İBB davasında tanıkların iddiaları duyuma dayandı: "Kamu zararı oluşmadı"

İBB davasında tanıkların iddiaları duyuma dayandı: "Kamu zararı oluşmadı"

SİYASET, 05 Kasım 2026 Perşembe, 15:38
Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 436 sanıklı İBB davasında üçüncü celsenin dördüncü günü bugün Silivri'de başladı. İhale dosyasına ilişkin uzman tanık Muhsin Açık, "Kamu zararı oluşmamıştır" derken, para teslimine ilişkin tanık Ümit Gözütok paranın kime ve ne için verildiğini bilmediğini söyledi. Tanıkların önemli bölümü iddialarını doğrudan bilgi ve belgeye değil, duyumlara dayandırdı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davada yargılama süreci bugün üçüncü celsenin üçüncü gününde devam ediyor.

Seçilmiş İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 436 sanığın yargılandığı davanın duruşmaları, Silivri'deki yeni duruşma salonunda görülüyor. İki hafta önce sona eren ikinci celsede mahkeme heyeti, yedi sanığın tahliyesine hükmetmişti.

Üçüncü celsede mahkemenin dinlemesi beklenen 60 kişi arasında tanıklar, gizli tanıklar ve müştekiler bulunuyor.

12.45 | "ALİ MALAZ'IN YERİNE ÇÖKÜLDÜĞÜ" İDDİASI YALAN

Daha sonra KİPTAŞ Genel Müdür Yardımcısı İlyas Efe Can'ın beyanlarına geçildi. İlyas Efecan, itirafçı sanık Nezahat Kurt'un "KİPTAŞ bize liste gönderirdi" ifadesini yalanladı ve "Kesinlikle liste göndermedik" dedi. Efecan ayrıca, "Ali Malaz'ın yerine çöküldüğü" iddiasının da gerçeği yansıtmadığını ifade etti ve "Tapu devri 2017'de yapılmış. Göreve geldiğimizde taşınmaz zaten KİPTAŞ'ındı" ifadelerini kullandı.

EFECAN'IN BEYANLARINDA ÖNE ÇIKANLAR

İlyas Efecan, KİPTAŞ'ın hasılat paylaşımı ve kat karşılığı sözleşmelerinde satış yetki ve sorumluluğunun yüklenicilere ait olduğunu söyledi. Satış Pazarlama Müdürlüğü'nün kaldırılarak bir şeflik düzeyine indirildiğini anlatan Efecan, KİPTAŞ'ın artık satış pazarlama işlerini doğrudan yürütmediğini belirtti. Efecan, Pendik Arkatlı projesinde KİPTAŞ'tan VIP liste gönderilmediğini söyledi.

Şeref Dede'nin Ayazağa projesinde hak edişlerin geç ödenip ödenmediği sorusuna Efecan, gecikmeye şahit olmadığını söyledi.

Adem Soytekin'in hak edişlerin geç ödenmesi nedeniyle mecbur kaldıkları yönündeki beyanı soruldu. Efecan, Yeşilpınar projesinde bu yönde bir şikâyet veya serzeniş duymadığını, sözleşmedeki usul ve esaslara uygun hareket edildiğini söyledi.

Şeref Dede'nin sorusu üzerine Efecan, KİPTAŞ projelerinde ekspertiz değerinin altında satış yapılmadığını söylerek, "KİPTAŞ gibi bir kurumda özellikle görev yaptığım süre zarfında ekspertiz raporunun altında hiçbir kimseye, hiçbir koşul ve şart altında satış işlemi gerçekleşmemiştir, gerçekleşemez de" dedi.

Efecan, Ayazağa'daki satış onayı hakkında "İETT bize dönüş yaptığı gün de biz yükleniciye satış onayını verdik, aynı gün içerisinde" diye konuştu.

Hak ediş ödemelerine ilişkin soruyu yanıtlayan Efecan, "Daha henüz hak ediş düzenlemeden bile ödeme yapıldığını biliyorum" sözlerine yer verdi.

Efecan, ekspertiz değerinin altında satış iddiasıyla ilgili, "KİPTAŞ'ta hiçbir kimseye, hiçbir koşul ve şart altında ekspertiz raporunun altında satış işlemi gerçekleşmemiştir" ifadelerini kullandı.

Yeşilpınar'da tehdit iddiasının sorulduğu Efecan, Ulaş Yılmaz'ın kendilerine yönelik, "Siyasi ise en siyasi avukatı getirdim. Siz göreceksiniz" dediğini aktardı.

AVUKAT SERDAR ÖKTEM'İN SÖZLERİ

Efecan, "Bu dosyadan hiçbir şey çıkmayacağını biliyorum. Ancak şu an İBB dosyası gibi bir dosya gündemdeyken bunun göz ardı edilemeyeceği, buradan sizin başınız ağrır" dedi.

Ayazağa'da kamu zararı iddiasına ilişkin Efecan, "KİPTAŞ payı 220 milyon liraydı. Gerçekleşen KİPTAŞ hasılat payı 1 milyar 847 milyon küsurdur" diye konuştu.

Şeref Dede'nin ek protokol ve ödemeyle ilgili sorusunu yanıtlayan Efecan, "KİPTAŞ'ın payına düşen konutlar yeterli olmadığı için yaklaşık 42 milyon liralık nakit açık oluştu. Bu tutar yükleniciden tahsil edildi" ifadelerine yer verdi.

Petek Okulları'nın tahliyesi hakkında konuşan efecan, tahliyenin dört yıl süren hukuki süreç sonunda ve icra yoluyla gerçekleştirildiğini söyledi.

Efecan son olarak Ali Malaz iddiasına ilişkin ise "Çökme gibi bir şey söz konusu olamaz. Taşınmazın tapu devirleri 2017 yılında gerçekleşmişti, tapu zaten KİPTAŞ'ındı" dedi.

12.25 | "KAMERA SİSTEMİ YENİLENDİ"

Tutuklu KİPTAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kurt'un tanığı Servet Kiraz söz aldı. Ali Kurt'un asistanı olarak görev yapan Kiraz, "Göreve başladıktan sonra kamera sistemi yenilendi, görüntü kalitesi arttırıldı. Ses kaydı da yapılmaya başlandı" dedi.

Servet Kiraz: Sayın Hakimim, ben yaklaşık 5 yıldır KİPTAŞ Genel Müdürlüğü'nde görev yapmaktayım. Bu kamera sistemiyle alakalı olarak işleyişi size arz edecektim.

Hakim: Ali Kurt müdafi talep üzerine mi?

Servet Kiraz: Evet.

Hakim: Tamam. Buyurun.

Servet Kiraz: Belirttiğim gibi 5 yıldır KİPTAŞ Genel Müdürlüğü'nde görev yapmaktayım. Görevimi kısa bir anlatayım. Makamın günlük işleyişini, buradaki toplantıya katılacak kişilerin organizasyonunu yapıyorum. Genel Müdürlüğün 4. katında bulunuyorum. Makama giriş çıkış yapacak kişilerin önden randevularını ayarlıyoruz ve aynı zamanda bunların giriş çıkış kontrolünü... Başında duran kişiyim. KİPTAŞ Genel Müdürlüğü'nden bahsedeyim; kontrollü bir şekilde giriş çıkışlar yapılıyor Genel Müdürlüğe. Giriş katta X-ray cihazımız var, güvenlik görevlilerimiz var, sekreterliğimiz var. Bu sekreterya ve X-ray cihazından geçtikten sonra 4. kata alınıyor gelen kişiler. Sekreterya 4. kata bildirim geçiyor ve aynı zamanda asansörümüz kartlı sistemle çalışmakta, 4. kata da kartlı sistemle çıkış yapılıyor.

