Ezgi Apartmanı davasında yeni gelişme

Ezgi Apartmanı davasında yeni gelişme

GÜNDEM, 30 Eylül 2026 Çarşamba, 14:14
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin yaşamını yitirdiği Ezgi Apartmanı davasında, pastane sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel ile mimar Ertan Danacı'nın eylemlerinin "olası kast" kapsamında değerlendirilerek cezalandırılması talebiyle Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurdu.

Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde, Onikişubat ilçesinde bulunan Ezgi Apartmanı'nın yıkılması sonucunda, en küçüğü 6 aylık Asude bebek olmak üzere 35 kişi hayatını kaybetti.

Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi, 11 Eylül'de görülen karar duruşmasında, tutuklu pastane sahipleri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'i "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 8'er yıl hapse çarptırarak, adli kontrol kararıyla tahliyelerine karar verdi.

Aynı suçtan fenni mesul Mehmet Tekin'e ise iyi hal indirimi uygulanarak 6 yıl 8 ay hapis cezası ve 2 yıl meslekten men cezası verildi.

Dönemin Kahramanmaraş Belediyesi görevlileri, eski İmar İşleri Müdürü Fahri Yiğitoğlu, mimar Veli Çiftaslan, Onikişubat Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdür Vekili Sait Avşar, inşaat mühendisi Ali Gemci ve inşaat teknikeri Mehmet Akif Canlı, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan iyi hal indirimiyle 4 yıl 5 ay 10'ar gün hapis cezasına çarptırıldı.

Heyet, pastanenin iç mekan tasarımcısı Ertan Danacı ile dönemin kamu görevlileri mimar Mehmet Dişçeken ve makine mühendisi Mustafa Şirikçi'nin ise beraatlerine karar verdi.

"PASTANECİLERİN 'OLURSA OLSUN' SAİKİYLE HAREKET ETTİKLERİNE DAİR DELİL YOK"

Mahkeme, "bilinçli taksir"den 8'er yıl hapse çarptırılarak adli kontrolle tahliye edilen, zemin kattaki pastanenin yetkilileri Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'in tahribatlı tadilat gerçekleştirdiklerini belirtti.

Kararda, "sanıkların eylemleri gerçekleştirirken neticenin meydana gelmesini kabullendiklerine ya da 'olursa olsun' saikiyle hareket ettiklerine dair delil bulunmadığı" kaydedildi. Onikişubat Belediyesi'ndeki bazı kamu görevlilerinin ise imar mevzuatına ve ruhsata aykırı, "çıplak gözle görülebilir" tadilatları raporlarına yansıtmadığı aktarıldı.

BAŞSAVCILIK: 3 SANIK "OLASI KASTLA KASTEN ÖLDÜRME VE YARALAMA" KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMELİ

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı, Kahramanmaraş 4. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararını istinafa taşıdı.

Başsavcılık, sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel hakkındaki mahkumiyet kararlarının kaldırılarak, eylemlerinin "olası kastla kasten öldürme" ve "olası kastla yaralama" kapsamında değerlendirilmesini talep etti.

Sanık Ertan Danacı hakkındaki beraat kararının kaldırılmasını da isteyen Savcılık, Danacı'nın eyleminin, pastane tadilatlarını yaptıran sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'in eylemlerinden ayrı değerlendirilemeyeceğini ve "olası kastla kasten öldürme", "olası kastla yaralama" suçları kapsamında cezalandırılması gerektiğini belirtti.

Başsavcılık ayrıca sanık Mehmet Tekin hakkında daha yüksek ceza verilmesini, kamu görevlisi sanıklar Mehmet Dişçeken ve Mustafa Şirikçi'nin beraatlerinin kaldırılarak, "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep etti. Kamu görevlisi sanıklar Ali Gemci, Veli Çiftaslan, Sait Avşar, Mehmet Akif Canlı ve Fahri Yiğitoğlu hakkındaki "bilinçli taksir" hükümlerinin ise kaldırılarak eylemlerinin "basit taksir" kapsamında değerlendirilmesini ve sanıkların meslekten yasaklanmasını istedi.

