İBB davasında 60. gün: Duruşmada tartışma! Mahkeme başkanı duruşmayı sonlandırdı

İBB davasında 60. gün: Duruşmada tartışma! Mahkeme başkanı duruşmayı sonlandırdı

SİYASET, 01 Temmuz 2026 Çarşamba, 21:07
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanıklı İBB davasının 60. duruşma günü, Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un savunmasıyla başladı. Ongun, Türk ailesi ile Adalet Bakanı Akın Gürlek'in bağlantısı olduğunu iddia ederek "Ailenin İBB ile olan ilişkilerine dair iddialar dosyada yer alıyor. Buna rağmen bu aile herhangi bir yaptırımla karşılaşmadı" dedi.

Cumhuriyet'ten Engin Deniz İpek'in haberine göre, Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam eden duruşma bugün, Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun danışmanı Murat Ongun'un savunmasıyla sürdü.

Savunmasına dün başlayan Ongun, "İddianame ülkemizde seçkin ve özel insanların, biz fanilerle kanun önünde eşit olmadığını kanıtlıyor. İddianame bağıra bağıra 'siyaset yapıyorum' diyor" ifadelerini kullanmıştı.

Ongun, Beliz Özkan adında bir avukat tarafından eşinin tahliyesi için 1 milyon dolar istendiğini de öne sürerken, suçlandığı eylemlere ilişkin ayrıntılı savunma yaptı.

9 Mart'ta başlayan davada tutuklu savunmalarının alındığı ilk duruşmanın, 20 Temmuz'daki adli tatil öncesi ara karara bağlanması bekleniyor. Ongun'un ardından bugün avukatlarının da savunma yapması beklenirken, davada geriye Tuncay Yılmaz, Fatih Keleş, İnan Güney ve Ekrem İmamoğlu'nun savunması kaldı.

Cumhuriyet, Silivri'de görülen duruşmadan gelişmeleri anlık olarak bildirdi...

20.15 | DURUŞMA TARTIŞMAYLA SONA ERDİ

Daniş, Ongun'un suçlandığı diğer eylemlerle ilgili savunmasına devam ederken mahkeme başkanı araya girerek duruşma gününü sonlandırmak istedi. Mahkeme başkanı, Ongun'un avukat savunmaları için yarın öğlene kadar süre tanındığını belirtirken daha sonra İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın savunmasını alacaklarını söyledi.

Daniş, mahkeme başkanına tepki gösterirken "Burada 1 eylemli kişileri saatlerce dinlediniz. Biz 64 eylemden yargılanıyoruz, lütfen bizi kısıtlamayın" diye konuştu.

Mahkeme başkanı, savunmanın kısa tutulması yönündeki ısrarını yinelerken avukatlar ve Ekrem İmamoğlu da karara tepki gösterdi.

Mahkeme başkanı tartışmalar sürerken duruşma gününü sonlandırdı. İmamoğlu, heyet salondan çıkarken heyete doğru konuşarak "Dava İmamoğlu davası, 9 Temmuz'da bitecek ha?" dedi. İmamoğlu, çıkarken izleyicilere "Yarın sabahtan savunma sırasıyla ilgili durumu anlayacağız " diyerek salondan ayrıldı.

18.30 | AVUKAT SAVUNMALARI DEVAM EDİYOR

Aradan sonra savunmasına devam Daniş, savunmasında başsavcılığın daha iddianame hazırlanmadan Ongun için "suç örgütü yöneticisi" tespiti yaptığını belirterek "Başsavcılık makamı, müvekkilim Murat Ongun'un örgüt yöneticisi olduğuna iddianame yazılmadan önce hükmetmiştir. 19 Mart 2025 tarihli basın açıklamasıyla da bunu kamuoyuna ilan etmiştir" ifadelerini kullandı.

