Özgür Özel, İmamoğlu'na açılan yeni davayı duyurdu: İktidara İran çağrısı yaptı

SİYASET, 28 Şubat 2026 Cumartesi, 14:28

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur'da düzenlenen ''Millet İradesine Sahip Çıkıyor'' mitinginde konuştu. Özel, "Türkiye'nin çok dikkatli, çok özenli, sivilleri gözeten, İran'ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, İran'daki istikrarsız bir süreci başlatmamak üzere son derece dikkatli bir diplomasiyi mutlaka ve mutlaka Türkiye'nin takip etmesi gerekmektedir" dedi. Özel ayrıca Ekrem İmamoğlu'na açılan yeni davayı da duyurdu.

CHP'nin "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinde bugünkü adres Burdur oldu. 

Özel'in konuşmasından satırbaşları şöyle: 

"AMAÇ SUÇLUYMUŞ GİBİ GÖSTERMEK"

İmamoğlu'nun mektubunun ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, miting alanında konuşma yaptı. 

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın sabah saatlerinde jandarma tarafından gözaltına alınmasına tepki gösteren Özel, şunları söyledi:

"Bu sabah ben Muhittin Başkana ulaşmak için günün erken saatlerinde uçağa giderken Bolu'dan bir haber geldi. Bolu Belediye Başkanımız Tanju Özcan'ı jandarma tarafından çağrılsa gideceği, zaten her gün çöpünü aldığı, önünü temizlediği, her gün hizmet ettiği Bolu'nun adliyesine jandarma zoruyla götürdüler. Maksat itibar suikastı, amaç küçük düşürmek, amaç suçluymuş gibi göstermek. Hal böyle olunca biz Bolu'ya hukukçu arkadaşlarımızı, siyasi arkadaşlarımızı yönlendirdik. 'Neymiş, ne soruyorlarmış?' dedik. Cevap geldi, cevap geldi. Suçlandığı husus şu: Bir vakıf var, vakıf. Bu vakfa para giriyor, para çıkıyor. Çıkan para Bolu'da, Boluluların; Bolu'da ve Türkiye'de okuyan çocuklarına ya da yoksul ailelerin Bolu'ya gelmiş çocuklarına burs veren vakıf. Bu vakfa iş insanları yardım yapmışlar.

Efendim, sen Bolu Belediye Başkanı olarak iş insanlarına diyorsun ki: 'Bu vakfa para yatırın, ondan sonra gelin bakalım işlerinizi yapalım.' Şimdi bu iddianın neresi doğru, neresi eğri bilmem; ama eğer iş adamına 'İş yapıyorsun, şunun yüzde 20'si bizim, 10'u bizim, 10'u üst tarafın, yukarıların' diyen bir anlayış var mı? Var, biz onu çok iyi tanıyoruz. Ancak bizde belediye başkanı kendine kör kuruş almamışsa, bir başka tarafa para istememişse, devletin kontrolündeki bir şey 'Verecekseniz vakfa verin, garibanın çocuğuna burs olsun' demişse vallahi de billahi de bunda utanılacak değil, övünülecek bir şey var kardeşim.

Biz kimlerin lakabının yüzde 10 olduğunu, kimlerin tarifeyi yüzde 10'dan 20'ye çıkardığını, 'Benim dönemimde zengin oldun, nasıl başka tarafa selam verirsin?' diye mala çökenleri biliyoruz. Biz kazanılan her kuruştan payını isteyenleri de biliyoruz. Biz şu kadarını biliyoruz; bizim arkadaşlarımızın kör kuruşa tenezzül etmediğini, ne yaptıysa şehir için, kent için, fakirin fukaranın kursağından geçecek bir şey için yaptığını biliyoruz, hepsiyle de gurur duyuyoruz."

''DİKKATLİ BİR DİPLOMASİ TAKİP EDİLMELİ''

Ortadoğu'da artan saldırılara ilişkin konuşan Özel, iktidara da çağrı yaparak şu ifadeleri kaydetti:

"İran'ın kendi geleceğini tayin etmesi en büyük temennimiz. Ama şimdi oradaki durumdan istifade Trump ve Netanyahu oraya sivillere de zarar verecek şekilde saldırmaya başladılar. Bu açıdan, bu açıdan İran konusunda Türkiye'nin çok dikkatli, çok özenli, sivilleri gözeten, İran'ın toprak bütünlüğüne dikkat eden, İran'daki istikrarsız bir süreci başlatmamak üzere son derece dikkatli bir diplomasiyi mutlaka ve mutlaka Türkiye'nin takip etmesi gerekmektedir. İran'ı, İran'daki kadınları kurtarmak ne Trump'a ne eli kanlı Netanyahu'ya düşmüştür. İran'ın kararını İran halkı verecektir."

