Yaman Kaya

[email protected]

Baş butlancıdan Bursa operasyonu iddiası: CHP'li ilçe başkanları...

17 Temmuz 2026 Cuma, 11:50

CHP'ye mutlak butlan kararıyla çöreklenen kontrollü yıkım ekibi nereye hizmet ettiği tescilli Kemal Kılıçdaroğlu liderliğinde kıyıma devam ediyor.

Mevcut düzenin devamına yönelik misyon doğrultusunda değişimci kadrolar partiden atılıyor.

Örgütün iradesine darbe üstüne darbe vuruluyor.

Butlan MYK'sı dün 8 il başkanını daha görevden alırken, 17 Haziran'da seçilmiş İl Başkanı ve yönetimi görevden alınan Bursa'da bazı ilçe başkanlarına yönelik kararlar alındığı da öne sürüldü.

Henüz resmî bir tebligat yapılmadı.

Ancak kulislere yansıyan iddiaya göre, önderliğini üstlendiği Kılıçdaroğlu destekçileriyle kol kola girerek CHP Genel Merkezi'nin kapısına dayanan...

Polis müdahalesinin bir anlamda zeminini hazırlayan...

Tavrı nedeniyle kamuoyunda büyük tepkiyle karşılaşan...

Yerel seçim sürecinde rantçıların yeniden aday olması için canhıraş çalışan...

Butlan MYK'sında da Yurt içi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev alan baş butlancı Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Kılıçdaroğlu'nun onayıyla ilçelerde tasfiye için düğmeye bastı.

Daha önce bu sütunlarda butlancıların ilk hedefleri arasında yer aldığını söylediğim, CHP'yi Türkiye'nin birinci partisi yapan partideki değişimin baş aktörlerinden olan...

Kemal Kılıçdaroğlu görevdeyken değişim için Özgür Özel'e imza atan...

Demokrasinin ağır darbe aldığı olağanüstü süreçlerde de Özel'in yanında tereddütsüz konumlanan...

Malum yapıyla girdiği her yarıştan zaferle ayrılarak Nilüfer'i özgürleştiren İlçe Başkanı Özgür Şahin'in kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline sevk edildiği öne sürüldü.

Geçen Mayıs ayındaki İl Başkanlığı bayramlaşmasında, CHP Nilüfer Gençlik Kolları tören alanına Kimsesizler Mezarlığı pankartı ve Kemal Kılıçdaroğlu ve baş butlancı Orhan Sarıbal'ın sembolik mezar taşlarıyla girmişti.

Ulusal düzeyde de ses getiren protestonun Özgür Şahin'in ihraç gerekçesi olarak gösterildiği iddia edildi.

Kulislere yansıyan iddiaların ardından Özgür Başkan'la konuştum.

Resmî bir tebligat gelmediğinin altını çizdi ancak iki farklı kaynaktan kulislere yansıyan kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline sevk edildiği bilgisinin kendisine de ulaştığını söyledi.

Özgür Şahin, görüşmemizde, "Bizim siyaset yapma anlayışımız hiçbir zaman bir koltuğa, mazbataya ya da binaya endeksli olmadı. Bugün de değildir, yarın da olmayacaktır" dedi.

Şu sözleri de kayda değerdi:

- "Biz siyasetimizi makamlardan değil, inandığımız değerlerden, halkın iradesinden ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yüz yılı aşan mücadelesinden alıyoruz. Bu dava, bizim için bir görev tanımından ibaret değildir, yaşam biçimidir."

- "Bugün bizi görevden alanlar ya da disiplin süreçleriyle susturabileceklerini düşünenler bilmelidir ki; mücadelemizi besleyen güç, görevler değil, ilkelerimizdir. Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in değerlerini korumayı, onun aklını, cesaretini ve memleket sevdasını kendimize rehber edinmiş insanlarız. Bu inancı hiçbir idari tasarruf ortadan kaldıramaz."

- "Sokullu Mehmet Paşa'ya atfedilen söz bugün yaşananları en güzel şekilde anlatmaktadır: "Siz bizim İnebahtı'da sakalımızı kestiniz; biz ise Kıbrıs'ı almakla sizin kolunuzu kestik. Kesilen sakal daha gür çıkar, ama kesilen kol yerine gelmez."

- "Bugün yapılmak istenen de ancak bizim 'sakalımızı kesmekten' ibarettir. Görevler alınabilir, ünvanlar değişebilir, makamlar geçicidir ancak inanç, kararlılık ve halkın vicdanındaki meşruiyet hiçbir zaman ortadan kaldırılamaz."

- "Biz gücümüzü bir binadan değil, örgütümüzden; bir makamdan değil, üyelerimizden, bir mazbatadan değil, halkımızın güveninden alıyoruz."

- "Tarih gösteriyor... Halkın iradesine rağmen atılan hiçbir adım kalıcı olamaz. Milletin iradesini yok sayan her girişim, eninde sonunda yine milletin vicdanında hükmünü bulur. Bugün yaşananlar bizim açımızdan bir son değil, sadece yeni bir mücadelenin başlangıcıdır."

- "Dün olduğu gibi bugün de Cumhuriyet Halk Partisi'nin temel ilkelerini, demokrasiyi, hukuku ve halkın iradesini savunmaya devam edeceğiz. Hiç kimse, hiçbir karar ve hiçbir makam bu kararlılığı ortadan kaldıramaz. Mücadeleyi kişiler için yapmıyoruz, ilkeler için sürdürüyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi, bu daha başlangıç, mücadeleye devam!"

