Dışişleri Bakanı Fidan: Ateşkesin alternatifi savaşa geri dönmek ve kimse bu senaryoyu istemiyor
GÜNDEM, 13 Mayıs 2026 Çarşamba, 01:49Bakan Fidan, Katar'ın Al Jazeera kanalında yayınlanan ve Resul Serdar Ataş'ın sorularını yanıtladığı röportajda, gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.
Fidan, ABD ile İran arasındaki ateşkes görüşmelerine ilişkin, en acil önceliğin; ateşkesin devam etmesi olduğunu ve buna odaklandıklarını belirterek, "Ateşkesin alternatifi, savaşa geri dönmek ve kimse bu senaryoyu tekrar yaşamak istemiyor. Çünkü şu anda tüm dünya ekonomisi ve enerji güvenliği, bu savaş nedeniyle zarar görüyor." ifadelerini kullandı.
Herkesin bu savaşın müzakere edilen bir çözüm ile sonlanmasını umduğunu söyleyen Fidan, müzakere sürecinin inişli çıkışlı ilerlediğini ancak bunun müzakerelerinin doğası olduğunu belirtti.
Fidan, müzakerelerdeki son anlaşmazlığın da bu sürecin bir parçası olduğuna işaret ederek, müzakerelerin devam edeceğini dile getirdi.
ABD tarafının, İran'ın teklifini reddettiğini ancak önerilerin her zaman yeniden müzakere ve ifade edildiğini aktaran Fidan, arabulucular ya da öneri sunan tarafların, kendi ifadelerini ve konumlarını gözden geçirebileceğini, "yeni, kabul edilebilir bir ifade" kullanmanın mümkün olduğunu vurguladı.
Fidan, Türkiye'nin ABD ile İran arasındaki müzakerelerdeki rolüne ilişkin, Türkiye'nin 2010'dan bu yana arabuluculuk süreçlerinde rol almaya çalıştığını, bu müzakerelerin Pakistan tarafından çok iyi şekilde yürütüldüğünü ifade etti.
ABD, İran ve bölge ülkeleriyle iletişimdeyiz
Türkiye'nin, Katar dahil bölge ülkeleriyle birlikte rolünün, arabuluculuk için elinden gelenin en iyisini yapan Pakistan'a olabildiğince yardım etmek olduğunu söyleyen Fidan, iki tarafla ve kendi aralarında iletişimi sürdürdüklerini dile getirdi.
Fidan, bu süreçte bazen en zor durumun, müzakerenin tıkanması olduğunu ve yaratıcı fikirler arandığını aktararak, tarafların ve arabulucunun bazen bu fikirleri bulamadığını ve bu durumda dışarıdan güvenilir ortaklara ihtiyaç duyulduğunu anlattı.
Taraflarla doğrudan görüşülmesinin yanı sıra bölge ülkeleri olarak kendi aralarında da görüştüklerini belirten Fidan, bunun en başta bölge için çok önemli olduğunu, bu nedenle bölge ülkelerinin müzakere sürecine destek vermek için ellerinden geleni yaptığını söyledi.
Fidan, bölge ülkelerinin müzakere sürecine yaklaşımına ilişkin zaman zaman bazı küçük çatışmaların yaşandığını ve son zamanlarda ne yazık ki Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve bazı diğer ülkelerin saldırıya uğradığını hatırlattı.
Genel olarak ateşkesin şu anda sürdüğüne işaret eden Fidan, bölge ülkeleri arasında anlamlı iletişim ve danışma süreçlerinin işlediğini belirtti.
Fidan, Mısır ve Ürdün dahil olmak üzere, bölgedeki tüm ülkelerin müzakere sürecinde ne durumda olunduğuna ve devam eden bu sürece daha iyi nasıl katkı verilebileceğine dair birbiriyle konuştuğunu aktardı.
Türkiye ile Katar arasında ABD-İran müzakerelerine dair koordinasyona ilişkin, Türkiye'nin çok şey yaptığını ve Katar'ın çalışma şeklinin de Türkiye'nin yıllardır yaptığına çok benzediğini dile getiren Fidan, "Aslında arabuluculuk işlerindeki koordinasyonumuz 10 yıldan fazla bir süredir devam ediyor. Bölgesel bir kriz nerede olursa olsun, Türk-Katar koordinasyonu ve ortak çabası oradadır." dedi.
Katar'ın çalışma şeklini gerçekten takdir ettiklerini vurgulayan Fidan, Katar Emiri Temim bin Hamed Al Sani ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani'nin övgü peşinde değil, somut bir sonuç peşinde olduğunun altını çizdi.
Fidan, "Biz de böyle çalışıyoruz çünkü nihayetinde görmek istediğimiz şey, herhangi bir sorunun sonudur. Bu sefer, Körfez sorunu var. Geçen sefer, başka bir şey vardı. Diğer seferinde, Libya'da başka bir sorun vardı. Yani mükemmel bir koordinasyonumuz var." ifadelerini kullandı.
Diplomasinin başarısız olması ve tarafların tekrar savaşa girmesi halinde bir dizi senaryo olduğuna ve hangi senaryonun gerçekleşeceğine bağlı olarak farklı sonuçlarla karşılaşılabileceğine işaret eden Fidan, enerji ve enerji güvenliği açısından Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'na çok bağımlı olmadığını vurguladı.
