CHP lideri Özel, Kuşadası'ndan Erdoğan'a seslendi: 'Tarih boyunca bu yaptığın utançla yaşayacaksın!'

CHP lideri Özel, Kuşadası'ndan Erdoğan'a seslendi: 'Tarih boyunca bu yaptığın utançla yaşayacaksın!'

GÜNDEM, 29 Mart 2026 Pazar, 14:32
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunun son bulması ve erken seçim talebiyle düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 101'incisi Aydın'ın Kuşadası İlçesi'nde gerçekleşti. CHP lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenerek, "Tarihe, başarıları olan, seçimler kazanmış bir başbakan, bir cumhurbaşkanı olarak geçebilirdin. Yeniden aday olup yenilsen de şerefti, aday olmayıp çekilsen de... Ancak sen bunun yerine cunta başkanı olmayı, darbe yapmayı, bir darbenin başına geçmeyi tercih ettin. Tarih boyunca bu yaptığın utançla yaşayacaksın. Böyle anılacaksın" dedi.

Cumhuriyet'in aktardığı habere göre, CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunun son bulması ve erken seçim talebiyle düzenlenen "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 101'incisi Aydın'ın Kuşadası İlçesi'nde düzenlendi. 

Özel ve İmamoğlu'nun yanı sıra yaşamlarını yitiren Ferdi Zeyrek ve Gülşah Durbay'ın fotoğraflarının olduğu afişleri asıldığı meydanı yağan yağmura rağmen dolduran yurttaşlar, "Hak, hukuk, adalet", "Direne direne kazanacağı", "Dik dur eğilme Aydın seninle" sloganları attı.

Parti yöneticileri, il ilçe başkanları milletvekilleri ve belediye başkanlarının da hazır bulunduğu miting saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

CHP lideri Özgür Özel, açıklamalarda bulundu. 

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'A SESLENDİ: 'ADAYIN ÖZLEM'İ ÇIKAR KARŞIMIZA, KARARI AYDIN VERSİN"

Özel'in açıklamaları şöyle:

"Yiğit efelerin diyarına, korkunun değil cesaretin adasına, haksızlığa karşı diz vuran ama diz çökmeyenlerin yurduna, canım Aydın'a, cennet Kuşadası'na merhaba. Bugün buraya 19 Mart darbesinin bu adaya nasıl gelmeye çalıştığını, darbecilerin adaya çıkarma yapmaya çalıştığını ve bu adanın cesur, kararlı, seçme hakkına sahip çıkan, seçtiğine sahip çıkan, milli irade hırsızlarına, siyasi kapkaççılara meydan okuyan cesaretine saygı duyarak bu adanın vicdanına sığınmaya geldik. Buradan sesleniyorum: Ey Erdoğan darbeciler sokaklardan korkar. Diktatörler  meydanlardan korkar. Ama bu meydan korkuyu evde bırakanların, bu meydan cesareti kuşananların meydanıdır. Bu meydanları dolduran ben değilim, senin zulmün. Bu milleti ayağa kaldıran ben değilim, senin yaptığın haksızlıklar. Ve bu kumpaslarla bu ülkenin iradesine sen çökmeye çalıştıkça millet ayaktadır, Kuşadası ayaktadır, Aydın ayaktadır, Türkiye ayaktadır.

"KUŞADASI TESLİM OLMAZ. EFELER DİZ VURUR AMA DİZ ÇÖKMEZ"

Bugün Kuşadası'nın üzerinde kara bulutlar geziyor. Darbeciler Kuşadası'nı kuşatmaya çalışıyor. Kuşadası'nın güneşi, Çağlayan'daki Ak Toroslar çetesince, Adalet Bakanlığı'ndaki AK Parti Yargı Kolları Başkanınca hapsedilemez, kuşatılamaz. Kuşadası teslim olmaz. Efeler diz vurur ama diz çökmez. Bu meydan çok anlamlı, çok önemli bir meydan. Biz dün Çanakkale'de, geçilmez Çanakkale'de, emperyalistlerin baskınına karşı teslim olmayan, geçilmeyen Çanakkale'de 100'üncü mitingimizi yaptık. Ve soruyorlardı, 'Mitingler ne olacak? Ara verecek misiniz? Duracak mısınız? Geri çekilecek misiniz' diye. İşte 101'inci miting. 100'ün ertesi gününde, aynı kararlılıkla, aynı cesaretle Aydın'da millet ayaktadır. Sizi seçtiğinize sahip çıktığınız için ve bugün bu yağmurun altında aynen dün Çanakkale'de olduğu gibi, 'Bu yağmurda mitinge gidilmez' diyenlere; 'Biz mitinge değil direnmeye gidiyoruz, eyleme gidiyoruz, mücadeleye gidiyoruz' diyenlere selam olsun, helal olsun.

