Antalya Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında Muhittin Böcek ile Mustafa Gökhan Böcek tahliye talebinde bulunurken, mahkeme iki ismin de tutukluluk halinin devamına karar verdi. Dava ileri tarihe ertelendi.
Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik 41 sanıklı davanın üçüncü duruşmasında, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Muhittin Böcek ile oğlu Mustafa Gökhan Böcek'in de aralarında bulunduğu sanıkların yargılanmasına devam edildi. Duruşmada dinlenen kuyumcu çalışanları, bazı para transferlerinin gerçekte altın bozdurma işlemi olmadığı halde bu şekilde evraklaştırıldığını ve iş yerine bir seferinde valiz içinde 4 milyon 350 bin lira getirildiğini öne sürdü.
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın üçüncü duruşmasında, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek ve oğlu Mustafa Gökhan Böcek salonda hazır bulundu.
Tutuksuz sanık eski Antalya İl Emniyet Müdürü İlker Arslan ile diğer tutuksuz sanıkların büyük bir kısmı duruşmaya katılmazken, taraf avukatları salonda yer aldı.
Muhittin Böcek ve oğlundan tahliye talebi
Duruşmada savunma yapan Muhittin Böcek, 15 aydır tutuklu olduğunu belirterek, son günlerde iftira ve uydurmalar ile mücadele ettiğini öne sürdü.
Haklarının ihlal edildiğini ileri süren Böcek, "Ben devlete emanetim. Ne yaptıysak devlet ve adalet için yaptık. Adalet yerini bulacak. Tutukluluk sürecinde arkamızdan oluşturulan algıyı biliyorum. Yüce yargımızı hiç kimse etkileyemez, bunu çok iyi biliyorum. Siyasi partisinin aday dahi etmeyenin adli koridorları aşındırdığını biliyorum. Adalete güveniyorum. Sağlık durumum göz önüne alınarak tahliyemi talep ediyorum. Hayatım boyunca yanlış yapmadım. Kamu zararı oluşturmadım. Tahliyemi talep ederim." dedi.
Mustafa Gökhan Böcek de hakkındaki iddialara en başından beri cevap verdiğini, yurt dışından gelerek teslim olduğunu belirtti.
Delil karartma ve kaçma şüphesinin kalmaması gerekçesiyle tahliyesini talep eden Böcek, şöyle konuştu:
"Aynı gerekçeler ile tutukluluğum devam ediyor. Tanıklar dinlendi, delil karartma durumum yok. Muhittin Böcek'in oğlu olduğum için yargılanıyorum. Oğlum ve eşim dışarıda. Oğlum ben olmadan yürümeye, konuşmaya başladı, yürüdü. Ve ben bunların hiçbirini göremiyorum. 6 yaşına kadar yanında olduğum dedem demans hastası oldu. Onunla görüşemiyorum. Annem de bu sürecin etkisinde kanser oldu. Annemin yanında olamıyorum. Annemi kaybetmemin telafisi olmayacak. Artık özgür olmak istiyorum. Asla duygu sömürüsü yapmak istemiyorum. Eğer kaçma şüphem yoksa, delil karartacak değilsem tahliyemi istiyorum. En kötü ev hapsi kararı ile tahliye talep ediyorum."
Altın bozdurulmuş gibi evrak düzenlendiği iddiası
Duruşmada tanık olarak dinlenen Ahmet Fazlıoğlu, Resul Kuyumculuk'ta çalıştığını, Mustafa Gökhan Böcek'in eşi tutuksuz sanık Zuhal Böcek'in hesabına kuyumculuk hesabından gönderilen 2 milyon ve 4 milyon 350 bin liralık paralarla ilgili olarak doğrudan bir bilgisinin olmadığını söyledi.
S.Ç. tarafından iş yerine nakit para getirildiğini, paraların Zuhal Böcek ve Nurhak Ermiş'in hesabına gönderilirken altın alım satımı gibi gösterildiğini iddia eden Fazlıoğlu, gerçekte böyle bir altın bozdurma işlemi olmadığını ama altın bozdurulmuş gibi evrak düzenlendiğini kaydetti.
E.T.Ç. ve oğlu S.Ç'nin, iş yeri sahibi E.K.'nin serbest bırakılmasından sonra geçmiş olsun ziyaretine geldiklerini aktaran Fazlıoğlu, yapılan konuşmalar sırasında E.T.Ç.'nin "Bu paralar Mustafa Gökhan Böcek'in" dediğini belirtti.
Valizde 4 milyon 350 bin lira getirildiği iddiası
Yaklaşık 6 yıldır Resul Kuyumculuk'ta çalıştığını belirten tanık Fatih A., 2024 yılı Şubat ayında S.Ç'nin sırt çantasında 1,5 milyon lira para getirdiğini, paraları sayarak dükkan kasasına teslim ettiğini söyledi.
İki gün sonra E.T.Ç'nin heyecanlı bir şekilde iş yerine geldiğini ve iş yeri sahibi tutuksuz sanık E.K'nin yanına çıktığını ifade eden Fatih A. "Bu paranın kimin hesabına gönderildiğini bilmiyorum. Sadece duyduğum şeyler var. Yine aynı yıl mayıs ayında yine S.Ç. valizde 4 milyon 350 bin lira getirdi. Parayı yine ben teslim aldım ve kasaya teslim ettim. Bu paranın kasadan veya hesaptan çıkışı olup olmadığını bilmiyorum. Bu paranın Zuhal Böcek'e gönderilip gönderilmediğini bilmiyorum." dedi.
Tutuksuz sanık S.Ç, tanık ifadelerine katılmadığını, parayı ilk başta döviz olarak küçük bir çanta içerisinde, ikinci sefer ise bir mağaza çantası içerisinde Türk lirası olarak verdiğini savundu.
Tutuksuz sanık E.T.Ç. ise tanık ifadelerinde çelişkiler bulunduğunu iddia etti.
Mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Muhittin Böcek ile oğlu Mustafa Gökhan Böcek'in tutukluluk hallerinin devamına karar verdi.
Duruşma 3 Kasım'a ertelendi.
GÜNDEM 08 Eylül 2026 Salı, 17:06
Benzer Haberler