Hakim: Siz ne olarak görev yapıyorsunuz orada?

Servet Kiraz: Ben asistanıyım Ali Kurt'un.

Hakim: Ali Kurt'un asistanısınız. Ali Kurt'un odası 4. katta mı?

Servet Kiraz: 4. kat.

Hakim: O nedenle de bunları anlatıyorsunuz.

Servet Kiraz: Evet, bu nedenle bunları anlatıyorum. Burada kamera sistemimizi anlatayım; herhangi bir... Kamera sistemimizde biz ilk göreve geldiğimizde şöyle söyleyeyim, Ali Kurt kamera sistemini tamamen baştan aşağı yeniledi, değiştirdi. Çünkü kör noktalar vardı, bunların tespitini gerçekleştirdik. Ali Kurt'un talimatıyla da bu kamera sistemi kör noktada kalmayacak şekilde ve görüntü kalitesinin daha yüksek bir şekilde, ses kaydı da alacak kameralarla birlikte KİPTAŞ'ı tekrardan revize ettik kamera sistemini. Kişilerin yukarı...

Hakim: Şimdi şöyle bir beyan vardı; para verildi, verilmedi, o çantayla ilgili olarak...

Servet Kiraz: Evet, para verildiği asılsız. Ben o konunun üzerinden tanıklık gerçekleştiriyorum. 4. kata alındıktan sonra gelen kişiler, misafirler, orada bekleme salonumuz var. Bekleme salonumuzda da kameralar görüntü ve ses kaydı alıyor. Makamın giriş kapısına kadar kameralar 7/24 çekim sağlıyor. Buraya gelen kişiler hediye getiren kişiler, bu hediyeleri biz önden alıyoruz. Makama herhangi bir şekilde hediye ile giriş genellikle yapılmıyor. Hediyeyi göstermek isteyen misafirler çıkıyor, bunlarda da şu şekilde prosedürümüz, yani işleyiş düzenimizi söylüyorum: Giriş yaptıktan sonra makama, sunum yapıldıktan sonra, takdim edildikten sonra giren kişiler makama, kapılar açıkken ben gelen hediyeyi gösteriyorum, açıyorum, gösteriyorum ve makamda tutmamak üzere biz geri alıyoruz. Buradaki iki kişi "Geldim, verdim" dediği için, dediğim gibi bu prosedürü anlattım.

Hakim: Yani kamera sistemi itibarıyla falan bunun pek münkünatı yok?

Servet Kiraz: Evet, mümkünatı yok. Yok. Ben 5 yıllık süre zarfı içerisinde böyle bir şeye şahit gelmedim. O kişiyi de geldi, gördüm. Güvenlik görevlisi olarak biliyorum kendisini. Hiçbir zaman da yanında çantayla...

Hakim: Kim o gelen kişi?

Servet Kiraz: Murat Erenler. İşte basından da takip ettiğim kadarıyla.

Hakim: Kaç defa gördün o şahsı makamda?

Servet Kiraz: Makama Adem Soytekin'le birlikte, onun güvenlik görevlisi olarak çalıştığını biliyorum. Siz de takdir edersiniz ki güvenlik görevlileri de hiçbir zaman...

Hakim: Günde kaç kişi geliyor ziyarete makama?

Servet Kiraz: Bunların hepsi bu arada önden ayarlanıyor.

Hakim: Onu sormuyorum. Günde ortalama aşağı yukarı kaç kişi geliyor makama ziyarete?

Servet Kiraz: Bazı gün 8 olur, bazı gün 10 olur, 15 olur. Yani bu sayı... Çünkü dışarıda da şantiyeler olduğu için...

Hakim: Murat Erenler kaç defa geldi makama?

Servet Kiraz: Sayı olarak veremem onu da, kaç defa gördüğümü... Birkaç kez gördüm.

Hakim: Her geleni böyle tanıyor musun aklında? O şahıs aklında kalmış diğerlerine nazaran?

Servet Kiraz: Her gelen aklımda tabii ki kalmıyor da bu şahıs aklımda buradan takip ettiğimiz üzerine, buradaki durumdan ötürü bu şahıs hafızamızda yer etti.

Hakim: Evet.

Servet Kiraz: Öyle bir şeye şahit olmadım ben. Olmadım. Bu şahsın yanında çanta dahi görmedim hiçbir zaman.

Hakim: Kaç yıldır beraber çalışıyorsunuz Ali Kurt'la?

Servet Kiraz: 5 yıl.

Hakim: 5 yıldır berabersiniz. Var mı başka ekleyeceğiniz, söyleyeceğiniz?

Servet Kiraz: Yok.

ALİ KURT SORDU

Ali Kurt: Servet, KİPTAŞ'tan daha önce biz senle tanışıyor muyduk?

Servet Kiraz: Hayır başkanım.

Ali Kurt: Şimdi günde kaç kişi geliyor, herkesi tanıyor musunuz dediniz de esas şunu sormanız beklenirdi. Niye böyle bir güvenlik önlemi alındı? Çünkü KİPTAŞ geçmişte özellikle 17-25 Aralık operasyonlarında yaşadığı dinlemeler, cihaz koymalar gibi güvenlik sorunları yaşadığı için aynı sıkıntıları biz de yaşamayalım diye ben özellikle Genel Müdür olduktan sonra şirketin diğer birimlerinde olduğu gibi Genel Müdür katında da özel bir protokol düzeni koydum. Çünkü bizim dışımızda bir iki kere buna tanık şey de yaptık yani başka konularla ilgili sıkıntılar oldu başkanım. Cihaz koyma, başka şeylere tevessül edenler olduğu için size de burada huzurda sunduk. Önümüzdeki hafta tekrar detaylı anlatılacak. Kamera sistemini de o yüzden koyduk. Benden önce orada sesli ve kameralı görüntü sistemi var mıydı?

Servet Kiraz: Hayır.

Ali Kurt: Senin bildiğin ve orada Tuğba Hanım vardı diğer sekreter. Sizin bilginiz haricinde benim odama herhangi biri girebilir mi? Kişiyi tanıyıp tanımaman önemli değil.

Servet Kiraz: Hayır.

Ali Kurt: 5 yıl boyunca benim yanımdan ayrıldın mı?

Servet Kiraz: Hayır.

Ali Kurt: Teşekkür ederim.

ALİ KURT'UN AVUKATI ŞEREF DEDE SORDU

Şeref Dede: Evet. Servet Bey, Adem Soytekin'i tanır mısınız?

Servet Kiraz: Evet, evet.

Şeref Dede: Sık sık gelir mi?

Servet Kiraz: KİPTAŞ'la iş yaptığı için müteahhit olarak tanırım yani.

Şeref Dede: Murat Erenler hiç yalnız geldiği oldu mu?

