'Casusluk' davasında ikinci duruşma günü... Necati Özkan savunma yapıyor
GÜNDEM, 12 Mayıs 2026 Salı, 19:59Yargılama, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'de görülüyor.
İddianamede Mahir Gün, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ'ın "siyasal casusluk" suçundan 15 yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep ediliyor.
İBB Davasında "örgüt yöneticisi" iddiasına karşın tutuksuz yargılanan iş insanı Hüseyin Gün, "casusluk" iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 4 Temmuz 2025'te İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tutuklandı. Verdiği etkin pişmanlık ifadesinin ardından 27 Ekim 2025'te; CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Kampanya Direktörü Necati Özkan ve TELE 1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ tutuklandı.
Gün, İmamoğlu, Özkan ve Yanardağ hakkında "siyasal casusluk" suçlamasıyla 15 yıldan 20'şer yıla kadar hapis cezası talep eden iddianame ise 18 Şubat 2026'da İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Davanın ikinci duruşma günü, bugün Silivri'de devam ediyor. İlk savunmayı Merdan Yanardağ yaptı. Yanardağ'ın ardından Necati Özkan'ın sanık kürsüsüne geldi.
Ekrem İmamoğlu, Casusluk davasının ikinci gününde duruşmaya katılmadı.
Cumhuriyet'ten Batuhan Serim'in haberine göre, bugünkü duruşmada dakika dakika yaşananlar...
18.40 | "DURUŞMA SONA ERDİ"
Necati Özkan'ın ardından avukatları da savunmasını tamamladı ve duruşma sona erdi. Böylece 4 sanık ve avukatları savunmasını tamamlamış oldu.
Yarın duruşma savcısının mütalaasını açıklaması bekleniyor.
16.50 | "BU İDDİANAME POST-TRUTH YANİ HAKİKAT ÖTESİ"
Necati Özkan:
"Toplam üç kez, üç kez yüz yüze görüşmüşüz Hüseyin Gün'le. Ve bunlardan bir tanesi sadece seçim öncesi sayın başkan. İlk tanışma toplantısı; 11 Haziran'daki toplantı yaptığımız ilk ve tek görüşme seçime kadar. Yani hiç tanımadığınız birisi, kim olduğunu bilmediğiniz birisi, niyetini bilmediğiniz birisi gelecek sizinle tanışacak ve siz de ondan casusluk faaliyetiyle ondan yararlanacaksınız. Ve bu kadar önemli, Türkiye tarihinin, Türkiye siyasi tarihinin en önemli seçimlerinden birine giderken siz bunlara 'okey' diyeceksiniz. İnanılmaz yani.
Hüseyin Gün'ün o 'çok başarılı iş adamı' algısıyla bana geldiği an, o algı benim gözümde bitti. Ve ben o andan itibaren Hüseyin Gün ve Hüseyin Gün'ün sunabileceği her şeye ilişkin soru işaretiyle bakmaya başladım. Tabii sonradan dosya içeriğinden gördüm ki çok başarılı bir iş adamı, o ayrı bir konu. Ama benim o andan itibaren kendisine biçtiğim şey bu oldu. Bütün ilişkimizde zaten böyle bir ilişki oldu.
Ben kendisinden, sayın başkan, herhangi bir veri talep etmedim. Dün kendisine de sordum huzurunuzda. Herhangi bir veri talep etmedim, herhangi bir rapor talep etmedim, herhangi bir veri paylaşmadım. Zaten ifadelerinde de buna ilişkin hiçbir şey yok.
Ama sayın savcılık öyle bir yazmış ki inanılmaz yani. Ya yazdıklarınızın hiç olmazsa bir tanesinin dayanağı olsun. Deyin ki; 'Bak şurada şunu demiş, burada bunu demiş.' Yok bunlar. Dolayısıyla yani o şaka gibi olan, hakikat ötesi olan, Türkiye'nin gündemini sarsan bu iş; hani hepimizin bir an önce içinden çıkması gereken, devletimiz adına, milletimiz adına, ülkemizin geleceği adına bir an önce kimsenin kafasında soru işareti kalmayacak bir şekilde sonuçlandırmamız gereken bir problem. Hakikatin tersyüz edilmesi değil yani hakikatin yok edilmesi aslına bakarsanız. Hani 'fake news' çağı deniyor ve hakikat ötesi 'post-truth' çağı deniyor. Bu iddianame bir post-truth iddianame. Hakikat ötesi bir iddianame. Hakikatin H'si yok bu iddianame içerisinde."
