Halk TV'ye atanan kayyımın ardından YENİ Parti, kanal binasının önünde miting düzenliyor. Tutuklu cumhurbaşkanı adayı İmamoğlu gönderdiği mektupta "Gazeteler, televizyon kanalları, sosyal medya hesapları tek tek karartılıyor. Şimdi de ne tesadüftür ki tam da savunmamı yapacağım zamanda; özgür basının en güçlü sesi olan Halk TV, kayyum ile susturuldu" dedi. YENİ Parti lideri Özel ise "Kayyımın kısa vadeli 2 hedefi vardı. Biri Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının duyulmasını engellemek, diğeri de fon vurgunun, asrın vurgunun üzerine giden, en çok izlenen haber kanalını susturmaktı. Orta ve uzun vadeli hesaplar çok daha karanlık. Muhalefetin sesini tamamen kesmeye niyetlenmişler. O yüzden basına saldırı, muhalefete saldırıdan bağımsız değildir" ifadelerini kullandı.
Halk TV'ye atanan kayyımın ardından YENİ Parti, kanal binasının önünde miting çağrısı yapmıştı.
Söz konusu miting için yurttaşlar Halk TV'nin önünde toplandı.
İstanbul'da Halk TV Dayanışma Mitingindeyiz. Özgür basın susturulamaz! https://t.co/PwcpNGBnuE
-- Özgür Özel (@eczozgurozel) October 21, 2026YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, tutuklu cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okudu:
"Silivri'den en sıcak selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Sizleri hasretle kucaklıyorum. Bugün yanınızda olamasam da sizin tek yürek olduğumuzu biliyorum. Direnişinizle, dayanışmanızla, dualarınızla bana ve yol arkadaşlarıma güç oluyorsunuz. Sizler haksızlık karşısında susanlardan değil; adaletin, eşitliğin, hakkın yanında duranlarsınız. İyi ki varsınız. Sağ olun, var olun.
Türkiye bugün tarihi günlerden geçiyor. Her türlü muhalefet, özgür basın, sanatçılar, sivil toplum kuruluşları siyasallaşmış yargı eliyle susturulmaya çalışılıyor. Eşitsizliğe, adaletsizliğe, milletin malına, oyuna, iradesine çökülmesine itiraz eden herkes kanıtsız, delilsiz tutsak ediliyor. Ana muhalefet partisine butlan, belediyelere kayyum atanıyor. Halka gerçekleri anlatan gazeteciler ailelerinden, evlatlarından koparılıp hapsediliyor. Gazeteler, televizyon kanalları, sosyal medya hesapları tek tek karartılıyor. Şimdi de ne tesadüftür ki tam da savunmamı yapacağım zamanda; özgür basının en güçlü sesi olan Halk TV, kayyum ile susturuldu.
'UNUTMAYIN, HİÇBİR KORKUYA BENZEMEZ, HALKINI SATANIN KORKUSU'
Sesim yasak, resmim yasak, sosyal medya hesaplarım yasak, savunmamı aktardığım kitap yasak, duruşmamı takip edip haberleştiren Halk TV yasak. Ama hiç korkmayın; bizi yasaklar hiçbir zaman yıldırmadı, yıldırmayacak. Onlar, asrın soygunu fon vurgunu duyulmasın isteyecekler. Onlar, siyasallaşmış yargı eliyle milletin iradesine yaptıkları darbeyi saklamak isteyecekler. Onlar, millet açlıkla imtihan verirken ceplerini nasıl doldurdukları bilinmesi isteyecekler. Onlar, Halk TV gerçekleri milletle buluşturmasın isteyecekler. Neden mi? Çünkü korkuyorlar. Milletten, milletin tokadından korkuyorlar. Unutmayın, "hiçbir korkuya benzemez, halkını satanın korkusu".