İddianamede yer alan bir ifadeye dikkat çeken Daniş, "'Örgüt yöneticisi olduğu düşünülen' ya da 'iddia edilen' denmiyor, doğrudan 'örgüt yöneticisi konumunda bulunan şüpheli Murat Ongun' deniyor" sözlerini aktardı.

Tahliye edilen iş insanı Eyüp Subaşı'ya ilişkin değerlendirmeye de değinen Daniş, "Savcılık, Subaşı'nın hem Fatih Keleş'e hem Murat Ongun'a bağlı olduğunu ve örgüt hiyerarşisinde yer aldığını söylüyor. Ancak şemada Subaşı, müvekkilime bağlı bir örgüt üyesi olarak gösteriliyor. Ayrıca aralarında husumet olduğu iddia ediliyor" dedi.

İddianamede sıkça tekrarlanan "sistem" kelimesine da tepki gösteren Daniş, "Savcılığa göre bu yapı İstanbul'a yayılmıştır. O halde İstanbul halkı da bu yapının parçası haline gelir. Hatta oy verenler bile bu yapının yayılmasına vesile olmuş sayılır" ifadelerini kullandı.

Daha sonra eylemlere ilişkin savunmasına başlayan Daniş, suçlama konusu yapılan ihalelere ilişkin değerlendirmesinde ise 2019-2024 arasında yapılan 11 ihalede encümen çoğunluğunun AK Partili üyelerde, 2024 sonrası 3 ihalede ise CHP'lilerde olduğunu belirterek "Toplam 14 ihalede ne AK Partili ne CHP'li üyeler hakkında herhangi bir suç isnadı yok" dedi.

17.30 | İKİNCİ ARA VERİLDİ

Daha sonra Ongun'un avukatlarından Rahşan Daniş Sertkaya, savunmasına başladı. Sertkaya'nın savunması sürerken mahkeme başkanı, duruşmaya ikinci arayı verdi.

16.30 | İMAMOĞLU'NDAN MUHİTTİN BÖCEK AÇIKLAMASI

Murat Ongun'un savunması, mahkeme başkanı ve savcının sorularıyla devam ederken daha sonra Ekrem İmamoğlu, Ongun'a soru sormak için söz aldı. İmamoğlu, soruları sırasında, tutuklu Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek'in kendisi hakkında verdiği "Benden 15 milyon euro" istedi beyanıyla ilgili de konuştu.

İmamoğlu: "Murat Ongun benim kardeşimdir. Çok kıymetli bir mesaimiz olmuştur. 11-12 yıl oldu. Yoğun emekle iyi iş çıkarmaya çalıştık, insanlara hizmet etmeye çalıştık onun becerisi ve deneyimiyle. Bu kardeşlik ve minnet duygusunu burada herkesin huzurunda iletmek isterim. Üzülerek ifade etmek istiyorum, 4 ayı bitirmek üzereyiz davada. Ama ne yazık ki ekrana henüz tek bir delil yansımadı. İddia makamı da tek bir delil üzerinden soru soramadı. Bir yargılama açısından çok acı bir durum. İş, tamamen beyanlarla yürüyor. Şu an 15-16 davayla muhattabım. Beyan meselesi hakkında önemli bir şey söylemek istiyorum.

En son oğluyla geliniyle tehdit edilen bir belediye başkanımız, maalesef benim hakkımda konuşmak zorunda kaldı. Yakında iftiracı olacak diye Adalet Bakanı'nın bir ay önceden anons ettiği Muhittin Böcek, benim hakkımda taksit taksit dördüncü kez ifade verdi. Uzun zamandır beyanlar uçuşuyor havada. Her insan onuruyla mücadele ediyor ama faydalı olacaksa Muhittin Böcek, büyük bir yalan söyleyip çıksın. Bildiğim kadarıyla 20 tane hap kullanıyor."

Mahkeme başkanı, "Konunun bakanla veya Böcek ile ilgisi" yok diyerek araya girmeye çalışırken İmamoğlu, "Meselenin Adalet Bakanı ile ilgisi yok, Akın Gürlek ile ilgisi var. Akın Bey'in ismini duyunca neden geriliyorsunuz? Ben gerilmiyorum" dedi.