"GEÇMİŞTE FETÖ'CÜLER DE BUNU ÇOK KULLANDILAR, BUNUN ETKİSİ DE BENZER OLACAK"
Necati Özkan, savunmasının son kısmında şu ifadeleri kullandı:
"'Yolsuzlukla' inandıramadığımız insanları 'casuslukla' inandıralım diye kotarılmış bir iddianame. Hiç kimseye faydası yok. Hem bu işin arkasındaki iradeye hem de bu işi bizzat uygulayanlara hiç faydası olmayan beyhude bir savaş, beyhude bir çaba.
Geçmişte FETÖ'cüler bunu çok kullandılar Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en üst kademesindeki subaylara iki tane büyük casusluk davası açıldı. O davalardan sonra Türk Silahlı Kuvvetleri'nin üst komuta kademesindeki subayların tamamı elimine edildi. Yerlerine FETÖ'cüler Tuğgeneraller yapıldı. 15 Temmuz'da o tuğgenerallerin tamamını sırtları soyulmuş bir spor salonuna tıkılmış vaziyette gördük. Dolayısıyla 15 Temmuz'da, 15 Temmuz öncesi FETÖ'cülerin açtığı casusluk davasının etkisi neyse bunun etkisi de benzer bir etki olacaktır."
Ardından, Özkan'ın avukatları savunmasına başladı.
16.20 | "TÜRKİYE'NİN, MİLLETİN VE DEVLETİN ZAMANINI BOŞ YERE ÇALAN BİR DAVA"
Necati Özkan savunma ifadelerini şu sözlerle sürdürdü:
"Ben bu davayı başlamadan bitmiş bir dava olarak görüyorum ve böyle algılıyorum, etrafımdaki insanlara da böyle söylüyorum. Bu davayı Türkiye'nin, medyanın, milletin, devletin zamanını boş yere çalan bir dava olarak görüyorum ve tabii ki mahkeme heyetlerinin de, başta siz de dahil olmak üzere, zamanını boş yere çalan bir dava olarak görüyorum.
"NECATİ ÖZKAN İŞ YAPAMAZ HALE GETİRİLSİN'
Türkiye'de hukuk, Türkiye'de devlet, Türkiye'de millet adına soruşturma yapması gereken Cumhuriyet savcılıkları o kadar farklı bir yere gelmiş ki; sistemimiz o kadar dejenere olmuş ki, ağlayacak halde hep beraber. Ben burada 14 aydır içeride çekiyorum. Çoluğumdan çocuğumdan, kendi hayatımdan uzak, içeride 14 ayı her gün çekiyorum ama onun hiçbir önemi yok. Neticede bizim varlığımızın yokluğumuzun bu koskoca devlet içerisinde, bu binlerce yıldır var olmuş devlet içerisinde bir hükmü yok ki Sayın Başkan. Yok ki. Ne olacak? 'Necati Özkan işte iş yapamaz hale getirilsin', getirildi. Personelin tamamını 31 Aralık'ta kıdem tazminatları dahil olmak üzere vererek, tamamına -bu dava çıktıktan sonra dedim ki bu başka bir yere gidiyor- tamamına dedim; 'Kusura bakmayın, yapabileceğim bu kadar.'
42 yıldır çalıştığım şirketi kapatma noktasına getirdi bugün bu sistem maalesef. Ve ben kendi ülkemde, kendi sektörümde en yüksek oranda vergi veren, en yüksek oranda insan çalıştıran ve hem ülkem için, hem bu ülkenin markaları için, hem de bu ülkenin yurt dışındaki büyük şeyleri için, projeleri için büyük başarılar kazanmış bir insan olduğum halde bırakıyorum.