Servet Kiraz: Murat Erenler'i hiç yalnız geldiğini hatırlamıyorum.

Şeref Dede: Herhangi biri yalnız gelecek olsaydı, biraz önce anlattığınız KİPKTAŞ'a nasıl gelirdi? Randevuyu kimden alırdı?

Servet Kiraz: Randevu sistemi olmadan kafasına buyruk olarak asla KİPKTAŞ'ta kimse gelemez.

Şeref Dede: Nasıl randevu alınıyor?

Servet Kiraz: Ekibimizde özel kalemde Tuğba Hanım da çalışmakta. Kendisi iletişim kurar, randevulaşılır, tarih ve saat verilir, ona istinaden gelir.

Şeref Dede: Bunlar kayıtları içer mi?

Servet Kiraz: Evet, hepsi kayıtlarıdır.

Şeref Dede: Peki aşağıdan başka bir usulde hiç kayıtlara geçmeden yukarı çıkabilmesi mümkün mü?

Servet Kiraz: Hayır. Bizi, bizim bilgimiz olmadan asla yukarı çıkamaz. Dediğim gibi şimdi KİPKTAŞ'ın genel müdürlüğüne giriş, şimdi onun da bir prosedürü var. Güvenlik var, sekreterya var, X-ray cihazı var. Sekreterya bize zaten gelen kişiyi yukarıya dördüncü kata bildirim yapar. Biz randevuda bir boşluk var ise onu makama sunarız. Ona istinaden alırız. Bunların hepsi kayıt altındadır.

Şeref Dede: KİPTAŞ'ta kamera kayıtlarının daha önce ses alma özelliği var mı?

Servet Kiraz: Hayır, yoktur.

Şeref Dede: Daha sonra ses ve görüntüyü mü kaydediyor?

Servet Kiraz: Evet, Ali Kurt'un talimatıyla bunların hepsi revize edildi. Dediğim gibi herhangi bir kör nokta kalmayacak şekilde kameralar tekrardan düzenleme yapıldı.

Şeref Dede: Adem Soytekin'in veya Murat Erenler birlikte veya ayrı ayrı geldiklerinde hepsinde de kameralar çalışıyor mu?

Servet Kiraz: Çalışıyordu büyük ihtimalle. Bizde ki hiç hatadan bozuk olduğunu hatırlamam.

Şeref Dede: Yani buraya gelmiş olsak, gir vermiş olsak, kamerayla kaydedilmiş olunur mu?

Servet Kiraz: Kesinlikle. Bu katta sadece bir iki kişide çalışmıyor, birçok kişiyiz orada. Yani yaklaşık bir on kişi kadar varız. Kimsenin gözünden kaçmaz böyle bir şey. Bir de dediğim gibi bu güvenlik görevlisi olarak ben biliyorum kendisinin polislikten emekli bu kişinin, böyle kişiler çanta taşımaz. Çanta taşısa dahi benim gözüme bu çarpardı. Çünkü çanta taşımadığı için. Çünkü böyle bir çantayla gelişini görürdüm yani ve hafızamda kalırdı.

Şeref Dede: Yani mesela biz şimdi sizden KİPKTAŞ'tan on gün önce Ali Bey odasına ya da sizin sekretere kimin gelip gelmediğini tespit etmek istesek, kamera kayıtlarını verebilir misiniz?

Servet Kiraz: Evet.

Şeref Dede: Yani demek ki o zaman da gelmiş olsaydı, istenseydi bu kamera kayıtları verilir tespit edilebilir mi?

Servet Kiraz: Kesinlikle verilir.

Şeref Dede: Teşekkür ederim.

Hakim: Başka sorular var mıdır?

12.10 | "KAMU ZARARI OLUŞMAMIŞTIR"

Bugünkü duruşmada savunmanın tanıklarının beyanları da alınacak. Bu kapsamda ilk söz alan Muhsin Açık oldu. Uzman bilirkişi sıfatıyla tanık olarak dinlenen Açık, İBB Raylı Sistemler Daire Başkanı Ceyhun Avşar'ın sorularını da yanıtladı. Avşar, Açık'a Bağcılar - Kirazlı metrosuna ilişkin ihaleye fesat karıştırıldığı iddiasını sordu. Açık, "İdarenin manipülasyonuna ulaşmak mümkün değil çünkü yok. Kamu zararı oluşmamıştır" dedi.

Hakim: Şimdi dinliyoruz. Ne hakkında bilginiz var? Buyurun dinliyoruz.

Muhsin Açık: Efendim, 140 numaralı dosya...

Hakim: İhale olayları hakkında anlatacaksınız anladığım kadarıyla. 140 no'lu...

Muhsin Açık: Evet. Evet Sayın Başkanım. Ben konuyla ilgili olarak üç tane yapılmış olan ihaleye ait olmak üzere bir uzman görüşü hazırladım. Bu uzman görüşü doğrultusunda görüşlerimi beyan etmek üzere inayetinizle buraya gelmiş bulunuyorum. Önce kendimi tanıtayım; ben Muhsin Açık. Çok uzun yıllar Kamu İhale Kurumu'nda yöneticilik yaptım. En sonunda şu anda konuyla ilgili olarak bilirkişilik, uzmanlık yapmak ve danışmanlık yapmak üzereyim. Ankara'da bu işi yürütüyorum.

140 numaralı dosyayla ilgili olarak Ahmet Bey'in ve ilgili arkadaşların talebi üzerine bir uzman raporu hazırladım. Hazırlamış olduğum uzman raporu bilirkişi raporuna, ihale işlem dosyalarına, ilgili yargı ve Kamu İhale Kurulu kararlarına dayalı olarak tesis edilmiş durumdadır. Bu noktada üç tane ihaleden bahsetmiştim. Söz konusu olan ihaleler; birincisi bir açık ihale usulü, ikincisi pazarlık ihale usulü, üçüncüsü de yine bir pazarlık ihale usulü ki hepsi aynı kategoride, aynı minvalde yapılmış olan ihaleler. Bu ihalelere ilişkin olarak bilirkişi tarafından hazırlanmış olan rapor çok kapsamlı. Dört tane bilirkişi tarafından, diğeri de başka bilirkişiler tarafından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bilirkişileri tarafından hazırlanmış olan bilirkişi raporları var. Bu bilirkişi raporlarındaki değerlendirmelere karşı gelmek üzere veya onları karşılamak üzere raporu tanzim ettik, düzenledik.

Bu noktada bilirkişilerin dosyalarla ilgili olarak çok düzgün tespitleri var aslında. Sayın bilirkişiler öncelikle bu üç ihalenin de yapılış şekline; açık ihale usulü, pazarlık ve pazarlık usullerine, yapılmış olan şekillerinin uygun olduğunu ifade ediyorlar raporlarında. Yani idare tarafından her üç ihale de uygun şekilde yapılmıştır diye söylüyorlar. Müteakiben bu üç ihaleye ilişkin olarak yaklaşık maliyet tespitinin yine uygun şekilde oluşturulduğunu ifade ediyorlar. Yaklaşık maliyet tespiti ile ilgili olarak müteakiben Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın uzmanları da piyasa araştırması sonucunda yapılmış olan yaklaşık maliyet tespitinin uygun olduğunu ve yapılan işlemlerin de bu minvalde doğru seyrettiğini ifade etmiş bulunuyorlar. Bunlar çok güzel ve müspet noktalar olarak karşımıza çıkıyor.