Mahkeme başkanı araya girmeye çalışırken İmamoğlu, "Akın Bey'in ismini duyunca neden geriliyorsunuz? Ben gerilmiyorum. Meselenin Adalet Bakanı ile ilgisi yok, Akın Gürlek ile ilgisi var. Çünkü bu davanın başından beri bu işin yürümesinin müsebbibi o" diye seslendi.

İmamoğlu ile Murat Ongun'un soru cevap kısmından öne çıkan diğer kısımlar şöyle:

İmamoğlu: "Bacanağınız, Murat Bey, bacanağınız benim oğlumla okul arkadaşı mı?. Niye soruyorum biliyor musunuz Sayın Başkan? Benim laboratuvardan çıkmayan oğlumun hesabına bloke koyuyorsunuz. 10 yılla yargılanıyor bu adam, "dedesinden ve annesinden para aldı" diye. Niye? Bunların yalanları, bu iddia makamının yalanları, iftiraları, uydurmaları yüzünden. Onun için Akın Gürlek yüzünden, Adalet Bakanı Akın Gürlek yüzünden. 

Müsaade edin sorumu bitirirsem inanın böyle karşılıklı diyalog daha az olur, müsaade edin lütfen. Şimdi Murat Bey, görevinizi yaparken, yani bugüne kadar 12 yıl boyunca bizim görevimizin dışındaki bir alana dair, yani burada bahsedilen örgüt ve az önce işte "Şu adama 1 ayda 10 tane ihale verin" veya "Benim oğlumun arkadaşı", duyuyoruz çünkü, veya "Benim kızımın işte öğretmeninin bilmem nesi" veya "Benim oğlumla aynı okulda okuyan birisi" ama Anadolu Lisesi ama İmam Hatip Lisesi, fark etmiyor. Böyle bir yönlendirmeyle 1 günde ya da 1 haftada "1 milyarlık ihale verin, 500 milyonluk ihale verin ya da 20 yıllığına paraları ihale edin ve o adam işletsin, hem de %1'le", kaldı ki yetkin olmadığını da biliyorum ama böyle bir muhabbetimiz ya da böyle bir düzeneğimiz oldu mu sizinle, çalışmanız oldu mu?"

Murat Ongun: "Yok değerli Başkanım, benim zaten vazife alanım işte medya ilişkileri. Biz hani genelde bunun üzerine, siyaset üzerine sizinle zaten bir araya geldiğimizde değerlendirmeler yapardık en fazla. Ben sizinle hayatımın hiçbir evresinde bir ihale konuşmadım, sizin de bana hiçbir evresinde "Şuna... ", yani ben sizin pek çok toplantınıza iştirak ettim, özeller de dahil, yukarıda Allah var, kimseye "Şunu şuna yapın, bunları verin" böyle bir ifade duymadım. Zaten genelde sizin en yakın halkanızda olan insanlar da en uzaktaki insanlardır aslında."

Ekrem İmamoğlu: "Yani size ne aile ferdi, ne yakınım, ne akrabam, şunun sınıf arkadaşı, şunun okul arkadaşı ya da benim okul arkadaşım diye bir yönlendirmeyle ihale zengini yapmadık yani. Böyle bir talimatımız olmadı."

Murat Ongun: "Olmadı."

Ekrem İmamoğlu: "Tamam. Şimdi bunlar önemli. Çünkü ben de bir kısmını yeni öğreniyorum. Yani burada ben bu hukuk cinayeti olan iddianame ya da benim tarifimle iftiranamenin hiçbir satırını okumamaktan duyduğum memnuniyeti bir kez daha huzurunuzda dile getireyim Sayın Başkan. Siz okuyorsunuzdur muhtemelen, işiniz zor. İyi ki okumamışım yani. Allah korusun. Yani bu memleketi Allah korusun bu hukuk cinayetinden. Sorum bitti Sayın Başkan."

