İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'ndan çözüm süreci çıkışı: Terörsüz Türkiye değil, cumhuriyete karşı kalkışma
SİYASET, 09 Mart 2026 Pazartesi, 13:30Cumhuriyet'in haberine göre; İyi Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, çözüm süreci ile yeni anayasa tartışmalarına dair eleştirilerde bulundu.
Yeni anayasa tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, iktidarın yürüttüğü sürecin gerçek niyetinin dikkatle incelenmesi gerektiğini söyledi. Dervişoğlu şu ifadeleri kullandı:
"AKP'nin şu anda elinde bir taslak olduğu söyleniyor. MHP'nin daha önce hükümete sunduğu bir çalışma olduğu da ifade ediliyor. Herkesin anayasa üzerinde bir çalışması var. Mevcut anayasanın çok büyük bir bölümü bu hükümet döneminde değiştirildi. Bu nedenle darbe anayasası olma vasfını büyük ölçüde yitirdi. Sadece yapıldığı dönem itibarıyla darbeyle ilişkilendirilebilir. Bu anayasa ile sistem bile değiştirildi."
Bu nedenle "darbe anayasasından kurtulma" söylemiyle yürütülen yeni anayasa tartışmasının arkasında başka siyasi hedefler olabileceğini savunan Dervişoğlu şöyle devam etti: "Dolayısıyla TBMM'nin darbe anayasasından kurtulması ve yeni bir anayasa yapılması iddiasıyla yola çıkmanın başka siyasi hedefleri de içinde barındırdığı kanaatini taşıyoruz."
Numan Kurtulmuş'u eleştirdi
Anayasanın büyük bölümünün zaten değiştirildiğini vurgulayan Dervişoğlu, geriye kalan maddelerin büyük ölçüde temel hükümler olduğunu belirterek; "Anayasada değişmemiş bildiğim kadarıyla elli altı madde kalmış. Bu maddeler genellikle değiştirilemeyecek hükümler, temel özgürlüklerle ve devletin işleyişiyle ilgili maddeler. Yani anayasanın ana fikri açısından büyük bir farklılık söz konusu değil" dedi.
Yeni anayasa tartışmalarının 28'inci yasama döneminin başından bu yana gündemde tutulduğunu belirten Dervişoğlu, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'u da eleştirdi. Dervişoğlu, "Yeni anayasa tartışmaları yirmi sekizinci dönem parlamentosu açıldığından beri dile getiriliyor. Sayın Numan Kurtulmuş bu konudan sık sık söz ediyor. Tıpkı komisyon sürecinde olduğu gibi, Meclis İçtüzüğü ve anayasa değişikliğini yapan Meclis Başkanı olarak tarihe geçmek istediğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Ancak komisyon sürecinde bunun aksinin görüldüğünü belirten Dervişoğlu, "Ama komisyon sürecinde gördük ki tarihe doğru bir biçimde geçmek gibi bir niyeti yok. Dolayısıyla anayasa değişikliğinin içeriğinin ve barındırdığı taleplerin dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor" dedi.
"Hedefte kritik maddeler var"
Yeni anayasa tartışmalarının aslında kapsamlı bir değişiklikten ziyade bazı kritik maddelere odaklandığını ifade eden Dervişoğlu, "Bu değişikliklerin 1982 Anayasası'nı bütünüyle ortadan kaldıracak bir anlam taşımayacağı kanaatindeyim. Daha çok bazı maddelerin değiştirilmesine yönelik adımlar atılacak gibi görünüyor" değerlendirmesinde bulundu. Dervişoğlu'na göre tartışmaların merkezinde özellikle üç başlık bulunuyor: 42. madde (anadilde eğitim), 66. madde (vatandaşlık tanımı), Cumhurbaşkanının seçimi ve görev süresi. Dervişoğlu bu konuda şöyle konuştu:
"Hedefte olduğu söylenen maddelerden biri 42. madde; yani anadilde eğitimle ilgili düzenleme talebi. Bir diğeri vatandaşlık tanımıyla ilgili 66. madde. Ayrıca Cumhurbaşkanının seçimi ve görev süresiyle ilgili maddelerde de değişiklik yapılması gündeme gelebilir."
