ZMO Bursa'da Genel Kurul heyecanı! Çakmak: 35 bin ziraat mühendisi işsiz

BURSA, 09 Aralık 2023 Cumartesi, 11:17

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi 17. Dönem olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Genel Kurul'da tek aday olan Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi Başkanı Fevzi Çakmak, 2 yıllık görev süresini değerlendirerek, ziraat mühendislerinin sorunlarını, Türk tarımını, Türk çiftçisinin sorunlarını anlattı. Fevzi Çakmak, 35 bin Ziraat Mühendisinin işsiz olduğunu söyledi.

Onuralp Özalp

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi 17. Dönem olağan Genel Kurulu, Bursa Akademik Odalar'da gerçekleştirildi. Tek Başkan adayı olan Fevzi Çakmak, 2 yıllık görev süresini değerlendirdi. Fevzi Çakmak, "Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. ve Şube oluşumuzun 30. yılında, Sorumluluğumuzun daha da arttığının bilinciyle; mesleğin ve meslektaşların haklarını korumak, yeni kazanımlar elde etmek, var olan sorunları çözebilmek için var gücümüzle çalıştık. Bu anlamda, Odamız üyesi meslektaşların dayanışmasını ve oda aidiyetini arttırmak için spor, sanat ve kahvaltı etkinlikleri düzenledik. Meslek içi eğitimler düzenleyerek meslektaşlarımızın bilgilerini güncellemelerini sağlamaya çalıştık. Çiftçimizin gelişimine katkı koymak, Odamızın gelirini arttırmak için kamu kurumları ile ortaklaşa eğitimler düzenledik. Sağlık Bakanlığından ilk Biyosidal Uygulayıcı Eğitimi yetkisi alan odalardan biri olarak, düzenli eğitimler vermeye devam ettik. Kurduğumuz çalışma grupları ile, bazen yüz yüze, bazen çevrimiçi toplantılar yaparak, meslek alanlarımızın sorunlarını tespit etmeye çalıştık. Bu sorunların genel merkez ve Bakanlık nezdinde çözümü için girişimlerde bulunduk. 2023 yılı Şubat ayında Kahramanmaraş merkezli deprem felaketini yaşadık. Tüm Türk halkı gibi akademik odalar olarak Siz değerli meslektaşlarımızın katkıları ile tırlar dolusu yiyecek, giyecek ve sağlık malzemelerini ilgili illere ulaştırırken, Bursa'ya zorunlu olarak göçmek zorunda kalan vatandaşlarımıza da, barınma ve yaşam imkanları sağlamak için bütün imkanlarımızı seferber ettik" dedi.

YAŞANMIŞLIKTAN DERS ÇIKARMALIYIZ

"Felaketlerin üst üste geldiği kötü bir süreçten geçiyoruz. Bu felaketlerin kader olmaması için, bilimi önceleyen, bilimin yön verdiği, plan ve programları uygulamamız gerekliliği de ortadadır" diyen Fevzi Çakmak, konuşmasına şöyle devam etti: "Felaketlerin nedenleri ortada iken, hala bunlardan ders almamış gibi, tarım, mera ve orman alanlarına yeni yerleşim yerleri yapmayı planlamak, yeni felaketlere davetiye çıkartmak anlamına gelecektir. Yaşanmışlıklardan ders çıkartarak, derhal bundan vaz geçilmelidir. Bütün olumsuzluklar yaşanırken, odamızın görünür olması, mesleğimiz ve meslektaşımızın sorunları ile paydaşlarımız olan çiftçimizin sorunlarını, tarımın ana unsuru olan suyumuz, toprağımız ve havamızın korunması mücadelesini kararlılıkla sürdürdük. Davet edildiğimiz panel, toplantı ve etkinliklere katılarak, görsel yada yazılı yada sosyal medya üzerinden yayın yapan basın aracılığı ile düşüncelerimizi, bilimsel veriler ışığında anlatmaya çalıştık. Kimi zaman kamuda çalışanlar ile emekli meslektaşlarımızın sorunları için, kimi zaman özel sektörde çalışan meslektaşlarımızın sorunları için, kimi zaman işsiz olan ya da mesleğine uygun işlerde çalışamayan, çalışsa da hak ettiği ücretleri alamayan meslektaşlarımızın sorunları için; basın açılamaları, sosyal medya hesaprından "Boşuna mı okuduk" yada "Boşuna okumadık" başlıklarını açarak kamu oyu oluşturmaya çalışmanın yanında, çeşitli vesilelerle bir araya geldiğimiz siyasilere sorunlarımızı, istek ve önerilerimizi ilettik" diye konuştu.

KARARLILIK VE İNANÇLA

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fevzi Çakmak konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Mesleğimizin ve örgütlülüğümüzün yarınları, geleceğimizin garantisi olarak gördüğümüz gençlerimiz, Ziraat Fakültesi öğrencilerimizin hep yanında yer aldık. Donanımlı, girişimci, tarımsal etik değerleri özümsemiş, mesleğini, odasını ve ülkesini seven birer mühendis olmaları için, bilimsel ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla "ZMO Genç Bursa" yapısı altında var olan örgütlülüğümüzü devam ettirdik. Gençlerimizin yarınlara umutla bakabilmeleri ve oda aidiyetini güçlendirmek için, mesleki ve sosyal geziler, kariyer günleri, kahvaltılar düzenledik. Meslek ve meslektaş haklarını ve sorunlarını savunurken, toplumsal sorunlara da duyarsız kalmadık. Zeytin Kanunu'nda değişiklik yapılma girişimi, mera alanlarının tarım dışına çıkartılma çabaları, tarım ve orman alanlarının maden sahalarına ya da sanayiye ve kentleşmeye açılma girişimleri ile Uludağ Alan Başkanlığı oluşturulması, işlenen yada işlenmeye çalışılan kent suçlarına karşı, kimi zaman oda olarak, kimi zaman İKK olarak, kimi zaman da BAOB bileşeni akademik odalar ve sivil toplum kuruluşları ile birlikte, mücadelemizi yasa ve yönetmelikler çerçevesinde sürdürdük. Yeni dönemde seçilirsek aynı kararlılık ve inançla mücadelemiz devam edecektir. Tarımda çalışan mevsimlik tarım işçilerini, BAOB çatısı altında yer alan akademik odalar ve sendikalarla birlikte, yerinde ziyaret ederek, tespit ettiğimiz sorunları ve çözüm önerilerimizi, valilik nezdinde, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına ilettik.

35 BİN ZİRAAT MÜHENDİSİ İŞ ARIYOR

Tüm akademik mesleklerde olduğu gibi, mesleğimizin de önemli sorunları olduğu bir gerçektir. Aslında sorun eğitimden başlamaktadır. 43 Ziraat Fakültesi'nden her yıl yaklaşık 5 bin Ziraat Mühendisi mezun olmaktadır. Yaklaşık 30-35 bin meslektaşımız iş aramakta, işi olanların da büyük bir bölümü, aldığı eğitimin dışında mesleklerde çalışmak zorunda kalmaktadırlar. Bu anlamda, meslektaşlarımızın emeği, ailelerinin ekonomik gücü ve devletimizin kaynakları da boşa harcanmış olmaktadır. Ziraat Mühendisliği mesleği, 1980 yılına kadar altın çağını yaşamıştır. Bu zaman zarfında Ziraat Fakültelerine gelen öğrenciler, üniversite sınavlarında başarılı ve en seçkin öğrenciler olmuşken, 1980 yılından sonra tüm Yüksek Öğretim kurumlarında olduğu gibi, tarımsal öğretimde de ciddi bir deformasyon ve dejenerasyon meydana gelmiştir. Fakülte sayıları ve bölümlerin öğrenci kapasiteleri bir kaç misli artırılmış, Ziraat Mühendisleri ciddi bir istihdam sorunu ile karşı karşıya kalmışlardır. Bu durum, doğal olarak Ziraat Fakültelerini tercih eden öğrenci kalitesini de son derece olumsuz etkilemiştir. Yeni açılan Fakültelerin altyapı, öğretim elemanı, teknik araç gereç, laboratuvar ve uygulama imkânlarının yetersizliği ve endüstri 4.0'ın konuşulduğu bir çağda, kendisini güncelleyemeyen bir eğitim sistemi nedeni ile, meslekte nitelik sorunu ortaya çıkmıştır. Ziraat Fakülteleri açılırken, ülkesel ve bölgesel ihtiyaçlar dikkate alınarak, ihtiyaca göre, alt yapı, üst yapı ve kadro bakımından tam donanımlı olması sağlanmalıdır. Bu özellikleri olmayan ve ihtiyaçtan fazla olarak açılmış bulunan Fakültelere yeni öğrenci alınmamalı, bu kurumlar araştırma kuruluşlarına dönüştürülmelidir.