15.30 | ÇAPRAZ SORGU BAŞLADI

İki saati aşan aranın ardından Ongun'un çapraz sorgusu başladı. İlk olarak mahkeme heyeti başkanı, daha sonra duruşma savcısı Ongun'a soru yöneltti. 

Mahkeme başkanı, Ongun'a Murat Abbas'ın "ilk 5 ay içinde reklam mecraları ve bazı firmalara iş verilmesi yönünde Murat Ongun'dan talimat aldım" şeklindeki ifadesini sorarken Ongun bu soruya,"Hiçbir firma için talimat vermedim, bu benim görev alanım değil" diyerek karşılık verdi.

Mahkeme başkanı, Ongun'a kendisi aleyhine ifade veren Burak Karakuş'u sordu. Ongun, aileden büyük bir serveti olduğunu bildiği Karakuş'u 2000'li yıllardan Habertürk'ten tanıdığını, aralarında uzun süre iletişim olmadığını söyledi.

2025'te Karakuş'un "tüm aile servetini harcadığı için zor durumda olduğu" gerekçesiyle kendisinden yardım istediğini, bunun üzerine insani olarak görüşüp destek olmaya çalıştığını anlattı. Ancak bunun dışında bir iş ilişkisi veya organize bağlantı olmadığını, sonrasında tutuklanmaktan çekinerek kendisi aleyhine ifade verdiğini söyledi.

"KİRACI OLMAKTAN SUÇLANAN TEK KİŞİYİM"

Daha sonra sorular yönelten duruşma savcısı ise etkin pişmanlıkçı Adem Soytekin'in ifadesinde yer alan, Emrah Bağdatlı'nın yurt dışına çıkışı öncesinde Murat Ongun'un mesaj gönderdiği iddiasını sordu.

Ongun, Bağdatlı'nın 5-6 Mart 2025'te pasaport kontrolünden geçerek yasal yollarla Türkiye'den ayrıldığını belirterek, soruşturma kapsamında şirket dosyalarının haftalar öncesinden savcılık tarafından istendiğini, buna rağmen hakkında çıkış yasağı uygulanmadığını söyledi.

"Kimseye 'git' ya da 'dön' talimatı verecek konumda değilim. Burada sorumluluk bana ait değil" diyen Ongun, kamuoyunda yer alan 'Bağdatlı'yı yurtdışına kaçırdı' iddialarını da reddetti.

Savcının aylık gelirine ilişkin sorusu üzerine ise Ongun İBB Başkan Danışmanlığı maaşı, Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanlığı huzur hakkı ve banka faiz gelirinden oluşan üç ayrı geliri bulunduğunu ifade etti.

Beykoz'daki eviyle ilgili de konuşan Ongun, evin kendisine ait olmadığını, kiracı olarak oturduğunu belirterek "Kiracıyım. Keşke benim olsa" diyerek kira ödemelerine ilişkin soruyu yanıtlamayı reddetti.

Bu konunun dosyadaki suçlamalarla ilgisi bulunmadığını belirten Ongun, "Yandaş medya tarafından kiram çok merak edilmişti. Bir basın mensubuna da bu konuyla ilgili açıklamayı yapmıştım. Kiracı olmaktan dolayı suçlanan tek kişiyim herhalde. Bu konuda hakkımda bir suçlama ya da soru yöneltilmediği için cevap vermemeyi tercih ediyorum" dedi.

13.20 | İLK ARA VERİLDİ

Murat Ongun'un savunması sona ererken mahkeme başkanı duruşmaya öğle arası verdi. Aradan sonra Ongun'un çapraz sorgusu ve avukat savunmalarıyla devam edilecek.