"ÖMER GÜNEL KUŞADASI'NIN GÖNLÜNDE OLAN HER ŞEYİ, TÜM KISITLI İMKANLARA RAĞMEN YAPMAYA ÇALIŞTI"

Bu meydana damgasını vuran seçtiğine sahip çıkma, Ömer'ine sahip çıkma, evladına sahip çıkma iradesidir. Kuşadası'nda sekiz kez belediye başkanı seçtirdik çok partili dönemde. Dördü üst üste aralıksızdır. Ömer Başkan ile iki dönemdir oyumuzu arttırarak ilkinde ittifakla, sonuncusunda ittifaksız ama tüm adayla ittifak yaparak, kimseyi dışlamadan, bütün adayı kucaklayarak ve sosyal demokratlarla muhafazakar demokratı, milliyetçi demokratı, Kürt demokratı, liberal demokratı bir araya getirerek ve elbette ve elbette bu ülkesini seven, bayrağını seven, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile derdi olmayan herkesle kol kola girerek başardık bunu. İşte 'Yalnız değildir' diye bağırdığınız Ömer Günel kardeşiniz, evladınız bu ilçede uzun süredir beklenen hizmetleri yılmadan, yorulmadan arı gibi çalışarak örgütümüzle uyum halinde, grubumuzla uyum halinde Kuşadası'nın gönlünde olan her şeyi, tüm kısıtlı imkanlara rağmen yapmaya çalıştı.

"YAPTIĞI HİZMETLERİ SAYA SAYA BİTİREMEDİĞİMİZ KARDEŞİNİZ ÖMER GÜNEL'İ ALNINDAN ÖPÜYORUZ"

Önümde Ömer Günel'in karnesi var. 830 milyonluk yatırımla 70 stadyumluk yeşil alanı Kuşadası'na kazandıran Ömer Günel'dir. Çocuklara ücretsiz süt dağıtan, öğrencilerin beslenme çantalarını hazırlayan, ihtiyaç sahiplerine nakdi yardım yapan, bu şehre gelen üniversite öğrencilerine her akşam 300 üniversite öğrencisine ücretsiz akşam yemeği veren Ömer Günel'dir. Anne-baba-çocuk eviyle, taziye eviyle, kütüphanesiyle, kitap kafesiyle, kültür merkeziyle, istasyon dijital eğitim merkeziyle Kuşadası'nda yaptığı hizmetleri 'Ya bu bir ilçe belediyesi mi, yoksa bir büyükşehir belediyesi mi' dedirten Ömer Günel'dir. Adabahçe, Halk Market, konukevi, üç müze, sergi alanları, çocuk ve kadın dayanışma merkezleri, Davutlar İkinci Bahar merkezi ve gençlik merkezi, tenis kulübü, kıyafet eviyle özgün projeleri hayata geçiren, çalışkan ve genç siyasetçi sizin evladınız Ömer Günel'dir. Sokak hayvanlarına rehabilitasyon ve bakım desteğiyle, mama üretim tesisinde yaptığı 154 tonluk üretimle hayvanseverlerin örnek gösterdiği ilçe belediye başkanı, Kuşadası Başkanı Ömer Günel'dir. Adalı Kart'ın sağladığı indirimlerle, Ada Mobil'in hayatı kolaylaştıran hizmetleriyle, bizzat açılışını yaptığım Otizm Yaşam ve Destek Merkeziyle yaptığı hizmetleri saya saya bitiremediğimiz sizin kardeşiniz, evladı Ömer Başkan'a, kıymetli eşinin ve oğluna adını verecek kadar sevdiği adanın Ada evladının huzurunda Ömer Günel'i alnından öpüyoruz.