'MİLLETİ SUSTURAMAZSINIZ, GERÇEKLERİ KARARTAMAZSINIZ'
Tarih rakiplerini sindirmek için adaleti yerle bir edenlerle, basını susturanlarla, kitapları yakanlarla, özgürlükleri kısıtlayanlarla, muhaliflerini birer birer zindana hapsedenlerle dolu. Sorarım şimdi nerede onlar? Hak ettikleri yerde, tarihin çöplüğündeler. Her birinin iktidarı birer birer son buldu. Ama önünde ama sonunda millet kazandı. Kazanır. Milleti susturamazsınız, gerçekleri karartamazsınız.
'EVLATLARIMIZ BİZİ UTANÇLA DEĞİL, GURURLA ANACAK, ANLATACAK'
Bugün iktidardan aldığı güçle, usulsüz kararların altına imza atanlar, baskı rejiminin yanında durup ceplerini dolduranlar, hak etmedikleri makamlara ve mevkilere kavuşanlar, yarın utanç içinde inkâra girişecekler. Bizler; "onurumuzla, dimdik mücadele ettik, direndik" diyeceğiz. "Susturmaya çalıştılar susmadık, bedel ödedik ama vazgeçmedik" diyeceğiz. Evlatlarımız bizi utançla değil, gururla anacak, anlatacak.
'ALDANIYORLAR'
Bugün Halk TV kapatılmış olabilir. Bugün Halk TV'yi, onun onurlu çalışanlarını ve Cafer Mahiroğlu'nu susturduklarına inanabilirler. Ama yanılırlar. Çünkü millet, her şeyden önce vicdanıyla duyuyor olan biteni. Temiz kalbiyle görüyor eşitsizliği, adaletsizliği! Millet cebinde, sofrasında, evinde, sokağında, pazarda hissediyor talanı, yalanı, vurgunu... Bu iktidarın artık süresi doldu. Bunu görüyorlar, bunu biliyorlar. Baskıyı, zulmü artırırsam; Ekrem'i tutuklar, Halk TV'yi susturursam kaçınılmaz olanı değiştiririm sanıyorlar. Aldanıyorlar.
'MİLLET KARARINI ÇOKTAN VERDİ'
Millet kararını çoktan verdi. Millet; baskıyı, zulmü, eşitsizliği, adaleti, otokrasiyi değil özgürlüğü, eşitliği, kardeşliği, adaleti, demokrasiyi çoktan seçti.
Halk TV'nin ve onurlu çalışanlarının daima yanındayız. Özgür basını asla susturamayacak, sesimizi kısamayacak, gerçekleri karartamayacaksınız. Millet Halk TV'ye de iradesine de sonsuza kadar sahip çıkacaktır.
Adalet, demokrasi ve özgürlük için mücadele edenlere selam olsun.
"HALK TV'NİN 200'E YAKIN EMEKÇİSİNİN YANINDAYIZ!"