"İDDİANAMEDE YAZILMAYAN ANA FİKİR, 'HİÇBİR ŞEY OLMADIYSA BİLE BİR ŞEY OLMUŞTUR'"
31 Mart'ta kazanılınca, hiç kimsenin beklemediği bir şey olunca ki efsaneler buradan doğar Sayın Başkan, olunca bu sefer iktidar tarafındaki sözcüler 'Çünkü çaldılar' diyerek başladılar. Arkasından 'Hiçbir şey olmadıysa bile bir şey olmuştur muhakkak' dediler. Bugün hala bu davanın temeli bu: 'Hiçbir şey olmadıysa bile bir şey olmuştur.' Söylenen şey ama yazılmayan ana fikir bu iddianamede."
14.40 | NECATİ ÖZKAN SAVUNMASINA BAŞLADI
"Casusluk" davasında, Merdan Yanardağ'ın ve avukatlarının ardından Necati Özkan savunmasına başladı.
Özkan savunmasına, "Beraber dinlediğiniz Sayın Ekrem İmamoğlu'nun, oyun dışına atılması ve siyasi olarak etkisiz hâle getirilmesi amacıyla kurgulanmış bir dizi dava nedeniyle; benim de bu davaları büyütmek için tutuklanan insanlardan biri olduğumu biliyorum" diyerek başladı.
Necati Özkan, "Bu iddianame bana 'casus' diyor. Taht oyunları bu kadar mı ucuzladı?" diye sordu.
Özkan devamında şunları söyledi:
"Bu süreç içerisinde hukuka olan inancımla, adalete olan inancımla, devlet terbiyesiyle ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 10 yılı aşkın süre yaptığım görev nedeniyle sabrediyorum. Aynı zamanda bu ülkenin geleceğine duyduğum inanç nedeniyle de sabrediyorum.
Elbette 67 yaşında bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak zamanımın sınırlı olduğunu biliyorum. Ama yapabilecek başka bir şeyim olmadığı için de sabretmeye devam ediyorum.
Huzurunuzdaki dava, temelsiz gerekçelerle kurgulanmış, hakikat dışı bir davadır. Siz de görüyorsunuz, biz de görüyoruz, bütün ülke görüyor. Burada dinlenen sanıkların anlattıklarıyla bunu her defasında görüyoruz."
"OOO 007 HOŞGELDİN DEDİLER"
"42 yıldır işlettiğim şirketi kapatma noktasına getirdi bu sistem. Türkiye Cumhuriyeti Devletine ve yetkilerini böyle kullananlara teşekkür ediyorum
Ben suçum olmayan bir şeyden haftalarca ekranlarda vatan haini ilan edildim. Bir ülke, bir ülkenin savcıları bunu nasıl yapabilir?
Bizi tutuklayan hakim gözümüzün içine bakamadı. Beni karşılayan cezaevi görevlileri bana: 'Ooo 007 hoş geldin' dediler.
2019 seçimlerine biz giderken başta CHP üyelerinin büyük çoğunluğu ve elbette iktidardakiler 'İmamoğlu bu seçimi kazanamaz' diye düşünüyorlardı. Kaldı ki CHP finansal imkanları ne kadar, Ekrem İmamoğlu'nun imkanları ne kadar? Bu mücadele kazanılamaz diye bakıyordu ama sonra kazanıldı."
"HİKAYE MAZBATADAN SONRA DEĞİŞTİ"
Bütün hikaye mazbatayı aldıktan sonra değişti. Ekrem bey 10 günlük başkanlık yaptı ardından İBB'ye kayyım atandı. Bütün bu süreç içerisindeki yüz binlerce insanın mücadelesi CHP ve İP nin mücadelesi bunları unuttuk, beyefendi (Hüseyin Gün) bize 17 mail atmış, biz bunla manipülasyon yapmışız. Ben bunları da DarkWeb e koymuşum.