Fidan, "Orta Asya'dan, İran'dan, Rusya'dan ve Azerbaycan'dan Türkiye'ye petrol ve doğal gaz getiren 3 büyük boru hattı var. Enerjimizi gemilerle taşımadığımız için enerji güvenliği açısından etkilenmiyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Herkesin enerji fiyatları açısından olumsuz etkilendiğini aktaran Fidan, savaşın devam etmesi halinde bazı istenmeyen sonuçlarla karşılaşılabileceğine ancak ellerinden gelenin en iyisini yapmaya çalıştıklarına dikkati çekti.
"Büyük çoğunluğun kabul etmeyeceği yeni bir düzenleme, çatışma kaynağı olabilir"
Fidan, çoğunluğun görmek istediğini desteklediklerini, savaştan önceki statükonun herkesin memnun olduğu bir durum olduğunu belirterek, şöyle devam etti:
"Dolayısıyla büyük çoğunluk tarafından kabul edilmeyebilecek yeni bir düzenleme getirmek, yeni bir çatışma kaynağı olabilir. Bunu istemiyoruz çünkü bu, diğer gerilim noktaları veya düğüm noktaları için örnek teşkil edebilir ve dünya ekonomisi bunu kolayca kaldıramaz. Bu nedenle savaştan önce olduğu gibi tüm gemilerin serbest geçişini görmek istiyoruz."
ABD ile İran arasında anlaşma sağlanması halinde Türkiye'nin ne tür katkılar ve mekanizmalar sunabileceğine ve Hürmüz Boğazı'nın mayınlardan temizlenmesinde bir rol oynayıp oynamayacağına ilişkin soru üzerine Fidan, herhangi bir mekanizma önermediklerini, Hürmüz Boğazı'ndaki sorunları ele alacak bir mekanizma oluşturmaya yönelik bazı önerileri yanıtladıklarını aktardı.
Fidan, sorunların farklı tanımları ve çözümleri olduğuna değinerek, bu fikirlerin görüşülmesi gerektiğini, Fransa ve İngiltere'nin farklı girişimlerde bulunduğunu, daha sonra bu girişimlerin birleştiğini hatırlattı.
"İran-ABD'nin görüşmeleri olumlu sonuçlandırmalarını umuyorum"
Bu süreçte görüşmelere katıldıklarını, fikirleri ve teklifleri gördüklerini anlatan Fidan, "İran ve ABD'nin görüşmelerini olumlu bir şekilde sonuçlandırmalarını, bir uzlaşma ve anlaşmaya varmalarını umuyorum. Sonrasında ek bir desteğe ihtiyaç duyulursa biz de orada olabiliriz. Ancak herhangi bir anlaşma ya da diplomatik bir sonuç olmadan katılımımızın anlamlı ya da olumlu olmayacağını düşünüyorum." diye konuştu.
Fidan, ABD ve İran'a barışçıl çözüm yönündeki tavsiyesine ilişkin tarafların 20 yıldan fazla süredir nükleer meseleyi görüştüğünü ve savaşın ana kaynağının da bu konu olduğunu vurgulayarak, geçen yıla kadar tarafların sıcak savaştan kaçındığını dile getirdi.
"Savaşı sonlandırmak için yeterli istek ve niyet var"
Sıcak savaşın gerçekleşmesinin ardından en kötüsüne şahit olduklarına işaret eden Fidan, şunları söyledi:
"İsrail'in provokasyonuyla İran ile ABD arasında tam ölçekli bir savaş. Artık tarafların tecrübe edeceği bir şey kaldığını düşünmüyorum. Bence artık durup, sadece ilgili iki ülkeyi değil, tüm dünyayı etkileyen bu soruna gerçek bir çözüm bulma zamanı geldi. Savaşı sonlandırmak ve taraflar arasında normal hayata dönmek için yeterli istek ve niyet var, bu iki taraftan alınan izlenim."
Fidan, taraflar arasındaki durumun tırmanma eğiliminde olmasıyla hem dünya ekonomisi hem de bölgesel istikrar açısından daha fazla trajedinin ve olumsuzluğun ortaya çıkma riski bulunduğuna dikkati çekerek, "Sonuç olarak her iki tarafın da kalıcı bir çözüme ulaşmayı başarabileceğini düşünüyoruz." dedi.
ABD ve İran'ın anlaşmaya varamaması durumunda, bunun etkilerinin yeni bir bölgesel düzen oluşturup oluşturamayacağıyla ilgili soruya Fidan, "Evet oluşturabilir. Bu, son 30 yıldaki savaşlardan, terörizmden, istikrarsızlıktan, işgallerden ve bölgemizde yaşanan her şeyden acı dersler çıkaran bölgesel ülkelerle savaştan önce bile tartıştığımız bir konu. Bence bölgesel kapasite, gerçekten yaratıcı fikirler üretmek ve bunları uygulamak için yeterince olgunlaştı." yanıtını verdi.
Fidan, "hegemon" kelimesini bölgenin "sözlüğünden" silmeye çalıştıklarını dile getirerek, bölgede boyun eğme ve tahakküme yer olmadığını, bölge ülkeleri arasında toprak bütünlüğü, egemenlik ve güvenliğe saygı temelli bir işbirliğinin getirilmesini istediğini vurguladı.