"EGE'DE BELEDİYESİZ KALAN AK PARTİ, MİLLETİN İRADESİNE SAYGI DUYMAK YERİNE MİLLİ İRADE HIRSIZLIĞINA SOYUNDU"

Ömer Başkan şimdi Silivri'desin. 12 metrelik bir hücredesin. Gözün burada, kulağım burada. Burada bir tarafta Kuşadası'nın, Aydın'ın hizmetini, Aydın'ın oyunu alıp kaçanlar; bir tarafta sağanak yağmurun altında, pazar günü bu meydanı doldurup 'Ömer Günel yalnız değildir. Ömer Günel onurumuzdur' diyen binlerce hemşehrin var. Sen milletin gönlündesin. Biliyorsunuz geçtiğimiz ağustos ayında Aydın büyük bir travma yaşadı. Malum Ege'deki bütün iller CHPtarafından alınmıştı. Yani Balıkesir'den Manisa'ya, Muğla'dan Denizli'ye, Afyon, Kütahya, Uşak tüm iller CHP tarafından Alınmıştı. Artık Ege'den deport edilenler, 'Artık sizi Ege'de istemiyoruz. Talanınızı istemiyoruz. Yalanınızı istemiyoruz. Yaptığınız, buraya dayattığınız, bu rant düzenini istemiyoruz' diyenler AK Parti'yi Ege'de belediyesiz bırakmışlardı. Buna milletin bu tercihine saygı duymak, bir sonraki seçime hazırlanmak, hatayı, kusuru kendinde aramak yerine; birileri siyasi bir yan kesiciliğe, milli irade hırsızlığına soyundular ve Aydın'ın iradesini çalmaya kalktılar.

"ÖMER GÜNEL'E YAPILAN OPERASYON 'TOPUKLAYAN EFE'NİN TRANSFERİNİN BEDELİDİR"

Dünya kadar arkadaşımız iftiralara direnirken, dünya kadar arkadaşımız onurunu, haysiyetini koruyup zindanlara katlanırken Aydın'ın Büyükşehir Belediye Başkanı'nın önüne bazı dekontlar koydular. Allah muhafaza, o dekontu zaten bilsek, o yolsuzluğu bilsek, o faturaların o üçkağıtçılara ödetildiğini bilsek onu partide zaten kendimiz tutmazdık. Ama ona şunu dediler: 'Ya hapse atılacaksın ya AK Parti'ye katılacaksın.' O da dedi ki 'Evet, ben Aydın'ın iradesini satarım, çalarım ama bir de şirketimiz var, onun da kurtarılmasını isterim.' İşte Ömer Günel'e yapılan operasyon Aydın'ın iradesinin AK Parti'ye satılmasının eski adı 'Topuklu Efe' olan 'topuklayan efe'nin transferinin bedellerinden biridir. Bu transferle Aziz İhsan Aktaş'ın, Özlem Çerçioğlu ile kurduğu kirli ilişkinin temizlenmesi, hakkında yürüyen operasyonların bir kenara getirilip takipsizlik verilmesi, beraat verilmesi vaatlerin biridir. Bir diğeri eşinin, batan aile şirketinin kurtarılmasıdır. Üçüncü taksit de kendisinin bu ihanete itiraz eden, direnen, sizin iradenizi savunan Ömer Günel'e iftira atılmasıdır.

"ÖMER GÜNEL'E İFTİRA ATANI DİNLEYECEK BİR BAŞSAVCILIK AYDIN'DA YOKTUR"

