Yaman Kaya
[email protected]Bursa'da herkesin bildiği sır: Yok oldu!
16 Mart 2026 Pazartesi, 11:05Kentin anayasası hüviyetini taşıyacak 2050 vizyonlu 1/100.000'lik Çevre Düzeni Planı çalışmalarında sona yaklaşılırken yeni planda kritik bazı kararların şekillenmeye başlandığına değinmiş, can çekişen Nilüfer Çayı havzasında su kirliliğini artıran sektörlere (tekstil boyahane, deri vb.) yeni yer seçiminin yasaklandığını belirtmiştim.
Bu kuşkusuz Bursa adına çok doğru bir adımdı.
Nilüfer Çayı demişken farklı yaklaşımlarıyla ön plana çıkan Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği'nin (BUSİAD) geçen sene kamuoyuyla paylaştığı "Herkesin Bildiği Sır-Nilüfer Çayı" başlıklı raporuna hafta sonu bir kez daha göz attım.
Dönemin BUSİAD Başkanı Buğra Küçükkayalar, raporun kamuoyuyla paylaşıldığı toplantıda Bursa'nın aort damarı olan Nilüfer Çayı'nın yüzde 99 oranında tıkandığını ifade ederek, "Nilüfer Çayı'nda artık su ve oksijen yok denecek kadar az. Yani aort damarımız yüzde 99 tıkanmış durumda. Acil önlem alınmaz, aort damarı temizlenmezse, çok da uzak olmayan bir süre içinde Bursa terk edilen bir kente dönebilir" demişti.
Şöyle devam etmişti:
"Bu kirlilikte Bursa'da yaşayan herkesin sorumluluğu bulunmaktadır. Yerleşim yerleri, tarımsal faaliyetler ve sanayi en önemli kirleticiler olarak görülmektedir. Hepimiz kirletici bir etkeniz, çözüm yolu bulmak da hepimizin görevidir."
Haksız değildi şüphesiz ki.
BUSİAD'ın raporunda yer alan şu ifadeler kayda değerdi:
"İsmini Osmanlı Devleti'nin ikinci padişahı Orhan Gazi'nin eşi Nilüfer Hatun'dan alan, içme suyu ve tarımsal sulamanın can damarı olan, bir zamanlar içinde çam ağaçlarının taşındığı, nice Bursalının balık tuttuğu, hatta yüzmeyi öğrendiği Nilüfer Çayı, sadece Bursa'nın değil, ülkemizin de önemli akarsularından biridir.
Nilüfer Çayı'nın Bursa şehir merkezinden geçmesi, Bursalılar için ne kadar büyük bir şans olmuşsa, Nilüfer Çayı'nın kendisi için de o denli büyük bir talihsizlik olmuştur.
Nilüfer Çayı, yıllar boyunca Bursa'ya hayat verirken, insan faaliyetleri onun ekolojik yaşamını ciddi biçimde tehdit etmiştir.
Bugün, içme suyu barajlarını besleyen Nilüfer Çayı doğduğu kaynakta 1. sınıf su kalitesine sahipken, şehir içinden geçerken çeşitli kirlilik unsurlarına maruz kalmakta, denize ulaştığı noktada ise 4. sınıf su kalitesine, yani "su olarak bile tanımlanamayacak" bir hale dönüşmektedir. Bursa'nın yaşam damarlarından biri olan Nilüfer Çayı, bugün adeta sadece adı kalmış, kendisi yok olmuş bir çay durumundadır.
Ne yazık ki Nilüfer Çayı, artık ülkemizin en kirli akarsularından biri olarak anılmaktadır. Üzerine çok sayıda araştırma yapılmasına, haberler yazılmasına, akademik tezler hazırlanmasına rağmen, bu kirlilik herkesin bildiği ancak çoğu zaman görmezden geldiği bir gerçek haline gelmiştir. Kısacası Nilüfer Çayı, "herkesin bildiği sır"dır.
Bu kirlilikte Bursa'da yaşayan herkesin payı bulunmaktadır. Yerleşim alanları, tarımsal faaliyetler ve sanayi, başlıca kirletici unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Hepimiz bu sürecin bir parçasıyız, dolayısıyla çözümün de birer parçası olmalıyız. Zaman, kimin, neyi, ne kadar kirlettiğini konuşma zamanını çoktan geçmiştir. Şimdi, suçu birbirimize atmak yerine, sorunları açık yüreklilikle ve şeffaf biçimde ortaya koyma, ortak çözüm yolları geliştirme zamanıdır."
Raporda Nilüfer Çayı'nın 4. sınıf su kalitesine dönüşmesi ile ilgili nedenler, Hidrojeolojik Yapının Değişmesi, Yerleşim Alanlarından Kaynaklanan Kirlilik, Tarımsal Kirlilik, Endüstriyel Kirlilik, Arıtma Tesislerinin Yetersizliği başlıklarında özetlenmişti.
Nilüfer Çayı alt havzasında bulunan tekstil, deri ve metal gibi sanayi tesislerinin atık sularını arıtmadan deşarj etmeleri...
Arıtılarak verilen atık suların da alıcı ortam limitlerinde arıtılmadan deşarj edilmesi...
Sanayi tesislerinin katı atıklarını Nilüfer Çayı kenarına veya doğrudan çaya bırakması Nilüfer Çayı'nda canlı yaşamını sona erdiren başat endüstriyel faktörlerdi...
Kirletici sektörlerin arıtma tesislerinin çalıştırılmaması meselesi sahiden de önemli.