Bununla birlikte bilirkişi raporunda ayrıldığımız birkaç tane nokta var. Bu noktalardan bir tanesi; öncelikle yaklaşık maliyetin sızdırıldığı diye bir ifade var. Bu yaklaşık maliyetin sızdırıldığı olayı aslında ihale dokümanına bakıldığı zaman çok yerinde olmadığını görüyoruz. Nedeni şu; ihale dokümanında idare tanzim ederken, düzenlemesini yaparken şartnamesine şu maddeyi koyuyor: Diyor ki, iki tane iş kalemi var. Bu iki iş kalemi diğer kamu kurumlarında yapılacak olan işler ve başka işlere münasip olarak sabit bir fiyat verilmesini istiyor. Diyor ki, "Siz bütün istekliler bu iş kalemlerine sabit fiyat vermek zorundasınız" diye söylüyor ihale dokümanında. Bu bedel de 75 milyon lira.

Bilirkişi raporunda nasıl değerlendirildi tam çözemedim. Bu sanki üç firmanın da iki iş kalemi için aynı fiyatı verdiği şekliyle bir değerlendirmede bulunuyor. Aslında böyle bir yaklaşım yok. Üç firma da idarenin ta işin başında önerdiği rakamları, 75 milyon lira gibi bir rakamı deklare etmiş oldu. Burada şunu gözden kaçırmamak lazım; bu 75 milyon liradan bir kuruş altında olsa herhangi birisi, isteklilerden bir tanesi, ihalede o isteklinin değerlendirme dışı bırakılması gerektiği de mutlak. Bunu da gözden kaçırmamak gerekiyor. Doğal olarak buradan hareketle yaklaşık maliyetin sızdırıldığı çok yerine oturmadı, çok makul gelmedi. Çünkü sabit bir değer, herkes bunu baştan biliyor, onu değerlendiriyor. Bu önemli bir argüman. Kaldı ki daha önce söylemiştim; bilirkişi yaklaşık maliyetin tespitine dönük herhangi bir eleştiride bulunmuyor. Bütün raporlarda bu aynı şekilde deklare edilmiş durumda.

İkincisi Sayın Başkanım; Yapı Merkezi diye birinci pazarlık ihalesine teklif vermiş olan firmanın sosyal güvenlik prim borcu bulunduğu şekliyle bir değerlendirmede bulunuyor. Bu sosyal güvenlik prim borcu bulunduğu tespitini kamu ihale mevzuatında olmayan bir usulle tespit ediyor ve ona göre söylüyor. Diyor ki, "Bu firmanın bankalar nezdinde itibarı kalmamıştır, borçludur bankalara" diyor. Müteakiben tekrar şunu söylüyor: "Bunların tapu kayıtlarına da baktığımız zaman tapu kayıtlarında haciz görülüyor" diyor, 700 küsur milyon liralık falan bir haciz görülüyor diyor. "Doğal olarak bu vatandaşın sosyal güvenlik prim borcu vardır" diye mütalaasını buna ekliyor. Sosyal Güvenlik prim borcu ve vergi borcu mutlaka ve mutlaka ilgili idarece efendim antetli ıslak imzalı veya elektronik okunaklı yazılarıyla tespit etmesi gerekiyor. Bunu böyle görmek lazım. Bu noktada vatandaşın Sosyal Güvenlik prim borcu olmadığını olmadığını yani ihale tarihi itibariyle buradaki kırmızı çizgi ihale tarihi itibariyle borcunun olmadığı Sayın Başkanım, bu tarihte vatandaş bir aydır bir ihalenin bir aydır borcunu yapılandırmış kanunen diyor ki, işte kanundan yararlanan borcu sosyal güvenlik prim borçları, vergi borçları yapılandırılabilir diyor. O da yapılandırmaya müracaat etmiş. Yapılandırma için peşinatı olan parasından şey yapmış, yatırmış.

Daha sonrasında daha sonrasında ihaleye katılıyor. Sosyal Güvenlik Kurumundan almış olduğu yazıyı yazıda ki daha sonrasında ihale iptal edildikten sonra bir yazı getiriyor. O yazıda idareye vermiyor. Yine kendinde elinde olan bir yazı, ihale tarihi itibariyle vergi borcu değil sosyal güvenlik prim borcu yoktur diye bir yazı kuruyor. Ama sayın savcılık şey yapmıyor bunu burada ikna olmuyor. 2025 yılının mayıs ayında Sosyal Güvenlik Kurumuna bir yazı yazıyor. Diyor ki, bu vatandaşın bu firmanın efendim ihale tarihi itibariyle vergi borcu var mıdır yok mudur diye. Sosyal Güvenlik Kurumu yazısında diyor ki ihale tarihi itibariyle bu firmanın efendim bir borcu yoktur. Niye? Borcu yoktur şeyi beraberinde yapılandırılmış olan yapılandırılmış olan borç Kamu İhale mevzuatı çerçevesinde borç olarak görünmüyor halihazırda ki bunu Kamu İhale Genel Tebliği'nin 17/6 maddesinde çok açık bir şekilde sarih bir şekilde izah ediyor.

Bu noktadan hareketle vatandaşın yani yapı merkezinin birinci ihaleye vermiş olduğu teklifte Sosyal Güvenlik prim borcu olmadığını nedenini prim borcu olduğu nedeniyle sorulması gereken düşüncesi biraz ayakları yere basmıyor. Çünkü hem Danıştay hem İdare Mahkemeleri hem de Kamu İhale Kurumu Sosyal Güvenlik Kurumunun içinde bulunduğu şartları dikkate alarak şey bu tür efendim soruşturmayı soruşturmanın nihai itibariyle yazılı olmaya bağlıyor. Yani ıslak imzalı yazılı bir dilekçe geldiği anda bunun kabul edilmesi gerektiğini ifade ediyor. Her ne kadar bu idareler dijital ortamda sorun yapılabilirse de efendim sorgulanabilirler bir durum arz ediyor ise de Sosyal Güvenlik Kurumunun içinde bulunduğu karmaşık yapı nedeniyle bu her zaman aynı sonucu vermiyor. Nihayet itibariyle bugün dahi Kamu İhale Kurumu Sosyal Güvenlik prim borcu ile ilgili olarak ıslak imzalı belge getirilmesini istiyor ki vatandaşın getirmiş olduğu veya sayın savcılığın yazısına istinaden ilgili kurumun söylemiş olduğu, yazmış olduğu yazıda ihale tarihi itibariyle Sosyal Güvenlik prim borcu olmadığı bu konudaki değerlendirmenin çok yerinde bulmadığını görüyoruz, yerinde olmadığını düşünüyoruz.

