Müsavat Dervişoğlu, 23 Nisan özel oturumunda okul saldırılarını konuştu

Müsavat Dervişoğlu, 23 Nisan özel oturumunda okul saldırılarını konuştu

SİYASET, 23 Nisan 2026 Perşembe, 16:46
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'deki 23 Nisan Özel Oturumu'nda yaptığı konuşmada, geçen yıl "Çocuklarımız neşe dolu değil, ben de bundan mahcubiyet içindeyim" dediğini hatırlatarak, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki okul saldırılarına işaret etti. Dervişoğlu, "Maraş'ın kahramanlığı, Urfa'nın şanı; millî mücadeleye, milli egemenliğin tesisine yaptıkları tarihi katkıdandır. Bugün ise o aziz şehirleri, çocuklarımızın okullarında yaşadığı facialarla anıyoruz. Bu, hepimiz için çok daha büyük bir mahcubiyet ve aslında ağır bir mağlubiyettir" dedi.

TBMM'nin Türk milletinin hayallerinin, umutlarının, heyecanlarının, refah, adalet ve huzur taleplerinin İktidar oylarıyla reddedildiği bir tören alanına döndüğünü söyleyen İYİ Parti lideri, "23 Nisan'ın ruhu buna razı değildir. Gazi Meclis'in hatırası buna razı değildir. Bu milletin evlatları da emin olun ki, olup bitenlerden 'razı' değildir" şeklinde konuştu.

Dervişoğlu'nun açıklaması şöyle:

"Sayın Başkan, Siyasi Partilerimizin Sayın Genel Başkanları, Sayın Milletvekilleri, Aziz Türk Milleti; Hepinizi saygılarımla selamlıyorum. Geçen yıl bu kürsüde, yine 23 Nisan vesilesiyle yaptığım konuşmada şu sözü dile getirmiş, "Çocuklarımız neşe dolu değil, ben de bundan mahcubiyet içindeyim" demiştim. Ne yazık ki aradan geçen bir yıldan sonra, mahcubiyetimiz azalmadı, aksine daha da büyüdü. Bu 23 Nisan'a da Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da yaşanan okul felaketlerinin acısıyla giriyoruz. Maraş'ın kahramanlığı, Urfa'nın şanı; Millî mücadeleye, milli egemenliğin tesisine yaptıkları tarihî katkıdandır. Bugün ise o aziz şehirleri, çocuklarımızın okullarında yaşadığı facialarla anıyoruz. Bu, hepimiz için çok daha büyük bir mahcubiyet ve aslında ağır bir mağlubiyettir. Bu mahcubiyet, sadece hissedilecek bir keder değil; Devlete, siyasete ve bu Meclis'e düşen büyük bir sorumluluğun da ifşasıdır. Mağlubiyet ise, bu çatının ağırlığına karşı, bizim, hepimizin mağlubiyetidir. Olayı münferit bir hadise olarak görüp, İşi yine Meclis'in yetkisiz kılındığı bu sistemde, Yürütmenin koyacağı yasaklara ve sert tedbirlere bırakabiliriz. Şaşırmıyorum ki, iktidarın ilk konuştuğu başlıklar da bunlardır. Polisiye tedbirler geliştirmek, sosyal medyaya yasak getirmek, Okul girişlerine turnike yerleştirmek vesaire... Baştan söyleyeyim: Bunların hiçbiri bir işe yaramayacaktır. Çünkü çocuklarımızın okullarına korku ve endişe içerisinde gidiyor olması, Yalnızca bu saldırılardan ibaret değildir. Evlatlarımız bir geleceksizlik sarmalındadır... Belirsizlik kuşatmasındadır... Çocuklarımız göz göre göre değersizleşmektedir... Tesadüf değildir ki, Bugün çocuklarımız ne durumdaysa, milli egemenliğimiz de aynı durumdadır. Çocuklarımıza nasıl bakıyorsak, İşte bu çatıya da öyle bakıyoruz. Çocuklarımız nelerden mahrumlarsa, Meclisimiz de aynısından mahrumdur. Millet iradesi nasıl gölgelenmişse, Çocuklarımızın istikbali de öyle gölgelenmiştir. Hiç kimse de bu sorumluluktan münezzeh değildir. Dünyada da benzer olaylar oluyor diye bahaneler üretebiliriz. Kendimizi sabahtan akşama kadar kandırmaya çalışabiliriz. Ama netice değişmez!