13.00 I "TÜRK AİLESİNİ DOKUNULMAZ KILAN NEDİR?"

Murat Ongun, etkin pişmanlıkçı Ertan Yıldız'a ait olduğu öne sürülen bir telefonun emniyet yetkililerine teslim edilme süreci üzerinden dikkat çeken iddialarda bulundu. Yıldız'ın şoförü Bayram Yıldırım'ın Temmuz 2025'teki "Ertan Yıldız'a ait olan ve ele geçirilemeyen iki telefon vardı. Telefonlardan biri bende, diğeri Fatih Türk'teydi" ifadesini hatırlatarak bu cihazların bilerek yok edildiğinin bizzat ifade edildiğini aktardı.

Ongun, buna rağmen delil niteliğindeki telefonu kırıp kanalizasyona attığını itiraf eden Bayram Yıldırım'ın serbest bırakıldığını ancak İmamoğlu'nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu'nun uzun süre tutuklu kaldığını belirtti:

"Kadriye Hanım delil saklamadan yaklaşık bir yıl tutuklu kaldı, telefonu kırıp attığını söyleyen kişi serbest. Ancak savcılığıa göre örgüt yöneticisi ve 30 iştirak şirketinden sorumlu Ertan Yıldız'ın sır telefonunu saklayan Fatih Türk'e kimse hesap sormuyor. Kimse Fatih Türk'ü merak etmiyor." 

Yıldız'ın emniyete teslim edilen telefonunun şifresinin 40 gün sonra verildiğini belirten Ongun, "Bazı telefonlar çok merak edilir, insan tutuklatır. Bazı telefonlar da ise hayat farklı akar. Neden?" İfadelerini kullandı.

Ongun ayrıca, Türk ailesine ilişkin ihaleler ve şirket bağlantılarıyla ilgili iddiaların iktidara yakın medya kuruluşlarında geniş şekilde yer aldığını, buna rağmen soruşturma ve dosya kısmında unutulduklarını öne sürdü.

Mehmet ve Fatih Türk'ün farklı şirketler üzerinden İBB iştiraklerinden yüksek tutarlı ihaleler aldığı yönündeki iddiaların kamuya açık şekilde yazıldığını aktaran Ongun, "Eş dost akraba, yüz milyonlarca liralık ihale kazanmışlar. Üstelik tamamını, aynı adreste firması bulunan iştiraklerden sorumlu danışman Ertan Yıldız döneminde almışlar. Ertan'a suç atfı yok yok. Türk ailesine suç atfı yok. Kim şeytan? Emrah Bağdatlı şeytan. Murat Ongun şeytan. Fatih Keleş şeytan. Bunlar savcılık meleği. Haberlere göre İmamoğlu ile dostlar, ihaleler almışlar, Ertan'ın gizemli telefonunu saklamışlar, koli içinde telefon- tablet vermişler ve hala merak edilmiyorlar. Çok çarpıcı, değil mi? İmamoğlu'na selam veren gözaltına alınırken, bu arkadaşlar çok rahat. Çok özgür" dedi.

Ongun, sözlerini şöyle sürdürdü: 

"Sayın Başkan Mehmet ve Fatih Türk isimli insanları iyi tanıyan biri var. O da Sayın Adalet Bakanımız. Ben bizzat Mehmet Türk'ten, Akın Bey'le iyi ahbap ilişkisi olduğunu, dinledim. Belki Ekrem başkan daha fazlasını da biliyordur. Evet Mehmet Türk ile Sayın Gürlek'in samimi bir tanışıklığı vardır. Mehmet Türk söyledi bana bunu. Fatih Türk de Mehmet Türk ile çalışan kardeşidir. Asıl patron abi Mehmet tabii ki. O zaman şüphe sorduruyor: Acaba Ertan'ın itirafçı olarak devşirilmesinde, iddia makamının dostu Türk ailesi etkili oldu mu? Türk ailesinin İBB ile olan ilişkilerine dair iddialar dosyada yer alıyor. Buna rağmen bu aile herhangi bir yaptırımla karşılaşmadı. Bu aileyi dokunulmaz kılan nedir?"