Burada beraberinde yine bilirkişi raporunda ihalenin yani bu birinci ihalenin iptal edilmesi nedeniyle bir kamu zararı ve haksız menfaat temin edilebileceği düşüncesi var. İhalenin iptal gerekçesine bakıldığı zaman yaklaşık maliyetin 0.46 altında tezahür etmiş. Beraberinde 6 firmanın davet edildiği, iki firmanın icabet etmediği, iki firmanın da iş ortaklığı yapmak suretiyle teklif vermediği ihalede gerekti rekabetin sağlanamadığı düşüncesinden hareketle ihale yetkilisi tarafından ihale iptal ediliyor. Bu iptal yetkisi bu iptal yetkisi 4734 sayılı kanunun 40. maddesinde çok açık bir şekilde ihale yetkilisine iptal yetkisini veriyor. Lakin bir şey var. Orada gözden kaçırılmaması gereken sayın heyetimizin efendim değerlendireceği, bunun gerekçesini sağlam kurması gerekiyor. Bu iptal gerekçesine bakıldığı zaman idare çok net olarak 6 firmanın davetine tamamının icabet etmemesi nedeniyle ve yaklaşık maliyete gerçekten efendim piyasa şartlarına çok yakın olan bir değer ortaya çıkması nedeniyle ihalenin iptalinin daha uygun olacağını düşünüyor ve ihaleyi iptal ediyor.

Haklılığı şurda ortaya çıkıyor. İkinci pazarlık yarısına ben iki ay sonra bir buçuk bir buçuk ay sonra gene yapıyor. Ve o ihalede birinci ihalede çağrılan 6 firmanın yanında 10 tane bu sektördeki en büyük firmaları davet ediyor. Onlar da onların içerisinden de 6 tanesi davete icabet ederek teklif veriyorlar ve ortaya çıkan teklif yaklaşık maliyetin daha önceki yaklaşık maliyetinde 3.64'üne tekabül ediyor. Yani ihale birinci ihaleyi iptal edip ikinci ihaleyle sonuçlandırdığı iş konusunu da aşağı yukarı 600 küsur milyon liralık o tarih itibariyle söylüyorum bir kamu menfaatini ortaya koymuş görünüyor efendim. Şimdi burada doğal olarak bir kamu zararından yani sonucu itibariyle bir kamu zararından bahsetmek mümkün olmayacağı yapılan işin iptal gerekçenin iptalin gerekçesinin uygun olduğunu mütalaa ettik. Bu usul ve eksiklikleri söyledik. Sayın Başkanım, ihalelerin her ikisinde de pazarlık usulü olan ihalelerde de muhtelif eksiklikler var. Neler bunlar? Bunların iki tane noktada kilitleniyor. Bunlardan bir tanesi şeyin yaklaşık maliyete bağlı olarak verilmiş olan geçici teminatın geçici teminatın uygunluğu noktasında.

Hakim: Şimdi şöyle yapalım, diyeceğimiz hususlar... Anladığım kadarıyla sunacağınız raporu da değerlendiririz okuruz zaten. Sunacağınız raporu da okuruz değerlendiririz zaten biraz daha kısımları, kısa geçelim. Şimdi şöyle anladığım kadarıyla siz diyorsunuz ki burada ihalenin iptali gerekçesinde idarenin, idarenin ihale iptal gerekçesinde sizin değerlendirmenize, yorumunuza göre herhalde usulsüz bir durum söz konusu değil. Pazarlık usulüyle yapılan ihalede özellikle ikinci ihale açısından ekstradan 10 tane daha firma çağrılmış, bu da kamuya yarar da değerlendirdim ben diyorsunuz. O yönden de raporu kabul etmiyorum diyorsunuz. Bir de bu söylediğiniz teminatın, o 697 milyon liralık teminatın iade edilmesinde herhangi bir usulsüzlük yok. Yani 4734 sayılı yasanın 10. maddesine göre bir aykırılık söz konusu değil, çünkü biliyorsunuz SGK prim borcu ihale tarihinde yapılandırılmış durumdadır diyorsunuz. genel yorumunuz bu anlamda. Raporunuzu ayrıntılı okuruz, değerlendiririz zaten. Bakarız.

Muhsin Açık: Evet.

CEYHUN AVŞAR SORDU

Ceyhun Avşar: Ben tüm hazirunu saygıyla selamlıyorum öncelikle. Muhsin hocam, size sormak istediğim 1 husus olacak. Burada iptal edilmiş 1 ihaleden bahsediyoruz. Bu ihaleden biraz önce siz de bahsettiğiniz konuların dışında 1 firmanın iş bitirme belgesi ve yine başka 1 firmanın teminat mektubunun yanlış sunulması sebebiyle yöneltilen bazı iddialar var. Bunlardan biraz önce bahsetmediğiniz için ben bu hususla ilgili soru sormak istiyorum. Uzun yıllar Kamu İhale Kurumunda yöneticilik yaptınız. Bundan önce yine kamu idarelerinde çok fazla ihalede görev aldınız Etibank'ta.

Hakim: Soruya geçelim Ceyhun Bey. Tanıyoruz tanığı zaten.

Ceyhun Avşar: Şöyle, bu ihaleye yöneltilen yani ihaleye fesat suçlamalarında işin esasını etkileyecek raporunuzda işin esasını etkileyecek yani burada herhangi 1 kamu zararı ve ihale sonucunu etkileyecek bir ihaleye fesat hususunda bir kusur tespitiniz oldu mu?

Muhsin Açık: Raporumda çok açık bir şekilde dosya münderecatında şeyin böyle manipülasyona müsait veya idarenin farklı bir davranış içerisinde olduğu işte haksız kayırma falan gibi bir belgeye, bilgiye ulaşmak mümkün değil. Böyle bir şey yok zaten. Bununla birlikte ihalelerin iptali her zaman usule gelen bir şey. Yani çok doğaldır, normaldir. İdare kendi inisiyatifi, gerçekleri doğrultusunda ihaleleri iptal eder ve şeyini hazırlar. Benim tespitlerim noktasında her 2 ihalede de birtakım usul noksanlıkları olmakla beraber sonucu itibarıyla çünkü usulsüzlükleri usule getiren hadise daha sonra vatandaşa ihale verilmemiştir. İhale dışı kalmışlar bunlar. İhale dışı kaldıkları için de sonucu etkileyen herhangi bir durum söz konusu olmamıştır. Zannediyorum açıklama yeterli.

CEYHUN AVŞAR AVUKATI SELENA ERÇETİN KAZCI SORDU

Selena Erçetin Kazcı: Muhsin Bey merhabalar öncelikle. Eylem 140 kapsamında ihale dokümanlarını ve soruşturma aşamasını alan bilirkişi raporlarını inceleyerek mütalaa hazırlamıştınız. Bu taraftaydım bu arada.

Muhsin Açık: Evet.

Selena Erçetin Kazcı: Bizler aslında Sayın heyet mütalaayı zaten aylar öncesinde dosyaya sunmuştuk. Buna ilişkin bir talep dilekçesi de sunmuştuk daha önce Muhsin Bey'in ve yine bir bilirkişi İbrahim Süren'in duruşmada dinlenmesine ilişkin olarak talebimize ilişkin karar oluşturuldu, ara karar kurduk konularda. Oysa ki bizler aslında burada bilirkişi İbrahim Süren'in raporunun gerekçelerini duruşmada açıklamasını isterdik.

Hakim: Avukat hanım sorunuz varsa sorunuz sorun

Selena Erçetin Kazcı: Tabii ben mütalaayı sunarsınız dediğiniz için bunu belirtmek istedim.