12.30 | 'DEVLET YA BENDEN ÖZÜR DİLEMELİ YA DA DEVLET BAHÇELİ'Yİ TUTUKLAMALI'
Merdan Yanardağ, savunmasının devamında şunları dile getirdi:
"'Terör örgütü propagandası yapmak' davasında ceza aldık ama dosya Yargıtay'da. Yargıtay savcısı bozulmasını talep etti. O nedenle tutuklandım, burada Silivri'de üç buçuk ay kaldım. Ama Anayasa Mahkemesi 'hak ihlali' kararı verdi ve devleti 166 bin lira tazminata mahkûm etti. Devlet bana 166 bin lira ödedi. O dava da ilginçtir. Ben Türkiye'de bir çözüm sürecinin hazırlanmak istendiğini bir yıl önceden gördüm. 'İmralı'daki tecrit kaldırılmalıdır. Abdullah Öcalan ne söylüyor, bunu Türk halkı duymalıdır. Avukatlarıyla ve ailesiyle görüşmelidir. Çünkü demokrasiler, suçluların, hükümlülerin ve tutukluların da haklarının olduğu rejimlerdir. Diğer hükümlüler hangi haklardan yararlanıyorsa, İmralı'da Abdullah Öcalan da o haklardan yararlanmalıdır' dediğim için tutuklandım.
Sonra serbest bırakıldım. Bir yıl sonra çözüm süreci başladı. Yapılması gereken şey şu: Devlet ya benden özür dilemeli ya da Devlet Bahçeli'yi tutuklamalıdır. Çünkü Bahçeli, 'Öcalan Meclis'e gelsin konuşsun, umut hakkından yararlansın, serbest bırakılsın' dedi. Ben o programda biraz da ironiyle, 'Abdullah Öcalan'ı kandırmak kolay değil, içeride sürekli kitap okuduğu için neredeyse filozof oldu' demiştim. Bu da 'övme' sayıldı. O dosyada da savcılık bozma istedi.
Böyle devam ediyor; beraat kesinleşmiş, beraat kesinleşmiş. 'Devletin askeri teşkilatını alenen aşağılama' diye bir dava var, istinafta. Hakaret davası var, beraat kesinleşmiş. Ama bu iddianameye bakarsanız beni yolda görseniz yolunuzu değiştirirsiniz. Sürekli suç işleyen bir 'suç makinesi' var karşınızda."
Yanardağ, yaklaşık 2 saat süren bir savunma yaptı. Ardından avukatları söz alarak iddialara ilişkin savunma yapmaya başladı.
11.40 | "CUMHURİYETİN SAVCISI NASIL BÖYLE YALANI BURAYA KOYAR?"
"Sayın Hüseyin Gün ifadesinde özetlemiş, iddianame sayfa 11. Diyor ki: 'Aron Bar'ın kendisini ortağı olduğu Necati Özkan'ın manevi annesi olan Seher Alaçam aracılığıyla tanıdığını, Necati Özkan ve Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı ve seçim kampanyası müdürü olduğu Necati Özkan'ın; Necati Özkan'la da seçim kampanyası hakkında görüştüğünü vesaire vesaire' diyor; 'Merdan Yanardağ'ın ise bu suçların basın ayağında görev aldığını söyledi.'
Burada Hüseyin Bey'i dinledik. Hüseyin Bey'in ifadesinde böyle bir şey yok. Merdan Yanardağ basın ayağında yer almıştır demiyor. Ama öyle bir hava oluşturuldu ki dün dinledik kendisini; etkin pişmanlığın büyük bir ihtimalle tam ne anlama geldiğini de sonradan öğrenmiş olabilirler.
Çünkü etkin pişmanlık ifadesinde de bunu söylemiyor. Ama kamuoyuna öyle yansıtıldı ki yandaş medya tarafından, Türkiye Gazetesi, TGRT, Sabah, Takvim ve diğerleri tarafından; etkin pişmanlık ifadesi verdi Hüseyin Bey, itirafçı oldu, Merdan Yanardağ'ın Necati Özkan'ın ve Ekrem İmamoğlu'nun casusu olduğunu itiraf etti diye yayınlar yaptılar.