"TAŞIYICI SİSTEM ELEMANLARINA YÖNELİK MÜDAHALELER ÖNGÖRÜLEBİLİRDİ"

Sanıklar Sami Kervancıoğlu, Mustafa Pekel ve Ertan Danacı yönünden yapılan istinaf taleplerinde şu değerlendirmeye yer verildi:

"Somut olayda söz konusu müdahalelerin sıradan veya basit tadilat faaliyetleri olmadığı; kolon, kiriş, perde ve döşeme gibi yapının taşıyıcı sistemi bakımından kritik unsurlara yönelik olduğu, bazı taşıyıcı elemanların kesildiği veya kaldırıldığı, perdelerde boşluklar açıldığı ve yapı bütünlüğünü doğrudan etkileyen işlemler yapıldığı bilirkişi raporları ve dosya kapsamıyla belirlenmiştir.

Sanıkların bu faaliyetleri gerçekleştirirken söz konusu imalatların yapı güvenliği bakımından doğurabileceği ağır sonuçları öngörebilecek durumda olduklarının da hayatın olağan şartları içerisinde kabulü gerekmektedir. Özellikle sanık Ertan Danacı'nın mimar olması, sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'in ise işyerinin işletmecileri olarak tadilatların gerçekleştirilmesi sürecindeki konumları dikkate alındığında, taşıyıcı sistem elemanlarına yönelik müdahalelerin sıradan bir dekorasyon faaliyeti olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.

Taşıyıcı sistem üzerinde yapılan bu tür müdahalelerin yapı güvenliğini zayıflatabileceği teknik olarak öngörülebilir niteliktedir. Bu hususlardan hareketle, sanıkların eylemleri sonucunda doğabilecek ağır neticeyi öngörmelerine rağmen eylemlerine devam ettikleri ve 'olursa olsun' düşüncesi ile gerçekleşen neticeyi kabullendikleri değerlendirilmelidir.

Mahkeme kararında, sanıkların neticeyi kabullendiklerine veya 'olursa olsun' saikiyle hareket ettiklerine ilişkin doğrudan delil bulunmadığı belirtilmiştir. Ancak 'olası kast'ın kabulü bakımından failin iradesinin, somut olayın koşullarından, eylemin niteliğinden, tehlikenin büyüklüğünden, failin bilgi ve deneyiminden ve eylemin gerçekleştirilme biçiminden hareketle belirlenmesi gerektiği açıktır. Dosyada mevcut maddi olgular, taşıyıcı sistem elemanlarının doğrudan tahrip edildiğini, bu müdahalelerin ruhsatsız ve projesiz gerçekleştirildiğini ve buna rağmen eylemlerin sürdürüldüğünü göstermektedir.

Üstelik mahkemenin kabulüne göre sanıkların tahribatlı tadilatları binanın deprem davranışını değiştirmiş ve mevcut ağır kusurlar ile birleşerek meydana gelen neticenin oluşumuna katkı sağlamıştır. Başka bir ifadeyle mahkeme, sanıkların eylemleri ile ölüm ve yaralanma neticesi arasındaki illiyet bağını kabul etmiş, ancak eylemlerin manevi unsurunu 'olası kast' yerine 'bilinçli taksir' olarak değerlendirmiştir. Bu nedenle mahkemece yapılması gereken değerlendirme, 'eylemler tek başına yeterli miydi?' sorusundan ziyade, sanıkların yaptıkları müdahalelerin niteliği ve kendi teknik bilgi ve konumları itibarıyla ölüm ve yaralanma sonucunu öngörmelerine rağmen bu müdahaleleri gerçekleştirmeyi sürdürmelerinin neticeyi kabullenme anlamına gelip gelmediği üzerinde yoğunlaşmalıdır.

Dosya kapsamında mevcut deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde ulaşılan sonuç da bu yöndedir. Bu nedenlerle sanıklar Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel'in eylemlerinin TCK'nın 21/2. maddesi kapsamında 'olası kast'la gerçekleştirildiğinin kabulü gerekir."

