya karar verdim. İmtihanlar biter bitmez Bursa'ya gittim. Başka yol yoktu; Bursa'ya sabah kalkıp öğlen ulaşıyordunuz. O gün orada kalmak zorundaydınız ve ardından İzmir'de annemin kuzenine gidecektim. Türkiye o yıllarda genç insanların her yerde otel bulup kalabileceği bir ülke değildi.
Bursa büyükannemin evi gibiydi; temiz, ucuz, anane kokan. Henüz kalaylı tabaklarda döner kebap yenirdi. Uludağ'a çıkmak başlı başına bir maceraydı; çıkan da çok azdı. Şehrin içini gezmek bir harikaydı. Akşam bir tur attım; Çekirge'den aşağıya kadar yürümek bir meseleydi ama dünyanın en zevkli turuydu. Zannediyorum iki gece kaldım. Üçüncü gün öğleden sonra İzmir'e giden otobüse bindim.
Şehri gezmeye doyamamıştım. Her mahallesi, her sokağı ayrı bir renk, ayrı bir çekicilik, ayrı bir büyüklük kokuyordu. Nasıl bir devletin ortaya çıkacağı belliydi. Ertesi gün Ege ovasının zenginliğine doğru hareket ettik. Büyülenmiştim.
Bursa'nın halkı kendine göre özellikleri olan bir halktı. Misafirperverdiler, yaşamayı bilirlerdi. Türkçeleri 14. asırdan beri kalan deyimleri bile içerirdi. Bugün bundan bahsetmek mümkün değil tıpkı İstanbul'un nüfusu ve âdetleriyle gelen kalabalıkların içinde erimesi gibi Bursa da aynı akıbete uğramıştır.
700. fetih yılına girmişken Bursa'nın başına gelenleri düşünüyorum. Bugün o şehrin yarattıklarından geçiniyoruz ama o yarattıklarımız bir yerde altın yumurtlayan tavuğu kesmek gibi. Derhâl ani bir planlama yapılması gerekir. Bunların başında isteyenin istediği yere bina kurmasını önlemek gelir. Hele devletin önceliği ile yapılan TOKİ yapıları gibi, fırlama binaların bu şehrin hem trafiğini hem manzarası hem havasını bozduğuna hiç şüphe yoktur.
BURSA 16 Şubat 2026 Pazartesi, 12:48
Benzer Haberler