"DARBENİN HİÇBİR TÜRLÜSÜYLE İŞİMİZ OLMAZ"

28 Şubat sürecinin yıldönümü hakkında konuşan Özel, kalabalığa şu sözlerle seslendi:

"Değerli Burdurlular, bugün 28 Şubat. Tarihe postmodern darbe diye geçen bir darbenin yıldönümü. Biz bu meydanları dolduranlar, bu otobüsün üstünde duranlar, bu partide siyaset yapanlar, Türkiye İttifakı'nın bütün demokrat bileşenleri demokrasi fikrinin insanlarıyız. Darbenin hiçbir türlüsüyle işimiz olmaz. 15 Temmuz akşamı darbeye kalkıştılar. Tayyip Bey'in ne istediyse zamanında verdikleri, bir dediğini iki etmedikleri, altına F-16 verdikleri geldi meclisi vurdu. Altına tank çektikleri gitti milleti ezdi.

Biz o sırada bütün darbeler iktidara yapılır ama dünya döner muhalefete şöyle bir bakar, ana muhalefetin gözünün içine bakar. Biz o gün anında önce Ankara'daki arkadaşları topladık. Meclis Başkanı'nı, başkanvekillerini, diğer partileri aradık. Bilhassa AK Parti'ye 'Gün demokrasinin yanında durma günüdür' dedik. 'Meclisi açın, birlikte direneli' dedik. Tayyip Bey'in yaptığı bütün kötülüklere, AK Parti ile bütün rekabetimize rağmen darbe gecesi milletin seçtiğinin, milletin tercihlerinin arkasında durduk.

28 Şubat'ta büyük haksızlıkların ve 28 Şubat'ta özellikle şimdi bu Ramazan mübarek günde Tayyip Bey'in oynattığı videolarla gösterdiği başörtüsü konusunda yaşanan sıkıntıları hatırlatıp sanki bunları CHP yapmış gibi gösteren bir anlayışa sahip. Haşa sümme haşa! Orada o yanlışın içinde olan CHP'li varsa kişisel olarak oradadır ama CHP başta inanç özgürlüğünün, düşünce özgürlüğünün, isteyenin istediği gibi yaşamasının, her türlü yasağın ve her türlü baskının karşısındadır. Buradan söyleyeyim; Ali Orkun Ercengiz, eczacı. 1992'de birlikte girdik, 96'da birlikte çıkamadık, ben hemen çıktım, bunlar biraz geç geldi, gel. Aşağıda eczacılık fakültesinden arkadaşlarım var burada. Bunların hepsi şahit. Bizim Ege Üniversitesi'nde de başörtüsü yasağı getirmeye kalkıştılar, biz laboratuvarları boşaltıp 'Arkadaşlarımız girmeden derse girmeyiz' diyen demokratlarız biz. Tayyip Bey kimseye hikaye anlatmasın.

"TÜM ÖZGÜRLÜKLERİN TEMİNATI CHP'DİR"

"28 Şubat mağduriyeti üzerinden 30 yıl sonra tükenmiş bir siyasetçi eski defterleri açıp hesabı yanlış yere, CHP'ye kesmeye çalışıyor. Herkes şunu bilsin ki; bütün inançlı, bütün kardeşlerim, başını örten bütün kardeşlerim bilsin ki; Genel Başkan olarak Özgür Özel'in geçmişinde de, bugün CHP'de siyaset yapan genç, dinamik, demokrat kadroların geçmişinde de sizi incitecek bir şey olmadığı gibi; yarın sizin inancınızın, ibadetinizin, giyiminizin, kuşamınızın teminatı da, tüm özgürlüklerin teminatı CHP'dir.

Tabii şunu Tayyip Bey'e söylemem lazım; siyaset umudu örgütleme işi, umut verme işi. Korkuyu örgütlemek siyasetçinin işi değil, o mafya işi. Ama Tayyip Bey emekliye, emekçiye, gence, yaşlıya, çiftçiye, esnafa bir umut veremediği için bir korku salmak, onu da bizim üzerimizden yapmaya çalışmanın peşinde. Bu oyuna kimse gelmez. Bu millet samimiyeti görür. Baktığında insanın gözüne kimin ne olduğunu anlar.