Bakın, örneğin 1 milyon 770 bin metrekare alan üzerinde kurulu, 148 sanayi parselinin yer aldığı Deri OSB'de bazı fabrikaların zaman zaman arıtmayı baypas ederek atık sularını bölgede yer alan göle saldığı iddia edilmişti.

Göl üzerindeki tabakayı da arıtılmadan göle salınan atıkların oluşturduğu öne sürülmüştü.

Bu atıklar sadece göle mi salınıyordu peki?
Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkililerine şu soruları yöneltmiştik:
Su kirliliğinin derecesinin belirlenmesinde en önemli parametre olan Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ) Değeri, Bursa İl Çevre Kurulu tarafından Nilüfer Çayı Su Kalitesi Eylem Planı kapsamında 90 olarak belirlenmişti değil mi?
Peki, mesela Deri OSB'de arıtma tesisi standartları kaç KOİ olarak belirlendi?
Deri OSB arıtma tesisinden çıkan suyun KOİ değeri en son kaç olarak ölçüldü?
Bu OSB'deki jelatin fabrikasında en son ne zaman ölçüm yapıldı?
KOİ değeri hangi seviyede çıktı?
Yukarıdaki fotoğraflara yaklaşık iki yıl önce yer vermiştik bu köşede.

Bazı fabrikaların üzerlerindeki kapkara görüntüler sadece su değil hava kirliliğiyle ilgili de ciddi endişe yaratıyordu.
Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü'nden iddialara dair bir yanıt gelmemişti!
BUSİAD'ın raporunda Nilüfer Çayı'nın kirliliği hakkında şimdiye kadar 24 yüksek lisans ve doktora tezi, 100'den fazla akademik makale üretildiği, basında ise yaklaşık 52 bin bahsetme olduğu belirtiliyor.
Zaten bu nedenle Nilüfer Çayı meselesi Bursa için "herkesin bildiği sır" olarak tanımlanıyor.
Yani ortada bilinmeyen bir felaket değil, görmezden gelinen bir felaket var.
Şubat 2025 tarihli denetimde çay boyunca 15 arıtma tesisi deşarj noktası, 221 ayrı atık su noktası ve dere yatağında kirlilik oluşturan 36 çöp noktası tespit edilmişti!
Rapora göre şehir merkezinden sonra Nilüfer Çayı'nın debisinin artmasının nedeni doğal akış değil; arıtılmış ya da arıtılmamış endüstriyel atık sular, yeraltından çekilen sular ve kanalizasyon sularıydı.
Tablo bu kadar netken zehir akan derelere bu kentte kamuoyuyla dalga geçer gibi temiz raporu verilmedi mi?
Verildi!
Bursa Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü yetkilileri sorumluluklarının gereğini tam olarak yerine getirseydi Nilüfer Çayı'nda canlı yaşamı sona erer miydi?
Son olarak şunu da eklemeliyim:
Bir çevre değil sanayici örgütü olan BUSİAD'ın savunmaya kaçmadan, Nilüfer Çayı'nın bu hâle gelmesinde tüm kesimlerin payı olduğunu söylemesi...
Çözüm için ortak sorumluluk çağrısı yapması ayrıca not edilmesi gereken önemli bir öz eleştiri örneği değil mi?
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
-
Büyükşehir'de plan tartışması! "Allah belanı versin" sözlerine "zor geliyorsa istifa etsin" yanıtı!
13 Mart 2026 Cuma, 12:29 -
Bursa'nın kucağındaki bombalar, taşınma planı ve daha fazlası...
12 Mart 2026 Perşembe, 11:43 -
Kritik kararlar: Bursa'da yeni yoğunluk artışları yasaklandı!
11 Mart 2026 Çarşamba, 12:32 -
Bursa'da yıllardır süren ihanet!
10 Mart 2026 Salı, 11:20 -
Eğitime niyet müteahhide kısmet! Özlüce'ye yüzlerce konut daha yolda
09 Mart 2026 Pazartesi, 12:49 -
Bursa'da binlerce kişi tüm birikimini kaptırdı: "Satış yapılıp yapılmadığını tam hatırlamıyorum" beyanı!
06 Mart 2026 Cuma, 12:51 -
Katların yükseldiği Bursa'daki 15,30 hektarlık dev planla ilgili sıcak gelişme!
05 Mart 2026 Perşembe, 09:31 -
Bursa'da toplanan milyarlar kimin cebine girdi? "Yurt dışına götürdüğüm para yoktur" dedi!
04 Mart 2026 Çarşamba, 13:03 -
Bursa tarihinin en büyük nitelikli dolandırıcılık davası! İddianamede 534 eylem yer aldı
03 Mart 2026 Salı, 12:38 -
Bitmeyen düşmanlık: Bursalıların hakkı yine gasp edildi!
02 Mart 2026 Pazartesi, 12:49