Hakim: Tamam. Sorunuz varsa sorunuza geçin

Selena Erçetin Kazcı: Tabii ki şimdi Muhsin Bey bilirkişi raporunda yaklaşık maliyetin ve gizli kalması gereken belgelerin sızdırıldığına ilişkin bir delil yer almadığı belirtilmekle birlikte yine yaklaşık maliyete istekleri teklifleri yaklaşık maliyete yakın olmasını da, yaklaşık maliyetin sızdırıldığına ilişkin kuvvetli bir şüphe oluşturuldu belirtilmekte. Peki isteklilerin teklif tutarlarının yaklaşık maliyete yakın olması olağan mıdır? Bu gerçekten sızdırılmaya için bir şüphe oluşturur mu?

Hakim: Açıklamasının ilk kısmında anlattı zaten avukat Hanım oradaki o rakamların sabit ssözleşmede zaten şey idarenin belirlemiş olduğu şartnamede orada sabit fiyat belirlenmiş. Bununla bu rakamlar bu şekilde benzer çıktığını anlattı dinledik zaten orada.

Muhsin Açık: Şeylerde fiyatlarda Sayın Başkan yani konuşmuş olan fiyata şöyle diyebiliriz, bu ihaleler, büyük ihaleler yani herkes her şeyi çok iyi bilebiliyor.

Selena Erçetin Kazcı: Muhsin Bey bir sorumuz daha var. Hiç değinilmediği bir konuya ilişkin olarak bir soru sorayım o halde. Yine bilirkişi raporunda isteklilerden Duygu Taahhüt firmasının iş deneyim belgesinin yeterliliğe ilişkin kriterleri karşılamadığı söyleniyor. Bu Duygu Taahhüt tarafından sunulan iş deneyim belgesindeki aslı unsuru ve bu unsurun ihale maliyetine benzer şartla örtüşmediğini açıklayabilir misiniz?

Muhsin Açık: Anlamadım. Bir daha tekrarlar mısınız?

Selena Erçetin Kazcı: Duygu Taahhüt firmasının isteklilerden iş deneyim belgesinin yeterliliğe ilişkin kriterleri karşılamadığı belirtmiş.

Muhsin Açık: Anladım, anladım. Sayın Başkan firmanın bir tanesini bilirkişi raporunda değerlendirme dışı bırakılması gerekirken neden değerlendirme dışı bırakılmadığı ifade ediliyor. Bu iş bitirme bu firmanın iş bitirme belgesini baktığımız zaman şunu görüyoruz. Kamu İhale Kurumu bütün iş bitirme belgelerinin EKAP üzerinde kayıtlı olmasını ortaya koyuyor. EKAP üzerinde kayıtlı olmayan hiçbir iş belgesi kabul edilemez. Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları bu Duygu firması ile ilgili olarak iş bitirme belgesi hazırlıyor. Hazırlamış olduğu iş bitirme belgesinde diyor ki, A6 dediği işte bizim yapım işlerine ilişkin bir şeyimiz var, standart mükemmelliğimiz var, oradaki şeye uygun olduğunu ifade ediyor ve kamu ihale kurumu hem o tenkitte hem de ihalelerde aradığı bir unsur var. Yapılmış olan işin esaslı unsurunun bu işe muttali olup olmadığını, bu işin bünyesinde içerisinde olup olmadığını şey yapmak, korumakla kollamakla mükellef. Kamu İhale Kurumunun hazırladığı sayfasında bulunan EKAP kayıtlı ve bir kamu kurumu tarafından düzenlenmiş olan iş deneyim belgesinin kabul edilmemesinin çok uygun olmadığını düşünüyorum ben.

SERDAL TAŞKIN AVUKATI ALİ RIZA DİZDAR SORU SORMADI

Ali Rıza Dizdar: Efendim, öncelikle şunu söylemek istiyorum. Mahkemenize teşekkür etmek için söz istedim soruyla birlikte. Çünkü temel konu olan bu dosyayı gayet iyi bir şekilde tetkik ettiğinizi ben de uzman bilirkişiyi dinlerken kendi uzmanlık alanımda da dinledim. Sayıştay raporlarını istemekle birlikte gelen işte MASAK raporları dahil olmak üzere ihalelerin nasıl olup olmadığı konusunda böyle uzman bilirkişilere sizin de engin tecrübenizle çünkü hakim olmuşsunuz dosyaya. Cevapları da gayet iyi verdiniz sorular şeklinde. Böyle bilirkişilerden inceleme yaptırılmasının yerinde olduğunu sayın tanığa da uzmanlık alanındaki vermiş olduğu beyanlardan dolayı teşekkür etmek istedim.

11.55 | "PARAYI KİME, NE İÇİN VERDİ BİLMİYORUM"

Daha sonra tanık Ümit Gözütok söz aldı. Ümit Gözütok, suç örgütü kurmak ve yönetmek suçlamasıyla yargılanan, İBB Davası'nda da sanık olan Aziz İhsan Aktaş'ın kendisinden para istediğini ama bu paranın kime ve ne için verildiğini bilmediğini söyledi.

Hakim: Ömer Güngör'le alakalı anlatımlarda geçiyor isminiz. Bu 5 milyon TL paranın teslimiyle alakalı tanık olarak dinleyeceğiz. Daha önce ifade verdiniz mi bu dosyada?

Ümit Gözütok: Yok, hayır başkanım.

Hakim: Sanıklarla herhangi bir husumetiniz, akrabalık bağınız var mı?

Ümit Gözütok: Yok.

Hakim: Bildiğinizi, dosya ile ilgili söyleyeceklerinizi namusunuz ve vicdanınız üzerine doğru söyleyeceğinize yemin eder misiniz?

Ümit Gözütok: Ederim.

Hakim: Cihangir Sağlık Limited Şirketi. Bu konuyu hatırlıyor musunuz? Bu benzinlikte teslim edilen bir para vardı, Aziz İhsan Aktaş...

Ümit Gözütok: Şimdi şöyle başkanım, 2024 Mart ayıydı. Aziz İhsan Aktaş zaten devamlı görüştüğüm kişi, kardeşleriyle de iş yaptığım için. Bende müsaitlik olduğu zaman bir 5 milyon son ihtiyacı olduğunu söyledi acil. Ben de hesap müsait değil, "Müsait olduğu zaman verebilir misin?" diye söylemişti. Ömer Güngör'e teslim etmemi söylemişti. Ben de Acıbadem Koşuyolu'nda çalışıyordum. Bankayla görüştüm. En yakın, yani karşıda bir yerden alabileceğim veya kendi şubesinden alabileceğim yer söylendi. Bir iki gün sonra bana Kuyumcukent müsait olduğunu, oradan parayı alabileceğimi söyledi. Ben de bankayla görüştüm, "Öğleden sonra gelin." dediler meblağ yüksek olduğu için. Sonra Ömer Güngör'e söyledim. "Kuyumcukent'te para hazır, öğleden sonra, tam saati hatırlamıyorum, buluşalım." dedim orada. Orada geldik Ömer Bey'le, bankadan parayı çektik. Birlikte İkitelli'de Petrol Ofisi vardı hatırladığım kadarıyla, oraya gittik. Ömer Bey'e arabada teslim ettim parayı. Ondan sonra gitti, birisine teslim ettiler herhalde ama kime teslim etti, ne için verdi bilmiyorum.