"MİLYAR LİRALIK İŞİN RÜŞVETİ 400 BİN Mİ?" 

Daha önce kendisi hakkında şikayette bulunan ve sosyal medya hesabının kapatılmasına da neden olan Cübbeli Ahmet'in yeğeni Muhittin Palazoğlu'nun iddiaları hakkında ise Ongun, şunları söyledi:

"İddia makamı şuna inanmanızı istiyor. Muhittin Palazoğlu ifadesinde belirttiği gibi Tuzla'daki inşaat projesi için kamu bankası Halkbank'tan 5-6 yıl önce 3.089.000.000 TL kredi kullanmış. Üçte biri olarak 1 milyar TL de kendi öz kaynağını işe dahil etse karşımızda, 4 milyar liralık devasa bütçeli bir inşaat projesi var. Bugünün parasıyla 10 milyarlık iş. Tuzla belediyesi de 2024 Mart seçiminde CHP'ye geçmiş, sözde buna iskân vermiyor. Kendi beyanına göre milyarlarca liralık bu iş dahil, tüm işlerinde batma riskiyle karşı karşıya. İskan alamadığı için.

Bana geliyor. Ben hem milyarlık sorununu çözüyorum, bu da yetmiyor on milyonlarca liralık ihaleyi Muhittin ve adamlarına hediye ediyorum, öyle diyor. Yani, iskan işini çözüp yoluma bakma kolaylığı varken bir de adamla tuhaf bir ihale sistematiğine giriyorum.

Ve tüm bu dev kıyakların karşılığında, eşim, el emeği tasarımıyla günlerce kuyumcu titizliğiyle üretip yaptığı 200 tesbihi yılbaşı hediye kutusuyla 500 bin TL'ye bu firmaya satıyor. Böylece milyarlık kurtuluşu, tespih bileklik rüşvetiyle hallediyorum. Tespihler gerçek mi gerçek. 200 tespih kutusuyla yollanmış. Eşimin, abartalım 500 bin liralık ticarette 400 bin TL kar ettiğini düşünelim. Milyar milyarlık işin rüşveti 400 bin lira mı olur? 400 bin liraya mı ticari yaşamını kurtardım? İddianamenin başında kapı gibi, sözde örgüt komisyonumuzu yazmış savcılar yüzde 10-15 demişler. Benimki 10 binde 1 olmuş."

"BU ÜLKEYE KAST SİSTEMİ Mİ GELDİ?"

Ongun, savunmasında, dava için hazırlanan iki ayrı iddianamede (ıslak imzalı ve imzasız) yer alan şirket listeleri ve soruşturmanın kapsamına ilişkin dikkat çeken ifadeler de kullandı. Ongun, "Bu ülkeye bir kast sistemi geldi de, AK Parti ve iktidarla yakınlığı olanlar dokunulmazlık mı kazandı? Adalet Bakanının iyi tanıdığı bir aileden olmak, dostu, hemşehrisi olmak, dokunulmazlık mı kazandırır oldu?" diye konuşarak şöyle devam etti:

"İmzasız iddianamenin 69. sayfasında bir paragraf var. Yurtdışından gelen finansmanın bir kısmının aktarıldığı iddia edilen şirketleri yazmış savcılarımız. Okuyorum: Otto Akıllı Şehircilik, Maf Bilişim- Yazılım, Mişel Organizasyon, BBM Büyük Baskı Merkezi, İlt. P. San. Tic. A.Ş. Bu 5 şirketin sahibi de örgüt üyesi değil. Dahası 4 şirket sahibi hiç suçlanmıyor, sanık değil. Mişel'in sahibi de ifade bile vermemiş. Tek eylemden tutuksuz sanık. Değerli heyet, ekranda imzalı ve imzasız iddianamelerin aynı sayfasını görüyorsunuz. Dikkat ederseniz İlbakların BBM'si, Türk ailesinin Maf Bilişimi - Otto'su imzalı iddianameden özenle çıkarılmış. İlbaklarla, Mehmet Türk ve ailesi de buharlaşmış."

