Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Terörsüz Türkiye güven tazeledi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: Terörsüz Türkiye güven tazeledi

GÜNDEM, 25 Ağustos 2026 Salı, 19:20
Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında Bitlis'in Ahlat ilçesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı sona erdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ana gündem maddeleri arasında Terörsüz Türkiye, ekonomi ve Ortadoğu'daki gelişmeler olan toplantı sonrası açıklamalarda bulunuyor.

İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkan satır başları:

Ahlatlı kardeşlerimizle beraberiz. Anadolu'nun kapılarını açtığımız şanlı zaferin 955'inci sene-i devriyesinde şehitlerimizin huzurunda bulunmanın heyecanı içindeyiz. Şu anda üzerinde bulunduğumuz topraklarda din, devlet, vatan, dava için gazilikle ve şehitlikle şereflenen büyüklerimizi rahmetle yad ediyorum. Malazgirt mücahitlerinin izinden giderek, ilk fetihlerden İstiklal Harbimize, terörle mücadeleden 15 Temmuz direnişine kadar Türkiye'yi canından aziz bilen, milletimizi bugünlere getiren kahramanlarımıza Rabbimden rahmet niyaz ediyorum. Sultan Alparslan ile Malazgirt'te destan yazdıktan sonra kılıçlarını Doğu Akdeniz'in, Ege'nin ve Karadeniz'in serin sularında soğutan komutanın beylerini, alplerini şükranla anıyorum. 

"KALKINMAYI SÜRDÜRÜYORUZ"

Sadece Malazgirt Zaferi kutlamalarımız değil, Kabine toplantılarımız da artık geleneksel hâle geldi. Cumhurbaşkanı Kabinesi olarak üçüncü kez bugün Ahlat'ta toplandık. Toplantımızda dış politika, ticaret, güvenlik ve Terörsüz Türkiye sürecimiz başta olmak üzere ülkemizi ilgilendiren kritik başlıkları istişare ettik. Burada öncelikle bir hususun altını çizmek istiyorum. Hükümet olarak çevremizde yaşanan çatışmalara rağmen Türkiye'yi kalkınma ve refah rotasında tutmak için yoğun çaba harcıyoruz. Bölgemizdeki krizler ekonomik açıdan tüm dünya gibi bizi de etkiliyor olsa da istihdamdan ihracata, tarımdan turizme birçok alanda hedeflerimize bağlı kalmayı sürdürüyoruz.

"TÜRKİYE GÜVENDEDİR"

Şunu vatandaşlarımın bilmesini arzu ediyorum. Adeta bir kriz fırtınası yaşadığımız bu sancılı dönemi popülizme tevessül etmeden, milletin ve ülkenin kaynaklarını büyük bir özenle koruyarak dinamik bir süreçte başarıyla yönetmenin çabasındayız.

Ekonomide çarkların dönmesi, insanımızın işini ve aşını muhafaza etmesi, emtia fiyatlarındaki dalgalanmaların etkilerinin asgari düzeyde tutulması, savunma sanayi ve uluslararası yatırımlar başta olmak üzere ortaya çıkan fırsatların değerlendirilmesi önceliğimiz olmaya devam etmektedir. İran-Amerika geriliminin küresel ekonomide yol açtığı şok dalgası zamanla tesirini yitirdikçe, İnşallah bunun sokağa, çarşıya, pazara, günlük yaşama yansımalarını çok daha net görme imkânı bulacağız.

Türkiye doğru yoldadır, istikameti bellidir. Eninde sonunda menziline ulaşacaktır. Bu yolculukta ülkemizin en büyük şansı tecrübeli, liyakatli, uyum ve adanmışlık içinde çalışan kadroların görev başında olmasıdır.

Türkiye güvendedir, 86 milyonun emaneti emin ellerdedir. Bu kutsal emanete gölge düşürmeyeceğiz, yavaşlamadan, tedbiri, disiplini elden bırakmadan hep beraber hedeflerimize doğru ilerleyeceğiz.

"TÜRKİYE'NİN HİÇBİR SORUNU ÇÖZÜMSÜZ DEĞİLDİR"

Önceki hafta Gazi Meclisimiz tarihi bir mutabakat örneği sergileyerek 467 evet oyuyla Türkiye için hayati önemdeki bir yasayı kabul etti. Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine dair kanuna destek veren tüm milletvekillerimize bugün bir kez daha ülkem ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Türk siyasetinde bir dönüm noktası olan bu büyük uzlaşıyla Terörsüz Türkiye sürecimiz güven tazelemiş, çok ciddi güç kazanmıştır. Milletimiz vekilleri aracılığıyla çözüm iradesini çok net ortaya koymuştur. Farklı toplum kesimlerini temsil eden siyasi partilerin ülkemizin geleceğine dair bir meselede aynı paydada buluşması her türlü takdirin üzerindedir. Bu mutabakat aynı zamanda demokrasimizi güçlendirecek, sivil siyasetin kapasitesini artıracak, Türkiye'yi vesayet dönemi tortularından kurtaracak yeni adımların cesaretle atılmasına zemin hazırlamıştır. Şu bir gerçek ki Türkiye'nin hiçbir sorunu çözümsüz değildir. Günlük siyasi hesaplar yerine ülkeyi ve milleti merkeze alan bir anlayışla hareket edildiğinde Türk demokrasisi her türlü düğümü çözecek kapasite ve olgunluğa ziyadesiyle sahiptir.