CHP Nilüfer'i, perde arkasındaki butlancı rantçılardan kurtardıktan sonra örgüt, taban ve üyenin gücünü esas alan kapsayıcı yaklaşıma kısa sürede kavuşturan...

İlklerle hep fark yaratan Bursa siyasetindeki Özgür Şahin realitesi her senaryoya karşı planlamalarını yaptı tahmin edeceğiniz gibi.

Bugün itibarıyla Nilüfer, Türkiye genelinde yeni partiye de en hazırlıklı örgütlerden biri.

Tekrar kiralanan eski ilçe binası artık yeni ilçe binası olacak.

Uygulanacak yeni çalışma modeliyle Nilüfer, değişim iradesinin kalesi pozisyonunu koruyacak.

Kulislere yansıyan diğer iddia butlana karşı keskin tavrı dikkat çeken, baş butlancıyı tanımadığını çok önce ilan eden Yıldırım İlçe Başkanı Ahmet Keskin'in de kesin ihraç talebiyle tedbirli olarak disipline sevk edildiği yönündeydi.

Başkan Keskin'le de konuştum.

O da henüz resmî bir tebligat almadığını belirtti.

Tavrı yine net ve keskindi:

- "Kemal Kılıçdaroğlu, Orhan Sarıbal, Turgut Özkan ve onların aldığı kararlar bizim için yok hükmündedir. Bizi CHP delegesi seçmiştir ancak onların iradesi bizi görevden ayırabilir."

- "İktidarı değiştirmek için bir yola çıktık, bu mücadelenin adresi yeni bir parti olsa bile orası artık CHP'dir çünkü seçilmiş irade neredeseyse CHP oradadır. Biz çalışmalarımıza eksiksiz devam edeceğiz."

Butlancılara karşı dimdik duran ilçelerden biri de Yıldırım'dı şüphesiz ki.

Bunda en büyük pay ise 'bayatlamış' hırslar uğruna partiyi ateşe atmak yerine mevcut düzeni değiştirmek için sokaklarda direnen Ahmet Keskin'e aitti.

CHP'de Gemlik ve Mudanya ilçe başkanlarının da görevden alındığının iddia edildiğini belirtip hazır Keskin'den söz etmişken ekleyeyim:

Ülkenin kurucu değerlerinden, Millî Mücadele kahramanı 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'ye "Eşini Venizelos'un koluna taktı mı, takmadı mı" diyerek seviyesizce saldıran...

Gayriahlaki ifadeleriyle tarihe dair asgari düzeyde dahi bilgisi olmadığını da kanıtlayan...

Nerede içselleştirildiği aşikâr dogmatik kalıplarla düşünce yapısını şekillendirdiği anlaşılan AK Parti Grup Sözcüsü Ahmet Alperen Aydın hakkında 'Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama', 'Hakaret' iddialarıyla suç duyurusunda da bulundu Keskin.

CHP'li meclis üyeleri de Aydın'ı protesto etmek için Mudanya'daki Mütareke Meydanı'nda toplandı.

CHP'nin seçilmiş İl Başkanı Nihat Yeşiltaş İnönü'ye yönelik sözlerin asıl hedefinin Cumhuriyet olduğunu belirtti ve bedeli ne olursa olsun Cumhuriyet'i savunacaklarını kaydetti.

CHP'nin donanımı ve duruşuyla dikkat çeken Grup Sözcüsü Avukat Yücel Akbulut ise "Bu kişinin yalnızca grup sözcülüğü görevinden alınması yeterli değildir. AK Parti'nin kendi içinde disiplin sürecini başlatması ve kinle, nefretle, tarihi şahsiyetlerin ailelerini dahi hedef alabilecek ölçüde gözünü karartan bu kişinin parti üyeliğini de değerlendirmesi gerekir" dedi ve ekledi:

"İsmet İnönü'yü ve kıymetli eşi Mevhibe İnönü'yü, aziz hatıraları önünde saygı, sevgi ve minnetle anıyorum. Çünkü saygı, yaşamdan uzun sürer!"

Dünkü meclis oturumunda Ahmet Alperen Aydın sözcülük görevini üstlenmedi.

İfadeleri AK Parti cephesinde de tepki çektiği söylenen Aydın, sözcülükten bir anlamda el çektirildi.

AK Parti'de Grup Sözcüsü olarak Sinan Kahraman görevlendirildi.

Kahraman sosyal medya paylaşımında Aydın'ın görevden alınmadığını belirtti, kendisinin birinci Aydın'ın ise ikinci grup sözcüsü olduğunu kaydetti.

"Kardeşimin her zaman yanındayım, onu yeme çalışmalarınız boşadır, bizler sizler gibi adam satmayız" da dedi!

Böylesine ifadeler adam satıp, satmama düzeyinde değerlendirilebilir mi?

Eşi üzerinden iğrenç imalarda bulunarak, bırakın bu ülkenin kurucu isimlerinden ve Cumhurbaşkanlarından birini, herhangi bir kişiye iftira atmak kabul edilebilir mi?

Sinan Kahraman, Aydın'ın sözlerini onaylıyorsa bunu açıkça belirtmeli.

Yorumlar

Yazarın Diğer Yazıları

Tüm Yazılar