Yeni anayasa söylemi üzerinden farklı siyasi hedeflerin bulunduğunu belirten Dervişoğlu, "Bu tür değişiklikleri sanki kapsamlı bir anayasa değişikliği yapılıyormuş gibi sunmanın arkasındaki siyasi niyetin doğru okunması gerekir. Bu siyasi hedef, bazı talepleri vererek Cumhurbaşkanlığı makamında kalmayı sağlayacak düzenlemeler içerebilir" dedi. Dervişoğlu, hukuk devleti vurgusu yaparak "Eğer yasaları ve anayasayı kendinize göre değiştirirseniz Türkiye hukuk devleti olmaktan çıkar" uyarısında bulundu.
Vatandaşlık tanımı
Vatandaşlık tanımına yönelik tartışmaların yeni olmadığını söyleyen Dervişoğlu, bu tartışmanın özellikle 2007'den beri sürdüğünü belirtti. Dervişoğlu, "Anayasa değişikliği meselesi yeni değil. Biz bunu 2007'den beri konuşuyoruz. O dönemde de vatandaşlık tanımı üzerinden tartışmalar yaşanmıştı" dedi.
Anayasadaki vatandaşlık tanımının etnik değil siyasal bir tanım olduğunu vurgulayan Dervişoğlu, "Anayasada yer alan 'Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türktür' ifadesi bazı siyasetçiler tarafından etnik bir tanım olarak yorumlanıyor. Oysa bu etnik bir işaretleme değildir; vatandaşlığa dayalı siyasal bir tanımdır" ifadelerini kullandı. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün millet tanımını anımsatan Dervişoğlu "Mustafa Kemal Atatürk de milleti şöyle tanımlar: 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir.' Eğer bu tanım olmasaydı eşit ve onurlu vatandaşlıktan söz etmek mümkün olmazdı" diye konuştu.
"Her alanda eşitlik var"
"Eşit vatandaşlık" söylemine de sert sözlerle karşı çıkan Dervişoğlu, "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak insanları eşit kılar ve ülkenin birlik ve bütünlüğünün temelini oluşturur. Türkiye'de 'Kürt vatandaşı', 'Türkmen vatandaşı' ya da 'Gürcü vatandaşı' gibi tanımlar yoktur. Herkes Türk vatandaşıdır" ifadelerini kullandı. Bu tartışmaların gerçekte imtiyaz talebi olduğunu kaydeden Dervişoğlu şöyle konuştu:
"Sürekli eşit vatandaşlık talebinden söz ediliyor ama nerede eşit olmadığımızı kimse söylemiyor. Memur olurken mi eşit değiliz? Milletvekili olurken mi eşit değiliz? İş insanı olurken mi eşit değiliz? Genelkurmay Başkanı olurken mi eşit değiliz? Vali, kaymakam, genel müdür olurken mi eşit değiliz? Başbakan ya da cumhurbaşkanı olurken mi eşit değiliz? Her alanda eşitlik var."
"Bu durumda daha fazlasını istemek eşitlik değil imtiyaz talebi olur" diyen Dervişoğlu, bu ilkenin ortadan kaldırılmasının Türkiye'yi bölgesel örneklere benzer bir yapıya sürükleyebileceğini söyledi.
Terörsüz Türkiye sürecini eleştirdi
Çözüm sürecine ilişkin olarak da konuşan Dervişoğlu, "Terörsüz Türkiye ifadesine kim karşı çıkabilir? Ama konuşulan şey gerçekten Türkiye'nin güvenliği mi yoksa terör örgütlerinin meşrulaştırılması mı, buna bakmak gerekir" dedi. Komisyon raporuna da sert eleştiriler yönelten Dervişoğlu şunları söyledi:
"Komisyon raporunda İYİ Parti'nin adı geçmiyor. Türk milletinin adının geçmediği yerde İYİ Parti'nin adının geçmemesi benim için sorun değil. Ama raporda 'terör' ve 'terörist' ifadeleri de yer almıyor."