Hakim: Nasıl teslim ettiniz parayı?

Ümit Gözütok: Çantadaydı. Büyük bir siyah çantayla, valizle teslim ettiler o şahsa.

Hakim: Kime teslim edildi?

Ümit Gözütok: Ömer Güngör'e teslim ettiler.

Hakim: Siz Ömer Güngör'e teslim ettiniz. Ömer Güngör'ün kime teslim ettiğini gördünüz mü?

Ümit Gözütok: Yok, görmedim başkanım.

Hakim: Bu paranın ne için verildiği, herhangi bir bilgi? Ömer Güngör size araçta falan herhangi bir şey anlattı mı?

Ümit Gözütok: Yok, anlatmadı başkanım.

Hakim: Herhangi bir bilginiz yok. Sadece parayı Aziz İhsan Aktaş...

Ümit Gözütok: Ben sadece borç olaraktan... Aziz İhsan Aktaş benden direkt parayı Ömer Güngör'e vermemi söyledi. Ben de parayı çektim. Birlikte gittik, para yüklü olduğu için birlikte gittik. Sonradan beni tekrar Kuyumcukent'e bıraktı çünkü benim aracım oradaydı. Ama parayı kime, ne için verdi bilmiyorum.

11.35 | "DOĞRUDAN BİR GÖRÜŞME YOK"

Üçüncü celsenin dördüncü gününde basının salona girişi başladı. Basın mensupları salonda yerini aldı. Duruşma başladı. İlk sözü tanık Yusef Arslan aldı.

Tanık Yusef Arslan, anlatımlarının duyuma dayalı olduğunu belirtti. Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın avukatı Ebru Tütüncüler, Arslan'a müvekkiliyle görüşüp görüşmediğini sordu. Arslan, "Hayır" yanıtını verdi.

Hakim: Evet, daha önce ifadeniz alınmış Yusuf Arslan. Sanıklarla bir akrabalığınız veya husumetiniz var mı?

Yusef Arslan: Hayır.

Hakim: Bildiğinizi, dosdoğru söyleyeceğinize namusunuz ve vicdanınız üzerine yemin eder misiniz?

Yusef Arslan: Ederim.

Hakim: Daha önce 24.07.2025 tarihinde bir ifade vermişsiniz İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında.

Yusef Arslan: Doğru.

Hakim: Orada bir takım anlatımlarınız var. Bu Bomonti'deki yapılan toplantı alakalı, evet. Dinliyoruz anlatın, bu konudaki anlatımlarınızı.

Yusef Arslan: Sıfırdan anlatayım. Bomonti'de bir inşaat yapılıyor. 2022 yılında ilk fazını bitirdik. İş bitirmeyle ilgili müracaat istedik Yapı Denetim Şirketinden. Kendileri müracaat etti ve iskan almamız için ilk 2 blok için başkanla görüşmemiz gerektiğini söylenmiş. Ben de onu ortaklardan Münür Bey'den öğrendim. Ben orada aslında iki ortak arasındaki ihtilaf nedeniyle hep aralarındaki ilişkiyi sağlıyordum. Yani bir yerden bir yere götürüyordum bilgiyi. İstekleri İlker Aydın'a geçirdim. İlker Aydın, Abdi İbrahim'in temsilcisiydi aynı projede. Daha sonra onlar bu işi devraldı, onlar takip etti. Benim söyleyeceklerim bu kadar.

Hakim: Bu 3,5 milyon dolar konusundaki beyanatınız var.

Yusef Arslan: Şöyle; ilk, orada 3 tane bina vardı. İlk 2 blok B ve C blokları tamamlandığında bize iletilen 3,5 milyon dolar bir ödeme talep edildiği, daha sonradan 2. 3. bina yani A blok bittiğinde de 3,5 milyon gibi bir talep olduğu söylendi. Proje aslında tamamıyla ruhsatına uygun imal edilmişti. Onun için ortaklar da biraz tepki gösterdi niye böyle talep var diye.

Hakim: Siz buradan genel itibarıyla anladığım kadarıyla Timur Bey ve İlker Bey arasında geçen...

Yusef Arslan: Yani aslında ben Münir Bey, Münir Bey, Timur Bey ve İlker Bey arasında. Ben aslında sadece birinden duyduğumu birine geçiriyordum evet.

Hakim: Yani siz burada doğrudan herhangi bir şekilde belediyede çalışanı

Yusef Arslan: Yok.

Hakim: Veya belediyede bir kimseyle bir görüşmeniz yok. Siz sadece buradaki anlatımlarınızı bu taraflar arasındaki iletişimden kaynaklı olarak duyduklarınızla vakıf oldunuz.

Yusef Arslan: Aynen. Aynen.

Hakim: Doğrudan bir görgünüz yok o zaman, doğrudan bir görüşmeniz yok.

Yusef Arslan: Hayır.

RESUL EMRAH ŞAHAN AVUKATI EBRU TÜTÜNCÜLER SORULARI SORDU

Ebru Tütüncüler: Üç sorum olacak kısaca. Müvekkille hiç görüşmediniz. Bildikleriniz Timur Soysal ve İlker Aydın'dan duyduklarımızdan ibaret. 2024'te Timur size belediyenin 8-10 milyon dolar maliyetli bir projesine destek istendiğini söyledi. Nakit 10 milyon dolar talep edildiğini söylemedi ve 4 milyon dolar ödenmesi gerektiğini, bunun belediyeye elden verileceğini size İlker Aydın belediyeyi razı edebildik diye anlattı. Paranın kime verildiğini bilmiyorsunuz değil mi?

Yusef Arslan: Yok yok hayır kesinlikle.

Ebru Tütüncüler: İlker Aydın, 2024'te size kendisine Timur Soysal'dan 10 milyon dolar talep edildiğini söylediğini anlatıyor. Siz İlker Bey'e Timur'un size söylediğini yani 8-10 milyon dolar maliyetli bir projeye destek istendiğini ilettiniz doğru mu?

Yusef Arslan: Doğru.

Ebru Tütüncüler: Son sorum, diğer sanık ve tanıkların ifadelerine göre, Münir Öztekin ile Nezih Barut 2021'den beri bir araya gelmiyor ve iletişimlerini siz sürdürüyorsunuz. Abdi İbrahim yetkilileriyle yüz yüze dahi gelmemenize neden olan güven sorununun nedeni nedir?

Yusef Arslan: Ticari itilaf aslında. İki ortak arasında itilaf oldu ve bir araya gelmemeyi tercih ettiler. Ancak projelerin selameti açısından ikisi de bir şekilde aracılarla ilişki kurdular ve projeyi tamamladılar.

Ebru Tütüncüler: Teşekkürler, başka sorum yok.

ÜÇÜNCÜ CELSENİN İLK GÜNÜ NELER YAŞANDI?