MÜHENDİSE ASGARİ ÜCRET TARİFESİ

Olağanüstü bir durum olduğunda ilk akla gelen, Fakültelerin tatil edilmesi olmuştur. Bitkiyi, hayvanı, ilacı, gübreyi, sulama sistemini, traktörü, alet ekipmanı görmeden, tarlada, bahçede, ahırda, ağılda, kümeste, labaratuvarda çalışmadan, sebebi her ne olursa olsun, uzaktan eğitimle Mühendis yetiştirilmemesi gerekir. Bu tür yanlışlıkların bir daha tekrarlanmamasını umuyoruz. Özel sektörde çalışan meslektaşlarımız; asgari ücret düzeyinde çalıştırıldıkları gibi, mesai kavramı olmadan ve büyük bir bölümü de meslekleri dışında işlerde çalışmaktadırlar. Odamızın her yıl güncellediği asgari ücret tarifesi olmasına karşın, özel sektörde buna uyulmamaktadır. Bu durumdan, aslında SGK kurumu da gelir kaybına uğramış olmasına karşın, ilgili meslek odaları ile işbirliğine girmemektedir. SGK'nın bir an önce bu tutumundan vaz geçmesini ve TMMOB ile yeniden iş birliği içine girmesini bekliyoruz. Kamuda çalışan meslektaşlarımızın, eşit işe eşit ücret sorunu, liyakatsiz ve nepotizme dayalı atama ve yükselmeler, branşları ile ilgili olmayan konularda, hatta bir düz memurun yapacağı işleri yapmak üzere görevlendirilmeleri yanında, mekânsal olarak çalışma ortamlarının yetersizliği en önemli sorunlarındandır. Kamuda çalışan meslektaşlarımız; ekonomik anlamda da, geçmişten bu yana hak kaybına uğramaya devam etmekte ve alım güçleri eşdeğer meslek gruplarına oranlandığında hızla gerilemektedir. Üreten, katma değer yaratan, Türk ekonomisine doğrudan katkı koyan biz mühendislerin, hak ettiği ücretlerin verilmesi, insan onuruna yaraşır bir şekilde yaşaması, vicdanla cüzdan arasına sıkışmadan üretmeye devam etmesinin sağlanması gerekmektedir. Kamudan emekli olduktan sonra, emekliliklerinde aldıkları maaş ile, çalışırken aldıkları maaş arasında, bundan 30 yıl önce % 6 civarında olan maaş farkı, bugün % 50'lere çıkmıştır. Emekliliği gelen meslektaşımız, bu durumdan etkilenmemek için, sağlığı el verdiği ölçüde çalışmaya devam etmekte, ya da emekli olduklarında ikinci bir işte çalışmak durumunda kalmaktadırlar. Kamuda çalışarak emekli olan meslektaşlarımızın, insan onuruna yaraşır bir şekilde, kariyerine uygun bir ücret almaları sağlanmalıdır. Tarımsal İlaç Bayilerimizin sorunları devam etmektedir. Sürekli değiştirilen yönetmelikler nedeni ile, ilaç bayilerimiz ne yapacağını bilemez hale gelmiştir. Kullanılan programdan kaynaklı hatalar bile ilaç bayilerimizin üzerine ceza olarak yansıtılır olmuştur. Çiftçinin hem finans kaynağı, hem danışmanı olan meslektaşlarımız, adeta cezalandırılmaya çalışılmakta, işlerini yapamaz noktaya getirilmektedirler.

