CHP'li Gamze Taşcıer: "Kadın cinayetleri kader değil, siyasi tercihlerin sonucudur"
GÜNDEM, 01 Temmuz 2026 Çarşamba, 17:59CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden çekilmesi kararının üzerinden geçen beş yılda kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddetin arttığını, bunun siyasi tercihlerin sonucu olduğunu söyledi.
Taşcıer, İstanbul Sözleşmesi'nin önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"İstanbul Sözleşmesi'nden tek bir imzayla çıkılmasının üzerinden beş yıl geçti. Geçen beş yıl, kadınların yaşam hakkı açısından ağır bir bilanço ortaya çıkardı. Her gün yeni bir kadın cinayeti haberiyle uyanıyor, şüpheli kadın ölümlerinin üzerindeki sis perdesinin kalınlaştığını görüyor, korunmak isteyen kadınların defalarca başvurmasına rağmen yaşamdan koparıldığına tanıklık ediyoruz.
"İSTANBUL SÖZLEŞMESİ TARİHSEL BİR ÖNEME SAHİPTİ"
Bu tablo tesadüf değildir. Kadına yönelik erkek şiddeti bireysel öfke patlamalarının, aile içi anlaşmazlıkların ya da münferit olayların toplamı değildir. Kadın cinayetleri, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin, cezasızlık kültürünün ve siyasal tercihlerin sonucunda büyüyen yapısal bir insan hakları sorunudur. İstanbul Sözleşmesi tam da bu gerçeği kabul ettiği için tarihsel öneme sahipti. Çünkü sözleşme, devlete şiddeti önleme, kadınları koruma, failleri etkin biçimde soruşturma ve kadınların eşit yurttaşlar olarak yaşayabileceği politikalar üretme sorumluluğu yüklüyordu."
İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararının, kadınların kazanılmış haklarına yönelmiş en ağır siyasal müdahalelerden biri olduğunu kaydeden Taşcıer, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
"Bu karar, kadınlara 'artık eskisi kadar güvende değilsiniz', faillere ise 'devlet bu mücadelede geri adım atıyor' mesajı veren son derece yanlış bir siyasi tercihe dönüştü. Bugün gelinen noktada kadın cinayetlerinin, şüpheli kadın ölümlerinin ve şiddetin ulaştığı boyutlar, bu yanlış tercihin toplumsal sonuçlarını bütün açıklığıyla göstermektedir. Yıllardır dile getirdiğimiz uyarılar, bugün karşı karşıya olduğumuz kırım tablosu karşısında haklı olduğumuzu ortaya çıkarmıştır. Çünkü sözleşmeden çıkışla birlikte kadınların yaşam hakkını önceleyen siyasal irade zayıflamış; cezasızlık algısı derinleşmiş, koruma mekanizmaları etkisizleşmiş, şiddeti önleyici kamu politikaları geri plana itilmiştir.
Bugün sorun yalnızca İstanbul Sözleşmesi'nin yürürlükte olmaması değildir. 6284 sayılı Kanun yürürlüktedir. Ancak bir hukuk devletinde kanunların varlığı tek başına hiçbir anlam taşımaz. Önemli olan uygulanmalarıdır. Koruma kararlarının zamanında verilmediği, verilen kararların etkin biçimde denetlenmediği, elektronik kelepçe uygulamalarının yetersiz kaldığı, risk analizlerinin bilimsel yöntemlerle yapılmadığı, kadın sığınma evlerinin ihtiyacı karşılamadığı, sosyal hizmet uzmanlarının, psikologların ve kolluk personelinin sayısının yetersiz olduğu bir düzende kadınları yalnızca yasa metinleri koruyamaz.