Eğri oturup doğru konuşalım: Ömer Günel'e yöneltilen iftiralar ortada. Bunları alıp da Kuşadası Cumhuriyet Başsavcısı'na götürsen dönüp de bakmaz. Niye? Daha önce beş kere müfettişlerin geldiği, didik didik inceledikleri, dikilen bitkilerin, çiçeklerin tek tek sayıldığı, hata arandığı, kusur bulunamadığı bir dosya ortadadır. Ömer Günel'e 'Öyle duydum, böyle duydum ama kanıtım yok' diye iftira atanı dinleyecek bir Başsavcılık Kuşadası'nda yoktur, Aydın'da yoktur. İşte bu yüzden o milli irade hırsızı, 14 Ağustos günü gidip AK Parti'ye katıldıktan sonra, 10 Eylül günü Kuşadası'ndan bir meczup, bir yalancı, elinde kanıtı olmayan bir iftiracı İstanbul'a götürülmüş, Ak Toroslar Çetesi'ne ifade verdirilmiş ve Ömer Günel'in tutuklanmasına ancak 'evet' diyebilecek tek savcı, tek hakim İstanbul'da bulunduğu için 'Ömer Günel burada yolsuzluk yapıyor. Parayı da Ekrem İmamoğlu'na aktarıyor' yalanı atılmıştır.

"ÇOK MU GÜVENİYORSUN ÖZLEM'E? ADAYIN ÖZLEM'İ ÇIKAR KARŞIMIZA, KOYALIM SANDIĞI ORTAYA, KARARI AYDIN VERSİN"

Olay iddiaya göre 2025 yılında yaşanmıştır. Oysa o tarihte Ekrem İmamoğlu Silivri Cezaevi'ndedir. Bütün arkadaşlarımız Silivri Cezaevi'ndedir. Cezaevinde olan birine para aktarmak gibi bir suç gerçekten kopuk olduğu gibi; ahlaktan uzak, vicdandan uzak, alçakça bir iftiradır. Buradan bir kez daha söylüyoruz, 100 mitingde söyledik, 101'incide söylüyoruz: Biz insanların arasındayız, milletin yüzüne bakıyoruz. Kuşadası'nın gözünün içine baka baka söylüyorum ki Ömer Günel masumdur. Ekrem İmamoğlu masumdur. Gençler burada şöyle bağırıyorlar, o topuklayana diyorlar ki 'Özlem pabucu yarım çık dışarıya oynayalım.' Özlem sokağa çıkabiliyor mu? Aranıza gelebiliyor mu? Hatır sorabiliyor mu? Yüzünüze bakabiliyor mu? O yapamıyorsa ben milli irade hırsızlığının en tepesine sesleniyorum: Ey Erdoğan! Ben Aydın'da yaptığımız o muhteşem mitingde sana bir çağrıda bulunmuştum. Şimdi o günden bugüne sustun, kulağının üstüne yattın. Şimdi bir kez daha tekrar ediyorum: Özlem Çerçioğlu bu partinin, bu şehrin AK Parti'ye verilmeyen, CHP'ye ve demokratların ittifakına verilen oyları aldı ve senin partine katıldı. Şimdi Aydın'ı, Aydınlılar, 'CHP yönetsin' dedi. Sen almadığın bir seçimi siyasi kapkaçla cebine koymaya kalktın. Çok mu güveniyorsun Özlem'e, çok mu inanıyorsun Özlem'e? AK Parti elinde, iktidar elinde, Özlem elinde; teklif burada. Aydın'da, CHP ve AK Parti isterse seçimleri yenileyebiliyoruz. Adayın Özlem'i çıkar karşımıza, koyalım sandığı ortaya, kararı Aydın versin. Hodri meydan.

"SON ANKETTE 'ÖZLEMLİ AKP'NİN OYU YÜZDE 18,6'DIR"

Buradan Erdoğan'a sesleniyorum: Kuşadası'ndayım, Aydın'dayım. CHP'nin Genel Başkanı olarak sana meydan okuyorum. Milli irade hırsızlığına meydan okuyorum. Aydın'daki on binlerin, yüz binlerin beklentisini söylüyorum. Patron millettir. Sandığı milletin önüne getir. Kararı millet versin. Özlem Çerçioğlu'nu ampulün altına ismini, resmini koyup karşımıza çıkmaya cesaret edebilir mi? Edemez. O da görüyor. Son ankette 'Özlemli AKP' yüzde 18,6'dır oyu. Bakın, 18,6. Er ya da geç; zaten genel seçime kadar kaçarsa genel seçimde ama sandık Aydın'ın önüne gelince o Özlem'i de milli irade hırsızlarının hepsini de Aydın böyle ezecek."