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, yurttaşlara sesleniyor:
"Bugün YENİ Parti'nin milletimizin bağışlarıyla, kıt kanaat arttırdığı bütçesinden yaptığı bağışlarıyla aldığı otobüsümüzün üzerindeyiz. Ama bu akşam bir parti mitingi olarak değil; muhalefetin tüm seslerine, tüm renklerine alan açan ve Türkiye'nin en çok izlenen haber kanalı olan Halk TV'ye kayyım atanmasını protesto etmek, emekçileriyle dayanışma göstermek için bir aradayız. Halk TV'nin 200'e yakın basın emekçisine selam olsun; yanlarındayız, arkalardayız. Bugün burada bir siyasi partinin çağrısının ve o çağrıya uyanların bir gece eyleminden daha fazlası var. Bugün burada bizimle birlikte olan, il düzeyinde temsiliyetlerini gerçekleştiren Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na, Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu'na, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği'ne, İstanbul Tabip Odası'na selam olsun. Hoş geldiniz. Bugün bu meydanda il başkanları, il yöneticileri bulunan DEM Parti'ye, TİP'e, EMEP'e, Sol Parti'ye, Yeşil Sol Parti'ye, EHP'ye ve SODAP'a selam olsun. Hoş geldiniz. Yine il başkanlarıyla burada temsil edilen, yöneticileri ile burada olan, Halk TV ile dayanışma gösteren İYİ Parti'ye, Saadet Partisi'ne, DEVA Partisi'ne, Zafer Partisi'ne ve Liberal Demokrat Parti'ye 'hoş geldiniz' diyorum. İyi ki birlikteyiz. Gün, dönem muhalefetin ayrı düşme, muhalefetin birbirine farklılıklar üzerinden mesafelenme günü değildir. Gün, kötülüğe, baskıya, zulme, sansüre karşı; susturanlara, zulmedenlere karşı hep birlikte olma, hep birlikte mücadele etme günüdür. Bu anlamda hem meydanın bütün renklerini, hem de tüm siyasi partilerin Sayın Genel Başkanlarının şahsında tüm üyelerini, tüm gönül verenlerini saygıyla selamlıyorum. İyi ki varsınız. Bu arada listede yok. Benim kadar ev sahibidir. Halkın Kurtuluş Partisi'ne, her mitingimizde burada olan HKP'ye de selam olsun."
"DEMOKRASİLERDE DÖRDÜNCÜ KUVVET, GAZETECİLERDİR"
"Değerli İstanbullular, demokrasilerde üç kuvvet anılır. Yasama, yürütme ve yargıdır. Ama dördüncü bir kuvvet vardır ki o yetkiyi elinde tutanları kamu adına denetleyen, iktidarın karşısında milletin sorularını soran, halkın sorularını soran, yanıt arayan, denetim görevi yapan halkın gözü, kulağı olan gazetecilik mesleğidir, medya kuruluşlarıdır. Bu dönem AK Parti'nin kara düzeni denetimden korkmakta, denetimden kaçmakta, denetlemek isteyene saldırmakta, susturmaktadır. AK Parti'nin kara düzeni, millete hesap vermeye karşıdır. AK Parti'nin kara düzeni, halktan topladığı vergilerin nasıl harcandığının sorulmasına karşıdır. AK Parti'nin istediği düzen denetimsiz, kayırmacı, keyfi bir düzendir. İşte bugün, gecenin bu saatinde bizim burada olmamıza sebep olan, onların medya anlayışı, yani kendilerine dalkavuklar oluşturan sistemin dışında kalan, namusuyla çalışan, gerçekten sapmayan, hakikati kovalayan gazetecilere karşı ve onların kurumlarına karşı gerekirse soruşturmalar, para cezaları ile başlayan, gözaltılar, tutuklamalar yapan, el koyan, kayyım atayan, susturan ve yok eden anlayışlarına karşı bir mücadelede ses yükseltmek için, bu mücadeleyi toplumsallaştırmak için ve bizim haber hakkımızı savunan gazetecilerin haklarını savunmak için buradayız. Bu mücadele, bugün verilmesi gereken mücadele yarına bırakılamaz. Yarınları karartmamak için bugünlerde meydanlarda olmalıyız, sokaklarda olmalıyız, hep birlikte olmalıyız."
