CHP Genel Başkan Yardımcısı Kuşoğlu, kurultay için tarih verdi

CHP Genel Başkan Yardımcısı Kuşoğlu, kurultay için tarih verdi

SİYASET, 17 Temmuz 2026 Cuma, 23:54
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, mutlak butlan kararının "delege iradesinin para ve maddi menfaatle sakatlanması" sonucu ortaya çıktığını belirterek, "Mutlak butlanın sebebi partiyi satanlar ve satın alanlardır" dedi. Eylül ayından itibaren kurultay sürecinin başlatılacağını söyleyen Kuşoğlu, kurultayın aralık-şubat döneminde, en geç martta yapılması gerektiğini söyledi.

Kuşoğlu, Habertürk TV'de yaptığı açıklamalarda, CHP'de mutlak butlan kararıyla başlayan sürece ilişkin olarak değerlendirmelerde bulundu.

Bölge Adliye Mahkemesinden kararın Yargıtay'a intikaliyle ilgili konuşan Kuşoğlu, bunun olağan bir hukuki prosedür olduğunu belirterek, "İstinaf'tan, temyiz için Yargıtay'a gidiyor. Karar çıktıktan sonra genel merkez, yani parti tarafından temyiz başvurusu yapılmıştı. Onun gereği yapılıyor" dedi.

Kuşoğlu, mutlak butlan sürecine ilişkin olarak şunları söyledi:

"Bu dava bir anlamda Cumhuriyet Halk Partisinin bölünme sürecine girmesine yol açtı. Cumhuriyet Halk Partisi dünyanın en eski partilerinden bir tanesi, 103 yıllık bir parti. Şimdi 38'inci Kurultay iptal edildi ve mahkeme kararıyla 38'inci Kurultay öncesine dönüldü. Yani parti Kemal Kılıçdaroğlu'na veya ekibine verilmiş değil. Mahkeme diyor ki 38'inci Kurultay usulüne uygun yapılmadığı için öncesine dönülmesi lazım. Öncesindeki seçilmiş yönetim kimse onların iş başına gelmesi gerekiyor. Peki neden mutlak butlan kararı verildi? Mutlak butlanın nedenini de kimse sormuyor. Mutlak butlan kararının verilmesinin sebebi, kurultay delegelerinin iradesinin sakatlanması.

Neyle sakatlanması? Parayla, maddi menfaat karşılığında sakatlanması. Yani birileri kurultay delegelerini satın almış. Birileri partiyi satın almaya kalkmış, para vermiş. Her partinin kurultayında, kongresinde, hatta derneklerde bile çanta dağıtılır, bloknot dağıtılır, dolma kalem dağıtılır, yemeğe götürülür, eşantiyonlar verilir. Fakat burada çok önemli menfaatler ve para dağıtılmış, döviz dağıtılmış. Bunu biz baştan, o tarihlerde fark edemedik.

Hatta bu şaibeler söz konusu olduğu zaman Sayın Kılıçdaroğlu'nun, 'Partiyi bunlarla yıpratmayın, Cumhuriyet Halk Partisinde böyle şeyler olmaz.' diye bir paylaşımı vardı. Ama arkasından soruşturma derinleşince, ki soruşturmaya sebep olanlar da aralarında para yüzünden anlaşamayanlar, yani aldım-verdime ve para meselesine düşenlerdi, mahkemeye gitmişler. Bursa'daki mahkeme dosyayı Ankara'ya intikal ettirmiş ve bu aşamaya kadar gelinmiş. Yani mutlak butlanın sebebi partiyi satanlar ve satın alanlardır. Maalesef o noktadan buralara kadar gelindi. Mutlak butlan, delege iradesinin, yani partinin satın alınması sonucu ortaya çıkmış. Bu da parti için yüz karası bir durum. Atatürk'ün partisinde böyle bir şeyin olmaması lazımdı."

