Nilüfer Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen "Antik Tiyatrolarda Koruma Yöntemleri ve Güncel Yaklaşımlar" panelinde, kazı çalışmalarında sona gelinen Gölyazı Antik Tiyatrosu'nun ayağa kaldırılma süreci ele alındı. Alanında uzman akademisyenler, yapının özgün kimliğini bozmadan kültür turizmine kazandırılması için bilimsel teşhis, çok disiplinli çalışma ve çağdaş belgeleme yöntemlerinin şart olduğunu vurguladı.
Nilüfer Belediyesi, Gölyazı (Apollonia ad Rhyndacum) Antik Tiyatrosu'nda tamamlanma aşamasına gelen arkeolojik kazıların ardından yapının restorasyonu ve geleceğe aktarılması amacıyla kapsamlı bir panel düzenledi. Pancar Deposu'nda gerçekleştirilen ve Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Özlem Akbaş Önsoy'un da katıldığı etkinliğin moderatörlüğünü Bursa Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Gölyazı Kazı Başkanı Prof. Dr. Derya Şahin yaptı.
Panele konuşmacı olarak Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Kültür Varlıklarını Koruma ve Onarım Bölümü'nden Prof. Dr. Bekir Eskici, Prof. Dr. Yaşar Selçuk Şener, Prof. Dr. Ali Akın Akyol, Doç. Dr. Murat Cura ve Arş. Gör. Ahmet Keleş katıldı.
Panelin ilk konuşmasını yapan Prof. Dr. Bekir Eskici, restorasyonda en kritik kuralın "en az müdahale" ve "geri dönüştürülebilirlik" olduğunu vurgulayarak, "Bir anıtı restore ederken eksik uzmanlıkla yapılan uygulamalar yapılara zarar verir. Efes ve Milet gibi büyük tiyatrolarda edindiğimiz deneyimler gösteriyor ki yapılan her ek sökülebilir ve ayırt edilebilir olmalıdır."
"ÖZGÜN MALZEMEYE ZARAR VERİLEMEZ"
Korumayı "önleyici" ve "etkin" olmak üzere iki grupta değerlendiren Prof. Dr. Yaşar Selçuk Şener ise "Kullanılan yeni malzemeler yapının özgününe asla zarar vermez. Gölyazı Antik Tiyatrosu da dünyada tek olan bir kültür varlığıdır. Yapıda doğrudan bir onarıma girişmeden önce malzemenin durumu, geçmişte geçirdiği yangın veya deprem izleri ve çevresel faktörler eksiksiz biçimde tespit edilmelidir" diye konuştu.
"LABORATUVAR VERİLERİ YOL GÖSTERİYOR"
Prof. Dr. Ali Akın Akyol, yapıyı oluşturan taş, harç ve sıvaların kimyasal ve fiziksel analizlerinin hayati önem taşıdığını belirtti. Akyol, "Sahada gözle görülenin ardındaki bilimsel gerçeği laboratuvarda tespit ediyoruz. Gölyazı gibi alanlarda hem kazı öncesi jeofizik araştırmalar hem de alandan alınacak mikroskobik numuneler, yapılacak restorasyonun sağlam temelini oluşturur" dedi.
KARSTİK YAPI VE ZEMİN UYARISI
Geçmiş yıllarda antik yapılarda kullanılan çimentolu harçların yapılara büyük zararlar verdiğini aktaran Doç. Dr. Murat Cura, Gölyazı Antik Tiyatrosu'nun zemin özelliklerine dikkat çekti. Cura, yapının kireçtaşı ağırlıklı ve yumuşak bir zemin üzerinde yer aldığını belirterek, "Orijinal kısımlara yük getirmeyen, gerektiğinde sökülebilen hafif ve uyumlu malzemeler tercih edilmelidir" diye konuştu.
Arş. Gör. Ahmet Keleş ise tarihi yapıların korunmasında dijital belgeleme teknolojilerinin sağladığı olanakları anlattı. Etkinlik, uzmanların katılımcılardan gelen soruları yanıtlaması ve günün anısına hediye takdim edilmesiyle sona erdi.
BURSA 12 Ekim 2026 Pazartesi, 11:36
Benzer Haberler