"BU MİLLET ONLARI UNUTMADI"
"Bu millet tarihte çok kara kışlar gördü, çok zor yollardan geçti. Darbelerde sanatçılar, gazeteciler, aydınlar hep hedef oldu. Gün oldu tutuklandılar, gün oldu işkencelerden geçtiler. Ama dik durmaktan, kalemi ve sözü savunmaktan vazgeçmediler. Bu ülke Uğur Mumcular'ı, Abdi İpekçiler'i, Çetin Emeçler'i, Hrant Dinkler'i unutmadı. Bugün ölüm yıldönümünde aldığımız Ahmet Taner Kışlalılar'ı unutmadı. AK Parti her zaman basın özgürlüğünün karşısında oldu. Havuz medyası yöntemi ile bir takım kamu ihalelerine giren ve bu ihaleleri kazananlardan oluşturdukları bir havuzla, dönemin şartlarında TMSF elinde olan kurumları teker teker yandaşlarına aldırdı. Bir havuz düzeni medyası oluşturdu. Kendine bağlı olanı besledi, güçlendirdi. Karşısında olanı uğraştı, cezalandırdı, yıldırmaya çalıştı. Siyasetçilere ya hapse atıl ya gel bizim partiye katıl derken gazetecilere de ya beni savunursun dalkavuk olursun ya da hapsi boylarsın mesleğinden olursun, ekmeğinden olursun dedi. 12 Eylül'de askerler bazı haberleri çıkmadan engelliyorlardı. Gazeteciler o kısmı boş bırakıp yapılan sansürü protesto ediyor, görünür kılıyorlardı. Bugün ise bu iktidar bırakın haber yapacak kişiyi gözaltına almak, tutuklamak, otokontrole zorlamak, mesleğini elinden almak, tehdit etmenin yanında şimdi koskoca medya kuruluşlarına bambaşka bahanelerle sadece muhalefet ettikleri için el koymayı, kayyım atamayı, daha sonra da onları yok etmeyi bir yöntem olarak benimsemiş durumdalar. Yetmiyor, kendinden olmayan medya kuruluşlarını kapatıp yok ediyorlar. Bu yaptıkları AK Parti'nin kara düzeninin yeni medya düzeni olarak dayatılıyor. Yandaşları tarafından savunuluyor."
"ÖZGÜRLÜĞÜNDEN EDİLMİŞ GAZETECİLERE SELAM OLSUN"
"Biz ise mesleğini onuruyla yapan, susmayan, vazgeçmeyen, sinmeyen ve sindirilemeyen meslektaşlarını savunmak için bugün burada toplanmış durumdayız. Buradan Merdan Yanardağ'dan Murat Ağırel'e, Şaban Sevinç'ten Mustafa Balcı'ya, Fatih Ergin'den Tuğba Tekerek'e, Hasan Güraksu'dan Ali Tarakçı'ya, Selahattin Günday'dan Sami Tunca'ya, Nebiye Gürbüz'den Mustafa Gök'e, İrem Delice'den Hatice Duman'a, Erol Zavar'dan Erdal Süsem'e ve bugün susturulmaya çalışılan, dik duran ve boyun eğmeyen kardeşim İsmail Arı'ya, tüm tutuklulara selam olsun. Adını saydığım-sayamadığım, bildiğim, bambaşka bir yerde özgürlüğünden edilmiş kim varsa tüm gazetecilere bin selam olsun. Onların yanındayız. Sonuna kadar onlarla birlikteyiz."
"HALK TV, DAYATILAN BATAKLIĞA İNAT ÇİÇEK AÇABİLDİ"
"Değerli İstanbullular, Halk TV kara düzenin dayattığı bataklığa inat çiçek açabilenlerin kurumuydu. Bütün zorluklara rağmen mesleğini yapmak isteyen basın emekçilerinin mücadele ettikleri bir kurumdu. Halkın sesi olmak için 2005'te kuruldu. Kurulduğunda doğru düzgün kamerası, stüdyosu olmayan, çalışanlarının kıt kanaat geçinerek büyüttükleri bir kanaldı. Gezi Direnişi'nde birileri penguen yayın yaparken Halk TV sokaktaki gerçeği aktarmaktan