"TARİH BOYUNCA BU YAPTIĞIN UTANÇLA YAŞAYACAKSIN"

Onun için, onun için buradan Aydın'ın bütün demokratlarına sesleniyorum. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu süreçte tek başına bir partiyi değil, bir partinin adaylarını değil, bir sistemi, bir rejimi savunuyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi, kurucusundan emanet Cumhuriyet'in en büyük kazanımı olan sandığı savunuyor. Sandık olur, patron millettir. 'Gel' dediği gelir, 'Git' dediği gider. Ama bu millet eğer sandığına el uzatılırsa, darbeye kalkışılırsa asla ve asla o darbeyi yapanlara sessiz kalmaz. Ne 1960, ne 12 Mart Muhtırası, ne 1980 darbesi, ne 15 Temmuz darbesi... Darbeyi yapanlara bir şey kazandırmamış, darbeyi yapanları savunan kimse kalmamış. O darbenin mağdurları eninde sonunda bu millet tarafından tekrar baş tacı edilmiştir.

Buradan Erdoğan'a sesleniyorum. Sen bu ülkede başbakanlık yaptın. Cumhurbaşkanlığı yaptın. Tarihe, başarıları olan, seçimler kazanmış bir başbakan, bir cumhurbaşkanı olarak geçebilirdin. Yeniden aday olup yenilsen de şerefti, aday olmayıp çekilsen de... Ancak sen bunun yerine cunta başkanı olmayı, darbe yapmayı, bir darbenin başına geçmeyi tercih ettin. Tarih boyunca bu yaptığın utançla yaşayacaksın. Böyle anılacaksın.

"CUMHURİYET HALK PARTİSİ'Nİ YIPRATMAK OLAN BİR ORGANİZASYON ORTADADIR"

Buradan, buradan son günlerde yaşadığımız bir konuyu ve önümüzdeki günlerde yaşayabileceğimiz bir konuyu milletimize hatırlatmak isterim. Belediyelerimize yapılan siyasi operasyonlar... Bunların İstanbul merkezli yönetilmesi... İstanbul'da oluşturulan ve bütün amacı Cumhuriyet Halk Partisi'ni yıpratmak olan bir organizasyon ortadadır. Adana'daki Zeydan Karalar'a da, Adıyaman'daki Abdurrahman Tutdere'ye de, Kuşadası'ndaki Ömer Günel'e de aynı eller uzanmıştır. Amaç bellidir.

"FETÖ KUMPASÇILIĞINDAN ÖĞRENİLMİŞ BİR REZALETTİR"

Geçtiğimiz günlerde Uşak Belediyesi'ne de, İstanbul tarafından... Mali konularında bir AVM'nin sorunları var, çözmek istiyor, 'Belediyeye 10 tane kamyon al'. O da 'Onu almayı ben rüşvet alırım' diyor. Gidiyor şikayetçi olup ifade veriyor. Buna benzer mevzular ve bunun yanında yapılan bir gece yarısı baskını. O baskında polis tarafından elde edilen, devlete emanet... devlete emanet görüntüler ve saatler içinde iktidara yakın gazeteler, internet siteleri üzerinden yapılan büyük bir rezillikle karşı karşıyayız.

Dün söyledim; ben, partim bu konuda üzerimize düşen neyse yapacağız. Ortaya çıkana sessiz kalmadık, susmadık, üstüne yatmadık. Bunu açıkça söylüyoruz. Ancak bir ülkenin iktidarı, iktidarı kaybetmemek için polisin elindeki devletin kamerasını paparazzi kamerasına çevirirse, o görüntüleri yandaş gazetelere, sitelere vermekten bir menfaat beklerse, bu FETÖ kumpasçılığından öğrenilmiş bir rezalettir. Bu milletin tüm verileri, bilgileri devlete emanetken, bunu Ankara Emniyeti partimize, arkadaşlarımıza 'Sakın bizden bilmeyin. Özel İstanbul'dan gelmişler, haberimiz olmadan yapmışlar' demişken, biz hangi kirli kumpasın, hangi kirli planın neye hizmet ettiğinin farkındayız. Biz üzerimize düşeni yapacağız. Ancak bu FETÖ kumpasçılığına, bu rezalete, bu bel altı siyasetine de teslim olmayacağız.