Hayır, öyle bir şey söylemedi Hüseyin Bey. İfadesinde böyle bir şey yok. Peki, Türkiye Cumhuriyeti'nin savcısı nasıl böyle bir yalanı buraya koyabilir? Var mı ifadesinde böyle bir şey? Hüseyin Bey siz böyle bir şey dediniz mi? Hayır. Peki, kayıtlarda var mı? Yok. Yalanla başlıyor bakın."
11.10 | 'HOBİ OLSUN, SPOR OLSUN DİYE CASUSLUK YAPMIŞIZ'
Merdan Yanardağ, savunmasına devam ediyor:
"İddianamenin ruhu, son sayfasında açıkça görülüyor. Dün Sayın Ekrem İmamoğlu da okudu, ben bir kez daha okuyacağım. Zaten iddianamenin altındaki imza kim? İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Can Tuncay. Nerede şu anda? Bakan yardımcısı. Bakan yardımcılığı nedir? Siyasal bir makamdır. Yani AKP'ye iltica etmiş bir başsavcıvekiliyle karşı karşıyayız ve bu iddianamenin altında imzası bulunmaya devam ediyor. Bakan yardımcılığı siyasal bir makamdır.
Peki Sayın Can Tuncay ne yazmış? Son iki paragrafı okuyorum: 'Şu hâle göre casusluk suçları yönünden madde gerekçesi de nazara alındığında, niteliği gereği gizli olan bilginin Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin zararına, yabancı bir devlet yararına temin edilmesi ya da açıklanması gerekmekte ise de casus ile casusluğu talep eden arasında bu bilgi ve belgenin karşı tarafa aktarılmasına yönelik bir anlaşmanın bulunması şart değildir.'
Yani spor olsun diye casusluk yapmışız. Ben yayıncılık yaparken bir ara canım sıkılmış, '40 yıllık gazeteciyim, gazetecilik yapıyorum ama işim gücüm yok; biraz da casusluk yapayım' demişim. Hobi olsun diye casusluk yapmışız.
Peki bu iddianameyi yazanların dayanağı nedir? Başta casusluk ve devlet sırrı gibi konuların tanımlandığı, daha teorik diyebileceğimiz bölüm. Bu bölümde ne var? İki doktora tezinden ve bir makaleden alıntılar var. Adı üzerinde, bunlar tezdir. Tez nasıl sunulur? Akademik kurallara ve jüriye göre hazırlanır. Ben doktora yapmış biriyim; siyaset bilimi ve sosyoloji doktorası yaptım. Akademik formatlara göre hazırlarsınız, referanslarınızı verirsiniz, biçimsel koşulları yerine getirirsiniz ve sunarsınız. Ama bir tezin kabul edilmiş olması, orada ileri sürülen görüşlerin mutlak doğru olduğu anlamına gelmez. Bu bir paradigma değildir. Akademi, entelektüel ortam ve bilim insanları tarafından genel kabul görmüş bir model değildir; yalnızca bir tezdir."
'İDDİANAME TÜRKİYE CUMHURİYETİ VATANDAŞI OLMAYI SUÇ SAYIYOR'
"Burada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmayı suç sayıyor bu iddianame. Seçimlerde bir adayı desteklemek ne zamandan beri suç? Ekrem İmamoğlu'na destek vermiş olmak ya da Ahmet ya da Leyla neyse bu aday, kim ise eğer, hangi siyasal partideyse, hangi felsefi görüşe sahipse bunlardan birini desteklemek nasıl bir casusluk faaliyeti olabiliyor? Bir de Türkiye geneline yayılmış. E Türkiye'de de iktidar oluyorsun bu siyasetin mantığı. İddianame siyaset yapmayı yasaklamaya çalışıyor. Peki kime karşı siyaset yapmayı yasaklamaya çalışıyor? İktidara karşı.