geri durmamıştı. Bir yıl sonra 301 madenci kardeşimiz madende katledilirken birileri o madencilerin arkadaşlarını Soma sokaklarında tekmelerken, o acı gerçeği, manzarayı Türkiye'ye gösteren Halk TV'nin özgür gazetecileriydi. Üstünden bir yıl geçti 7 Haziran - 1 Kasım arasında Türkiye kaosa sürüklendi. Diyarbakır'da seçimden bir gün önce patlayan ve dört canı alan terör eyleminden ta 1 Kasım'da yapılacak seçime kadar Türkiye'nin dört bir yanında yaşatılan kaosa ve bunun birilerinin eliyle yönetilmesine çok kişi görmezden gelirken, duymazken, söylemezken; bu zorlu süreçte halka gerçekleri olduğu gibi aktaran Halk TV'ydi, Halk TV'nin emekçileriydi. Bir yıl sonra 15 Temmuz gecesi ne istedilerse verenlerin, et ve tırnak gibi olanların, zamanında altına tank, uçak verenlerin karşı karşıya geldikleri bir gecede, birileri darbeye kalkışınca Halk TV 'Ben bu iktidara muhalifim' demedi. Halk TV sandığın, demokrasinin, seçilmişlerin arkasında durdu. Darbeye karşı net bir tavır aldı. 15 Temmuz gecesinden Halk TV alnının akıyla çıktı. Bir gün Atatürk'ün koltuğunda oturan Genel Başkan Çubuk'ta linç girişimine uğradı. Halk TV oradaydı. Halk TV yine yakanlardan değil, yananlardan taraftı. Ve ne acıdır ki maalesef o kişi bugün Halk TV'yi hedef gösteren isimlerden biri oldu. Bu meydanda muhalefetin bütün sesleri varken, muhalefetin bütün renkleri varken sureti muhalefetten görünüp Halk TV'yi hedef gösterip, ama Halk TV'ye kayyım atanınca toplumsal tepkinin karşısında timsah gözyaşları dökenler, timsah gözyaşlarıyla tweet atanlar bu meydanda muhalefetle birlikte olamıyorlar, olamayacaklar. 19 Mart darbesi yapılmış, iktidara boyun eğen kanallar bir milyonluk Saraçhane mitinglerini görmezken Saraçhane'deki o tarihi tepkiyi, o tarihi birlikteliği gösteren kanal Halk TV'diydi. Ana muhalefetin başına kayyım atanırken, Atatürk'ün partisinin kapıları kırılırken, Atatürk'ün hatırasına saygısızlık yapılırken Halk TV oradaydı. Halk TV butlancıların değil; halkın seçtiklerinin yanında durdu. Halk TV her zaman tarihin doğru tarafında durdu."
"BİR SÖZÜM DE 'BÖYLE GELMİŞ, BÖYLE GİDER'CİLERE"
"Bu yüzden arkadaşlar bugün burada olmak, bir kanalı savunmaktan fazlasıdır. Burada olmak milletin demokrasi hikayesini savunmaktır. Bugün burada olmak teslim olmamaktır, teslim etmemektir, mücadele etmektir. Buradan, bu meydandan gözü bu meydanda olanlara sesleniyorum: Bu meydana dost gözle bakanlara, yüreği bu meydanda atanlara sesleniyorum. Gün, evde oturma günü değildir. Gün, klavye başından eleştirme, cep telefonlarından paylaşım yapma günü değildir. Gün, meydanlara çıkma, sokaklara akma, mücadeleyi yükseltme günüdür. Bir sözüm de 'Böyle gelmiş, böyle giderciler'e. 'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın' diyenlere. Bugüne kadar o yılan sana dokunmamış olabilir, ama o yılanın başını hep beraber ezmezsek eninde sonunda senin de sokacaktır. O yüzden bağırıyor bu meydan: 'Kurtuluş yok tek başına, ya hiçbirimiz.'"