"MİLLET BÖYLE BİR UTANMAZLIĞA ASLA VE ASLA SESSİZ KALMADI, KALMAYACAK"

Bir sözüm, AK Parti lehine yazanlara, çizenlere. Bu işten AK Parti'ye siyasi menfaat çıkarmak için sözde etik kuralları hatırlatanlara şunu söylüyorum: AK Parti'nin Adapazarı Belediye Başkanı üç haftadır, aynı belediyede çalışan birisiyle olan ilişkisi üzerinden eleştirildi, yazıldı, çizildi. Biriniz konuşmadınız! 920 sayfa yazışma var, hepiniz sustunuz. Ne zaman Cumhuriyet Halk Partisi dün Çanakkale mitinginde kendisiyle ilgili yarım günlük meseleye aldığı tutum milletten takdir gördü, AK Parti bir kelime konuşmadan, Allah'ın kulu Tayyip Erdoğan'a sormadan, o çok kelli felli gazeteciler bu konuda bir soru sormadan, Adapazarı Belediye Başkanı kendi gördüğü lüzum üzerine partisinden istifa etti.

Buradan bu çifte standartçılara söylüyorum: Ya hapse atıl, ya AK Parti'ye katıl. Eğer AK Partiliysen her rezaletinin üstünü örterim, CHP'liysen devletin polisini bu tip işlerde kullanır, bu işten siyaset çıkarmaya çalışırım! Millet böyle bir utanmazlığa asla ve asla sessiz kalmadı, kalmayacak."

GÜNEL'İN ÇOCUKLARI: "BABAMA ÖZGÜRLÜK" PANKARTIYLA SAHNEYE ÇIKTI

Silivri'de tutuklu bulunan Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel'in mesajını eşi Duygu Günel okudu. Günel'in çocukları "Babama özgürlük" yazan dövizle sahneye çıktı.

"MUHTEMEL RAKİPLERİNE İFTİRA ATIP, ONLARA TETİKÇİLİK YAPANLARDAN OLACAĞIMA, ŞEREFİMLE DÖRT DUVAR ARASINDA OLURUM"

Günel, kaleme aldığı mektup ile Kuşadalılara şu ifadelerle seslendi:

"Kendi Silivri'de ama ruhu, kalbi orada olan bir evladınız, kardeşiniz, arkadaşınız olarak sizi saygıyla, sevgiyle kucaklıyorum. Sayın Genel Başkanım, memleketimize hoşgeldiniz. Desteğinizle beni, ailemi, yol arkadaşlarımı şereflendirdiniz. Minnetle size ve sizinle birlikte gelen tüm parti büyüklerime en derin saygılarımı sunuyorum. Şükürler olsun ki, aklımla, ruhumla bağlı olduğum Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği yoldan yürürken, onun kurduğu partim, Cumhuriyet Halk Partisi'nin izinden bir adım bile ayrılmadım.

Ben, adayı olup iki kere seçildiğim partime güvenen insanlara ihanetten, korkaklıktan ve hapse girme kaygısından Silivri'de değilim. Hainlere 'eyvallah' demeyenlerden, gücün karşısında bir santim eğilmeyenlerden, doğru ve hak bildiğinin peşinden gidenlerden, yol arkadaşlarını satmayanlardan, onlarca davada yargılanıp da korkup kaçmayanlardan olduğum için buradayım. Güce sırtını yaslayıp, muhtemel rakiplerine iftira atıp, senaryolarla kumpas kuran ve onlara tetikçilik yapanlardan olacağıma, şerefimle dört duvar arasında olurum. Dışarıda olup başım önümde olacağına, halkın vicdanında ilelebet mahkum olacağıma, tutsak olup başım dimdik, vicdanlarda özgür olurum. 