Siyaset ancak iktidar tarafından yapılırsa serbesttir, iktidara karşı yapılırsa yasaktır demeye çalışıyor. Bu nedenle bir içtihat oluşturarak fiilen bir dikta hukuku yaratmaya çalışıyor bu davalar üzerinden. Mahkemeleri de kötüye kullanarak eğer buralardan bir hüküm ve ceza çıkartırlarsa bunlar bir içtihat oluşturacak ve bu iktidara karşı muhalefet etmek yani demokratik bir hakkı kullanmak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmaktan gelen bir hukuku kullanmak bu iddianameye göre suç. Niye suç? Bu belli değil, yabancı devletlerin yararına."
"DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE TELEVİZYON KANALI ARACILIĞI İLE CASUSLUK YAPILDIĞINI GÖRMEDİM"
İddianameye ilişkin eleştirilerine devam eden Yanardağ, şunları söyledi:
"Bu iddianame şunu iddia ediyor: Tele1 üzerinden manipüle etmişiz ve Ekrem Bey seçimi o nedenle kazanmış. Deli saçması. Yani ben de bunu bir casus olduğu iddia edilen, iddia makamı tarafından ileri sürülen Hüseyin Gün'ün talepleri doğrultusunda Ekrem İmamoğlu lehine bir algı operasyonu yapmışım Tele1 üzerinden ve 2024 seçimlerini ve CHP kurultayını da Özgür Özel'in kazanmasını sağlamışım. Aynen bunu söylüyor. Ve bu nedenle bir saat 39 dakika 6 saniyelik bir programın tam bant çözümü var burada. Vallahi ben dünyanın hiçbir yerinde... Ben polisiye edebiyatı severim, casusluk romanlarını okurum. Bir canlı yayında ve bir televizyon kanalı aracılığıyla casusluk yapıldığını görmedim. Ve az önce kanun maddesini okudum; hangi gizli belge ve bilgi alışverişi olmuş? Hangi gizli belge ele geçirilmiş? Hangisi devlet sırrı niteliğinde? Dün söylendi; "Mozaik sırrı" diye bir şey. Soğuk savaş artığı bir kafa Türkiye'de devam ediyor. Avrupa'nın 1950'lerde, 60'larda terk ettiği bir hukuk anlayışı bu."
10.20 | YANARDAĞ SAVUNMAYA BAŞLADI
Duruşma, Merdan Yanardağ'ın savunması ile başladı. Yanardağ, "Dün 2 savunma izledik. Birisi kısa süre sonra bu ülkeye Cumhurbaşkanı olacak Ekrem İmamoğlu'dur. Ekrem İmamoğlu davanın siyasi olduğunu söyledi. Ben kendisine de söyledim, Silivri'den bu ülkeye bir Cumhurbaşkanı çıkacak" dedi.
Merdan Yanardağ şöyle devam etti:
"Demokrasi, demokratik hak ve özgürlükleri, temel vatandaşlık haklarını suç sayan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Suç sayıyor. Seçimlere katılmayı, seçimleri kazanmayı, televizyon yayını yapmayı, siyasal eleştiride bulunmayı suç saymaya çalışan bir iddianameyle karşı karşıyayız. Kazanmayı daha büyük bir suç sayıyor."
Tele1'e kayyım atanmasına ve satışa çıkarılmasına dikkat çeken Merdan Yanardağ, şu ifadeleri kullandı:
"Bu operasyonun iki temel amacı var. Birincisi, Tele1'e el koymak; benim ve arkadaşlarımı susturmaya çalışmak. Tele1 çünkü Türkiye'de medya dünyasında önemli bir kurum. Tele1, çok uzun süredir medyada gazetecilerin kurduğu, yönettiği ve çalıştığı televizyon dünyasında tek medya kuruluşu. Tamamı patron kuruluştu; kimseyi suçlamak ya da aşağılamak için kullanmıyorum, durum tespiti yapıyorum. Ticari kuruluştu. Tele1 ticari bir kuruluş değil. Tele1, gazetecilerin bir araya gelerek oluşturduğu, bağımsız, tarafsız fakat siyasal ve felsefi tercihleri olan bir kanal."