TARIM DANIŞMANI MÜHENDİSLERİ

Tarım danışmanı meslektaşlarımız; çiftçinin yanında yer alan, onlara yol gösteren, yapacakları uygulamalar hakkında bilinçlendiren, verdikleri programlarla, fazla ilaç, gübre, tohum, su kullanımının önüne geçen, bu şekilde hem ülke ekonomisine katkı koyan, hem de çevre kirliliğini önlemeye çalışan bir kesimdir. Ne yazık ki, Tarım Danışmanlarımıza 72.000 TL yıllık destek verilmektedir. Asgari ücretin yarısının bile altında olan bu desteğin, mühendise yaraşır bir seviyeye yükseltilmesi gereklidir. Bundan sonraki süreçte ise, Tarım danışmanı meslektaşlarımız; yeni bir statüye dahil edilerek, belirli bir büyüklükteki işletmeler ile Ziraat Odaları ve kooperatiflere, büyüklükleri ve ekonomileri oranında tarım danışmanı çalıştırma zorunluluğu getirilmeli, bu kurum ve kuruluşlara da gerekli destekler devlet tarafından verilmelidir. Veteriner Hizmetleri Gıda ve Yem Yasası ile, gıda alanında Sorumlu Yönetici olarak çalışan meslektaşlarımız, hak kaybına uğramış ve mesleğimizin çalışma alanı kısıtlanmıştır. Küçük işletmeler, görüntüde sorumlu yönetici çalıştırmaktan muaf tutularak korunmaya çalışılırken, aslında halkımız sağlıksız, kontrolsüz gıda tüketmek zorunda bırakılmıştır. Bu durum bir an önce düzeltilmelidir. Bu alanda çalışan meslektaşlarımızın görev ve sorumluluklarını doğru bir şekilde yapabilmeleri için, odamız tarafından belirlenen asgari ücret tarifesi üzerinden çalıştırılıp çalıştırılmadıkları, ilgili bakanlık tarafından işyeri denetimlerinde kontrol edilerek meslektaşlarımızın hak kaybına uğramaları önlenmelidir.

TÜRK TARIMININ SORUNLARI...

