Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı'nın 13 Haziran'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuyla paylaşılacağını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Yapay Zeka Politikaları Derneğince (AIPA) düzenlenen "AI Tomorrow Summit 2026" etkinliğinin ikinci gününde "Türkiye Yüzyılında Yapay Zeka: Strateji ve Vizyon" oturumunda yaptığı konuşmada, "Yeni Çağ, Yeni Sorumluluk" temasıyla düzenlenen etkinlik vesilesiyle davetlilerle bir araya gelmekten büyük bir memnuniyet duyduğunu söyledi.
Yapay zeka alanında dünyanın önde gelen uzmanları, kamu temsilcileri, akademisyenleri, girişimcileri ve teknoloji liderlerini buluşturan zirvenin, teknolojik dönüşümün ekonomik, toplumsal ve stratejik boyutlarının ele alınmasına önemli katkılar sunduğunu belirten Yılmaz, bu yıl 11'incisi düzenlenen zirvenin, ülkenin yapay zeka alanındaki hedeflerine katkı sağlayacak yeni fikirlerin işbirliklerinin geliştirilmesine vesile olmasını beklediklerini kaydetti.
Yılmaz, ekonomik rekabetin önemli ölçüde teknoloji üretme kapasitesi üzerinden şekillendiği bir dönemin yaşandığına dikkati çekerek, bu zamanda, bölgede ve küresel düzeyde büyüme hızlarının tarihsel ortalamalarının altına geldiğini, ticaretin artış ivmesini kaybettiğini anlattı.
"Çok geniş bir yelpazeyi dönüştüren bir teknolojiden bahsediyoruz"
Bu olumsuz eğilimler devam ederken diğer yandan da yeni teknolojilerin yükseldiği, teknoloji odaklı olarak dünyada küresel ekonominin ve ticaretin yeniden şekillendiği bir sürecin yaşandığını bildiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
"Ülkelerin büyüme performansını ve küresel değer zincirindeki konumunu, üretim gücü ve sermaye birikiminin yanı sıra veriyi işleme kabiliyeti, algoritma geliştirme yetkinliği ve yüksek teknoloji alanlarında ortaya koydukları kapasite belirlemektedir. Yapay zeka da bu yeni dönemin en etkili teknoloji alanlarından biri olarak öne çıkmaktadır. Aslında teknolojilerden bir teknoloji demememiz lazım belki yatay bir teknoloji, daha kapsamlı bir şekilde dönüştürücü etki oluşturan bir teknolojiden bahsediyoruz. Çok geniş bir yelpazeyi dönüştüren bir teknolojiden bahsediyoruz. Belki ampule, telefonun icadına benzetebiliriz. Başka daha köklü dönüşümler yapan geçmişte teknolojilere benzetebiliriz. Dolayısıyla bununla karşı karşıyayız ve bunu çok iyi anlamak ve iyi bir şekilde stratejilerimizle entegre etmek durumundayız."
Üretim süreçlerinden kamu hizmetlerine, finansal sistemlerden eğitim teknolojilerine kadar geniş bir alanda yapay zekanın kullanılarak verimliliğin arttırıldığını, karar alma süreçlerinin güçlendirildiğini ve yeni ekonomik fırsatların oluşturulduğunu dile getiren Yılmaz, "Uluslararası projeksiyonlar yapay zekanın, 2030 yılına kadar küresel ekonomi yaklaşık 20 trilyon dolarlık ilave değer kazandırabileceğini göstermektedir. Bu doğrultuda son yıllarda yürüttüğümüz çalışmaların odağında, yapay zeka ekosisteminin güçlendirilmesi, yerli teknoloji kapasitesinin geliştirilmesi ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi yer almaktadır. Bunu bir bağımsızlık meselesi olarak da görüyoruz. Teknolojiyi sadece tüketen, sadece teknoloji değişimlere muhatap olan, maruz kalan bir toplumun, bir ülkenin bağımsız olması da, müreffeh olması da mümkün değil. Sürdürülebilir bir kalkınma sürecini yaşaması da çok zor. Dolayısıyla bu teknolojilerde yetkinlik kazanmamız hem sosyal refah anlamında hem ülkemizin bağımsızlığı anlamında çok çok kritik." değerlendirmesinde bulundu.
Yılmaz, Türkiye Yüzyılı vizyonu ve Milli Teknoloji Hamlesi'nin, yapay zeka alanındaki çalışmalara da yön verdiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Savunma sanayisinden uzay teknolojilerine, siber güvenlikten dijital dönüşüme kadar pek çok alanda ortaya koyduğumuz iradeyi yapay zeka alanında da güçlü şekilde sürdürüyoruz. Bu kapsamda dönemin ihtiyaçlarına göre oldukça kapsayıcı bir şekilde hazırladığımız 2021-2025 Ulusal Yapay Zeka Strateji Belgemizin uygulama dönemini başarıyla tamamladık. Bu süreç, Türkiye'nin yapay zeka alanında kurumsal kapasitesini güçlendiren, kamu, özel sektör ve akademi işbirliğini derinleştiren önemli bir öğrenme ve olgunlaşma dönemi oldu."
"Önemli kazanımlar elde ettik"
Yapay zekayı yalnızca teknolojik bir araç değil kalkınma ve rekabet politikalarının temel bileşenlerinden biri olarak ele aldıkları bu dönemde önemli kazanımlar elde ettiklerini vurgulayan Yılmaz, "Nitekim ülkemizin, strateji belgemizin yayın yılı olan 2021'de yapay zeka endeksinde 44. sırada yer aldığını görüyoruz. 2024 yılı sonuna geldiğimizde ise sıramızın 34'e yükseldiğini gözlemliyoruz." dedi.
Bu durumun, Türkiye'nin önemli bir ivme yakaladığını gösterdiğini ancak daha iyi bir noktada ulaşılması gerektiğini dile getiren Yılmaz, Milli Teknoloji Hamlesi'ni daha ileriye taşımayı hedeflediklerine dikkati çekerek, "Gelecek döneme dair Yapay Zeka Vizyonumuz ve Eylem Planımız, 13 Haziran'da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından kamuoyuyla paylaşılacaktır. Yeni dönemde odağımızı güçlü insan kaynağı, yüksek başarımlı hesaplama altyapıları, veri ekosistemi, sektörel uygulamalar ve yönetişim mekanizmaları oluşturacaktır. Dünyada son dönemde öne çıkan agentic, ajan bazlı, etken yapay zeka uygulamaları, egemen yapay zeka yaklaşımları, veri egemenliği ve yeni nesil model mimarileri gibi başlıkları da yeni dönemin önemli çalışmaları arasında görüyoruz." diye konuştu.
Cevdet Yılmaz, yapay zeka alanındaki dönüşümün güçlü kurumsal yapılarla desteklenmesinin önemine dikkati çekerek, bu doğrultuda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesinde Milli Teknoloji ve Yapay Zeka Genel Müdürlüğünü, Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı bünyesinde ise Kamu Yapay Zeka Genel Müdürlüğünü oluşturduklarını hatırlattı.
Başkanlığını yürüttüğü Ulusal Yapay Zeka Strateji Yönlendirme Kurulu çalışmalarıyla kamu ve özel sektörü aynı platformda buluşturmak istediklerini ifade eden Yılmaz, Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) benzeri bir mekanizmayı, önümüzdeki dönemde yapay zeka konusunda da oluşturabileceklerini söyledi.
"Amacımız, yapay zeka alanındaki yetkinliklerimizi daha geniş bir zemine yaymak"
"Türkçe'nin yapay zeka modellerinde güçlü biçimde temsil edilmesini stratejik bir mesele olarak görüyoruz. Bu nedenle Türkçe büyük dil modeli çalışmalarına büyük önem veriyoruz." diyen Yılmaz, kendi verileriyle eğitilen, kendi ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen ve stratejik sektörlerde kullanılabilecek yerli çözümlerin ortaya çıkmasını desteklediklerini bildirdi.
Sağlıktan finansa, eğitimden telekomünikasyona kadar geniş bir yelpazede yürüttükleri çalışmaların, yapay zekanın ekonomik ve toplumsal faydasını arttırmayı hedeflediğini anlatan Yılmaz, "Bu yaklaşımın doğal sonucu olarak araştırma ve geliştirme kapasitemizi de güçlendiriyoruz. TÜBİTAK destekleriyle yapay zeka alanında yürütülen projelere destek vermeye devam ediyoruz. Yapay zeka ekosistemi çağrılarıyla üniversitelerimizi, araştırma merkezlerimizi ve özel sektörümüzü ortak projelerde buluşturuyoruz. Kamu yapay zeka ekosistemi çağrılarıyla da kamu kurumlarımızın ihtiyaç duyduğu çözümlerin ülkemizde geliştirilmesini teşvik ediyoruz. Amacımız, akademide üretilen bilginin ekonomik değere dönüşmesini hızlandırmak ve yapay zeka alanındaki yetkinliklerimizi daha geniş bir zemine yaymaktır." ifadelerini kullandı.
Yapay zeka konusunda Avrupa Birliği başta olmak üzere uluslararası alanda sürdürülen çalışmalara aktif katıldıklarını belirten Yılmaz, yapay zeka süreçlerinin kuralsız şekilde ilerlememesi ancak aşırı düzenlemeden de kaçınılması gerektiğini vurguladı.
"Bu teknolojiler dar bir çerçevede kalırsa sosyal adaleti bozabiliriz"
Cevdet Yılmaz, yapay zekanın istihdama etkisine de değinerek, yeni işlerin ortaya çıkacağına, bazı işler tamamen ortadan kalkmasa da yapılış şekillerinin değişebileceğine dikkati çekti.
Sosyal adalet ile yapay zeka arasındaki ilişkiyi de iyi kurgulamak gerektiğine işaret eden Yılmaz, "Bu teknolojiler sadece dar bir çerçevede kalırsa, geniş toplumsal kesimlere bu teknolojileri transfer edemezsek, bu kabiliyetleri aktaramazsak sosyal adaleti bozabiliriz. Dolayısıyla özellikle eğitim sistemimizle birlikte tüm bölgelerimize, tüm toplumsal kesimlere, tüm sosyoekonomik gruplara yapay zeka yetkinliklerini yaymamız lazım. Böyle olmalı ki sosyal adalet bozulmasın. Tam tersine yapay zeka fırsat eşitliğine destek olsun." şeklinde konuştu.
Yapay zekanın çevre ve sürdürülebilirlik alanında da insanlığa destekler sunması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, doğal kaynakların verimli kullanılmasında yapay zekanın çok olumlu bir rol oynayabileceğine inandığını kaydetti.
COP31'in Türkiye'de yapılacağını anımsatan Yılmaz, yapay zeka alanında çalışmalar yapanların, bu organizasyona katkı sunmasını beklediklerini dile getirdi.
Yılmaz, yapay zekanın demokrasiye, yönetişime de güç vermesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
"Bir tarafıyla ürkütücü tabii. Algoritmalarla tüketici tercihlerini yönlendirmek mümkün olduğu gibi seçmen tercihleri üzerinde de etkilerde bulunmak mümkün. Dolayısıyla yapay zeka ile demokrasi, temel hak ve özgürlükler, iyi yönetişim arasında nasıl bir ilişki kurulması gerektiğini tartışmak durumundayız. Sorumluluğumuzun bir yönünü de bu oluşturuyor. Bütün bu konularda etik, hukuki kurallar elbette olmalı ama dozajında olmalı."
Daha sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın şahitliğinde, AIPA, Ankara Sanayi Odası (ASO) ve Mext Teknoloji Merkezi ile işbirliği protokolleri imzalandı.
TEKNOLOJİ 05 Haziran 2026 Cuma, 13:48
Benzer Haberler