Ama bir bakıma baktığınızda da; bir yandan umut vermeyen, 'Ben bundan sonra düzelteceğim' diyemeyen, sadece rakiplerine iftira eden birisinin tepeden tırnağa, baştan aşağıya bir 28 Şubat sembolüne dönüştüğünü ve herkese '28 Şubatçı' diyenin gerçek anlamda kutuplaştırmadan medet umduğunu; ve bu kutuplaştırmanın üzerine kendisi gidecekmiş gibi yapıp aslında bir yandan Milli Eğitim Bakanı'yla, bir yandan yazarıyla, çizeriyle, bir yandan medya manipülasyonları, sosyal medya oyunlarıyla ne yapmaya çalıştıklarının farkındayız.

Biz her darbenin karşısındayız. Postmodern olsun, gerçek olsun; bu parti darbelerde kapatılmış, genel başkanları hapse atılmış, il başkanları, yöneticileri, üyeleri sokak ortasında faili meçhul cinayetlere kurban gitmiş; her darbeden zarar görmüş, her darbenin karşısında durmuştur. 15 Temmuz'da nasıl gözümüzü kırpmadan bir darbenin karşısında durduysak, şimdi de Tayyip Erdoğan'ın 19 Mart darbesinin karşısında durmaya; bu darbenin mağduru belediye başkanı arkadaşlarımızın, başta Ekrem İmamoğlu, belediye başkanları, meclis üyeleri ve tüm bürokratlarımızın arkasında durmaya; gerçek niyetin ne olduğunu görmeye, AK Parti'nin kara düzenine itiraz etmeye, bu kara düzenin karşısında dimdik durmaya ve mücadele etmeye devam edeceğiz.

28 Şubat, 28 Şubat'ın hedefinde en çok kadınlar vardı diyorlar. Evet, AK Parti'nin kara düzeninin hedefinde de en çok kadınlar var. AK Parti'nin kara düzeni milleti yoksullaştıran, kadınları fakirleştiren, işsiz bırakan, sosyal hayattan koparan, şiddete karşı, cinayetlere karşı korumayan ve kötü yönetimin sonucunda kadınları da umutsuzluğa sevk eden bir düzendir.

"28 ŞUBAT'IN SÖZDE MAĞDURU, 19 MART'IN ZALİMİDİR"

28 Şubat'ın sözde mağduru, 19 Mart'ın zalimidir. Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'yken rüşvetten, zimmetten, irtikaptan, ihaleye fesat karıştırmaktan, devleti yıkmaya niyetlenmiş terör örgütüne destek çıkmaktan yargılanmıştır. Ancak bir gün --varsa çıksın söylesin-- bir gün sabah kapısına polis gitmemiştir. O dönemler, o çok eleştirdiği dönemlerde dahi bir gün gözaltında kalmamıştır. Bir gün tutuklu yargılanmamıştır. Yargılandığı tüm davalarda tutuksuz yargılanmış, cezası birinci kademede verildikten sonra yine tutuklanmamış, cezası Yargıtay'da kesinleşene kadar görevinin başında durmuş. Kesinleşince telefonla çağrılmış, mitingle Saraçhane'den ayrılmış, davulla zurnayla Pınarhisar'a yollanmış, Pınarhisar'da sayısız ve kısıtsız ziyaretçi kabul etmiş ve içeride ses kayıt cihazıyla şiir albümü yapmış birisidir.

Peki şimdi, bugün bu olaylar yaşandıktan 30 yıl sonra, güya daha modern, daha gelişmiş, daha demokratik olması gereken Türkiye'de aynı suçlarla, çok daha azıyla suçlanan bugünkü İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sabahın 6'sında 5'inde kapısına binlerle polis gidilerek gözaltına alınmış, dört gün Vatan Emniyet'te tutulmuş, ön seçime gireceği gün cumhurbaşkanı adayı olarak ön seçime gireceği gün tutuklanıp Silivri'ye konmuştur. Erdoğan ses kayıt cihazıyla kayıt yaparken kendisine kalem kağıt dışında bir şey verilmediği gibi, eskiden olan sesi metrodaki anonstan kaldırılmış, İstanbul'a asılmış afişleri halen seçilmiş belediye başkanı olmasına rağmen polis tarafından toplatılmış, onun resmiyle mitinge giren gençler bile engellenmeye çalışılmaktadır.

Tayyip Erdoğan görmediğini göstermekte, ona yapılmayan kötü muameleyi yapmakta, kul hakkına girmekte, milletin kararına dikleşmektedir. Buradan kendisini bir kez daha uyarıyorum: 2019'da İstanbul'da 25 yıl sonra millet senin dediğini değil bir başkasını seçti. Olunca milletin tercihine saygısızlık edip, hürmetsizlik edip seçimleri iptal ettin. İptal ettiğin seçimlerde koca İstanbul'da, 16 milyonluk İstanbul'da fark 13 bindi. 45 gün sonra seçim yapıldı, fark 806 bin oldu. Bu nedir? Biz ne yaptık 45 günde 800 bin kişiyi ikna edelim? Hiçbir şey yapmadık. Millet haksızlığa karşı çıktı. Millet 'Kararı ben veririm, bugüne kadar senin dediklerine verdim, bir kez vermedim karşıma dikildin. Ben böyle hasetlikten hoşlanmam.' dedi."

ÖZEL, İMAMOĞLU'NA AÇILAN YENİ DAVAYI DUYURDU

Özel, 'ilk kez benden duyacaksınız' diyerek, İmamoğlu'na 'Makam Aracı' davası açıldığını duyurdu.

Özel, şöyle konuştu:

"Ekrem Başkan'a, bunu benden ilk duyacaksınız, yeni bir dava açmışlar. Dava ne? Makam aracı davası. Suç? Kendi şirketinden belediyeye araç kiralamak. Neymiş? Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı olmuş, belediyenin makam aracını beğenmemiş, kendi şirketinden makam aracı vermiş, o aracı belediyeye kiralamış; bundan dolayı dava açmışlar.

Şimdi dava iddiası bu; hepinizin göreceği, mahkemenin de göreceği gerçek şu: Beylikdüzü Belediyesi AK Parti'den alınır, borç buraya kadar. Makam aracı AK Partili bir şirketten fahiş fiyata kiralanmış. Ekrem İmamoğlu der ki: 'Bu aracı gönderin geri, bu parayı ödeyemeyiz bu lüks makam aracına'. Makam aracı gider. Ekrem Başkan kendi şirketinden bir makam aracı ister. Savcılığa sunulacak ve şu anda resmi kayıtta o günden beri duran belgeye göre Beylikdüzü Belediyesi'nde şu kayıt var: 'Kendi şirketime ait olan şu şasi, şu plaka numaralı aracı makam aracı kullanmak üzere bilabedel, ücretsiz olarak belediyeye tahsis ediyorum'.

Alçak adamlar! O tarihte Ekrem İmamoğlu kendi arabasına biniyordu diye duymuş, plakaya bakmış şirketin üstündeymiş o tarihte; 'Kendi şirketinden araba kiraladı' diyor. AK Partili yandaş şirketten kiralanan pahalı araç yollanıp kendi şirketinden bilabedel araç tahsis etmiş İmamoğlu'na yine davaya kalkıştılar. Ama ne demiştim? Oğlum, oğlum, sert kayaya çarptın sert kayaya! Teslim olmayacağız bu kötülüğe, teslim olmayacağız!

AK Parti'nin, Sayın Erdoğan'ın bu sorunları çözecek ne iradesi, ne becerisi, ne enerjisi kalmamıştır. AK Parti yaşlanmıştır, yorulmuştur, tükenmiştir. Millete tepeden bakan, kendisini ve çevresini zenginleştirip milleti fakirleştiren AK Parti'nin siyasi ömrü nihayete ermiştir. Türkiye büyük bir değişime, bir yenilenmeye gebedir."

Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu'nun Burdurlulara miting meydanı için kaleme aldığı mektup CHP Burdur İl Başkanı Barış Ayten tarafından okundu. 

İmamoğlu'nun mektubu şöyle:

"Kıymetli Burdurlular, benim sevgili vatandaşlarım, kıymetli hanımefendiler, değerli beyefendiler, başı dik gençler, güzel yüzlü çocuklar. Her birinize sevgiyle ve hasretle sarılıyorum. Sizleri çok özledim.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin icraatçı ve halkçı uygulamalarını güzel Burdur'da hayata geçirmek için her zaman canla başla çalışan kıymetli başkanım Ali Orkun Ercengiz'e teşekkürlerimi sunuyorum. Örgütümüzün güçlü, azimli ve kararlı iradesini temsil eden il başkanımız Barış Ayten'e ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum.

Demokrasi tarihimizin en zorlu döneminden geçiyoruz. Cumhuriyetimizin temel ilkeleri baştan sona geçersiz kılınmak isteniyor. Oysa biz cumhuriyetimizi özgür ve onurlu bir yaşamın güvencesi olsun diye kurduk. Cumhuriyet bizim için herhangi bir rejim tercihi değildi; milletçe var olma, ayakta kalma meselesiydi. Egemenliğe sahip olmayan bir millet yok olur gider.