İBB Davası'nda Ekrem İmamoğlu, Cebeci maden sahasındaki şirket hisselerinin kendisine ait olduğu iddiasının dayanağını tanık Ferhat Sayın'a sordu. Sayın, iddiasının kesin bilgiye değil, bir toplantıda duyduğu sözlerden çıkardığı kanaate dayandığını söyledi. İmamoğlu, toplantıya katılan İstanbul Valisi'nin dinlenmemesine tepki gösterirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik davanın 3. celsesinde, Ekrem İmamoğlu ile tanık Ferhat Sayın arasında Cebeci maden sahası üzerinden tartışma yaşandı. Cebeci maden sahasına ilişkin dinlenen tanık Ferhat Sayın, Murat Gülibrahimoğlu'nun şirket hisselerinin gerçekte Ekrem İmamoğlu'na ait olabileceğini düşündüğünü söyledi. Bu kanaatinin gerekçelerinden biri olarak İstanbul Valisi Davut Gül'ün de bulunduğu toplantıdaki konuşmaları gösterdi.

Sayın'ın anlatımına göre Gülibrahimoğlu, şirket yönetimindeki imtiyazların değiştirilmemesi halinde yüzde 20'lik hisseyi İmamoğlu'nun talimatıyla bir hayır kurumuna bağışlayacaklarını söyledi. İbrahim Bülbüllü de aynı yönde konuştu.

İmamoğlu, Sayın'a bu konuşmadan hareketle hisselerin kendisine ait olduğu sonucuna mı vardığını sordu. Sayın, "Olabileceğini düşündüm" yanıtını verdi. Bunun üzerine İmamoğlu, iddiaya dayanak gösterilen toplantıda vali ve diğer kamu görevlileri de bulunmasına rağmen valinin mahkemeye çağrılmamasına tepki gösterdi. Toplantıda konuşulanların diğer katılımcılara sorulması gerektiğini vurgulayarak, Sayın'ın kendi çıkarımı üzerinden kendisine suçlama yöneltilmesini eleştirdi.

İmamoğlu ayrıca Sayın'ın şirketinin İSFALT'ın hisselerini devralmak istediğini gündeme getirdi. Sayın bu talebi doğruladı. İmamoğlu da Sayın'ın hükümete yaranmak amacıyla bu yönde ifade verdiğini savundu.

Mikrofonunun kapatılması üzerine İmamoğlu, "Valiyi dinlemeyeceksiniz, böyle işkembeden atanları dinleyeceksiniz. Bu da yargılama olacak!" diye tepki gösterdi. Heyet başkanı ise "Salondan çıkarırım Ekrem Bey" dedi.

MÜŞTEKİLER VE TANIKLAR DİNLENDİ

Öte yandan ilk gün bazı müştekiler şikâyetçi olmadıklarını açıkladı. Bahattin Uçar, sanıklardan şikâyetçi olmadığını söyledi. Mehmet İlhan Gülay, kimse hakkında şikâyetinin bulunmadığını ve davaya katılmak istemediğini belirtti. Avni Çelik de şikâyetçi olmadığını açıkladı.
Kaan Yüce, şikâyetinin bulunmadığını söyledi.

Buna karşılık Alaattin Kameroğlu, Çetin Gül, İlker Keleş, Nezih Barut, Ziya Yılmaz ve Selahattin Özgül şikâyetlerini sürdürdü.

ÜÇÜNCÜ CELSENİN İKİNCİ GÜNÜNDE NELER YAŞANDI?

Tanık Orhan Cevahiroğlu, savcılık ifadesinde adını verdiği Murat Kapki ve Necati Özkan'ı mahkeme salonunda tanımadığını söyledi.

Cebeci maden sahasına ilişkin iddialarını kamyonculardan duyduklarına dayandıran tanık Şükrü Kaynar ise mahkeme başkanının sorularıyla karşılaştı.

Duruşmada ayrıca Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı döneminde hayata geçirilmek istenen bir projenin dönemin İBB yönetimi tarafından yıllarca bekletildiğini anlattı.
İBB davasında tanık Şükrü Kaynar, Cebeci maden sahasındaki para trafiği ve sahte fatura iddialarına ilişkin konuştu. Murat Gülibrahimoğlu ile Hasan Tahsin Sönmez arasındaki ticari ilişki hakkında anlattıklarının duyuma dayandığını kabul eden Kaynar'a mahkeme başkanı, "Biri de seninle ilgili sahte fatura dese ne yaparsın?" diye sordu.

ÜÇÜNCÜ CELSENİN ÜÇÜNCÜ GÜNÜ NELER YAŞANDI?

Gizli tanıklar Gürgen ve Zeytin dinlendi. İki gizli tanık, sesleri değiştirilip görüntüleri buzlanarak Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya katıldı.

Savcılık ifadelerinde İBB yöneticileri hakkında çeşitli iddialarda bulunan gizli tanıklar, mahkeme başkanının ve savunma avukatlarının soruları üzerine para alışverişlerine ve menfaat sağlama iddialarına doğrudan tanıklık etmediklerini anlattı.

Tanık Selman Narman, savcılıkta verdiği ifadesini tekrarladı. Selman Narman, İBB iştiraki Medya A.Ş. ihalelerinin önceden belirlenen firmalara dağıtıldığını söyledi. Narman, "Bir toplantıda telefonlar toplandı. İhalenin kaç bölüme ayrılacağı, hangi bölümün hangi firmaya verileceği ve ihale bedelleri belirlendi" şeklinde beyan verdi. Reklam İstanbul firmasının Murat Olgun'a ait olduğuna dair tanık beyanındaki iddiası soruldu. Narman, firmanın Murat Olgun'a ait olduğunun herkes tarafından bilindiğini söyledi. Narman, iddiasıyla ilgili herhangi bir bilgi ve belgesi olmadığını belirtti.

SİYASET 05 Kasım 2026 Perşembe, 15:38

Yorumlar

Öne Çıkanlar

Diğer Haberler

Kahramanmaraş'ta bebeğe şiddet uygulayan hemşireye 5 yıl 10 ay hapis

Kahramanmaraş'ta bebeğe şiddet uygulayan hemşireye 5 yıl 10 ay hapis

Kahramanmaraş'ta 2021 yılında yeni doğan yoğun...
Hoeness'ten Okan Buruk'un sözlerine tepki

Hoeness'ten Okan Buruk'un sözlerine tepki

Stuttgart Teknik Direktörü Sebastian Hoeness...
Sivasspor'da Vanspor maçı hazırlıkları sürüyor

Sivasspor'da Vanspor maçı hazırlıkları sürüyor

Sivasspor, Trendyol 1. Lig'in 14. haftasında...
Nilüfer Belediyesi'ne iki önemli ödül

Nilüfer Belediyesi'ne iki önemli ödül

Nilüfer Belediyesi, katılımcı demokrasi ve...
Fransa'da genel grev günü: 250 binden fazla gösterici sokaklarda

Fransa'da genel grev günü: 250 binden fazla gösterici sokaklarda

Fransa'da sendikaların çağrısıyla, öğrenci...
Canan Karatay'ın meslekten men cezası AYM'den döndü: 'Beni susturmaya çalışıyorlar'

Canan Karatay'ın meslekten men cezası AYM'den döndü: 'Beni susturmaya çalışıyorlar'

Anayasa Mahkemesi (AYM), Prof. Dr. Canan...