Ongun, bu tabloyu "adamına göre suç üretimi" olarak nitelendirerek "Buradan AK Partili yöneticilere ve Sayın Cumhurbaşkanı'na sesleniyorum. Bunca tuhaflığa rağmen siz de 'gaye, vasıtayı meşru kılar' tarafında mısınız?" ifadelerini kullandı.

12.30 I "CEZAEVİNDE OLDUĞUMUZ DÖNEMDE KAMU ZARARI YARATMAKLA SUÇLANIYORUZ"

Savunmasında, iddianamede yer alan 105 ve 106 numaralı eylemlere ilişkin kamu zararı hesaplamalarına da tepki gösteren Ongun, suçlama konusu yapılan ihalelerde İBB iştirakleriyle yapılan sözleşme tarihlerinin sırasıyla 26 Şubat 2025 ve 4 Mart 2025 olduğunu hatırlatırken, bu tarihlerden sonra alt yüklenici süreçlerinin başlamasının en erken mart ayının ikinci yarısını bulacağını ve cezaevinde oldukları dönemde kamu zararıyla suçlandıkları belirtti:

"Ben 19 Mart 2025'te gözaltına alındım ve tutuklandım. Bu iki ihalenin işleri yapıldı mı, yapılmadı mı, yapıldıysa ne kadarı yapıldı; benim de burada yargılanan arkadaşların da bunu bilmesi mümkün değil. Çünkü hepimiz cezaevindeydik. Cezaevinde olduğumuz dönemde bize kamu zararı yazmışlar. 105'inci eylem için 130 milyon lira, 106'ncı eylem için ise 204 milyon lira kamu zararı yaratmışız. Siz yıl daha bitmeden bu hesabı nasıl yaptınız? Hangi incelemeyle, hangi raporla bu rakamlara ulaştınız?"

Savunmasında daha sonra, nisan ayındaki savunmalarda da eylem 13 kapsamında çok kez gündeme 'İstanbul Senin' uygulamasına ilişkin suçlamalara geçen Ongun, iddianamede dayanak gösterilen ses kaydında kendisi ile eski Kültür AŞ Genel Müdürü Serdal Taşkın'ın yer aldığının öne sürüldüğünü belirtirken "Serdal Taşkın, Kasım 2020'de görevden ayrıldığına göre bu kayıt en geç 2020'ye ait olabilir ama iddianamede suç tarihi için 2022 deniyor. Ses kaydı başka tarihe ait, suçlama başka tarihe kurulmuş" dedi.

Etkin pişmanlıkçı İBB Bilgi İşlem Daire Başkanı Erol Özgüner ile uygulamayı geliştiren şirketin temsilcisi İsmet Koyun'un ifadelerinin de tarihlerle çeliştiğini belirten Ongun "Dosyadaki tüm ifadeler, benim sürece 2024 yılında ve yalnızca tanıtım amacıyla dahil olduğumu gösteriyor. Buna rağmen suç tarihi 2022'den başlatılarak burada da sanık yapıldım. Üstelik dosyadaki ifadelere göre bu konu hakkında 2022-2024 döneminin sorumlusu Ertan Yıldız olmasına rağmen o sanık değil, ben sanığım. Bu çelişkiyi anlamak mümkün değil" dedi.

11.15 I FİRARİ EMRAH BAĞDATLI İLE İLGİLİ KONUŞTU

Ongun, savunmasında ilk olarak dosyada firari konumda bulunan iş insanı Emrah Bağdatlı hakkında beyanlarda bulundu. Bağdatlı ile gazetecilik döneminden başlayıp medya çevresinde gelişen 20 yıllık bir dostluğu olduğunu belirten Ongun, Bağdatlı'nın prodüksiyon ve etkinlik alanında 15 yıldan fazla tecrübesi olduğunu söylerken "On binlerce vatandaşın huzuruna çıkan İBB etkinliklerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi konusunda fikir danıştığım, pek çok insan vardı. Onlardan bir tanesi de yakın arkadaşım Emrah'tı" diye konuştu.