"GELECEK NESİLLERE TERÖRSÜZ BİR TÜRKİYE BIRAKACAĞIZ"

Bunu Türkiyemiz adına müstesna bir kazanım olarak görüyoruz. Şu noktaya da dikkatlerinizi çekmek durumundayım. Son iki yılda birçok kritik eşiği suhuletle aşmakla birlikte önümüzde dikkatle yürünmesi ve yürütülmesi gereken bir yol bulunuyor. Herkesin bu süreçte çok daha özenli bir dil kullanması, yük olmak yerine yük almaya odaklanması, milletimizin hassasiyetlerini kaçıracak fevri söylem ve eylemlerden uzak durması büyük önem arz ediyor. Siyaset her gün yapılır ama Türkiye'yi yarım asırlık bir sıkıntıdan kurtarma çabasına gölge düşürmenin bahanesi olmaz. Aynı durum medya kuruluşlarımız ve gazetecilerimiz için de geçerlidir. Sırf daha fazla görüntülenmek, daha fazla reyting ve etkileşim almak uğruna böyle hayati bir meseleyi enfekte etmeye kimsenin hakkı yoktur. Çünkü bu iktidar ve ittifak olarak sadece bizim meselemiz değildir. Bu mesele bir devlet meselesidir, 86 milyonun ortak meselesidir. Milletimiz artık bu meselenin kalıcı biçimde çözülmesini istemektedir. Biz de bu sorunu çözmekte, gelecek nesillere terörsüz bir ülke ve bölge bırakmakta son derece kararlıyız. Bugün bir kez daha hangi siyasi görüşte olursa olsun herkesi çözümün bir parçası olmaya çağırıyorum. Gelin, Türkiye'yi terörden kurtararak şehitlerimize ve gazilerimize olan şükran borcumuzu layıkıyla ödeyelim. Gelin sizler de bir ucundan tutun ve bu ağırlığı Türkiyemizin üstünden hep beraber kaldıralım, gelin tarih boyunca diz kırıp aynı sofraya oturmuş, aynı türküyü beraberce söylemiş, vatanı savunmak için aynı cephede şehit düşmüş insanlarımızın kardeşliğini daha da güçlendirelim. 

Bu samimi çağrımız önce milletin, önce memleketin anlayışına sahip herkesindir. Türkiye artık bedel ödemesin diyen gencecik fidanlarımızı gözyaşlarıyla toprağa vermeyelim. Anaların ipekten yüreği yeni acılarla kavrulmasın diyen herkesi sürece omuz vermeye, sürece destek olmaya davet ediyorum. Özellikle bölgedeki sivil toplum kuruluşları kanaat önderlerinin daha fazla katkı vermesini bekliyorum. Bir miladı yaşamakta olduğumuz bu günlerde sürece katkı sunan herkes tarihin yeniden inşasında rol sahibi olacaktır. Aynı şekilde süreci zora sokan, süreci dinamitleyen, tahrik eden, sürecin karşısında yer alan her türlü girişim de tarih karşısında mesul olacaktır. Sorumluluk mevkiinde olanların, bilhassa günübirlik hesaplarla siyaset yapan kimi partilerin, Meclis'te 467 kabul oyuyla tecessüm eden iradeyi iyi okumalarını, oradan gerekli mesajı çıkartmalarını temenni ediyorum. Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonumuzun yanı sıra ülkemizin bölgesel barışı ve istikrarı önceleyen aktif dış politikasının istikrarsızlıktan ve kaostan nemalanan malum çevreleri rahatsız ettiği görülüyor.

"SİYASİ OLARAK CAN ÇEKİŞEN, KİFAYETSİZLERİN BİZİM ÜZERİMİZDEN PRİM KAZANMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ"

Türkiye, kendi vatandaşlarıyla birlikte hiçbir ayrım yapmadan bölgesindeki herkes için barış, herkes için kalkınma istedikçe cinayet şebekelerinin kan ve çatışma üzerine kurulu planları bozuluyor. Son dönemde Cumhurbaşkanı olarak şahsımızı ve Türkiye'yi hedef alan kirli kampanyaları, bütünüyle bozulan bu planların yol açtığı hırçınlığın ve çaresizliğin birer tezahürü olarak değerlendiriyoruz.

Siyasi olarak can çekişen, kendini bilmez kifayetsizlerin bizim üzerimizden dilini devşirmesine fırsat vermeyeceğiz. Biz kime, neyi, nerede ve nasıl söyleyeceğimizi gayet iyi biliriz. Biz bakkal dükkanı değil, dünyanın en büyük ülkelerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti'ni yönetiyoruz. Biz 86 milyon vatandaşımızın emanetiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki yüz milyonlarca mazlumun da umudunu, mesuliyetini taşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti öyle birilerinin lütfuyla kurulmuş, küresel güç odakları tarafından şımartılmış, hafızası olmayan bir devlet değildir. Binlerce yıllık köklü geleneğiyle, zaferlerle dolu geçmişiyle, dünyanın en güçlü ve kudretli devletlerinden biridir. Sadece Malazgirt gibi insanlık tarihine geçen askeri başarılarımızla değil, sanat tarihine, siyaset ve idare tarihine kattıklarımızla da büyük bir devletiz.

