Bir araştırmaya göre sevgilinizden ayrılmanızın sebebi genleriniz olabilir

Bir araştırmaya göre sevgilinizden ayrılmanızın sebebi genleriniz olabilir

YAŞAM, 01 Temmuz 2026 Çarşamba, 13:28
Yeni bir araştırmaya göre genetik, kimlerin ilişkilerde ayrılık yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu ve kimlerin birlikte kalma ihtimalinin daha fazla olduğunu etkileyebiliyor. Sosyolog Ruth Eva Jørgensen, "Kaderimiz genlerimizde yazılı değil; ancak bir ilişkiyi yapboza benzetecek olursak, genetik yapımız ayrılık riskini etkileyebilecek parçalardan bazılarını oluşturur" dedi.

Oslo Üniversitesi'nde "Partnerliklerin Sona Ermesi, Kuşaklararası Sonuçlar ve Partner Etkisi: Aile Dinamiklerine Sosyoekonomik Bir Bakış" başlıklı teziyle doktorasını savunan  Ruth Eva Jørgensen, ilişkilerde genetiğin ayrılıkta oynadığı rolü inceledi.  Jørgensen, bulguların belirli bireyler hakkında değil, geniş nüfus gruplarındaki örüntüler hakkında fikir verdiğini vurguladı.

Bulgulara göre, ayrılığı belirleyen tek bir gen yok ancak kişilikten sağlığa, ilişki sonuçlarına kadar tüm karmaşık özellikler ve yaşam sonuçları, aynı anda binlerce küçük genetik varyanttan etkilenebiliyor. Jørgensen, "Bazılarımızın partnerinden ayrılma riskinin biraz daha yüksek ya da düşük olmasına yol açabilecek olan şey, bunların toplamıdır. Burada belirli bir ilişkide ne olacağına dair bir öngörüden değil, geniş örneklemlerdeki istatistiksel eğilimlerden söz ediyoruz" dedi.

Genetiğin öneminin farklı bağlamlara göre değişebileceğini vurgulayan Jørgensen, "Aynı genetik varyantlar, yaşam boyunca nasıl bir çevreyle, fırsatlarla ve ilişkilerle karşılaşıldığına bağlı olarak farklı etkiler yaratabilir" dedi.

Jørgensen, tezinde Norveç'te genetik ile ilişkilerin sona ermesi arasındaki bağı incelemek için Norveç Anne, Baba ve Çocuk Kohort Araştırması'ndan (MoBa) elde edilen genetik verileri kullandı. 

Çalışma, belirli bir özellik ya da sonucu etkileyen binlerce küçük genetik varyantın etkisini bir araya getiren poligenik indekslere dayanıyor. Bu tür indeksler birçok farklı özellik için oluşturulabiliyor. MoBa'ya katılan çiftlerden alınan kan örneklerine dayanarak, örneklemdeki her kişiye çok sayıda özellik için bir indeks verildi.Araştırmacılar, çalışma sonuçlarının yalnızca belirli bir genetik yapıya sahip kişilerin aynı zamanda belirli ailelerde ya da çevrelerde yetişmesini yansıtmadığından emin olmak için, aynı aile geçmişini ve çocukluk ortamının büyük bölümünü paylaşan kardeşler arasındaki genetik farklılıklara baktı.

Jørgensen, "Genlerimizi doğduğumuz andan itibaren taşırız. Hayatın ilerleyen dönemlerinde yaptığımız seçimlerle değişmezler; ancak hangi seçimleri yaptığımızı dolaylı olarak etkileyebilirler. Bu, örneğin genetiğin kişilik özelliklerinin şekillenmesine katkıda bulunması ve bu özelliklerin de çevre ve karşımıza çıkan fırsatlar üzerinden etkili olmasıyla gerçekleşebilir" dedi.

Jørgensen'e göre genlerimiz, bizi birbirimizden bir miktar farklı kılmaya katkıda bulunuyor ve stresle nasıl başa çıktığımızı, hayatın erken dönemlerinde hangi seçimleri yaptığımızı ve kimlere ilgi duyduğumuzu etkileyebiliyor. Jørgensen ve meslektaşları, çalışmada geniş bir poligenik indeks grubunu inceleyerek hangilerinin ilişkilerin sona ermesiyle bağlantılı olduğuna baktı.

Buna göre bir kişinin yükseköğrenim, öznel iyi oluş ve ilk doğum yaşının daha ileri olmasıyla ilişkili poligenik indeksi ne kadar yüksekse, ilişkisinin sona erme riski o kadar düşük oluyor. Buna karşılık, sigara kullanımı ve erken yaşta cinsel deneyim gibi davranışlarına ilişkin puanı daha yüksek olan kişilerde ayrılık riski bir miktar daha yüksek görülüyor.

"Kaygılı ve kırılgan biriyseniz ilişkiye daha çok ihtiyaç duyabilirsiniz"

Jørgensen'i şaşırtan bulgulardan biri, nevrotiklik için daha yüksek poligenik indekse sahip kişilerin, diğerlerine kıyasla ilişki ayrılığı yaşama riskinin daha düşük çıkması oldu. Jørgensen, "Nevrotikliğin ilişki ayrılığı riskini artıracağı düşünülebilir. Öte yandan, biraz daha kaygılı ve kırılgan biriyseniz, ilişkinin sağladığı güvene ihtiyaç duyabilirsiniz" dedi.

Jørgensen, analizlerden birinde ayrılıklarda görülen farklılığın ne kadarının yaygın genetik varyantlarla açıklanabileceğini hesapladı.

Jørgensen, "Çalışmamızda, yaygın genetik varyantların kadınların ayrılık riskindeki farklılığın yüzde 9'unu, erkeklerde ise yüzde 3'ünü açıkladığını buldum. Daha önce yapılan ikiz çalışmaları ise çok daha yüksek 'kalıtılabilirlik' oranları ortaya koymuştu; bazıları bu oranı yaklaşık yüzde 50 olarak bulmuştu" dedi.

Kaynak:T24

YAŞAM 01 Temmuz 2026 Çarşamba, 13:28

Yorumlar

Öne Çıkanlar

Diğer Haberler

Yeni parti için tarih netleşiyor: Lozan detayı

Yeni parti için tarih netleşiyor: Lozan detayı

CHP Lideri Özgür Özel'in kuracağı yeni parti...
Ali Hamaney'in cenaze töreni için hazırlıklar sürüyor

Ali Hamaney'in cenaze töreni için hazırlıklar sürüyor

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırısında...
Brighton'da "kalpli" polis: Banksy'e ait olduğu düşünülüyor

Brighton'da "kalpli" polis: Banksy'e ait olduğu düşünülüyor

İngiltere'nin Brighton kentinde bir polisin...
520 bin uyuşturucu hap ele geçirildi

520 bin uyuşturucu hap ele geçirildi

Mersin'de polisin düzenlediği operasyonda,...
CHP'den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'dan AK Parti iddialarına yanıt

CHP'den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'dan AK Parti iddialarına yanıt

CHP'den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye...
Ege Denizi'nde 4.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Ege Denizi'nde 4.3 büyüklüğünde deprem meydana geldi

AFAD, Ege Denizi'nde 4.3 büyüklüğünde deprem...