"(Suriye-Ukrayna-Türkiye görüşmesi) 3 ülke arasında iyi bir görüşmeydi"
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin nisandaki Suriye ziyaretine ilişkin soru üzerine Fidan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Bu sadece iki taraf arasında uygun bir görüşmeydi. Ukrayna, bölgede yeni, Türkiye ise uzun zamandır bölgede. Bence bu sadece 3 ülke arasında iyi bir görüşmeydi. Suriye ile mükemmel ilişkilerimiz var, Ukrayna ile de uzun zamandır iyi ilişkilerimiz var. Bu yüzden iki ülkenin olası işbirliği alanları hakkında görüşme yapması iyi oldu diye düşünüyorum."
Fidan, Suriye'nin şu anda bölgenin diğer ülkeleriyle iyi ilişkiler kurduğunu aktararak, Brüksel'de dün gerçekleşen Avrupa Birliği (AB) ile Suriye arasındaki ilk "Üst Düzey Siyasi Diyalog Toplantısı'ndan" iyi bir sonuç elde edildiğini, bu yüzden Suriye'nin bölge için "bir başarı öyküsü" olduğunu belirtti.
Bölgesel sahiplenme konusuna atıfta bulunan Bakan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bölge ülkeleri bir araya geldi ve Suriye'ye karşı tek tip bir pozisyon belirledi. Suriye, bu pozisyona çok başarılı bir şekilde yanıt verdi. Şimdi herkes, Suriye'de istikrar ve güvenliğin tadını çıkarıyor. Suriye, eskiden iç savaşın, terörizmin beşiği ve bütün bölge ülkeleri için bir tehditti. Şimdi, elhamdülillah, bunların hepsi geride kaldı. Şimdi Suriye, kimseye tehdit oluşturmayan istikrarlı bir ülke. Türkiye de dahil olmak üzere, farklı ülkelerden tüm mülteciler geri dönüyor. Ve bu büyük bir başarı."
"Suriye'de endişe verici olan İsrail'in niyeti"
Suriye'de devlet ve ulus kurma sürecinde karşılaşılan zorluklara ve risklere de değinen Fidan, şunları kaydetti:
"Her şeyden önce, biliyorsunuz bu soruyu geçen yıl bu zamanlarda sorsaydınız, örneğin; silahlı grupların birleştirilmesi sorunu vardı ve bu büyük ölçüde başarılı oldu. Şimdi silahlı gruplar, tek bir komuta ve kontrol altında. Bu, YPG'nin sorunuydu. Ve bu sorun, üzerinde anlaşmaya varılmış bir yol haritasının sonucu olarak hala çözüm aşamasında. Ama şimdi ülkede farklı etnik gruplar, milliyetler ve dinler açısından göreceli bir barış var. Büyük bir çatışma bildirilmedi. Ancak hepimiz için daha endişe verici olan İsrail'in niyeti."
Fidan, İsrail'in Suriye'deki eylemlerinin öncelikle Türkiye'nin güvenlik endişeleri perspektifinden sunulmaması veya tanımlanmaması gerektiğini vurguladı.
İsrail'in, Suriye devletinin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini "ihlal ve işgal ettiğini" vurgulayan Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu, Suriye için büyük bir ulusal güvenlik tehdididir ve tıpkı Lübnan, Batı Şeria ve Gazze için olduğu gibi. Bu nedenle, bence tüm Arap ülkeleri, Müslüman ülkeler, bölgesel ülkeler, Avrupalılar, herkes bir araya gelmeli ve bu politikaya karşı çıkmalıdır, çünkü hiç kimse Suriye'den gelen ve Avrupa da dahil olmak üzere diğer tüm ülkelere giden ek bir mülteci akını görmek istemez. Dolayısıyla İsrail, istikrarsızlığın, savaşların, yıkımın ve kitlesel göçün kaynağı ve nedeni olmaktan vazgeçmelidir."
Fidan, Türkiye'nin bugünkü dış politikasına bakıldığında coğrafi, tarihi ve modern anlamda mümkün olan her sektörde farklı coğrafyalarla ilişkiler görüldüğünü söyleyerek, şu ifadeleri kullandı:
"Çünkü biz coğrafi olarak Avrupa'da yer alıyoruz, Güney Kafkasya'da bir konuma sahibiz. Doğu sınırlarımıza baktığınızda İran'la sınırımız var ve bu tüm Asya'ya uzanıyor. Güneydoğu sınırlarımıza baktığınızda Irak ve İran var, bu da Batı'nın Orta Doğu olarak adlandırdığı bölgeye kadar iniyor. Kuzeye baktığınızda Karadeniz var. Güneye baktığınızda Akdeniz var. Bu nedenle çok coğrafyalı ve çok boyutlu stratejik yönelim politikalarına sahip olmak zorundayız."
Stratejik yönelimin ve dengelerin bölgelere göre farklılık gösterdiğini belirten Fidan, "Bu yüzden aynı değerler ve aynı ilkelerle farklı bölgelerde dış politikamızı dikkatli şekilde yürütüyoruz." dedi.
"Bölgede ve bölge ötesinde arabuluculuk için yoğun çalışıyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 20 yılı aşkın süredir devam eden yönetiminde, Türkiye'de ekonomik kalkınma, siyasi istikrar, halkın refahının artırılması ile altyapı ve kamu hizmetlerinin yaygınlaştırılması adına atılan adımların benzerini bölgede de görmek istediklerini vurgulayan Fidan, "Bu nedenle bölgemizde ve bölgemizin ötesindeki her çatışmada arabuluculuk için çok yoğun çalışıyoruz. Balkanlar'da, Güney Kafkasya'da, Orta Doğu'da, Asya'da ve Karadeniz'de kalkınma ve bölgesel barış görmek istiyoruz." diye konuştu.
Fidan, bu kapsamda Ukrayna ile Rusya arasındaki ateşkes görüşmelerine aktif şekilde katıldıklarını, Balkanlar'da Balkanlar Barış Platformu'nun kurulduğunu aktararak, aynı zamanda Irak'ta daha sorumlu olunması, Suriye'de istikrar sağlanması ve İran'da ateşkes için çalışıldığını belirtti.
Bakan Fidan, Türkiye'nin bölgedeki siyasi tutumunun tutarlı olduğunu ve istikrar sağlanmasını amaçladığını söyledi.
Farklı coğrafi bölgelere yönelik, farklı stratejik perspektiflerin zaman zaman birbiriyle çelişebildiğini belirten Fidan, bunun Avrupa güvenliği açısından başa çıkılması gereken zorluklardan biri olduğunun altını çizdi.
NATO'nun en önemli değeri, üye devletler arasında barış ve işbirliği
Fidan, "Bence NATO son derece gerekli. Uzun zamandır NATO yalnızca caydırıcılıkla ilgili değildi. Bence caydırıcılık, NATO için ikinci önemli unsur olacak. Bana göre, NATO'nun en önemli değeri; Avrupa'daki üye devletler arasında barışı ve işbirliğini sürdürmesi." dedi.
NATO'nun 2. Dünya Savaşı'nın hemen ardından kurulmasına kadar Avrupa ülkeleri arasında çok sayıda savaş yaşandığına, NATO'nun Soğuk Savaş döneminde kurulduğunda ülkelerin birbirlerinin güvenliğine, toprak bütünlüğüne ve egemenliğine bağlılık taahhüdünde bulunduğuna dikkati çeken Fidan, bunun sonucunda bölgesel istikrar oluştuğunu belirtti.
Fidan, "Buna Amerikalılar öncülük etti. Bu süreç, Avrupa topluluğunun ardından da Avrupa Birliği'nin (AB) kurulmasına yol açtı. Şimdi ise Amerika'nın Avrupa güvenliğinden çekilmesi konuşuluyor." değerlendirmesinde bulundu.
ABD'nin uzun zamandır itirazlarını ve eleştirilerini dile getirdiğini belirten Fidan, bu durumun ABD Başkanı Donald Trump'tan önceki yönetimlerde de farklı konu ve düzeylerde yaşandığını anlattı.
Fidan, "Avrupalı ülkelerin, kendi paylarına düşeni buna uygun şekilde üstlenmeleri gerektiğini, aksi takdirde her yükün ABD tarafından taşınmasının adil olmadığını ifade ediyorlardı. Bunun hiç kimsenin çıkarına hizmet etmediğini söylüyorlardı." dedi.
Bu konunun pek çok kez vurgulandığını ve dolayısıyla Avrupalılar tarafından anlaşıldığını belirten Fidan, Avrupa ülkelerinin halihazırda savunma harcamalarını ve sanayi altyapılarını artırdığını ancak başka bazı sorunların da olduğunu söyledi.
"Avrupa güvenliğinin tanımı üzerinde uzlaşılmış değil"
Fidan, "Şu anda Avrupa güvenliğinin tanımı üzerinde uzlaşılmış değil çünkü NATO şemsiyesi altında 2 Avrupa var. Bunlardan biri, AB. Diğeri ise NATO üyesi olup, AB üyesi olmayan ülkelerden oluşuyor. Türkiye, Norveç, İzlanda, Arnavutluk, Karadağ, (Kuzey) Makedonya gibi. Bu ülkeler, NATO çatısı altında yer alıyor ancak AB üyesi değiller." diye konuştu.
Bu iki farklı alanın, ortak bir Avrupa güvenlik mimarisinin nasıl oluşturulacağı konusunda ortak anlayış geliştirmesi gerektiğini vurgulayan Bakan Fidan, şunları kaydetti:
"Şimdi Avrupa Birliği çatısı altında bir tartışma yürütülüyor. Avrupa Birliği ülkeleri tarafından kararlar alındı ve savunma harcamalarını artırmak ve savunma sanayi altyapısını güçlendirmek için bunları uygulamaya başladılar. Peki Avrupa'daki diğer ülkeler? Şimdiye kadar NATO, bir şemsiye örgüttü, aslında bütün bu farklılıkları bir şekilde yönetiyordu. Ancak artık NATO'nun kendi içinde bile ayrışan çıkarlar ve yapılar var."
Fidan, ABD'nin transatlantik güvenlikten daha fazla çekilmeye karar verip, NATO içinde kalmaya devam etmesi halinde yarı yapısal bir sorunla karşı karşıya kalınabileceği değerlendirmesi yaparak, "ABD, hala içeride olur ancak bazı boşlukların başka ülkeler tarafından doldurulması gerekir. Bu nedenle bence temmuzda Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi, NATO'nun geleceği açısından çok önemli." dedi.
"Ateşkes dönemi içerisindeyiz ama bu ateşkes, savaşın geri dönmeyeceği manasına gelmiyor"
Bakan Fidan, Al Jazeera Arapça televizyon kanalında Zeynelabidin Tevfik'e, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
ABD/İsrail-İran Savaşı'nın sona ermesi için ellerinden geleni yaptıklarını belirten Fidan, "Şu anda savaşın bitmesi için açıkçası elimizden geleni yapıyoruz. Ateşkes dönemi içerisindeyiz ama bu ateşkes, savaşın geri dönmeyeceği manasına gelmiyor." ifadesini kullandı.
Fidan, ateşkesin daha kalıcı hale gelmesi için kalıcı bir ateşkese ve barışa ulaşılması için Pakistan ve bölgedeki diğer ülkelerin ellerinden geleni yaptıklarını belirterek Türkiye ile Katar arasında muazzam bir işbirliği olduğunu ve iki ülkenin müzakerelerin başarıya ulaşması için İslamabad'a büyük destek verdiğini söyledi.
Müzakerelerde, iki taraf arasında birkaç kritik konunun olduğu değerlendirmesini yapan Fidan, şöyle devam etti:
"Onların inşallah halli durumunda biz, kalıcı bir ateşkese ulaşacağımızı düşünüyoruz. Tabii zorlu bir süreç, arada büyük bir güvensizlik var. Şu anda geride bırakılmış bir savaş var, her an tekrar başlayabilir ve en önemlisi, Amerika ve İran'ın ne düşündüğünden bağımsız hareket eden ve kendi gündemi olan bir İsrail var. Bölge ülkeleri, dünya kamuoyu, herkes bir barışın olmasından, boğazın açılmasından, bölgede istikrara ve güvenliğe geri dönülmesinden yana iken İsrail'in biliyorsunuz daha başka planları var."
Fidan, bazı bölge içi ve bölge dışı aktörlerin, bazı fanatik İsraillilerin, bazı fanatik Batılıların, bölgeyle ilgili dini veya fanatik düşüncelerden hareketle ortaya koydukları politikalar olduğu değerlendirmesini yapan Fidan, "Bölgedeki Müslüman ülkelerin bir araya gelerek kendi kaderlerine sahip çıkmaları gerekiyor. Bizim bölgemiz, bir laboratuvar değil, başkalarının fantezilerini geliştireceği bir alan değil, başkalarının kendi mesihlerini bulacağı bir yer değil. Burası, bölge insanlarının yaşadığı, Müslümanlara ait olan topraklar. Bu topraklarda kendi barışımıza, kendi istikrarımıza, kendi güvenliğimize, kendi refahımıza, kendimizin sahip çıkması gerekiyor." diye konuştu.
Bölge ülkeleri arasında dayanışma
Savaştan da ders çıkartarak bölge ülkeleri arasındaki dayanışmayı artırmaya çalışan bir çaba içerisinde olunduğuna işaret eden Fidan, bölgedeki herkesin, bölge ülkelerinin kendi sorunlarına kendi sahip çıkmadan hegemondan bir şey beklemenin bir anlamı olmadığını bildiğini söyledi.
Fidan, bunun bölgede birçok defa denenen bir senaryo olduğunu belirterek "Bunun bölge ülkelerine faydası yok, İran'a faydası yok. İran'ın belli politikalarını gözden geçirmesi gerekiyor. Bölge ülkelerinin kendileri arasında güven artırıcı tedbirlere başvurması gerekiyor." dedi.
Birlik içerisinde hareket edilmesi gerektiğinin altını çizen Fidan, bölge ülkelerinde bunu yapacak insan kapasitesi olduğuna ve devlet olgunluğuna sahip olunduğuna işaret etti.
Fidan, "Biz bir araya gelirsek sorunlarımızı çözeriz, bunu yapmamamız için hiçbir sebep yok. Bu yönde yürütülen çalışmalar var şu anda. İnşallah bunlar olumlu bir neticeye ulaşır." ifadesini kullandı.
Bölgede şu ana kadar çok büyük güvensizlikler oluştuğunu aktaran Fidan, "Bölgede yakın geçmiş tarihten başlayarak büyük olaylar oldu. İşgaller oldu, iç savaşlar oldu. Karşılıklı ülkeler birbirleriyle savaşa gittiler, çatışmalar oldu." diye konuştu.
Bakan Fidan, ABD/İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve Tahran'ın Körfez ülkelerine yönelik saldırılarına değinerek şöyle devam etti:
"Hala savaşın tehdidi altında yaşayan bir bölgeyiz ama görüşlerimiz artık olgunlaştı. Bazı konularda nihai kanaate ulaşmanız için belli miktar acı tecrübe yaşamanız gerekiyor. Herhalde bölgemiz yeteri miktar acı tecrübe yaşadı ve kanaatlerimiz oluştu, fikirlerimiz oluştu. Artık şunu görüyoruz; hegemondan bize bir fayda yok."
Bölge ülkelerinin ya kendi kaderlerine sahip çıkacaklarını ya da bu istikrarsızlığı, güvensizliği yaşamaya devam edeceklerini söyleyen Fidan, "Ama ben memnuniyetle şunu görüyorum; bölgedeki ülkeler artık hep beraber bu dersi almış durumdalar." dedi.
Hakan Fidan, bölge ülkelerinin bir araya gelerek bölgenin savaş, istikrarsızlık, terör üreten bir yer olması için değil, bütün bölge ve dünya barışı için istikrar, barış, refah üreten bir bölge olması için inanılmaz kaynaklara sahip olduğunu dile getirdi.