Onun için Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşları ülkemizin geleceğini cumhuriyette gördüler. Çünkü bu topraklarda egemenliğin kayıtsız şartsız millette olması ancak cumhuriyet ile sağlanabilirdi. Ne acı ki bugün milletin kendine ait egemenliğini kullanması yargı marifetiyle engellenmeye çalışılıyor. Seçilmiş belediye başkanlarının tutuklu yargılanması açıkça bir milli irade gaspıdır. 15,5 milyon oyla görevlendirilmiş bir cumhurbaşkanı adayının tutuklu yargılanması milletin egemenliğini baskı altına alma girişimidir.

Tutukluluğumuz ilk günden beri haksızdı, hukuksuzdu. Bugün ise katmerli bir zorbalığa dönüşmüştür; çünkü deliller çoktan toplanmış, iddianame çoktan hazırlanmıştır. Bizlerin tutuksuz yargılanmamız halinde ülkeden kaçacağımızdan şüphe duyan tek bir sağduyulu vatandaşım yoktur.

Aslında bizi zindana atan akıl da bundan şüphe duymuyor. Onlar sadece seçim kazanacağımızdan şüpheleniyorlar. Haklılar. Ne kadar şüphelenirlerse şüphelensinler, çünkü biz kazanacağız. Kazanacağız ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerini eksiksiz hayata geçireceğiz.

Biz Cumhuriyet'i bu aziz vatanda yaşayan herkes eşit olsun diye kurduk. Yalnızca kanun önünde değil; tüm haklar, tüm fırsatlar karşısında eşit olsun diye kurduk. Biz Cumhuriyet'i 'milletim ne derse o olsun' diye kurduk. Devlet milletin emrinden çıkmasın, kurumlar ve kurallar çerçevesinde hareket etsin diye kurduk. Biz Cumhuriyet'i bir arada, kardeşçe yaşayalım diye kurduk. Biz Cumhuriyet'i kimsesizlerin kimsesi olsun diye kurduk.

Cumhuriyet bizim tarihimizdeki en büyük uzlaşmanın, en geniş mutabakatın adıdır. Ülkemizin güzel geleceğini de yine en büyük uzlaşmayla, en geniş mutabakatla kuracağız. Devlet milletin olacak. Bütün gücüyle, bütün yetkileriyle, bütün imkan ve kaynaklarıyla devlet milletin olacak.

Baştan sona adalet işleyen; herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyen; üretim odaklı, bereketli bir düzen kuracağız. Bu yeni düzenin hiçbir yerinde partizanlık olmayacak, liyakatsizlik olmayacak. Biz siyasi rakiplerimizle uğraşmaya değil; sorun çözmeye, çare bulmaya geliyoruz. Biz vatandaşın inancıyla, fikriyle, yaşam tarzıyla değil; refahıyla, mutluluğuyla, huzuruyla ilgilenmek için geliyoruz. Bir kişinin aklıyla değil, milletin aklıyla hareket etmeye geliyoruz.

Az kaldı. Günü gelecek, devletin gücünü kendi gücü zannedenlere millet sandıkta hadlerini bildirecektir. Herkes hayalini kurduğu, özlemini duyduğu, hak ettiği hayata kavuşacak. Her şey çok güzel olacak! Her şey çok güzel olacak!"

SİYASET 28 Şubat 2026 Cumartesi, 14:28

Benzer Haberler

Siyasi parti ve sendikalardan saldırı açıklaması: 'Üsleri kapatın'

SOL Parti, TKP, TİP, THK ve KESK; ABD ve...

Yeşil-beyazlılar 68 Aksaray Belediyespor'u yenip zirvedeki yerini korudu

Bursaspor, Nesine 2. Lig Kırmızı Grup'ta 26....

Bakan Uraloğlu açıkladı: Beş ülkeye bütün uçuşlar 2 Mart'a kadar iptal edildi

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir...

İran Savunma Bakanı ile üst düzey komutan öldürüldüğü iddia edildi

ABD ve İsrail'in İran'a ortak saldırısında İran...

OpenAI'nin Pentagon'la iş birliği tepki çekti: Abonelik iptalleri başladı

Pentagon-OpenAI anlaşmasına tepki gösteren...

"Laikliği birlikte savunuyoruz" bildirisi imzacıları ifadeye çağrılıyor

İktidarın son dönemde artan gerici...