"ALLAH'IN YÜCE KATINDA BUNUN HESABINI VERECEKSİNİZ"

Gerçeklerin elbet bir gün ortaya çıkma gibi bir huyu vardır. O gerçekler ortaya çıktığında, Aydın'daki kötülüğün ve onun tetikçilerinin yüzlerinin kızaracağına inanmıyorum, bunu beklemiyorum da. Ama o gün geldiğinde milletin vicdanında mahkumiyeti tadacaksınız. İftira ve kumpaslarınızın savcısıyla er ya da geç yüzleşip, hem vicdanlarda, hem Allah'ın yüce katında bunun hesabını vereceksiniz. 

"ÇOK YAKINDA BİR OLACAĞIZ, DİRİ OLACAĞIZ, İRİ OLACAĞIZ"

Sayın Genel Başkanım, tutsak edilen tüm arkadaşlarımızla ilgili mücadeleniz asla unutulmayacak. Minnet ve saygımız dünya var oldukça var olacaktır. Kuşadası, Aydın halkı gerçek Efe'dir. Haksızlığa kafa tutar, bedel öder, mücadele eder. Siz orada, Efeler Diyarı'ndasınız. Bize inanın, bize güvenin. Sevgili hemşehrilerim, çok yakında bir olacağız, diri olacağız, iri olacağız. Kendimi, ailemi, yol arkadaşlarımı sizlere, sizleri Allah'a emanet ediyorum."

İmamoğlu'nun yolladığı mektubu CHP Aydın İl Başkanı Hikmet Saatçı kamuoyu ile paylaştı.

"BİR DAHA ASLA SEÇİM KAZANAMAYACAKLAR"

İmamoğlu, mektubunda şunları söyledi:

"Kuşadası'nın yiğit ve onurlu insanları, benim canım vatandaşlarım; kıymetli hanımefendiler, değerli beyefendiler, güzel yüzlü çocuklar ve geleceğimizin teminatı gençler... Her birinize tek tek sarılıyorum, sizleri özlem ve hasretle selamlıyorum.

Silivri Zindanı'ndan Kuşadası'na koca bir selam olsun. Aydın'da ve Kuşadası'nda, örgütümüzün mücadeleci ruhunu temsil eden kıymetli il başkanım Hikmet Saatçı'ya ve onun nezdinde tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum. Mücadelemiz bitmeyecek, güçlenerek devam edecek. Çırpındıkça batan, kendi kumpaslarında boğulma sürecine girmiş bir iktidar var karşımızda. Koltuklarını koruyabilmek için ellerinde hiçbir güç, hiçbir imkân kalmadı. Bu millete öyle büyük haksızlıklar, adaletsizlikler yaşattılar ki bir daha asla seçim kazanamayacaklar. Vatandaşın verdiği bütün krediyi tükettiler; milletin desteğini ve güvenini yiyip bitirdiler. Kendi menfaatlerine o kadar odaklandılar ki, ülkenin sorunlarını çözmeye hevesleri, enerjileri ve kadroları kalmadı.

"İKİ ŞEYE GÜVENİYORLAR; BİRİ TRUMP'TAN ALDIKLARI DESTEĞE..."

Çöküş dönemindeler ve saltanatlarını sürdürebilmek için sadece iki şeye güveniyorlar: Birincisi, ülkemizin zenginliklerini ve milletimizin kaynaklarını peşkeş çekme karşılığında Trump'tan aldıkları desteğe; ikincisi ise yargıda kurdukları kirli düzen sayesinde kontrol altında tuttukları yargı mensuplarına. Başka hiçbir dayanakları kalmadı ama bunlar da onları kurtaramayacak. Sandık gelecek, milletin karşısına çıkacaklar ve hesap verecekler. İşçiye, çiftçiye, emekliye, esnafa yaşattıkları yoksulluğun hesabını da milletin özgür iradesiyle seçtiği belediye başkanlarına yaptıkları haksızlık ve zorbalıkların hesabını da verecekler. Çocukların, gençlerin, kadınların hayatlarını kararttıkları, gelecek umutlarını kırdıkları ve yargı bağımsızlığını yok ettikleri için de hesap verecekler. Kuşadası Belediye Başkanımız, değerli yol arkadaşım Ömer Günel'e yaptıkları haksızlığın, zorbalığın da hesabını verecekler elbette. Kuşadası'nın ve Aydın'ın iradesini güdümlü yargı operasyonlarıyla, mafyatik yöntemlerle hiçe sayanları, yerel siyaseti kendi kirli menfaat ilişkilerine göre dizayn etmeye kalkışanları Aydınlılar asla unutmayacak.