Büyük bir İslam medeniyetinin temsilcilerinin bölgede olduğunu vurgulayan Fidan, "Mübarek ve aziz bir halkı var. Ciddi bir medeniyet birikimimiz var. Bunun modern zamanlarda, profesyonellikle yönetilen devletlerde daha büyük bir istikrar alanında dönüşmemesi için hiçbir sebep yok. Ben bu konuda başarılı olacağımıza inanıyorum. Dünyaya da katkımız çok olur böylece. Kendi istikrarımızı, barışımızı burada sağladıktan sonra dünyaya da daha çok katkımız olur." ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı'ndaki durum
Fidan, mevcut durumda en önemli hususun, ABD ile İran arasındaki görüşmelerin neticeye ulaşması olduğuna dikkati çekerek İran'ın saldırıya uğramasının ardından ABD saldırılarına cevaben, Hürmüz Boğazı'nı bir "savaş aracı" olarak kullanma kararı aldığını hatırlattı.
Savaşın sadece iki ülke arasında olmadığını ve bölgeyi de etkilediğini kaydeden Fidan, "Hatta Hürmüz Boğazı kapatıldığı için dünyanın tamamı etkileniyor. Enerji güvenliğinde ve enerji fiyatlarında büyük problem var. Bu problem başta gıda olmak üzere, birçok alanda da negatif etkisini gösterebiliyor. Dolayısıyla bunun bütün dünyanın maslahatı ve faydası için bir an önce son bulması gerekiyor." diye konuştu.
Dışişleri Bakanı Fidan, boğazın açılması için diplomasi ve diyaloğun en önemli yol olduğunu vurgulayarak bu noktada yürüyen müzakerelerin önem teşkil ettiğinin altını çizdi.
Türkiye'nin İran ve ABD ile görüştüğünü aktaran Fidan, "Gördüğümüz şu; her iki tarafın da boğazın açılmasından ve savaş öncesi duruma dönülmesinden yana bir pozisyonları var ama işte bunu diğer unsurlarla beraber, anlaşmadaki diğer unsurlarla beraber nasıl bir kağıda dönüşecekler, önceliklendirecekler, zamanlayacaklar, şu anda onun üzerinde çalışılıyor." ifadesini kullandı.
"Bunun bir an önce açılması ve bölgenin normale dönmesi gerekiyor"
Fidan, Hürmüz Boğazı'ndaki krizle ilgili Türkiye'nin savaşın durması ve boğazın açılması telkininde bulunduğunu aktararak, "Başta Afrika olmak üzere birçok ülkede negatif manada etkisi var. Tabii Türkiye'deki boğazların kullanım şekliyle Hürmüz Boğazı, tam olarak örtüşen örnekler değiller yani bir defa mesafeler çok farklı. Birisi 40 milden fazla bir yer, birisi de bazı yerlerde 900 metreye inen, bazı yerlerde 1,2 kilometre olan böyle çok dar bir geçit aslında." dedi.
İstanbul Boğazı'nda uluslararası suların olmadığını, Hürmüz Boğazı'nda bulunduğunu vurgulayan Fidan, "Halbuki Hürmüz Boğazı'nda yani kıta sahanlıklarını çıkardıktan sonra ortaya uluslararası bir şey kalıyor. Yani uluslararası suların olduğu yere de teknik olarak belki 'boğaz' dememek lazım ama yani coğrafi olarak bir boğaz gibi durduğu için 'boğaz' diyoruz. Aslında uluslararası suların olduğu bir yer." ifadesini kullandı.
Fidan, yine de Hürmüz Boğazı'nın tıkanmış olduğunu ve gemilerin güvenlik endişelerinden ötürü geçemediklerini belirtti.
İran ve Umman arasında yürütülen istişarelerin önemine değinen Fidan, "Ama dediğim gibi İran'ı bu yola başvurmayı zorlayan husus, saldırıya uğraması oldu. O saldırının duracağına ilişkin bir anlaşma hayata geçtikten sonra, Amerika ile barış anlaşması, ben bunun tekrar normale döneceğine inanıyorum. Çünkü boğazın kapanması, İran'ın menfaatine de değil. İran da bu konuda çok kaybediyor, bölge ülkeleriyle beraber. Bunun bir an önce açılması ve bölgenin normale dönmesi gerekiyor." diye konuştu.
Bakan Fidan, ABD ile konuyla ilgili görüşmelerinde diplomasi yolunda devam etmeleri konuşarak, uzlaşarak, ne kadar zor olsa da bir çözüm bulmaya bu yoldan gitmeleri, savaşa geri dönmemeleri konusunda mesaj ilettiklerini aktararak İran'a da aynı mesajları verdiklerini, savaşın kesinlikle bir alternatif olmaması gerektiğini, savaşın herkes için zararlı olduğunu belirtti.
ABD, Pakistan ile Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani de dahil olmak üzere, bölgedeki diğer ülkelerle sürekli istişare halinde olduklarının altını çizen Fidan, en kısa sürede bu duruma bir çözüm bulunması yönündeki beklentisini dile getirdi.