Kadınların defalarca başvuru yaptığı hâlde korunamadığı, uzaklaştırma kararlarının ihlal edildiği, kolluğun risk değerlendirmelerinin yetersiz kaldığı, yargı süreçlerinin geciktiği ve kimi zaman iyi hâl ya da haksız tahrik indirimleriyle adalet duygusunun zedelendiği bir ortamda devletin şiddetle mücadelede başarılı olduğunu söylemek mümkün değildir. Kadına yönelik şiddetle mücadele, yalnızca İçişleri Bakanlığı'nın ya da Adalet Bakanlığı'nın görevi değildir. Bu mücadele eğitim politikalarından sosyal politikalara, çalışma yaşamından yerel yönetimlere, bütçe tercihlerinden medya politikalarına kadar bütüncül bir kamu politikası gerektirir.
"KADINLARIN YAŞAM HAKKI HİÇBİR İDEOLOJİK TARTIŞMANIN KONUSU YAPILAMAZ"
Oysa toplumsal cinsiyet eşitliğini reddeden, kadınların kazanılmış haklarını sürekli tartışmaya açan, kadın örgütlerini hedef gösteren ve kadın hareketini itibarsızlaştırmaya çalışan iktidarın zehirli siyasi dili şiddeti besleyen zemini büyütmektedir. Kadınların yaşam hakkı hiçbir ideolojik tartışmanın konusu yapılamaz. Kadınların nasıl yaşayacağına, nasıl giyineceğine, nasıl çalışacağına, kaç çocuk doğuracağına ya da nasıl bir hayat kuracağına siyaset değil, kadınların kendisi karar verir.
Buradan açıkça söylüyoruz: Kadınların yaşam hakkını iktidarın ideolojik gündemine, eşitlik mücadelesini gerici pazarlıklara teslim etmeyeceğiz. 6284 sayılı Kanun'un tavizsiz uygulanması ve ülkemizin yeniden İstanbul Sözleşmesi'ne taraf olması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz."
Taşcıer, kadına yönelik her türlü şiddetin ve ayrımcılığın son bulması için yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
"Kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri konusunda etkin, bağımsız ve şeffaf soruşturma mekanizmaları kurulmalıdır. Koruyucu ve önleyici tedbirler güçlendirilmeli; kadın sığınma evlerinin kapasitesi artırılmalı; elektronik kelepçe uygulaması yaygınlaştırılmalı; kolluk kuvvetleri ve yargı mensupları toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddet konusunda düzenli eğitimlerden geçirilmelidir.
"ÖZGÜRLÜK PAZARLIK KONUSU DEĞİLDİR"
Şiddetle mücadeleye ayrılan kamu kaynakları artırılmalı; kadın örgütleri, barolar, meslek örgütleri ve yerel yönetimler karar alma süreçlerinin asli paydaşı hâline getirilmelidir. Çünkü kadınların yaşam hakkı pazarlık konusu değildir. Eşitlik pazarlık konusu değildir. Özgürlük pazarlık konusu değildir. Yaşam hakkı siyasal hesapların üzerinde, devletin en temel yükümlülüğüdür. Kadınların korkmadan yaşayabildiği, şiddetin cezasız kalmadığı ve eşit yurttaşlığın güvence altına alındığı bir Türkiye mümkündür. Cumhuriyet Halk Partisi, kadınların yaşam hakkını savunan herkesle birlikte bu mücadeleyi büyütmeye kararlılıkla devam edecektir."
Kaynak: ANKA
GÜNDEM 01 Temmuz 2026 Çarşamba, 17:59
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Bursa'da kazazedelere yardım etmek isterken akıma kapılarak ölen genç toprağa verildi
Bursa'nın Mudanya ilçesinde meydana gelen...
Kocaeli'de misafirliğe gittiği evde başından vurulmuştu, 3 kişi tutuklandı
Kocaeli'de misafir olarak gittiği evde başından...
Gaziantep'te işyerine operasyon: 2,8 milyon TL'lik kaçak ürün ele geçirildi
Gaziantep'te jandarma ekipleri tarafından bir...
NATO yasakları Elazığ'a da ulaştı: 14 gün boyunca tüm etkinlikler ve eylemler yasaklandı
Elazığ Valiliği, Ankara'da düzenlenecek 36....
İstanbul'da ortaokulun çatısı alevlere teslim oldu
İstanbul Beylikdüzü'nde bir ortaokulun...