Dervişoğlu, raporun hazırlanış biçimini de eleştirererek "Komisyon başkanı kendi imzasıyla hazırlanan raporu yine kendi makamına havale ediyor. Bu ne devlet geleneğinde vardır ne de Meclis teamüllerinde. Dolayısıyla bunun adı havanda su dövmektir" ifadelerini kullandı.
Süreci sert ifadelerle eleştiren Dervişoğlu şöyle devam etti:
"Bu süreç Abdullah Öcalan'a statü kazandırma girişimidir. Türkiye'de ayrılıkçı hareketlere meşruiyet kazandırabilecek bir adımdır. Bu nedenle ben bu sürece 'terörsüz Türkiye' değil, 'cumhuriyete karşı kalkışma' diyorum."
"İttifaktan seçim başarısı çıkmaz"
İktidar ittifakının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Dervişoğlu, "Bunlar bir nikâh kıydı. Ama ne yaparlarsa yapsınlar bu ittifaktan seçim başarısı çıkmaz" dedi. Seçim sonucunun muhalefetin performansına bağlı olduğunu belirten Dervişoğlu "Seçimde başarılı çıkmalarının tek yolu muhalefetin hata yapmasıdır" diye konuştu.
"İttifak tartışması için erken"
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde sık sık gündeme gelen ittifak tartışmalarına da mesafeli olduklarını belirten Dervişoğlu, "Hepsinden uzak duruyorum çünkü ortada aday yok. Adaylığını açıklayanlar var ama kesinleşmiş bir aday yok" dedi. CHP'nin aday belirleme sürecine de değinen Dervişoğlu şu ifadeleri kullandı:
"CHP kendi adayını belirledi. Ama aday belirlerken müttefiklere ihtiyaç duyulmuyor da seçimde mi ittifaka ihtiyaç duyuluyor? Bu yaklaşım 'ben lokomotifim, siz de arkamdan gelin' anlamına geliyor. Biz ayrı bir siyasi partiyiz. Yetkili organlarımız var. Birileri bizim adımıza karar veremez."
"Yanlış zamanda atılan her adım Sayın Erdoğan'ın iştahını kabartır"
Dervişoğlu, erken aday tartışmalarının iktidarın işine yarayabileceğini savunarak "Yanlış zamanda atılan her adım Sayın Erdoğan'ın iştahını kabartır. Nitekim rakiplerin tasfiye edilmesine yönelik bir süreç de başladı" değerlendirmesinde bulundu. Cumhurbaşkanlığı adaylığı tartışmasının gereğinden erken başlatıldığını belirten Dervişoğlu sözlerini şöyle tamamladı:
"Cumhurbaşkanı adaylığı tartışması sanki yarın seçim varmış gibi yapılıyor. Oysa bu tartışma 31 Mart 2024 akşamından beri sürüyor. Önce o tarihten sonra neler yaşandığına bakmak gerekir."
SİYASET 09 Mart 2026 Pazartesi, 13:30
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Bursa'da muhtardan bayramlık jest: Çocukların saç tıraşı ücretsiz
Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesi Lalaşahin...
Bursa'da şehitler için mevlit şekeri dağıttı
Bursa'da 21 yıl önce öldürülen Susurluk davası...
Galatasaray, Liverpool maçı hazırlıklarını tamamladı
Galatasaray, UEFA Şampiyonlar Ligi son 16...
Nilüfer'de toplam bin 600 metrekarelik 4 kaçak yapı yıkıldı
Nilüfer Belediyesi, Çalı ve Demirci...
Lübnan'da son bir haftada en az 83 çocuk öldürüldü
Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu...