'Mekke Antlaşması'na Hayır' eylemi: 'Savaş ittifakına karşı çıkıyoruz'

'Mekke Antlaşması'na Hayır' eylemi: 'Savaş ittifakına karşı çıkıyoruz'

GÜNDEM, 02 Kasım 2026 Pazartesi, 21:33
İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, "Mekke Ortak Savunma Antlaşması"na karşı Kadıköy İskele Meydanı'nda eylem yaptı. Eylemde, antlaşmanın Türkiye'yi bölgesel çatışmaların tarafı haline getirebileceği, olası askeri yükümlülüklerin ülke ekonomisine ve emekçilere olumsuz yansıyabileceği belirtildi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne antlaşmayı reddetme çağrısı yapıldı.

İstanbul Emek, Barış ve Demokrasi Güçleri, kamuoyunda "Mekke Antlaşması" olarak anılan Mekke Ortak Savunma Antlaşması'na karşı Kadıköy İskele Meydanı'nda bir araya geldi.

Eylemde, Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan ile oluşturduğu savunma iş birliğinin bölgesel çatışmalara etkileri ele alındı.

Basın açıklamasında, antlaşmanın Türkiye'yi Orta Doğu'daki askeri gerilimlerin içine çekebileceği vurgulanırken, TBMM'ye anlaşmayı onaylamama çağrısı yapıldı.

ARSLANOĞLU: "TÜRKİYE'NİN GENÇLERİ BAŞKA ÜLKELERİN ÇIKARLARI İÇİN SAVAŞA GÖNDERİLMEMELİ"

Eylemde konuşan DİSK İstanbul Bölge Temsilcisi Asalettin Arslanoğlu, "Amerikan emperyalizminin ileri jandarma karakolu olarak yıllardır sadece Türkiye'de değil, bütün dünyada devrimcilerin, demokratların tanımladığı bir İsrail Siyonizmi ve Suudi emperyalizmi söz konusudur. Şimdi görüyorsunuz, Suudi emperyalizminin başı sıkıştığı zaman, ki bu Amerikan emperyalizminin başının sıkışması anlamına gelir, hemen Türkiye'den ve Pakistan'dan bir el uzatıldı. Mekke İttifakı diyorlar. Bu coğrafyada insanlar Mekke adını duyunca elbette dinsel nedenlerle, inançsal nedenlerle bir saygı duyarlar. Adını da o nedenle Mekke İttifakı olarak belli ki seçmişler. Ama aslında yapmak istedikleri o kadar açık, o kadar net ki Amerikan emperyalizminin askeri, yeni baştan Anadolu coğrafyasından gençleri askerî olarak göndermek üzere bir antlaşmanın yeniden yapılması, imza edilmesi söz konusu." dedi.

Aslanoğlu şunları söyledi:

"Aslında Cumhurbaşkanı tarafından imzalanmış bir antlaşma ki büyük ihtimalle yarın Türkiye Büyük Millet Meclisine getirilmesi söz konusu. Sevgili dostlar, üç yıldır, üç yıldır Filistin'de tam bir soykırım yaşanırken ve aşağı yukarı yirmi bine yakın çocuk sadece katledilirken Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sadece göstermelik hareketler dışında hiçbir aksiyon almadığını hepimiz ibretle izliyoruz. Ama Suudilerin başı belaya girdiği zaman, Amerikan emperyalizminin başı belaya girdiği zaman derhal aynı şeyi, aynı refleksi gösteriyorlar. Ve Anadolu'daki yoksul halkın, halkın çocuklarını, bizim evlatlarımızı Amerikan emperyalizmine asker olarak göndermek istiyorlar. Bu coğrafyada Yemen, ki Suudi emperyalizmine, Amerikan emperyalizmine orada zorluk yaşatan Yemen'deki direniştir. Yemen bu coğrafyada insanların o kadar zihnine işlemiştir ki türkülerde yer bulmuştur. Ve şimdi yeni baştan ve ne yazıktır ki 25 yıl önce iktidara gelirken söylediklerinin tam da tersini yapan bir iktidar, Amerikan emperyalizmine yeniden Yemen'de Anadolu coğrafyasından gençleri asker olarak göndermek istiyor. Biz çocuklarımızın en az Amerika'daki yurttaşların çocukları kadar, en az İngiliz yurttaşlarının çocukları kadar, en az Fransız yurttaşlarının çocukları kadar ve insan oldukları için asla emperyalizme askerlik yapmasını istemiyoruz. Tarihin doğru tarafında durmaya ve aynı mücadeleyi devam ettirmeye kararlıyız ve bu anlamda da İstanbul Emek Barış ve Demokrasi Güçleri olarak bir kere daha yarın Meclis gündemine gelecek olan Mekke Antlaşması öncesi bir kere daha bütün Türkiye'ye buradan seslenmek istiyoruz"

Basın metnini Emekçi Hareket Partisi'nden Ulaş Deniz Ülküseven okudu. Ülküseven, "'Mekke Ortak Savunma Antlaşması' adı verilen metin, 7 Ağustos'ta halka danışılmadan, kapalı kapılar ardında imzalandı. Antlaşma Dışişleri Komisyonu'ndan geçirildi, Meclis Genel Kurulu'na getirilmeye hazırlanıyor. Meclis onayı beklenmeden 5 Ekim'de Riyad'da Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi toplandı, savaş ittifakının kurumları fiilen işletilmeye başlandı. Suudi Arabistan'a askeri kuvvet gönderme kararı alındı. Şimdi bu karar, bir tezkere ile Meclis'e onaylatılmak isteniyor. Halkın egemenliğini böylesine hiçe sayan bu anlayış, savunma iddiasının ardına gizlenmiş bir savaş hevesinden başka bir şey değildir. Savaş peşinde koşanlar, bunun hesabını halka vermekten kaçamayacak" diye konuştu.

YEMEN SAVAŞI VE FİLİSTİN VURGUSU

"Antlaşmanın imzalandığı koşullar, içeriğinin niteliğini açıkça ortaya koyuyor" diyen Ülküseven konuşmasına şu şekilde devam etti:

"ABD emperyalizmi ve siyonist İsrail, Gazze'de bir halkı soykırımla yok etmeye çalışırken Lübnan ve Suriye'ye saldırıyor, İran'a karşı ortak bir savaş yürütüyor. Amaçları, Orta Doğu'yu kendi çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirmek, bölgenin enerji kaynaklarına ve ticaret yollarına hâkim olmak. Siyasi iktidar ise Washington'ın gölgesindeki Körfez monarşileriyle birlikte bu planın bölgedeki uygulayıcıları arasına katıldı. Mekke Antlaşması bu tercihin ürünüdür. Suudi hanedanı ile nükleer güç Pakistan'ın yanına Türkiye'yi de katan bu üçlü yapı, ABD'nin müttefiklerini İran çevresinde yeniden konumlandırma politikasının bir halkasıdır. Antlaşma, taraflardan birine yönelen saldırıyı tümüne yönelmiş sayıyor. Bu hüküm uyarınca Suudi hanedanının Yemen'de yürüttüğü savaş, Pakistan'ın Hindistan ve Afganistan ile sürekli gerilimi, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırganlığı Türkiye'nin de sorumluluk alanına giriyor. Antlaşma onaylanırsa, çıkış hakkı on yıl boyunca askıya alınmış olacak. Bu düzenleme, Türkiye'nin bölge halkları karşısında emperyalizmin yayılmacı bir uygulayıcısı olarak oynadığı rolü pekiştirecek, ülkeye yeni düşmanlıklar kazandıracak. Filistin için yıllardır sahte gözyaşı dökenler, Gazze'nin, Suriye'nin, İran'ın, Yemen'in üzerine yağan bombaların ortağı oluyor. Bu, iktidarın ikiyüzlü dış politikasının ve emperyalizmle açık işbirliğinin kanıtıdır.

"BASKILARIN SÜRDÜRÜLMESİNE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ"

Suudi monarşisi 2015'ten bu yana Yemen halkını hem bombalıyor hem de ambargo ile açlığa mahkûm ediyor. Kıtlık, salgın hastalıklar ve yerinden edilme milyonlarca insanın hayatını yıktı. İktidar şimdi bu kuşatmanın ortağı olmaya hazırlanıyor. Bu topraklar Yemen'i iyi bilir. 'Adı Yemen'dir, gülü çimendir, gideni gelmiyor, acep nedendir?' Bu türkü, saray ve paşa hırsları uğruna dönmemek üzere gönderilen yoksul evlatların hafızasıdır. 1950'de NATO'ya kabul edilmek için Kore'ye sürülenler de emekçi çocuklarıydı. Şimdi aynı oyun yeniden sahnede. Körfez sermayesinin kârı, emperyalizmin planları uğruna yoksul halk çocukları cepheye sürülmek isteniyor. Bu ülkenin emekçilerinin ve gençlerinin Körfez sermayesine kurban edilmesine sessiz kalmayacağız. Biliyoruz ki savaşın bedelini cephedeki askerle birlikte emekçinin sofrası da öder. Silahlanma harcamaları ve genişleyen askeri bütçeler; eğitimden, sağlıktan, barınmadan ve insanca bir ücretten kesilerek savaş ittifaklarına akıtılıyor. Bugün net asgari ücret 28 bin 75 lira iken, açlık sınırı 37 bin 388 lira. Asgari ücretli 29 aydır açlık sınırının altında yaşıyor. Emekçiyi yoksulluğa mahkûm edenler, şimdi de savaşın faturasını onun sırtına yıkmaya hazırlanıyor. 'Savaş hâli' gerekçesiyle ücretlerin bastırılmasına, grev ve eylem yasaklarının artırılmasına, baskıların sürdürülmesine asla izin vermeyeceğiz.

Avrupa'nın birçok ülkesinde emekçiler, dayatılan yoksulluğun savaş politikalarıyla bağını sokakta haykırıyor. Geçtiğimiz cuma günü yüzü aşkın limanda işçiler, silah sevkiyatına ve limanların militarizasyonuna karşı bir araya geldi. Fransa'da liman işçileri greve çıktı; limanların militarizasyonunu da sosyal korumaları budayan bütçe önerilerini de aynı hedefe aldı. İtalya'da liman işçileri, yüksek fiyatlara karşı yapılan genel grevle aynı gün pek çok kentte sokaktaydı. Hükümet ulaşım emekçilerini işbaşına zorlamaya çalıştı, buna rağmen on binler yürüdü. Türkiye'de de Haydarpaşa'da, Mersin'de, Gemlik'te liman işçileri 'Soykırıma liman yok' diyerek aynı çağrıya katıldı. Hepsinin ortak sözü aynı: Liman işçileri savaş için çalışmaz. Biz de buradan aynı sözü yineliyoruz: Savaş için çalışmayacağız, savaş için ölmeyeceğiz.

TBMM'YE ÇAĞRI YAPILDI

Ülke içinde akan kanın durması için bir süreç yürüttüğünü iddia eden iktidar, bölgede yeni savaş cepheleri açmaktan geri durmuyor. Barıştan söz edip yeni savaş ittifakları kurmalarına razı gelmeyeceğiz. Halklarımızın çıkarı, ülkede ve bölgede barışın, demokrasinin ve bağımsızlığın savunulmasında, anti-emperyalist ve anti-siyonist mücadelede yatıyor. Orta Doğu halklarının geleceği, halkların kardeşliğinde ve birleşik mücadelesinde şekillenecek; emperyalistlerle kurulan ittifaklar bu geleceği kuramaz. Bu nedenle TBMM'ye çağrımız açıktır: Mekke Antlaşması'nı reddedin, savaş tezkeresine ret oyu verin! Bu savaş ittifakına el kaldıranlar, emekçi halkın vicdanında ve tarihin önünde hesap verecektir.  Buradan bütün işçi ve emekçileri, kadınları, gençleri, ezilen halkları, bu savaş planına karşı mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Bu savaşın faturasını ödeyecek olanlar, buna dur diyecek olanlardır."

Kaynak: ANKA

GÜNDEM 02 Kasım 2026 Pazartesi, 21:33

Yorumlar

Öne Çıkanlar

Diğer Haberler

Antalya'da yıldırımın isabet ettiği müstakil ev küle döndü

Antalya'da yıldırımın isabet ettiği müstakil ev küle döndü

Antalya'da yıldırımın isabet ettiği müstakil...
Tırın dorsesinde 21 düzensiz göçmen yakalandı

Tırın dorsesinde 21 düzensiz göçmen yakalandı

Iğdır'da düzenlenen operasyonda bir tırda 21...
Görev başında rahatsızlanan asker şehit oldu

Görev başında rahatsızlanan asker şehit oldu

Milli Savunma Bakanlığı, Van'da görev esnasında...
Ünlü Rapçi Killa Hakan yoğun bakıma alındı

Ünlü Rapçi Killa Hakan yoğun bakıma alındı

Türkçe rap müziğinin tanınan isimlerinden Killa...
Eski Mossad Başkanı Cohen: İran'a yeni askeri operasyon kaçınılmaz

Eski Mossad Başkanı Cohen: İran'a yeni askeri operasyon kaçınılmaz

İsrail dış istihbarat servisi Mossad'ın eski...
Edirne'de iş yerinden 600 bin tl'lik malzeme çalan şüpheli yakalandı

Edirne'de iş yerinden 600 bin tl'lik malzeme çalan şüpheli yakalandı

Edirne'nin Keşan ilçesinde bir iş yerinden...