Buraya kadar mesleğimiz ve meslektaşlarımızın sorunlarını dile getirmeye çalıştık. Peki Türk tarımının sorunları yok mu? Kısaca onlara da değinmek isterim. Ülkemizde vahşi kapitalist politikaların önünü açan 1980 askeri darbesinden bu yana, IMF ve Avrupa Birliği dayatmaları ile birlikte, tarımsal destekler gittikçe azaltılmış, girdi fiyatları sürekli artmış, çiftçiyi destekleyici kurumlar birer birer kapatılmış ya da özelleştirilmiş, çiftçi, özel şirketlerin kucağına itilmiş ve ithalat sopası ile terbiye edilmeye çalışılmıştır. Bütün bunların sonucu, tarımsal faaliyetler üreticilere yeter gelir sağlayamaz olmuştur. 2004 yılında çıkartılan Büyükşehir yasası ile, bir kültür olarak köylülük yok edilmiş, çiftçilik mesleği itibarsızlaştırılmış, kırsal yerleşimler yaşanılır olmaktan çıkarılmıştır. Köyleryaşılara terk edilirken, göç eden genç nüfus kentlerin varoşlarında, işsizler ordusuna katılmış ve kentin alt yapı, ulaşım, eğitim, konut gibi sorunlarını da büyütmüştür. Gübre, kimyasal ilaç, yem ve akaryakıt fiyatlarındaki artış, üreticinin belini bükmekle kalmamış, artan market fiyatları da tüketicileri açlık ve yoksullukla karşı karşıya getirmiştir. Türkiye tarımda büyük ölçüde kendine yetebilen bir ülke iken, kooperatifleşme, altyapı yatırımları, desteklemelerin yetersizliği, girdi maliyetleri, tarım alanları ve meraların tarım dışına çıkartılması gibi nedenlerle, tarım her geçen gün gerilemiş, pek çok temel üründe dışa bağımlı hale gelinmiştir. 2002 yılından bu yana tarım arazileri yaklaşık 3.5 milyon hektar azalmıştır. Tarım sektörü kadın ve çocuk emeğinin aşırı sömürüldüğü, iş cinayetlerinin hemen her gün görüldüğü bir alan olmuştur. Tarım sektöründe yaşanan olumsuzluklar, üretimi ve üretim alanlarını daraltırken, kamu kurumları küçültülüp, kurumları kapatılıp, işlevsizleştirilirken, alana hizmet veren özel sektör de günden güne zayıflamıştır. müdahale Rant ve faiz ekonomisi yerine, üretim ekonomisine geçilmediği, tarımsal altyapı sorunlarının çözülmediği, dışa bağımlı girdi fiyatlarının sürekli arttığı, uygun kredi olanaklarının yaratılmadığı, desteklerin yeterli ve zamanında ödenmediği bir süreçte, iklim koşullarındaki olumsuzlukların da etkisi ile, 2024 yılı tarım sektörü için kriz yılı olmaya devam edecektir. Bütün bu olumsuzlukların yanında, 2023 yılında çıkartılan planlı üretim ve sözleşmeli üretim yönetmelikleri ile, tarım alanlarının boş kalmasının tek suçlusu çiftçi ilan edilerek, ekmezsen ceza uygularım mantığı getirilmeye çalışılmaktadır. Çiftçinin neden ekmediği sorgulanmadan, ekmeme nedenleri ortadan kaldırılmadan, çiftçi günah keçisi ilan edilmeye çalışılmaktadır. Öncelikle belirtmeliyiz ki, tarımda üretim planlaması mutlak surette yapılmalıdır. Ancak bunu yapabilmek için önce tarımsal verilerimiz elimizde net bir şekilde olmalı, planlama, tarımın tüm paydaşlarının katılımıyla ortak akılla yapılmalıdır. Yasaklar yada cezalarla yapılacak bir üretim dayatması, küçük çiftçiyi yok edecek bir sonuç doğuracak, bu da üretim planlamasının doğmadan ölmesine neden olabilecektir.

ENDİŞE VERECEK YÖNETMELİK

Yeni çıkan yönetmelikte %6 eğimin altında, yeni meyve tesis edilmesi yasaklanırken, mevcut meyve bahçeleri de ekonomik ömürlerini tamamladıklarında, bu alanlara yeniden meyve bahçesi tesis edilmesi, planlama kurulunun iznine tabi olacaktır. Yani kurul isterse "hayır buraya yeniden meyve bahçesi tesis edemezsin" diyebilecektir. Bursa'da dikili bulunan meyve bahçelerinin büyük bölümü % 6 eğimin altında olan yerlerde dikili bulunmaktadırlar. Bu ürünlerin büyük kısmı ihraç edilmektedir. Yani katma değeri yüksek ürünlerdir. Dededen-Atadan meyvecilik yapan, bilgi birikimi, alet ekipmanı bunun üzerine olan çiftçiye, böyle bir yaptırım getirilebilecek olması bile endişe vericidir. Sözleşmeli üretim düzenlemesi ile de, çiftçinin mağduriyeti giderilmeye çalışılıyor gibi görünse de, yönetmelik incelendiğinde, pek çok eksiklerin olduğu görülmektedir. Uyuşmazlık halinde arabuluculara gitme zorunluluğu, tarım sektöründe uygulanması zor bir konudur. Tarım canlı bir sektördür. Sorun oluştuğunda anlık tespitlerin, konunun uzmanları tarafından yapılması gerekir. Uzmanlık alanı hukuk olan bir kesimin konuyu anlayıp karar vermesi ne kadar doğru olacaktır, takdirlerinize sunuyoruz.