Hakan Fidan, görüşmelerde söylediklerine prensipte herkesin "evet" dediğini, kimsenin "hayır" diyeceği şeyleri söylemediklerini vurgulayarak şöyle devam etti:
"Ama problem, zaten bu 'evet' denilenleri pratikte nasıl hayata geçirmek? Zaten sorun bu. Bu sorunda biraz yaratıcı yaklaşımlara ihtiyaç var. Bizim de zaman zaman tıkanan görüşmelerde, bu yönde telkinlerimiz olabiliyor. Önemli olan iki tarafın niyeti. Niyette ateşkese gitmek varsa öyle veya böyle, bir çözüm bulunabilir. Ben şu anda biraz onun sancısının olduğunu düşünüyorum ama yani burada biz iyi bir sonuç için çalışıyoruz ama aşırı bir iyimser tablo da çizer durumda olmak istemiyorum. Her zaman için anlaşmada birtakım aksaklıklar olma ihtimali var. Dolayısıyla en kötü senaryoya hazırlıklı olmamız gerekiyor. Fakat tek yol müzakere, müzakere dışında da yolun olmaması lazım."
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile sürekli görüşme halinde olduğunu, onlarla da ABD tarafıyla konuştuklarının aynılarını konuştuklarını bildiren Fidan, savaşın olmaması, boğazın açılması ve bölge istikrarının yeniden sağlanması gerektiğini vurguladı.
Fidan, savaş öncesi durumdan daha fazla bölgede bir istikrar alanının oluşması gerektiğinin altını çizerek şunları söyledi:
"Tabii İran'ın şu anda içinde bulunduğu bazı zorluklar var. Özellikle, savaş şartlarından dolayı karar alma mekanizmalarının işleyişi biraz daha geç oluyor. Amerikalıların yaptıkları tekliflere oluşturdukları cevaplar, istenilen hızda olmayabiliyor. Sistemde güvenlik sebebiyle ilgili aktörler rahatlıkla iletişim halinde değiller. Bir araya gelerek yüz yüze konuları müzakere etme imkanı bulamayabiliyorlar. Dolayısıyla oradan biraz daha geç çıkabiliyor cevaplar. Bu, biraz zaman konusunda biraz baskı oluşturuyor açıkçası."
İran tarafında müzakereyle ve müzakere yoluyla sonuçların çözülmesine ilişkin bir istek gördüklerini belirten Fidan, müzakerelerin doğası gereği her iki tarafın da maksimalist pozisyonlarla gelebileceğini ancak bir noktada uzlaşılması gerektiğini ifade etti.
Dışişleri Bakanı Fidan, gerektiği zaman esnemelerin de gösterilebildiğini gördüğünü dile getirerek artık kritik bir noktaya gelindiğinin altını çizdi.
İki tarafın da Türkiye'yi bilgilendirdiğini, başından bu yana buna her türlü desteği vermeye çalıştıklarını belirten Fidan, "Birinci elden bilen biri olarak söylüyorum ama bazı konular var ki, her iki taraf için de zor. Onları da inşallah aşarlar diye düşünüyorum." dedi.
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın diplomasiye ve barışçıl yollara verdiği muazzam öneme dikkati çekerek Türkiye'nin diplomasi ve müzakere yoluyla Hürmüz Boğazı'nın açılması taraftarı olduğunu vurguladı. Burada herhangi bir güç kullanımına gerek olmadığını düşündüğünü belirten Bakan Fidan, şöyle devam etti:
"Yani burada özellikle müzakereyle bir sonuca ulaşılabilecekken, güç kullanımının yerinde olmadığını düşünüyoruz. Bu noktada biz gerek Avrupa platformunda, gerek bölgesel platformlarda oluşturulan inisiyatiflerde tabii ki gidiyoruz, masa etrafında oturuyoruz, görüşlerimizi söylüyoruz. Çünkü bu bizi de ilgilendiren bir durum. Masa etrafında farklı görüşler tartışılıyor. Tabii bazen 'güç oluşturalım, zorla açalım' diyenler var. Bazıları bunun böyle olmaması gerektiğini, tamamıyla savunma amaçlı olması gerektiğini düşünenler var ama biz diyoruz ki; burada inşallah müzakere yoluyla bir yere gidilir. Müzakerelerde, İran ve Amerika bir yere ulaştıktan sonra, eğer orada mayın temizlemek gibi birtakım ilave desteklere ihtiyaç olursa, orada ülkemiz, Türkiye elindeki kapasiteleri tabii ki kullanmaya hazır."
Bölge ülkelerinin geleceği
Fidan, "Savaştan sonra esas itibarıyla dediğim gibi biz sadece bu son savaştan değil, son 30 yılın bütün savaşlarından ders çıkarmış olarak bir araya gelip, kafamızı iki elimizin arasına koyup düşünmemiz lazım. Açıkçası biz, bu düşünme eylemini bölgedeki dostlarımızla beraber yapıyoruz. Yani Suudi Arabistan olsun, Katar olsun, Kuveyt olsun, Birleşik Arap Emirlikleri olsun, Ürdün olsun, Mısır olsun, Pakistan olsun. Bu ülkelerle konuşuyoruz çok uzun zamandır." diye konuştu.
Batı'da, Avrupa'da bir istikrar alanı olduğunu ancak bu ülkelerin 2. Dünya Savaşı'nda milyonlarca insanı öldürdüklerini söyleyen Fidan, şu ifadeleri kullandı:
"Bizde de akıl var, hikmet var, teknoloji var, imkan var. Neden bir araya gelip istikrarı, güvenliği, refahı oluşturamayalım? Bu mümkün. Bunun birkaç tane şartı var. Bölgedeki ülkeler, bir deklarasyonda bulunacaklar. Yani kimsenin bir başka ülkenin sınırında gözü yok, sınır güvenliği. Her ülkenin, başka bir ülkenin egemenliğinde gözü yok, olmamalı. Emniyetini ihlal eden bir çaba içerisinde olmamalı. Bu üçüne garanti verdikten sonra aslında sorunların yüzde 80'i, yüzde 90'ı çözülmüş oluyor."
