Bursa'da yaşayan Şule Özcan'ın ölümcül feline enfeksiyöz peritonit (FIP) hastalığını atlattıktan sonra kaybetme korkusuyla yanından ayırmadığı 9 yaşındaki "Başkan" isimli kedisi, denizde yüzüyor, kano yapıyor, ata biniyor, snowboardla kayıp sinemaya giderek sahibinin hayatının her anına eşlik ediyor.
İki yaşındayken sahiplendiği kedisinin kısa süre sonra FIP hastası olduğunu öğrenen Özcan, zorlu bir tedavi sürecine girdi.
Veteriner hekim desteğiyle ilerleyen süreçte yurt dışından ilaç getirten Özcan, günün her saatinde kedisinin yanında oldu. Onu eliyle besleyip, suyunu şırıngayla içiren Özcan, kedisini hayatta tuttu. Bu süreçte kurulan güçlü bağ, kedinin sahibine olan güvenini pekiştirdi.
Hastalığın yeniden ortaya çıkabileceği ihtimali nedeniyle korku yaşayan Özcan, kedisini bir an olsun yalnız bırakmazken hayatını onunla birlikte şekillendirdi.
Başkan da bu bağın etkisiyle sahibinin aktif yaşamına uyum sağladı. İlk olarak yaz aylarında tekneyle açıldıkları denizde suyla tanışan kedi zamanla yüzmeye başladı, dalışlara eşlik etti, açık denizde yüzdü.
Başkan, dünya serbest dalış rekortmeni milli sporcu Şahika Ercümen'le de yüzme fırsatı buldu.
Kışın Uludağ'a giden ikili, karda birlikte vakit geçirdi. Başkan, sahibinin kucağındayken snowboard yapmaya başladı.
Doğayla iç içe yaşam süren kedi, Özcan'la birlikte ata bindi.
Kano keyfi de yapan ikili, zaman zaman yağmurlu günlerde sinema salonlarında film izliyor, sahibinin tüm yurt dışı seyahatlerine eşlik ediyor, gün batımını izliyor.
Oldukça sosyal bir yapıya sahip Başkan, yalnızca sahibine değil çevresindeki insanlara ve diğer hayvanlara da kolayca uyum sağlayıp sosyalleşiyor.
Sahibinin gözetiminde çevresindeki hayvanlarla temas kuran kedi, her akşam komşularına giderek kendine özgü bir sosyal çevre oluşturuyor.
Yüksek elektrik elektronik mühendisi Şule Özcan, AA muhabirine, kedisi Başkan'ı 2 yaşındayken sahiplendiğini ve 5 ay sonra ölümcül FIP hastalığına yakalandığını öğrendiğini söyledi.
Özcan, hastalık sürecinde çok emek verdiğini belirterek, "Bu hastalıkta sonuç muhtemelen ölümle sonuçlanıyor. Bunu öğrendiğimde 'Bir çare bulacağız, elimizden gelen her şeyi yapacağız.' dedim. Veteriner hekimimiz elinden geleni yaptı. Yurt dışından ilaç getirttik. Sokak hayvanlarını sahiplendiren 'Bana yuva ol' sayfasının sahibi arkadaşım, ilacı bulmamda bana yardım etti ve soğuk zincirle yollanmasını sağladı. Uzun bir süreç oldu. Sürekli her gün onunla ilgilenmemiz gerekti ama sonunda başardık." dedi.
Kedisini elleriyle beslediğini ve suyunu şırıngayla içirdiğini anlatan Özcan, bu şekilde onu hayatta tutmaya çalıştığını dile getirdi.
Özcan, hastalık sürecinde kedisinin güven duygusunun geliştiğini kaydederek, "Bu yüzden Başkan nereye gidersek gidelim sorgulamıyor. Ben nereye gidersem takip eder. Her zaman benim yanımda. Sürekli birlikte vakit geçiriyoruz." diye konuştu.
- "Başkan benim hayatımın bir parçası"
Kedisinin kendi hayatını çok etkilediğini ifade eden Özcan, lisanslı sporcu olduğu için sürekli yarışmalara katıldığını söyledi.
Özcan, kedisini kaybetme korkusuyla bir an bile olsa yanından ayırmadığını, onun da bu tempoya çok hızlı adapte olduğunu dile getirerek, "Başkan benim hayatımın bir parçasıydı. O hastalıkla kaybetme duygusunu yaşadıktan sonra aradan 7 yıl geçti ama bir gün tekrar o hastalık geri gelebilir ve onu kaybedebilirim diye hiçbir günümü ondan ayrı geçirmek istemiyorum. Başkan'ı sahiplendiğimde yaz ayıydı. Onu tekneye götürdüm ve orada serbest bıraktım. Kendisi nasıl rahat hissediyorsa o şekilde davranmasını istedim. Çünkü zaten kedilerde de önemli olan şey stres olmamaları ki özellikle FIP geçirmiş bir kedinin zaten stres olması demek bu hastalığı tetiklemesi demek." ifadelerini kullandı.
Başkan'la gezerken asla tasma kullanmadığını aktaran Özcan, kedisinin sürekli onu yanında takip ettiğini, hastalık evresinde aralarında böyle bir bağ geliştiğini anlattı.
- "Tekneden atlayıp yüzmeye başladı"
Özcan, kedisini dalışlarına götürmeye başladığını belirterek, şöyle devam etti:
"İlk olarak dalışa gitmeye başladık. Benimle birlikte tekneye gelmeye ve sonra kendi kendine yüzmeye başladı. Bu, bizi de çok şaşırttı. Tekneden atladı, açık denizdeydik birden yüzmeye başladı. Gerçekten hızlı bir yüzücü kendisi. Dalıştan sonra kış sezonu gelince Uludağ'a gitmeye başladık. 'Acaba üşür mü, hasta olur mu?' diye korktum. Çünkü zaten bir hastalık geçirdi. Arabaya aldım, Uludağ'a çıkınca onu otelde serbest bıraktım. Dışarıya çıkmaya, karda beni takip etmeye başladı. Bu defa kucağıma aldım. Kucağıma alınca da benimle kaymaya başladı. O bana geldikçe ben de ona gittim."
- Ata biniyor, kano yapıyor, sinemada film izliyor
Hayatında olan sporların aktivitelerini kedisiyle birlikte yapmaya başladıklarını anlatan Özcan, kedisini at binmeye de götürmeye başladığını söyledi.
Özcan, kedisinin kendi hayatını çok etkilemeye başladığını belirterek, "Birlikte ata biniyoruz. Artık arkadaşlarımla değil daha çok kedimle vakit geçirmeye başladım. Bazen akşam sadece komşularla vakit geçirmek istiyor. Bunu da bana direkt söylüyor gibi." dedi.
Kedisinin "iletişime açık" olmasına çok sevindiğini aktaran Özcan, bir şeyi istediği zaman da çok net bir şekilde bunu gösterdiğini söyledi.
Özcan, kedisinin komşuya gitmek istediği zaman direkt dış kapıya yöneldiğini aktararak, şunları belirtti:
"Başkan, miyavlayarak 'Kapıyı aç.' diyor. Kapıyı açıyorum, gitmek istediği komşuyu seçiyor ve direkt ona gidiyor. Komşu almak isterse de alıyor. Denizde, doğada olmayı çok seviyor. Kışın yağmurlu günlerde bazen sinemaya gidiyoruz. Orada da şaşırıyorlar. Film izlemeyi, benimle birlikte kano yapmayı çok seviyor. Bazen yüzen insanlara denk geliyoruz, onlar da çok şaşırıyor. Sokaktaki bir kediyi alıp yüzdürmeye çalışın, bakalım neler oluyor? Ben Başkan'ı dağa götürdüğümde zaten ona uygun kıyafet giydiriyorum. Su ve rüzgar geçirmez montu var. Tekneye götürdüğümde aşırı güneşten bazen gözleri yaşarabiliyor. O yüzden veterinerimizin bize verdiği bir güneş gözlüğü var. Genelde onu kullanıyoruz. Bütün hayvanları da çok fazla seviyor. Bazen sokak köpeklerinin yanına gidip kendini onlara yalatıyor. Atlara kendini yalatıyor. Benimle ata biniyor. Bazen, Başkan'ın benden daha sosyal olduğunu düşünüyorum."
- "Kedinizi bir şeyler yaptırmak için zorlamayın"
Sosyalleşirken onu hiçbir şekilde strese sokmadığını anlatan Özcan, "Şu da bir gerçek. Başkan eğer benim hayatıma uyum sağlayamasaydı, ben zaten onun hayatına uyum sağlardım. Kediler, stres halinde olduklarında, kendilerini o ortama uygun ve güvende hissetmediklerinde zaten ağızlarını açıp derin derin nefes alıyor. Bu, zaten kedinizin stres altında olduğunu gösteren işaretlerden birisi. Kedinizi bir şeyler yaptırmak için zorlamayın. Ben stres olmasındansa bütün gün onunla evde oturmayı tercih ederim." diye konuştu.
Özcan, Başkan'ın kendisine tamamen güvendiğini ve bu yüzden de her aktivitede çok rahat olduğunu ifade etti.
Kendisinin çok şanslı olduğuna değinen Özcan, "Başkan'ın eski sahibi onun böyle özellikleri olduğunu bilmiyordu ama ondaki güvensizlik duvarı yıkıldı ve bana tamamen güvenebiliyor." dedi.
Özcan, insanların hayvanları satın almasından ziyade önce sahiplenmesini de tavsiye etti.
Kaynak:AA
BURSA 13 Mayıs 2026 Çarşamba, 11:14
Benzer Haberler