Bazı gizli tanık ve etkin pişmanlıkçı ifadelerinde Bağdatlı'nın Medya AŞ'de odası olduğunun öne sürüldüğünü belirten Ongun, bunun doğru olmadığını belirtti. Ongun, Bağdatlı'ya İBB'den düzenli iş verildiği iddialarına yönelik de "Dün AKP döneminde 5 ayda 600 milyon lira ihale alanlardan bahsettim. O adamlar geziyor, Emrah'ı şeytan yaptılar. Savcılığınızın fenomen zanlısı Emrah Bağdatlı ve ortağının bizlerden 2,5 yılda kayıtlı kuyutlu resmi olarak aldığı işlerin toplamı 7,5 milyon lira" ifadelerini kullandı.

"E şimdi ben de yapılacak işte bir arkadaşımın daha önce edinmiş tecrübesi, bilgisi varsa ona danışmayayım mı? İş yapmak için firmalara ihtiyacımız olduğunda insanlara danışmayayım mı?" diyen Ongun, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Soruşturmanın başında 2,5 ay İBB'nin en küçük şirketi Medya AŞ üzerinde tepinildi, benim üzerimde tepinildi. Doğal olarak benle yakınlığı nedeniyle Emrah'ın üzerinde tepinildi. Medyaya, gazetelere aynı yönde yazılar yazdırıldı. Burada söyledi bu tanıklar, bunları gazetelerden okuyarak gelip itirafçı oldular. Beni ve Emrah'ı suçladılar, ondan sonra da çekip gittiler. Ben ve Emrah şeytan olduk.Ben bu kaygıyı da haksız görmüyorum ve eleştirmiyorum ama ben savcıların hayali olarak bize çizdiği istikamette devam edemem. Şu an herkes Emrah'tan fellik fellik kaçıyor da normalde onu tanıyana Emrah dedin mi herkesin yüzünde tebessüm oluyor. Adam neşeli, esprili, sevimli bir insan. Bu katı, bu bulanık, bu kötü dünyada, herkesin birbirini karaladığı dünyada benim için neşeli bir insan, ben neşeli insanları da seviyorum. Ama HTS kayıtlarına bir baksınlar bakalım, 2011-2020 arası Emrah ile kaç kez görüşmüşüm? Kayıt yok çünkü herkesin hayatı başka yönlere akabiliyor, ayrılıyorsun."

SİYASET 01 Temmuz 2026 Çarşamba, 21:07

Yorumlar

Öne Çıkanlar

Diğer Haberler

Rusya'dan Apple'a 4 milyar rublelik ceza uyarısı: 15 Temmuz'a kadar süre verildi

Rusya'dan Apple'a 4 milyar rublelik ceza uyarısı: 15 Temmuz'a kadar süre verildi

Rusya Federal Rekabet Servisi (FAS), Apple'ın...
Dilan Polat'ın hastanedeki son hali ortaya çıktı

Dilan Polat'ın hastanedeki son hali ortaya çıktı

Korumalığını yapan kuzeninin silahlı saldırıda...
CHP'nin seçilmiş Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Anahtar sizde kalabilir ama irade bizdedir!

CHP'nin seçilmiş Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş: Anahtar sizde kalabilir ama irade bizdedir!

CHP Bursa İl Başkanlığı'nda butlancılara karşı...
CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi'nin gündeme ilişkin grup önerileri AK Parti ve MHP ...

CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi'nin gündeme ilişkin grup önerileri AK Parti ve MHP ...

Genel Kurul'da, Yeni Yol Partisi'nin "sermaye...
İngiltere geriden gelerek kazandı!

İngiltere geriden gelerek kazandı!

İngiltere, 2026 FIFA Dünya Kupası'nın son 32...