"HEP BÜYÜK BİR ÖZGÜVENLE CANLI YAYIN İSTEDİK"
"Değerli İstanbullular, Türkiye'nin en büyük siyasi kumpas davası Silivri'de görülürken tam da Ekrem Başkan savunma yapacağı gün Halk TV'yi bastılar, yayını durdurdular, kanala kayyım atadılar. İşte bizim çok büyük bir özgüvenle, daha iddianame ortada yokken dünya kadar iftira havada uçuşuyor, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle gizlilik olan dosyalarda olan, olmayan, çoğunlukla da aslı astarı hiç olmayan bilgiler yandaş basına servis ediliyorken 8 ay, 10 ay bunun üzerinde yandaş basın tepiniyorken biz hep büyük bir özgüvenle canlı yayın istedik. O günlerde savcılarına güvenenler, AK Parti yargı kollarına güvenenler dediler ki 'Olsun bakalım yayın. Millet görsün her şeyi.' Bir diğeri 'münasiptir' dedi ancak götürdük, Meclis'e sunduk. Bugün burada il başkanları, üyeleri olan parlamentodaki sağdan, soldan tüm muhalefet partileri destek verdi ama 'yayınlansın' diyenler bir anda çark ettiler. Çünkü hakikatten kaçıyorlar, iftiraları duyulmasın istiyorlardı. Aylarca bekledikten sonra, 19 ay sonra nihayet Ekrem Başkan bütün iftiraları, sadece kendini, arkadaşlarını, ailesini, partimizi değil, tüm siyasi partileri, muhalefetin tüm renklerini de hedef alan ve bu ülkenin iktidarı değiştirme umudunu hedef alan o iddianameye karşı savunma başlamadan 4 saat önce Halk TV'ye geldiler, burayı bastılar ve yayını durdurdular."
"DİRENE DİRENE, BİRLEŞE BİRLEŞE KAZANACAĞIZ"
"Kayyımın kısa vadeli iki hedefi vardı. Bir tanesi Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının duyulmasını engellemek. Bir diğeri de fon vurgununun, asrın vurgununun üzerine giden, en çok izlenen haber kanalını susturmaktı. Bir tarafta kendinden sonraki iktidara darbe girişimi, kendinden sonraki cumhurbaşkanı adayını sindirme, susturma, onu hedef alarak siyaseten yok etme girişimi diğer tarafta çürümüşlüğü, kokuşmuşluğu, kendisine oy veren seçmenini dolandıran kara düzeni deşifre edenlerin sesini kesme girişimi vardı. Tabii bu iki kısa vadeli girişimi milletimize anlatıyoruz. Ancak orta ve uzun vadeli hesaplar çok daha karanlık. Muhalefetin sesini tamamen kesmeye niyetlenmişler. O yüzden basına saldırı, muhalefete saldırıdan bağımsız değildir. Muhalefeti adaysız, partisiz, lidersiz bırakmak ve milyonlarca insanın sesini kesmek bu kirli oyunun iki bileşenidir. Bu organize darbeye karşı ya direneceğiz, ya bunlara teslim olacağız. Ben bu meydanı görüyorum. Ben ilk günden, Saraçhane'den beri, Maltepe'den beri görüyorum. Ben Anadolu'yu görüyorum, ben İstanbul'u görüyorum. Teslim olmayacağız. Direneceğiz, direneceğiz, direneceğiz ve eninde sonunda biz kazanacağız, biz kazanacağız, biz kazanacağız. Meydanın iki sesi var. İkisi birbirinden kıymetli. Meydanın bir ucu diyor ki 'Direne direne kazanacağız.' Meydanın öbür ucu diyor ki 'Birleşe birleşe kazanacağız.' İşte evdeki karamsarın, klavye başındaki kötümserin 'Bunlar yenilemez. Yenilse de gitmez, kaybetse de bırakmaz' diyenin çaresi buradadır. Direne direne kazanacağız. Birleşe birleşe kazanacağız. Korkmadan, üzerlerine yürüyerek kazanacağız."