İDDİANAMEDEN
Toplam 162 sayfadan oluşan iddianamenin ilk 10 sayfasında; "casusluk nedir", "devlet sırrı nedir", "mozaik sır teorisi nedir" gibi teorik-hukuki çerçeve yer alıyor. Soruşturmanın; 112 Acil Çağrı Merkezi'ne yapılan ihbar üzerine başlatıldığı belirtiliyor. İddianamede Hüseyin Gün; İsrail, ABD ve İngiltere lehine çalışan, kriptolu haberleşme kullanan, uluslararası bağlantıları bulunan bir "operasyonel aktör" olarak tarif ediliyor. İhbarda Hüseyin Gün'ün "ajanlık faaliyetleri yürüttüğü", "seçimlerde hükümet aleyhine propaganda için finansman sağladığı" ve "kriptolu telefonlar kullandığı" öne sürülüyor. Ardından dijital materyallere el konuluyor, MASAK ve HTS incelemeleri yapılıyor. İBB'ye ait veri tabanındaki bazı bilgilerin, mail adreslerinin ve şifrelerin "OSINT/darkweb" ortamına aktarıldığı, bu veriler üzerinden yabancı istihbarat servisleri güdümünde analizler yapıldığı ve bu süreçte kişisel verilere erişildiği ileri sürülüyor. İddianamede; İBB içindeki verilere erişim ve bunların analiz edilmesi sürecinin, Ekrem İmamoğlu'nun talimatıyla yürütüldüğü iddia ediliyor.
TELE 1'E KAYYIM ATANMIŞ DAHA SONRA SATIŞA ÇIKARILMIŞTI
Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ'ın gözaltına alınmasının hemen ardından 24 Ekim 2025'te TELE 1'e kayyım atandı. Resmi Gazete'nin 25 Nisan tarihli kararına göre kanal, Yanardağ henüz hakim karşısına dahi çıkmadan, 28 milyon liraya açık artırma yöntemiyle satışa çıkarıldı.
"SEPETLEDİĞİMİZ BEYEFENDİ..."
İBB Davasında 18. duruşma gününde, tutuklu isimlerden İBB Dijital Yayınlar Koordinatörü Ulaş Yılmaz'ın savunmasının ardından soru sormak için söz alan Necati Özkan, bir sunum sonrası Hüseyin Gün'den "memnun kalmadıklarını" belirterek, "Amiyane tabirle 'sepetlediğimiz' bir beyefendi, şu anda bizim 'yöneticimiz' olarak buraya konduruldu" ifadelerini kullanmıştı. Yılmaz ise "Evet, projesi tırttı" diye karşılık vermişti. Ekrem İmamoğlu da sorduğu sorular sırasında Gün hakkında benzer eleştirilerde bulunmuştu.
UZMAN GÖRÜŞÜ DE DOSYADA
Necati Özkan'ın avukatı Erkam Erdem, Adli Bilişim Mühendisi ve Adli Bilirkişi uzmanına, iddianameyle ilgili teknik uzman mütalaası hazırlattı. Uzman görüşünde, inceleme konusu e-posta ve şifrelerin, İBB bilgi sistemlerinden ele geçirilmediği, verilerin bazı İBB çalışanlarının kişisel olarak üye oldukları internet sitelerinde yaşanan küresel veri sızıntılarından kaynaklandığı ifade edildi.
GÜNDEM 12 Mayıs 2026 Salı, 19:59
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi'nde düzenlenen "Mukaddes emanetler" sergisi ziyarete açıldı
Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi'nde düzenlenen...
Para milli sporcu Öner Bozbıyık'tan altın madalya
Para milli sporcu Öner Bozbıyık, Finlandiya'da...
Trump: Küba, bizden yardım istiyor, görüşeceğiz
ABD Başkanı Trump, Küba'nın ABD'den yardım...
Mudanya Kaymakamı Ayhan Terzi Şişli Belediyesi'nin yeni kayyumu oldu
Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah...
Galatasaray, şampiyonluğu 15 Mayıs'ta günü taraftarıyla kutlayacak
Galatasaray, Trendyol Süper Lig'de 2025-26...