ÇİFTÇİYE YENİ BİR MALİ YÜK

Ayrıca, zaten gelir durumu düşük olan çiftçiye, yeni bir mali yük getirecek sistemi entegre etmek, çiftçinin davasında haklı olsa bile kaybederim korkusu ile davasından vaz geçmesine neden olabilecektir. Bir yandan sözleşmeli üretim özendirilmeye çalışılırken, diğer yandan sözleşmeli üretim yapabilmen için, tarım sigortası yapacaksın demek, sözleşmeli üretim yapan çiftçiye yeni bir mali yük getirmek anlamına gelecektir. Bunun yerine, profesyonel bir şekilde, iki tarafın da haklarını koruyacak bir sözleşmenin yapılabilmesi için, örgütlü yapının özendirilmesi, örgütlü olan üreticiye desteklerin arttırılarak verilmesi, örgütlü yapıda olan üreticilerin tarım sigortalarının devlet tarafından karşılanması gibi desteklerin devreye sokulması, bu modelin başarı şansını arttıracak, sorunları en aza indirecektir. İnsanoğlunu doyuran ve giydiren tarım sektörünün, sosyo-ekonomik ve ekonomi-politik önemi ile, toplumların, dolayısıyla ülkelerin geleceğinde belirleyici rol oynayan stratejik bir sektör olduğu hiçbir zaman unutulmamalı, tarım sektörüne pozitif ayrımcılık yapılmalıdır. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, kurulduğu günden bugüne; Atatürk ilke ve devrimlerinin ışığında, kamu yararını, kişisel çıkarların üzerinde tutarak, gelecek kuşaklara, sağlıklı ve yaşanabilir bir ülke bırakmak için, kararlı duruşunu devam ettirerek, her türlü siyasi anlayışın üzerinde, bilimsel ve teknik doğruları kamuoyu ile paylaşmaya, tarımın ve meslektaşlarımızın haklarını korumaya ve geliştirmeye, emekten, meslektaşlarımızdan ve çiftçilerimizden yana, üretim odaklı tarım politikalarını benimsemeye ve savunmaya çalışarak, çağdaş, sosyal, laik, hukuk devleti anlayışının savunucusu olmuştur. Üyelerimizi ötekileştirmeden, bağımsız, dürüst, açık ve adil bir yönetim anlayışıyla emekten, üreticiden, mesleğimiz ve meslektaşlarımızdan yana bir tavırla, doğamız, çevremiz ve doğal varlıklarımızın korunması için her türlü çabayı göstermiş olmanın huzuru ve önemli olanın kişiler değil, örgüt olduğu bilinciyle; her zaman yanımızda olan, bizlere destek veren, başta meslektaşlarımıza, Üniversitemize, Fakültemize ve öğretim üyelerine, Kamu kurum ve kuruluşlarımıza, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı meslek odalarımıza, Akademik Odalarımıza, Ziraat Odalarına, Sivil Toplum Örgütlerine, yazılı ve görsel medyamıza, kısacası Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi dostlarına, 16. Dönem Yönetim Kurulu olarak teşekkür ediyoruz Ülkemizin, mesleğimizin, meslektaşlarımızın sorunlarının ortadan kalktığı, umutlarımızın gerçeğe dönüştüğü güzel günler dileklerimizle, Yönetim Kurulumuz ve şahsım adına hepinizi saygı ile selamlıyorum.

BURSA 09 Aralık 2023 Cumartesi, 11:17

Benzer Haberler

Osmangazi'de OSMEK kursiyerlerinin eserleri görücüye çıktı

Osmangazi Belediyesi tarafından vatandaşların...

İspanya'dan Eurovision boykotu: İsrail konusunda çifte standardı kabul etmiyoruz

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, Gazze'ye...

Bodrum'da inşaat yasağı başladı, kurallara uymayana ceza yağacak

Muğla'nın Bodrum ilçesinde yaz sezonunun...

Osmangazi yeni pazar alanına kavuşmak için gün sayıyor

Osmangazi Belediyesi tarafından geçtiğimiz...

Altın ve gümüş fiyatlarında sert düşüş

Trump-Şi zirvesinin piyasaları tatmin etmemesi...

NİLBEL'in yeni başkanı Faruk Baykal!

Nilüfer Belediyesi iştiraklerinden NİLBEL...