"DANACI'NIN CEZA SORUMLULUĞU YALNIZCA SÖZLEŞMEYLE BELİRLENEMEZ"

Başsavcılığın istinaf başvurusunda, sanık Ertan Danacı yönünden verilen beraat kararının da dosya kapsamıyla bağdaşmadığı belirtilerek, şu tespitlere yer verildi:

"Mahkeme, esas itibarıyla 1 Aralık 2016 tarihli sözleşmenin kapsamını esas alarak bazı tadilatların işveren tarafından yapılacağının ve resmi izinlerin işveren sorumluluğunda bulunduğunun düzenlendiğini kabul etmiş, 22 Nisan 2026 ve 15 Haziran 2026 tarihli bilirkişi raporlarında sanık yönünden illiyet bağı kurulamadığı yönündeki değerlendirmeye dayanarak beraat kararı vermiştir. Ancak özel hukuk ilişkisini düzenleyen sözleşmedeki iş bölümü, ceza sorumluluğunun belirlenmesinde tek başına belirleyici olamaz. Bir eylemin hangi tarafın sözleşmesel yükümlülüğü kapsamında kaldığı ile o eylemin fiilen kim tarafından gerçekleştirildiği ve sanığın meydana gelen netice bakımından ceza hukuku anlamında kusurunun bulunup bulunmadığı birbirinden farklı hususlardır.

Nitekim sanık Ertan Danacı'nın mimar sıfatı nedeniyle gerçekleştirilen müdahalelerin yapısal sonuçlarını öngörebilecek mesleki bilgiye sahip olduğu, sanık Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel ile birlikte hareket ettiğine ve sözleşme dışı olarak gösterilen bazı ağır tadilatlara fiilen katıldığına ilişkin dosya kapsamındaki delillerin bulunduğu ve gerçekleştirilen müdahalelerin birbirinden bağımsız şekilde değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır."

"EYLEMLERİN 'OLASI KAST' KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLEREK..."

"Mahkemece Ertan Danacı bakımından sanığın sözleşme kapsamındaki yükümlülükleri ile sözleşme dışındaki işlerin kime ait olduğu üzerinde durulmuş ise de sanığın fiilen gerçekleştirdiği veya diğer sanıklarla birlikte gerçekleştirilmesine iştirak ettiği taşıyıcı sisteme yönelik müdahalelerin somut deliller itibarıyla yeterince tartışılmadığı görülmektedir. Özellikle mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda dahi pastane tadilatlarının mevcut yapının zayıflıklarıyla birlikte deprem davranışını doğrudan değiştirdiği kabul edilmişken, bu tadilatların gerçekleştirilmesindeki fiili katkısı ve mesleki konumu bulunan sanık Ertan Danacı'nın ceza sorumluluğunun yalnızca sözleşme hükümleri üzerinden sonlandırılması yeterli değildir.

Sanığın eylemlerinin diğer sanıkların eylemlerinden ayrıştırılması gerektiği kabul edilse dahi, bu ayrıştırmanın somut delillere dayanması gerekir. Dosya kapsamındaki teknik tespitler ve ortaya konulan maddi olgular, sanığın sırf sözleşme hükümleri nedeniyle olayın dışında tutulmasını haklı kılmamaktadır. Bu nedenle Ertan Danacı hakkında CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca verilen beraat hükmünün kaldırılması ve eylemlerinin 'olası kast' kapsamında değerlendirilerek cezalandırılması gerekmektedir."

Kaynak:ANKA

GÜNDEM 30 Eylül 2026 Çarşamba, 14:14

Yorumlar

Öne Çıkanlar

Diğer Haberler

Emir Can İğrek açıkladı: 'Nalan' şarkısını kime yazdı?

Emir Can İğrek açıkladı: 'Nalan' şarkısını kime yazdı?

Son dönemin sevilen müzisyenlerinden Emir Can...
Bursa'da Kış Spor Okulları 3 Ekim'de başlıyor

Bursa'da Kış Spor Okulları 3 Ekim'de başlıyor

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından...
Süper Kupa'da yarı final maçlarının tarihleri açıklandı

Süper Kupa'da yarı final maçlarının tarihleri açıklandı

TFF; Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor ve...
İngiltere Başbakanı, Brexit'in faydadan çok zarar verdiğini belirtti

İngiltere Başbakanı, Brexit'in faydadan çok zarar verdiğini belirtti

İngiltere Başbakanı Andy Burnham, Avrupa...
Geleneksel Türk okçuluğu 6 yılda 37 binin üzerinde lisanslı sporcuya ulaştı

Geleneksel Türk okçuluğu 6 yılda 37 binin üzerinde lisanslı sporcuya ulaştı

Geleneksel Türk okçuluğu büyümeye devam ediyor....
Fon soruşturmasında 5. dalga operasyon: 34 gözaltı kararı

Fon soruşturmasında 5. dalga operasyon: 34 gözaltı kararı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon soruşturması...