Biz tarihinde gönüller fethetmekle, mazlumların çağrısına kulak vermekle, Musevi, Hristiyan, Müslüman fark etmeksizin ihtiyaç sahiplerinin imdadına koşmakla bilinen büyük bir devletiz. Türkiye Cumhuriyeti küçük hesaplar, küçük kurnazlıklar karşısında boyun eğecek, bunlara prim verecek sıradan bir devlet asla değildir. Onurlu, gururlu, tarihiyle ve ecdadıyla şerefli bir devletin nasıl davranması gerekiyorsa işte biz de iç siyasette ve dış politikada öyle davranıyoruz. Kimin ne yapmaya çalıştığının tabii ki farkındayız. Bölgemizde ilgili hangi kanlı senaryoların yazılmaya çalışıldığını görüyoruz. Bunların hayata geçirilmesine müsaade etmeyeceğiz. Herkes emin olsun, rahat olsun. Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir.

Biz bize güvenen hiçbir dostumuzu, kardeşimizi yarı yolda bırakmayız. Birileri istemiyor, birileri endişe duyuyor, birilerinin planları bozuluyor diye bölgemizde barışın tesisi için mücadele etmekten geri duracak değiliz, biz elinde masumların kanı olan cinayet şebekeleri rahatsız oluyor diye komşularımızın toparlanmasına destek olmaktan vazgeçecek de değiliz. Bu ülkenin dış politikasını sadece ve sadece Türk milleti belirler. Milletten başka hiçbir aktör Türkiye'ye ve Türk dış politikasına rota ve sınır çizemez. Milletin belirlediği istikamette Türkiye'nin çıkarlarını korumaya devam edeceğiz. Türkiye olarak bizim bölgemizin tamamında barıştan, adaletten, istikrar ve huzurdan öte hiçbir amacımız, hedefimiz, gayemiz yok. Birilerinin iddia ettiği gibi gizli bir ajandamız, gizli bir niyetimiz de yok. Bizim amacımız etrafımızda sulh ikliminin egemen olmasıdır. Bizim gayemiz, bizim bölgemizin her karışında adalet, güvenlik ve refahın tesis edilmesidir.

Coğrafyamız şu anda su gibi, hava gibi barışa ihtiyaç duyuyor. Buna kavuşacağı günlerin hasretini çekiyor. Biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak Suriye'den Irak'a, Lübnan'dan Filistin'e, Körfez'den Afrika'ya, Balkanlar'dan Kafkasya'ya kadar gönül ve kültür coğrafyamızın tamamında tarih bizi birbirimize kardeş eyledi diyor, bu ebedi kardeşliği yüceltmenin mücadelesini veriyoruz. Bu mücadeleyi zaferle taçlandırana kadar elimizin ulaştığı her yerde canla başla çalışmaya devam edeceğiz.

Bu düşüncelerle Kabine sonrası hitabımızı katılımlarıyla şereflendiren şehit ailelerimize ve siz kıymetli misafirlerimize teşekkürlerimi iletiyorum. 70'inci Kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum, sizleri bir kez daha sevgiyle selamlıyorum. 

GÜNDEM 25 Ağustos 2026 Salı, 19:20

Yorumlar

Öne Çıkanlar

Diğer Haberler

El Nino etkisi, mısır fiyatlarını 3 yılın zirvesine taşıdı

El Nino etkisi, mısır fiyatlarını 3 yılın zirvesine taşıdı

Mısırın kile başına fiyatı, uluslararası...
Karaman'da kaza: 2'si çocuk 6 yaralı

Karaman'da kaza: 2'si çocuk 6 yaralı

Karaman'da U dönüşü yapan otomobile arkadan...
Rize'de dalgalara kapılan 2 kardeşten 1'i yaşamını yitirdi, diğeri aranıyor

Rize'de dalgalara kapılan 2 kardeşten 1'i yaşamını yitirdi, diğeri aranıyor

Rize'nin Çayeli ilçesinde denizde boğulma...
Bursa İnegöl'de dere ıslah projelerine başlandı

Bursa İnegöl'de dere ıslah projelerine başlandı

Bursa'nın İnegöl ilçesinde, Devlet Su İşleri...
ABD'de ICE birimleri, temmuz ayında 50 bine yakın göçmeni gözaltına aldı

ABD'de ICE birimleri, temmuz ayında 50 bine yakın göçmeni gözaltına aldı

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza İdaresinin...
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki Ebola salgınında can kaybı 2 bin 680'e çıktı

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'ndeki Ebola salgınında can kaybı 2 bin 680'e çıktı

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde (KDC) etkisini...