"BU DÖRT BAŞI MAMUR BİR DARBEDİR"
"Bu darbecilere hukuku anlatmak gibi bir derdim yok benim. Ama milletimiz bilsin diye söyleyeyim. Şimdi diyelim ki bir isim hakkında bir soruşturma var. Diyelim ki o kişinin mal varlığına el koymaya ihtiyaç var, izin var. Yok böyle bir şey ama bir an için olsun. Peki bu kişinin mallarından, şirketlerindeki varlıklarından biri, bir televizyon kanalıysa, bu televizyon kanalı en çok izlenen kanalsa, bu televizyon kanalı reklam alıyor, kendini döndürüyor, çalışanlarının maaşını ödüyorsa, senin bu yaptığın operasyon da mali bir operasyonsa, bu kanalı durdurmaya, bu kanalın reklam almasını engellemeye, bu kanalın emekçilerine maaş ödeyebilmesi için yayın çizgisini, beğenilen yayınlarını, reklam alan yayınlarını sürdürmesini engellemeye nasıl bir açıklama getirebilirsiniz? Buradan ilan ve ifşa ederiz ki Halk TV'ye yapılan iş, Cafer Mahiroğlu ile bir mali işlem, mali soruşturma değil; o kisve altında Halk TV'nin yayınlarında susturma, basını susturma, kara düzeni eleştirenleri susturma, halkın haber alma hakkına engel olma girişimidir. Siz kimi kandırıyorsunuz? Bu yüzden bu dört başı mamur bir darbedir. Dünya kadar kanala el koyuyorlar, kanal yandaş yayın yapıyorsa yayın çizgisine devam, aynen devam. Kanal muhalifse o kanalın iflâhını kesiyorlar, sesini kesiyorlar, yok ediyorlar."
"ENGELLENEN TÜM MECRALARA SAHİP ÇIKIYORUZ"
"Bugün burada elbette Halk TV'nin önündeyiz ancak sadece Halk TV için ses yükseltmiyoruz. T24'ten Tele1'e kadar tüm kanallara, engellenen tüm mecralara sahip çıkıyoruz. Darbe bahanesiyle çökülen İMC'yi, Hayat TV'yi unutmuyoruz. Kapatılan tüm sosyal medya hesaplarını, erişim engeli getirilen gazetecilerin ve yayın organlarının sosyal medya hesaplarını bir kez daha hatırlatıyoruz. Buradan Anayasa Mahkemesi'ne 21 Eylül tarihinde verdiğimiz dilekçeyle temmuz ayında çıkan ve erişim engelini sarayın atadığı bir kişiye ve sarayın anlık talimatlarına bağlayan kanuna karşı Anayasa Mahkemesi'nin önündeki dosyamızı hatırlatıyor, Anayasa Mahkemesi'ne tarih önündeki bu sorumluluğunu bir kez daha hatırlatıyoruz."
"TÜRKİYE, BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE SONDAN 17'NCİ SIRADA"
"Bugünlerde fon vurgunundan dolayı borsa endeksi diplerde. Ama daha da kötüsü ülkede demokrasi olsa, özgürlükler olsa; borsanın toparlaması, ekonominin toparlanması, kaynak bulunması bunlar kolay işler. Ama esas karamsarlık, bu liyakatsiz düzendeki esas sorun, Türkiye'nin 180 ülke arasında basın özgürlüğü endeksinde 163'ncü sırada olmasıdır. Esas sıkıntı Türkiye'nin basın özgürlüğünde Sudan'dan ve Irak'tan geride olmasıdır. Türkiye'nin Tacikistan'dan, Bangladeş'ten daha kötü durumda, Kuzey Kore ile basın özgürlüğünde rekabet halinde olması, 180 ülkede sondan 17'nci sırada olmasıdır. Basın özgür değilse, düşünce özgür değilse, mahkemeler tarafsız değilse o ülkenin ekonomisinin düzelmesi asla ve asla mümkün değildir. Bunun için buradan hem önümüzdeki dönemde hep birlikte bu AK Parti'nin kara düzenini bitirmeyi, gelirde adaleti, vergide adaleti, sosyal adaleti sağlamayı, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği, yani 'İktidara gelip de yargıyı ele geçirelim' değil, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bir yargı düzenini kurmayı, bir daha kimsenin ele geçiremeyeceği bir medya düzeni kurmayı, bir daha kimsenin devleti ele geçirmesine imkan vermeyecek, halkın demokrasisini hep birlikte kurmayı ve hep birlikte başarmayı bekliyoruz."