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi; Türk milletinin hayallerinin, umutlarının, heyecanlarının, refah, adalet ve huzur taleplerinin, İktidar oylarıyla reddedildiği bir tören alanına dönüşmüştür. 23 Nisan'ın ruhu buna razı değildir. Gazi Meclis'in hatırası buna razı değildir. Bu milletin evlatları da emin olun ki, bu olup bitenlerden "razı" değildir! Aziz milletim, İster istemez aklım eskilere gidiyor. Çocukluğuma, gençliğime... "Nerede o eski zamanlar" demek için değil; Bir çocuğun kendini değerli hissetmesinin Ne demek olduğunu hatırlamak için söylüyorum bunları. Ben o bayramlardaki çocuk olarak, kendimi hep değerli hissederdim. Okul bahçesinde, Hükumet Meydanında, resmi geçitlerde marş söylerken; O bayrağın, şiirlerin, sözlerin parçası olduğumu bilirdim. "Türküm, doğruyum, çalışkanım" diye başlayan, "Varlığım, Türk varlığına armağan olsun" diye tamamlanan andın içinde kendimi bulurdum. "Benim" diyebildiğim çok şey vardı, feyz alabildiğim çok şey vardı. Geçekleşeceğinden emin olduğum birçok hayalim vardı. İşte, bir çocuk için bunlar değişmemeliydi... Sonra 70'ler ve 80'ler... Yıllar geçince, insan çok daha iyi anlıyor ki, Her birimiz aslında daha iyi bir Türkiye kavgasının içindeymişiz. Bu, bir aidiyetin; bize, bizliğe dair bir kavganın içinden geçmekti. Sonunda başımıza ne gelirse gelsin, Büyük Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'te, bize yer olduğunu biliyorduk. İşte, bu da değişmemeliydi. O günlerden bugüne yarım asırdan fazla geçmiş. Çocukluğum, gençliğim uçup gitmiş. Bugün artık hayatımın yeni bir evresinde, Milletime hizmetime, bir siyasi partinin genel başkanı ve bir parlamenter olarak devam ediyorum. Yaşadıklarım, milletimin yaşadıkları, hayal ettiğimizden, ülkü bildiğimizden fersah fersah uzakta... Bu yarım asrın tam yarısında, Türkiye'yi tek başına bir iktidar yönetmiş. Milli ve manevi değerlerimiz demiş, milli irade demiş. Aile demiş, kalkınma demiş, adalet demiş. Hangi mefhumu andıysa; Ya sakatlamış ya hasta etmiş, hatta yok etmiş. Cuntacıların kapatarak ezdiği milli egemenlik, Yetkisiz bir Meclis yaratılarak bu derece istiskal edilmemeliydi. Meclis, meclis gibi olmalıydı. İşte bu da asla değişmemeliydi... Biz; gençlerin, çocukların, bebeklerin bile can güvenliğinden endişe ederken, Bu iktidar, halen devleti kurtaracağını vaat ediyor bize. 25 yılın ardından, kimi neyden kurtaracağını anlayabileceğimi sanmıyorum. Hangi devleti, diye soruyorum haliyle? Temelinde millet olmayan bir devlet yaşayabilir mi? Temelinde aile olmayan bir millet ayakta kalabilir mi? Temelinde fert olmayan bir aile var olabilir mi? Kabahatin, ihlalin, hatta suçun ödüllendirildiği bir ülkede, fert güvende olabilir mi? Bu kadar siyasetçinin, gazetecinin, akademisyenin tutuklandığı bir ülkede, O fert hayal kurabilir mi? Söz söyleyebilir mi? Hak talep edebilir mi?