"BİZ ZİNDANDAYIZ, AMA BAŞIMIZ DİK, ALNIMIZ AÇIK"

Hiçbir delil ve hukuki sebep olmadan, bir sözde ihbar mektubunu bahane ederek Ömer Günel Başkanımızı tutuklayanlar; bir yıl önce bizleri suçlu ilan edip hapse atarken ne kadar rahat ve kibirliydiler. Bir yıl boyunca yalanlarla, iftiralarla, algı operasyonlarıyla bizi yargısız infaz edip durdular ama kimseyi inandıramadılar. Dava başlayınca, organize ettikleri kumpası milletimiz daha da net görmeye başladı. Biz bir yıldır, 'Yargılama milletin gözü önünde yapılsın, duruşmalar canlı yayınlansın' dedikçe neden duymazdan geldikleri, neden korkup çekindikleri apaçık ortaya çıktı. Silivri Mahkemesi'nde yargılananlar bizler değiliz, onlar. Siyasi rakibini saf dışı etmek için bu kadar kumpasa, bu kadar organize işe kalkışanları; üç beş güdümlü yargı mensubuyla milletin iradesine darbe yapmaya kalkanları yargılıyoruz biz. Tapularının hesabını veremeyenleri ve onları bir aparat olarak kullanarak ülkenin tapusunu kendi üstüne yapmaya çalışan o kötü aklı yargılıyoruz. Biz, zindandayız ama başımız dik, alnımız açık.

"O BÜYÜK ZULÜM VE İSTİBDAT SON BULACAK"

Üzerlerine adaletsizliğin, zorbalığın lekesi bulaşmış olanlar aklanmak istiyorlarsa, sandığı milletin önüne koyacaklar. Ya bütün bu yaptıklarına milletten onay alacaklar ya da millet kime verirse yetkiyi ona devredecekler. Bunun arası, ortası yoktur; bunun gecikmeye tahammülü yoktur. Türkiye acil ve büyük sorunlarını ancak özgür ve adil bir seçimle çözebilir. O sandık gelecek; adaletiyle, bereketiyle gelecek. Bu cennet vatanda 86 milyon insan; geçim derdi çekmeden, gelecekten endişe etmeden, hep birlikte ve kardeşçe yaşayacak. Herkes için her yerde adalet ve hürriyet hâkim olacak. Kimse eşitsizliğe, ayrımcılığa, haksızlığa uğramayacak. Kendisi gibi düşünmeyen herkesi hedef alan o büyük zulüm ve istibdat son bulacak. Her şey çok güzel olacak."

GÜNDEM 29 Mart 2026 Pazar, 14:32

Yorumlar

Öne Çıkanlar

Diğer Haberler

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Ceza infaz kurumlarımızdaki hafız sayısı 170'e yükseldi

Adalet Bakanı Akın Gürlek: Ceza infaz kurumlarımızdaki hafız sayısı 170'e yükseldi

Adalet Bakanı Akın Gürlek, ceza infaz...
'Özkan Yalım' iddiası: İstifa etmezse ihraç düğmesine basılacak

'Özkan Yalım' iddiası: İstifa etmezse ihraç düğmesine basılacak

Gözaltına alınan Cumhuriyet Halk Partili Uşak...
Bursa'da trafikte korku dolu anlar! Direği deviren TIR olay yerinden kaçtı...

Bursa'da trafikte korku dolu anlar! Direği deviren TIR olay yerinden kaçtı...

Bursa'nın Kestel ilçesine bağlı Barakfakı...
İran: Trump kara harekatına kalkışırsa ABD askerleri Basra Körfezi'ndeki köpekbalıklarına yem olacak

İran: Trump kara harekatına kalkışırsa ABD askerleri Basra Körfezi'ndeki köpekbalıklarına yem olacak

İran'ın askeri sözcüsü Yarbay İbrahim...
Bursa'da yağışın ardından yol kayması paniği

Bursa'da yağışın ardından yol kayması paniği

Bursa'nın Mudanya ilçesinde etkili olan...