Fidan, bundan sonrası için bölge ülkelerinin bir araya gelip, sorunlarına sahip çıkması, ortak askeri, ekonomik, siyasi, teknolojik ve diğer alanlarda platformlar kurması gerektiğine dikkati çekerek, bölge istikrarının ve barışının, bölgenin çok ötesinde etkiler oluşturacağını düşündüğünü söyledi.
Bakan Fidan, bu durumun, özellikle Avrupa'ya, Asya'ya inanılmaz derecede olumlu etki üreteceğini vurguladı.
İsrail'in yayılmacı politikalardan vazgeçmesi gerektiğinin altını çizen Fidan, "(İsrail'in) Filistin devletiyle bir sorununun olmaması lazım. 1967 sınırları içerisinde kendisine tanınan sınırları tanıması lazım." dedi.
Fidan, İsrail'in deklare ettiği bir sınırı olmadığına ve bütün ülkelere saldırı içerisinde bulunduğuna dikkati çekerek İsrail'in bu politikalardan vazgeçtiğini söylemesi gerektiğinin altını çizdi.
Dışişleri Bakanı Fidan, "Tabii ideal bir yerde, Filistin devletinin kurulduğu, bölgede İsrail'in de kendini güvende hissettiği, İsrail'in de güvenliğinin sağlandığı, bölge ülkelerinin de güvenliğinin ve egemenliğinin tehdit edilmediği bir senaryo, bu ideal senaryo." değerlendirmesinde bulundu.
Ateşkesin ilanından itibaren Gazze'de barış planı uygulanmasında çok büyük ihlaller yaşandığını söyleyen Hakan Fidan, İsrail'in yüzlerce Filistinliyi keskin nişancılarla veya yukarıdan hedef alarak öldürmesi, gerekli insani yardım malzemelerinin girişine izin vermemesi, sınırlı tutması, Filistin yönetiminin Gazze'ye girişine izin vermemesi gibi çok fazla ihlal bulunduğunu aktardı.
Fidan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Şimdi tabii bu ihlaller, barış anlaşmasının aslında gitmesi gerektiği gibi gitmediğini gösteriyor ama diğer taraftan tabii barış anlaşmasına biz neden başta razı olduk? Devam eden bir soykırım vardı. İsrail'in, bütün Filistinlileri aile aile, apartman apartman, semt semt, mahalle mahalle yok ederek gittiği bir yerden bahsediyoruz.
İnsanlığın tamamının sınıfta kaldığı, imtihanı geçemediği bir durumdan bahsediyoruz. Bu karanlık yerden çıkmanın yolu yani kötü de işlese bir ateşkese ve bir barış sürecine gitmekti. Bu, aslında diplomatik olarak ortaya konan muazzam bir çabaydı. Yoksa yani Amerika ve Avrupa'dan gelen tepkiler, İsrail'in soykırımını durdurmaya yetmiyordu. Ortaya koyduğumuz bölge ülkeleriyle beraber diplomatik çaba neticesinde bu ateşkese ulaştık."
Yine de burada aksayan çok yön olduğunu ve bunu da düzeltmek için ortaklarla beraber çalıştıklarını vurgulayan Fidan, şunları kaydetti:
"İslam İşbirliği Teşkilatı, Arap Ligi'nin ortaya çıkardığı bir temas grubu var. Bu temas grubu, Filistin meselesindeki diplomasiyi sürdüren grup. Türkiye, 4 Arap ülkesi, Endonezya, Nijerya'nın içerisinde bulunduğu bir grup. Katar da burada. Şimdi bizim çabalarımızda tekrar Filistin meselesini merkeze almak varken birdenbire ortaya çıkan bu ve bütün dünyayı etkileyen bu savaş, açıkçası Filistin meselesinde, Gazze meselesinde devam eden barış sürecinden dikkatlerin kaymasına sebep oldu."
Fidan, bütün basın beyanlarında, İran ve Körfez'deki duruma dikkati çekerken Filistin'den de Gazze'den de dikkatlerin kaymaması için ciddi uyarılarda bulunduğunu hatırlatarak "Ama realitede şu bizim Filistin meselesinde beraber çalıştığımız ortaklarımız da şu anda kendileri biraz savaştan dolayı baskı altındalar." dedi.
Öte yandan Bakan Fidan, mülakat öncesinde Al Jazeera Genel Müdürü Şeyh Nasır bin Faysal Al-Sani ile de bir araya geldi.
GÜNDEM 13 Mayıs 2026 Çarşamba, 01:49
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Hull City'nin play-off final rakibi belli oldu
İngiltere Championship'te play-off finalinin...
İngiltere, Hürmüz Boğazı'na ek savaş uçağı sevk edecek
İngiltere Savunma Bakanlığı, Hürmüz Boğazı'nda...
Antalya'da denize atılan Hıdırellez dilekleri dalgıçlar tarafından toplandı
Antalya'da Hıdırellez gecesi denize atılan...
Bursa'da 6 katlı binada korkutan yangın
Bursa'nın Osmangazi ilçesinde 6 katlı bir...