Bugün, çatısı altında bulunma şerefini taşıdığımız TBMM'nin ana aktörü olduğu Türk inkılabının, Birbirini tamamlayan iki ana çizgisi vardır: İlki; millet temeline dayanan Türk Milli Devleti'ni kurmasıdır. İkincisi ise, kişisel imtiyaz düşüncesinin yerine, Millet egemenliğinden kaynaklanan Cumhuriyet Devleti'ni kurmasıdır. Bu sebeple egemenlik, millet adına sorumluluk almak demektir. Bu sorumluluk gönüllü alınır. Ama yapılan vazifelerin hesabı zorunludur. O zorunluluk; Çocukların hayatını korumak demektir. Onlara anlamlı hedefler göstermek demektir. Aileye ve millete aidiyetleri için gerçek nedenler sunmak demektir. Göklerde uçabilecek uçaklar yapmaları ve onları uçurmaları için, Önce göklerinde uçurtma uçurabilecekleri bir Türkiye sağlamak demektir. 23 Nisan işte bu sebeple çocuklara adanmıştır. Disiplinle sevginin, Bilimle kültürün, Düzenle özgürlüğün Eşitlikle adaletin, bir arada mümkün olabileceğine inanırız. Kendimizi daha iyiye layık görürüz. Bu sebeple Türk milleti kendisine katî bir yön tayin etmiştir ki, Adı Cumhuriyet'tir. Bugün, 106 yaşındaki bu çatıyı yeniden güçlü kılmak zorunda kaldığımız için hicap, Çocukluğumdan beri bana öğretilenlere sadık kaldığım içinse gurur duyuyorum. Bu Meclis'i yeniden milletin sesinin, aklının ve vicdanının, En önemlisi de kudretinin merkezi kılmak, Bizim yegâne temennimiz ve mücadelemizdir. Bir daha hiçbir anne baba çocuğunu okula korkuyla göndermesin. Bir daha hiçbir şehir, çocuklarının yaşadığı felaketlerle anılmasın. Bir daha hiçbir 23 Nisan'a mahcubiyetin gölgesi düşmesin. Bu duygu ve düşüncelerle; Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu Meclis'i kuran iradeyi, Millî mücadelenin bütün kahramanlarını rahmetle, minnetle anıyor; 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nı kutluyorum. Yüce Meclisimizi ve aziz milletimizi saygıyla selamlıyorum."

SİYASET 23 Nisan 2026 Perşembe, 16:46

Yorumlar

Öne Çıkanlar

Diğer Haberler

Bursa Osmangazi Belediyesi'nden çocuklara özel meydan

Bursa Osmangazi Belediyesi'nden çocuklara özel meydan

Bursa Osmangazi Belediyesi, Gazi Mustafa Kemal...
CHP Bursa İl Başkanlığı çocuklar için yürüdü: "Yaşananlar münferit değil, ihmalin sonucu"

CHP Bursa İl Başkanlığı çocuklar için yürüdü: "Yaşananlar münferit değil, ihmalin sonucu"

CHP Bursa İl Başkanlığı, 23 Nisan Ulusal...
Gelin 423. bölüm izle

Gelin 423. bölüm izle

Gelin 423. bölümü Kanal 7 ekranlarında yayınlandı.
Bursa'da 23 Nisan coşkuyla kutlandı

Bursa'da 23 Nisan coşkuyla kutlandı

Cumhuriyetimizin kuruluş adımlarının atıldığı,...
'Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı' kuruldu

'Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı' kuruldu

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü...
NASA'nın kritik projesinde görevli genç mühendis, şüpheli kazada yaşamını yitirdi

NASA'nın kritik projesinde görevli genç mühendis, şüpheli kazada yaşamını yitirdi

ABD'de NASA'nın nükleer uzay projelerinde...