Güney Ailesi'nden Savcı Yavuz Engin için HSK'ya başvuru, savcılığa suç duyurusu
GÜNDEM, 26 Ocak 2026 Pazartesi, 11:19T24'ten Sibel Yükler'in haberine göre, yönetmenliğini yaptığı Duvar filminin kamera arkasında, elindeki megafonla bir kişiye vurmasına ilişkin görüntüleri tartışma konusu olan Yılmaz Güney'in ailesi, sosyal medya hesabından Güney için,"Türkün hafızası kuvvetli olmalı, dostu düşmanı tanımalıdır. Yılmaz Güney isimli şahıs, hâkim katilidir. Terörist zihniyete sahip bir devlet düşmanıdır. Vatansızdır. Çocuklarınıza izletmeyin" ifadelerini kullanan, aynı zamanda Yenidoğan Savcısı olarak da tanınan Savcı Yavuz Engin hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) ile savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Güney Ailesi adına Avukat Bişar Alınak HSK'ya ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulan dilekçede, Savcı Engin hakkında "kişinin hatırasına hakaret", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik/aşağılama" ve "görevi kötüye kullanma" suçlarından hızla soruşturma yürütülerek hakkında kamu davası açılması talep edildi.
"Yılmaz Güney'e alenen saldırdı, Kürt kimliğini hedef aldı"
Savcı Engin'in paylaşımının "bir kanaat açıklaması değil; hukuken korunamayacak ölçüde ağır ve saldırgan bir kişilik hakkı ihlali olduğu ve suç teşkil eden eylemlere vücut verdiği" ifade edilen dilekçede, "Yavuz Engin, görev ve makamının gerektirdiği özen, tarafsızlık ve vakar ilkelerine açıkça aykırı biçimde hareket ederek, müteveffa sanatçı Yılmaz Güney'in manevi kişiliğine ve hatırasına alenen saldırmış, müteveffa sanatçı Yılmaz Güney'i aynı zamanda araç olarak kullanarak içindeki ideoloji kisvesi altında biriktirdiği öfkeyi dışa vurmuş, Türk milliyetçiliği üzerinden Kürt kimliğini hedef alarak saldırıda bulunmuştur" denildi.
"Tarafsızlık ilkesini istismar eden ağır bir skandal"
Engin'in Cumhuriyet savcısı sıfatıyla yargı erki adına kamu gücü kullanan bir devlet memuru olduğu ifade edilen dilekçede, "̧Sergilediği tutum, bir Cumhuriyet savcısına bir ağız dalaşı ya da sıradan bir paylaşım değildir, sosyal medya trolü gibi davranarak doğrudan doğruya yargı makamının vakarını yerle bir eden, tarafsızlık ilkesini istismar eden ağır bir skandaldır. Cumhuriyet savcılığı makamı; linç üretmek, yaftalamak, düşman yaratmak ve nefret örgütlemek için değil; hukuku ayakta tutmak, adil soruşturma yürütmek ve yurttaşın devlete duyduğu güveni korumak için vardır. Şüpheli ise bu makamın ağırlığını, adalet adına taşıdığı cübbeyi, sosyal medya meydanlarında slogan atan bir trol diline dönüştürmüş; yargının ciddiyetini bir etkileşim avcılığı seviyesine düşürmüştür" denildi.
Yumurtalık davası: "'Yılmaz Güney katildir mahkemesi', ruhunu savcıya bırakmış"
Dilekçenin devamında şu ifadelere yer verildi:
"Yılmaz Güney, yalnızca bir sanatçı değil; bu coğrafyanın kültürel hafızasında derin iz bırakmış, eserleriyle uluslararası alanda dahi ses getirmiş istisnai bir figürdür. Nitekim, Yılmaz Güney'in Cannes Film Festivali'nde ödül almış olması; onun başarısının, üretiminin ve sanatsal etkisinin yalnızca bu coğrafya sınırları içinde değil, dünyada kabul gördüğünün somut göstergesidir. Buna karşılık, 'Yumurtalık davası' üzerinden yürütülen tartışmaların ve müteveffanın vefatının üzerinden dahi son derece uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen, halen sistematik biçimde aynı nefret dilinin üretilebilmesi; ortada yalnızca bir eleştiri değil, derin bir tahammülsüzlük ve ideolojik bir intikam refleksi bulunduğunu açıkça göstermektedir. 'Yumurtalık davası'nda 52 yıl önce kurulan ̇Yılmaz Güney katildir mahkemesi', yargı mensuplarının vicdan ve adalet duygularını yok sayarak kötülüğü seçtiği yargı safsatası ruhunu ve tezahürünü bugün suç işlemekten imtina etmeyen Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin'e bırakmıştır."
"Nefret dili ve kamusal otorite eliyle düşman üretme pratiği"
"bu paylaşımın amacı, bir kişi hakkında kanaat bildirmek değil; belirli bir etnik, kültürel kimliğe ve toplumsal hafızaya dair derin önyargıları kaşıyarak, özellikle Kürt kimliğiyle özdeşleştirilen siyasi ve kültürel figürlere yönelik nefret duygusunu meşrulaştırmak ve yaygınlaştırmaktır. Şüpheli, Yılmaz Güney'i hedef alırken gerçekte bir kişiyi değil; o kişinin temsil ettiği düşünülen kimliği, kültürü ve toplumsal aidiyeti hedefe koymakta; böylelikle Türk ve Kürt ayrımını keskinleştiren bir nefret ve ötekileştirme dili üretmektedir. Bu durum, paylaşımdaki söylemin arka planında etnik kimliğe dayalı bir düşmanlığın bulunduğunu göstermekte olup; eylemin nefret saikiyle işlendiğine dair kuvvetli emare teşkil etmektedir. Bu, milliyetçilik değil; açık biçimde kimlik temelli ayrımcılık, nefret dili ve kamusal otorite eliyle düşman üretme pratiğidir."
"'Vatansız' yaftası Kürtleri yurttaşlık bağından koparan nefret dilidir"
Paylaşımda yer alan vatansız yaftası, masum bir siyasi eleştiri değildir; Türkiye'de tarihsel ve toplumsal bağlamı itibarıyla son derece ağır, aşağılayıcı ve tehlikeli bir kodlamadır. Çünkü vatansız ifadesi, yalnızca görüşünü beyan etmesi değil; Yılmaz Güney üzerinden Kürt kimliğini toplum nezdinde yurttaşlık bağından koparmaya, bu ülkeye ait değilmiş gibi göstermeye ve açıkça düşman kategorisine yerleştirmeye dönük bir nefret dilidir."
GÜNDEM 26 Ocak 2026 Pazartesi, 11:19
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
İnegöl Belediyesi personeline "İleri Excel Eğitimi"
İnegöl Belediyesi'nde personelin mesleki...
Yanan evinin önünde kedisine sarıldığı fotoğrafla tanınıyordu: Hayatını kaybetti
Bolu'nun Mudurnu ilçesinde, 2018 yılında çıkan...
İmamoğlu 'emekli pazar desteğini' duyurdu
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve...
Karacabey Belediyespor play-off'un kapısından döndü
TVF Erkekler 2. Lig 2. Grup'ta Karacabey...
Venezuela lideri, Trump'a meydan okudu!
Venezuela'da geçici devlet başkanı Delcy...