"GAZETECİLERLE BİRLİKTE SOKAĞA İNİYORUZ"
"Bunun için biraz önce de söyledim. Bizim hep birlikte çağrıldığımızda çağrıldığımız yerde olmamız, çağrı olmasa bile nerede bulunmamız güç verecekse toplumsal mücadeleye mutlaka orada olmamız gerekiyor. Ben geçtiğimiz günlerde bugün akşam sizleri buraya davet edince ve gazetecilerin, basın meslek örgütlerinin cumartesi günü yapacakları toplantılar için 14 ilde, sözüme değer verenleri, muhalefetin tüm renklerini, basın meslek örgütlerine cumartesi, saat 14.00'te,14 ilde destek vermeye davet edince A Haber çıkmış, iktidarın borazanı A Haber, diyor ki, 'Özgür Özel milleti sokağa çağırıyor. Özgür Özel sokakları karıştırmaya çağırıyor. Yakıp, yıkmaya çağırıyor.' Buradan A Haber'e sesleniyorum. Ben şiddete çağırmam, ben kargaşaya çağırmam. Ama şunu bil ki ben mücadeleye, direnmeye çağırıyorum. Sokaklara çağırıyorum. Meydanlara çağırıyorum. Bir de A Haber'e şunu söyleyeyim, sen bizi küçümseme. Sen bizi küçümseme. Biz barıştan, kardeşlikten ve kimsenin canının yanmamasından yanayız. Ama sen yalan haberle bizi geriletmeye, bizi sokaktan ve mücadeleden çekmeye falan çalışıyorsan, sen sakın bizi küçümseme. Biz sokağa çağrı yaparsak, sen öyle orada o yalan haberlerine devam edemezsin. Buradan o haberi yapan gazeteciye, yayan A Haber'e söylüyorum. Gazeteciler cumartesi sokağa iniyor, biz de onlarla birlikte sokağa iniyoruz. Biz de onlara destek oluyoruz. Gazeteciysen sen de sokağa inersin, bu onurlu mücadeleye destek verirsin."
"TÜRKİYE, BU KARA KIŞTAN MUTLAKA ÇIKACAK"
"Elbette gazetecilerle dayanışma içinde olacağız. Elbette, elbette nerede olmamız gerekiyorsa orada olacağız. Türkiye bu kara kıştan mutlaka çıkacak. Mutlaka kurtulacak. Milletin coşkun akan selinin önünde hiç kimse duramayacak. Umutsuzlara umut olan bu meydana selam olsun. Hepinize helal olsun. Bu meydandan; dosta güven, olmayana kaygı veren bu meydandan şöyle sesleniyoruz. 'Fırtına olanlara rüzgâr neylesin? Günü doğurana gece neylesin? Paylaştıkça çoğalan bu sevda bizim! Onur, namus, adalet... Bu sevda bizim! Onur, namus, adalet... Bu sevda bizim!' Mücadele bizim, meydan bizim, sokak bizim. Korku onlara kalsın, cesaret bizim. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Hepinizi mücadeleye verdiğiniz destek için kucaklıyorum. Tüm yapıları, tüm dernekleri, tüm sendikaları, tüm partileri saygıyla selamlıyorum. Durmayacağız, ayrılmayacağız, sinmeyeceğiz, kötülüğü hep beraber yeneceğiz. Hepinizi saygıyla selamlıyorum arkadaşlar. Bu mücadeleyi hep birlikte sürdürmeye var mıyız? Birlikte yürüyecek miyiz? Yan yana yürüyecek miyiz? Sonuna kadar yürüyecek miyiz? Haydi o zaman, yürüyelim arkadaşlar."
SİYASET 21 Ekim 2026 Çarşamba, 19:35
Benzer Haberler