Sömürgeleştirdikten sonra Avustralya'nın yerli nüfusunun yüzde 93'ü hayatını kaybetti

YAŞAM, 16 Eylül 2026 Çarşamba, 21:23

Avustralya'nın Avrupalılar tarafından sömürgeleştirilmesinin ardından 70 yıl içinde yerlilerin yüzde 93'ünün hayatını kaybettiğini araştırmalar ortaya koydu.

Araştırmacılar, Avustralya'da sömürgeleştirme öncesinde Aborjin ve Torres Strait Adalı yerli halk nüfusunun daha önce tahmin edilenden çok daha fazla olduğunu ve Avrupalıların kıtaya gelişinden sonraki 70 yılda bu nüfusun yaklaşık yüzde 93'ünün hayatını kaybettiğini ortaya koydu.

Avustralya Yayın Kuruluşunun (ABC) haberine göre, Avustralya'da yürütülen çalışma kapsamında bilim insanları, 1930'larda toplanan antropolojik verilere dayanan nüfus tahminleri, bilgisayar modellemeleri, etnografik gözlemler ile arkeolojik ve genetik verileri inceledi.

İnceleme sonucunda araştırmacılar, önceki tahminlerde 250 bin ila 1 milyon arasında olduğu belirtilen sömürgeleştirme öncesindeki yerli halk nüfusunun aslında yaklaşık 2,22 milyon olabileceğini belirledi.

18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyıl boyunca yaklaşık 2,06 milyon yerli Avustralyalının hastalıklar, katliamlar, yerinden edilme ve sömürgeleştirmeyle bağlantılı nedenler sonucu hayatını kaybetmiş olabileceğini belirten araştırmacılar, ilk İngiliz filosunun 1788'de Avustralya'ya ulaşmasından yaklaşık 70 yıl sonra, sömürgeleştirme öncesindeki yerli nüfusun yalnızca yüzde 7'sinin hayatta kaldığını hesapladı.

Araştırmacılar, Avustralya'nın yerli nüfusunun 1950'lerden bu yana yeniden artış gösterdiğini, bu artış eğiliminin devam etmesi halinde sömürgeleştirme öncesi nüfus seviyesine ancak 2047'de ulaşılabileceğini öngördü.

Araştırmanın yazarlarından Profesör Corey Bradshaw, önceki çalışmaların hem ölümcül hastalıkların hem de sınır bölgelerinde yaşanan şiddetin yerli nüfus üzerindeki etkisini olduğundan düşük tahmin ettiğini aktardı.

Yalnızca çiçek hastalığının, sömürgeleştirmenin ilk 10 yılında ülkenin doğu kıyısında yaklaşık 220 bin yerli Avustralyalının ölümüne yol açmış olabileceğini kaydeden Bradshaw, veri tabanlarında kayıt altına alınan katliamların yaşananların "yalnızca görünen kısmını" oluşturduğuna ve sınır bölgelerindeki şiddetin büyük bölümünün kayıt altına alınmamış olabileceğine dikkati çekti.

Sydney Teknoloji Üniversitesi'nden Profesör Larissa Behrendt ise araştırmanın bulgularının "1788'den sonra yaşananların boyutunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini" ortaya koyduğunu ifade etti.

Çalışmanın sonuçları "Nature Human Behaviour" dergisinde yayımlandı.

YAŞAM 16 Eylül 2026 Çarşamba, 21:23

Benzer Haberler

İnfo Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Namık Kemal Gökalp gözaltına alındı

İstanbul Cumhuriyet Başsavıcılığı tarafından...

Sevdiğim Sensin 17. bölümde neler olacak? Dicle ve Erkan için işler karışıyor

Star TV'nin sevilen dizisi Sevdiğim Sensin,...

Pusula Portföy'ün ardından şimdi de Tera Portföy: İki fonu temerrütte, altı fonda para 10'uncu iş...

Başlatılan soruşturma sonrası Pusula Finans...

Tuzlu Kahve'de duygulandıran detay: Serhat Kılıç unutulmadı

Star TV'nin yeni dizisi Tuzlu Kahve'nin üçüncü...

"Ailem Güvende" adı altında LGBTİ+'lara yönelik operasyonda 20 kişi tutuklandı

"Ailem Güvende" operasyonu kapsamında...

Marsilya maçı öncesi Beşiktaş'a kötü haber!

UEFA Avrupa Ligi'nin ilk haftasında perşembe...