"CHP'den kopup daha merkeze, liberal politikalara kayan bir parti olacak gibi görünüyor"

Yeni parti kurulacağı söylemlerine dair soruya Kuşoğlu, şu sözlerle yanıt verdi:

"Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılmak isteyenlerin daha farklı bir düşüncesi veya ideolojisi var mı? Farklı bir sosyolojiye mi oturdular? Farklı bir tabanda mı siyaset yapacaklar? Böyle bir açıklama yok zaten. 'Cumhuriyet Halk Partisi Atatürkçü, cumhuriyetçi ve sosyal demokrat bir parti. Biz bu fikirleri benimsemiyoruz, Atatürkçü değiliz, cumhuriyetçi değiliz, sosyal demokrat değiliz' şeklinde bir açıklama yok. Zaman zaman duyuyorum, ne kadar doğru bilmiyorum ama 'Dört eğilimi birleştiren bir parti olacağız' deniyor. Resmî bir açıklama henüz yapılmadı. Biraz CHP'den kopup daha merkeze, liberal politikalara kayan bir parti olacak gibi görünüyor. Ama dünya o tarafa gitmiyor.

"CHP'den ayrılmalarının sebebini ideolojiye veya fikrî ayrılığa dayandıramıyorum; herhâlde duygusal bir kopuş"

Özellikle bizim düşüncemiz; bu dönemde eğitimde, sağlıkta, tarımda, enerjide, yüksek teknolojide ve dış politikada kamunun daha fazla devreye girmesidir. Öyle bir döneme girdik. Dünyayı takip ediyorsunuz. Böyle bir gelişme varken liberal bir parti kurmak, dört eğilimi birleştirmek... Anlayamıyorum. Mesela bu hafta İngiltere'de bir çelik şirketi kamulaştırıldı. Bütün dünyada böyle eğilimler varken liberal bir parti kurmak, dört eğilimi birleştirmek biraz anlaşılmaz geliyor. Cumhuriyet Halk Partisinden ayrılmalarının sebebini bir sosyolojiye, ideolojiye veya fikrî ayrılığa dayandıramıyorum. Herhâlde duygusal bir kopuş bu.

Kafa karışıklığı. Çünkü bu sistemde, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'nde partiler iktidar oluyorlar mı? Mecliste 600 milletvekili var. Yüzde 60 oy alıp 360 milletvekili çıkarsa bir parti iktidar olabilir mi? Olamaz. Ancak cumhurbaşkanı adayı kazanır ve yüzde 50 artı 1 alırsa iktidar olabiliyorsunuz. Böyle bir sistem var. Partiler iktidar olmuyor. Dolayısıyla bunu da anlamak mümkün değil. 'Cumhuriyet Halk Partisi tam iktidar oluyordu, iktidara gidiyordu. Geldiniz, mutlak butlanla partiyi böldünüz.' deniyor. Öyle bir şey yok ki. Partiler iktidar olmuyor."

"CHP 103 yıllık bir parti, bir marka; burayı kimse terk etmez"

Kuşoğlu, milletvekillerinin ve belediye başkanlarının ayrılıp ayrılmayacağına ilişkin soruya, "Zaman zaman konuşuyoruz tabii. Sonuçta bir partiydik biz. 2023 Kasım'ından sonra, ben kendi adıma siyaseti noktalamıştım. En azından siyaset bitmez ama bir virgül koymuştuk. Kemal Bey de aynı şekilde. Ama bu kararla tekrar dönmek zorunda kaldık. Sıkıntılar olmasına rağmen görüşüyorduk. Gördüğüm kadarıyla Cumhuriyet Halk Partisi milletvekillerinin çok büyük bölümü ve belediye başkanlarımızın çok büyük bölümü kopmayacak. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi 103 yıllık bir parti, bir marka. Burayı kimse terk etmez" yanıtını verdi.

"Kılıçdaroğlu profesyonelce hedef alınıyor, bunlar yapay zekâyla yapılan işler"

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun halktan tepki gördüğü söylemlerinin sorulması üzerine Kuşoğlu, şöyle konuştu:

"Halkta, kamuoyunda öyle bir tepki yok. Bu karardan sonra iki kere İstanbul'a gittik, geldik. Ankara'da zaman zaman bazı etkinliklere katılıyoruz. Ben çok büyük bir sevgi seli gördüm. Vatandaşların koşarak gelmesi, fotoğraf çektirmek istemesi, sarılması... Bunların bazıları da yayımlandı. Gerçekten durum böyle. Ama sosyal medyada öyle para harcanmış, medyada Kemal Bey maalesef öyle olumsuz bir şekilde takdim edilmiş ki partiden bir grup böyle görüyor. Sosyal medyada görüyorsunuz. Sürekli hakaret ediliyor, küfrediliyor, affedersiniz. Sürekli profesyonelce hedef alınıyor. Tabii bunlar özellikle yapay zekâyla yapılan işler. Kötü gösterilmeye çalışılıyor, çalışılmış. Bununla ne murat ediliyor, onu da anlamak mümkün değil. Böyle bir politikayla iktidar olmak da mümkün değil."

"Etik dışı davranışlar ve yolsuzluklarla ilgili kamuda, siyasi partilerde ve sivil toplum örgütlerinde yeni kurallar geliştirmek zorundayız"

Kuşoğlu, "arınma süreci"ne dair soruyu şu sözlerle yanıtladı:

"Bir arınma süreci yaşayacağız. Bu mutlak butlanın dışında Kemal Bey'in, Sayın Kılıçdaroğlu'nun bu konuda çalışmaları da vardı. Geri dönmekle ilgili değil, siyaseti bırakmış eski bir genel başkan olarak yaptığı bazı çalışmalar vardı. Hatırladığım kadarıyla ahlak konusunda yedi yazı yazdı. 2023'teki o tartışmalı kurultaydan sonra, genel başkan olmadığı, aktif siyasette bulunmadığı süre içerisinde bu konuyla ilgili yedi yazı kaleme aldı. Hem Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde hem de genel olarak kamuda ve özel sektörde Türkiye'nin böyle bir sorunu var. Bu zaman zaman bazı ülkelerde de oluyor. Mesela Güney Kore'de, benim bildiğim kadarıyla 15-20 yıl kadar önce çok büyük bir ahlaki sorun vardı. Kamu, özel sektör, özel ilişkiler ve toplum çok sıkıntılıydı.

Bununla ilgili bir komisyon kurdular, çalışmalar yaptılar, çıkarılması gereken kanunları ve uygulanması gereken müeyyideleri tespit ettiler. Bugün Güney Kore bu konuda olumlu anlamda epey yol almış durumda. Bizim de böyle bir çalışmaya ihtiyacımız var. Hem Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde, ki Cumhuriyet Halk Partili olduğumuza göre önce oradan başlatmamız lazım, hem de genel olarak toplumda ve kamuda... Çünkü daha önce ağırlıklı olarak kırsal kesimde yaşayan bir toplumduk. Orada kurallar belliydi, basitti. Yaşa göre en büyük ve en kıdemli olan belirlenir, ona göre bir hiyerarşi oluşurdu. Ama şehir ve kent hayatı, iş hayatı, trafik, apartman yaşamı vesaire işin içine girince yaşa göre bir kriter koymak mümkün değil. Çok daha farklı kriterlere ve kurallara ihtiyaç var. Bunu kendi toplumumuza göre oluşturmak zorundayız.

Aynı zamanda etik dışı davranışlarla ve yolsuzluklarla ilgili olarak kamuda, siyasi partilerde ve sivil toplum örgütlerinde de yeni kurallar geliştirmek zorundayız. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak örnek olmak zorundayız. Bunu da hem parti içerisinde hem de belediyelerden başlatmak zorundayız."

"Kurultay en geç martta"

"Kurultayla ilgili süreç ne zaman başlayacak?" sorusuna Bülent Kuşoğlu, şu yanıtı verdi:

"Açıklamamız var. Eylülden itibaren kurultay sürecini başlatacağız. En kısa zamanda da kurultayımızı yapacağız. 'En kısa zaman' dememin sebebi şu: Biraz önce mutlak butlanın sebebini açıklarken 38'inci Kurultay'ın kurallara, usule ve etiğe uygun yapılmaması nedeniyle iptal edildiğini söylemiştim. Mahkeme kararına göre 38'inci Kurultay öncesine dönülecek ve oradaki seçilmiş yönetim gelecek. Bu arada biliyorsunuz, mutlak butlan kararı çıkana kadar iki olağanüstü ve bir olağan kurultay yapıldı. Mahkeme bunları da saymıyor, geçerli kabul etmiyor. Şimdi bir tane daha yapsak olmayacak. Biraz önce konuştuk, dosya Bölge Adliye Mahkemesinden Yargıtay'a henüz yeni gitti. Geçerli olmasını teminen 'En kısa sürede.' diyoruz. Bunu hukukçular çok daha iyi bilecektir ama ben önümüzdeki aralık-şubat, en geç mart döneminde yapılabileceği kanaatindeyim. Yapılması gerekir diye düşünüyorum. Çünkü mevcut kadroyla ve örgütlerle de yapılamaz deniyor. Onun için mahalle delegesinden itibaren örgütlerde değişikliğe gitmemiz gerekiyor."

"Kılıçdaroğlu'nun ne 'aday olacağım' ne de 'aday olmayacağım' demesi lazım"

Değişim sürecine değinen Kuşoğlu, "2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nden hemen sonra bir çalışma başladı, hatırlıyorsanız. 'Değişim' dediler. Değişim bir talepti. Bir parti için bunlar normal tabii. Fakat aslında 2023 Cumhurbaşkanlığı Seçimi'nden önce, o Zoom toplantısıyla beraber, öncesinde birilerinin bazı çalışmalar yaptığı, Sayın Kılıçdaroğlu'nu desteklemedikleri ve değiştirmeye yönelik bazı çalışmalar yürüttükleri ortaya çıktı. Ondan sonra da partide hemen bir bölünme oldu, biliyorsunuz. Bölünme seçimlerden sonra başladı ama öğrendik ki bunun geçmişi seçimlerden öncesine dayanıyormuş. Çalışmalar daha önce başlamış. 'Hançer' metaforu da o zaman çıktı, hatırlarsanız. Sayın Kılıçdaroğlu bütün bunları dikkate alarak, partinin birileri tarafından ele geçirilmesine yönelik hamleleri görerek ve biraz önce konuştuğumuz arınma meselesini de işin içine katarak, 'Partiyi güvenli limana kadar götüreceğim, ondan sonra emin ellere bırakacağım, teslim edeceğim' dedi" ifadesini kullandı.

Kuşoğlu, Kılıçdaroğlu'nun adaylığına ilişkin olarak soruya da şöyle yanıt verdi:

"Siyasette bir genel başkan 'Ben aday olmayacağım' derse hemen arayışlar başlar. O zaman yönetemezsiniz. Şu anda Sayın Kılıçdaroğlu'nun ne 'aday olacağım' ne de 'aday olmayacağım' demesi lazım. Zamanı gelince kurultaya gidilecek. Kendisi siyaseti ne zaman bırakacağını gayet iyi biliyor. Ama şu anda bunları söylemesinin, her ikisini de söylemesinin sakıncası var."

"Politikaları belirleyenlerin atanmışlar değil, seçilmişler olması lazım"

"Devlet aklı" söyleminin sorulması üzerine Kuşoğlu, konuya şöyle açıklık getirdi:

"'Devlet aklı' kavramı çok eleştirildi. Buna çok üzüldüm aslında. Koca koca unvanları olan insanların devlet aklı meselesini yorumlayamamaları veya kötü niyetle yorumlamaları garibime gitmişti. Devlet dili vardır, biliyorsunuz. Devlet hafızası vardır. Devlet aklı da vardır. Bir ülke hem seçilmişler hem de atanmışlar tarafından yönetilir. Bizim Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi'mizde şu anda ağırlıklı olan atanmışlardır. Yürütme erkinde seçilmiş tek bir kişi var, Cumhurbaşkanı. Bakanlar dâhil herkes atanmış vaziyette. Ben, atanmışların ağırlıklı olduğu ve politikaları belirlediği bir sistemin sıkıntılı olabileceğini, hatta sıkıntılı olduğunu söyledim.

Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurucu parti, Atatürk'ün partisi ve cumhuriyetin partisi olarak bunu gündeme getirmesi gerektiğini söyledim. Eğer demokrasiye inanıyorsak seçilmişlerin ön planda olması lazım. Politikaları belirleyenlerin atanmışlar değil, seçilmişler olması lazım. 'Devlet aklı' dediğim, ağırlıklı olarak atanmışlar ve bürokrasidir. Politikaları onlarla değil, seçilmişlerle belirlemek gerekir. Sonuçta atanmışlar ve seçilmişler birlikte yönetir. Ama seçilmişler politikaları, yönü ve hedefi belirler. Atanmışlar da uygulamayı yapar. Şu anda ise atanmışlar aynı zamanda politika belirliyorlar. Cumhuriyet Halk Partisi'nin buna işaret etmesi ve bunu görmesi lazım. Bunu 'Demokrasiden uzaklaşmadır' anlamında söylemiştim."

"Eski Osmanlı coğrafyasına müdahil olmamız lazım"

"Genel Başkanın Osmanlı coğrafyasına yönelik yaptığı çıkışlar ne anlama geliyor?" sorusuna Kuşoğlu, şöyle yanıt verdi:

"Yeni bir dünya var, yeni bir dünya kurulacak. Entegrasyonlara ihtiyacımız var. Bizim bölgede güçlü olmamız lazım. Kültürümüzle ve tarihimizle bölgede politikaları belirleyen bir ülke konumundayız. Çok sayıda alternatifimiz var. Avrupa'yla ortak bir entegrasyonun söz konusu olabileceği güçte ve yapıdayız. Orta Doğu'yla, Türk Cumhuriyetleriyle ve Osmanlı coğrafyasıyla da aynı şekilde... Sayın Genel Başkanın işaret ettiği buydu. Bizim birçok alternatifimiz var. Yoksa gidip oraları fethedelim, 'yeni bir Osmanlı dizayn edelim' diye bir şey yok.

Bu dönemde sadece Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalamayız. Atatürk, 'Yurtta sulh, cihanda sulh.' dedi ama gerektiği zaman Hatay'ı topraklarımıza katmasını da bildi. Şu anda da öyle. 'Biz Suriye'ye hiçbir şekilde karışmayalım, askerimiz orada olmasın. Irak'ta da olmasın. Kafkaslara hiçbir şekilde müdahale etmeyelim. Körfez'e, Hürmüz'den Basra Körfezi'ne kadar hiçbir yere karışmayalım.' diyebilir miyiz? Bütün bunlara müdahil olmamız lazım. Kuzey Afrika'ya da aynı şekilde... Eski Osmanlı coğrafyasına müdahil olmamız lazım. Çünkü İsrail gibi bir ülke oralara kadar uzanıyor, oralarda etki yaratmaya çalışıyor ve Arap ülkeleriyle iş birliği yaparak bizi sıkıştırmaya çalışıyor. Biz bunlara müdahil olmayacak mıyız? Okyanusun ötesinden birileri gelecek, Rusya gelecek, Amerika gelecek, Fransa ve İngiltere müdahale edecek ama biz bu topraklara müdahil olmayacağız, seyirci mi kalacağız? Cumhuriyet Halk Partisinin de bu konularla ilgili yeni bir anlayışı ve dış politikası olacak."

SİYASET 17 Temmuz 2026 Cuma, 23:54

Yorumlar

Öne Çıkanlar

Diğer Haberler

Atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı

Atama kararları Resmi Gazete'de yayımlandı

Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar...
Resmi Gazete'de yayımlandı: Ardahan Valiliğine Ömer Hilmi Yamlı atandı

Resmi Gazete'de yayımlandı: Ardahan Valiliğine Ömer Hilmi Yamlı atandı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla Resmi...
Filenin Sultanları'nın Milletler Ligi kadrosu belli oldu

Filenin Sultanları'nın Milletler Ligi kadrosu belli oldu

2026 FIVB Milletler Ligi çeyrek finalinde...
Akçakoca Belediye Başkanı tahliye kararı sonrası yeniden tutuklandı

Akçakoca Belediye Başkanı tahliye kararı sonrası yeniden tutuklandı

Görevinden uzaklaştırılan Düzce'nin Akçakoca...
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nden 'Haluk Levent' açıklaması: "Kurumsal bir bağımız yok"

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nden 'Haluk Levent' açıklaması: "Kurumsal bir bağımız yok"

Haluk Levent ve AHBAP Derneği'ne yönelik...