TKDF "Şubat 2026 Kadın Cinayetleri Raporu"nu yayımladı
GÜNDEM, 05 Mart 2026 Perşembe, 11:55Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu, "Şubat 2026 Kadın Cinayetleri Raporu"nu yayımladı. Rapora göre 1-28 Şubat tarihleri arasında 34 kadın yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin 23'ü kadın cinayeti olarak kaydedilirken 11 kadının ölümü şüpheli bulundu. Raporda, öldürülen kadınların medeni durumlarına da yer verildi. Buna göre öldürülen kadınların 15'inin evli, 7'sinin bekar, 3'ünün boşanmış olduğu belirlendi. 9 kadının ise medeni durumuna ilişkin bilgiye ulaşılamadı.
Yaş dağılımına bakıldığında, en gencinin 8, en yaşlısının ise 72 yaşında olduğu belirtildi. Kadınların yüzde 4,8'i 0-18 yaş aralığında, yüzde 33,3'ü 19-35 yaş aralığında, yüzde 42,9'u 36-50 yaş aralığında ve yüzde 19'u 51 yaş ve üzerindeydi. İki kadının yaşı ise tespit edilemedi.
Kadınların büyük kısmı aile içindeki erkekler tarafından öldürüldü
Rapora göre kadınların önemli bir bölümü aile içindeki erkekler tarafından öldürüldü. 9 kadın eşi, oğlu, babası veya erkek kardeşi tarafından yaşamını yitirirken 8 kadın boşandığı ya da boşanma aşamasında olduğu erkek tarafından öldürüldü. 3 kadın birlikte olduğu erkek tarafından, 1 kadın ailesinden bir kadınla bağlantılı bir erkek tarafından, 1 kadın tanıdığı bir erkek tarafından ve 1 kadın da kızını istismar eden erkek tarafından öldürüldü. 11 kadının ölümü ise şüpheli olarak kaydedildi.
Verilere göre beş failin cinayetin ardından intihar ettiği belirlendi. Ayrıca iki kadının öldürüldüğü sırada aktif koruma kararının bulunduğu tespit edildi.
18 kadın ateşli silahla katledildi
Cinayetlerde en sık kullanılan yöntemin ateşli silahlar olduğu kaydedildi. Buna göre 18 kadın ateşli silahla, 6 kadın kesici aletlerle, 3 kadın boğularak, 1 kadın darp edilerek öldürüldü. İki kadın yüksekten düşme sonucu hayatını kaybederken dört kadının öldürülme yöntemi belirlenemedi.
Cinayetlerin gerçekleştiği yerlere bakıldığında ise kadınların büyük bölümünün kendi evlerinde öldürüldüğü görüldü. Rapora göre 22 kadın evinde, 5 kadın kamusal alanlarda, 4 kadın ormanlık alanlarda ve 3 kadın sulak alanlarda hayatını kaybetti.

Federasyondan yapılan açıklamada, şu ifadeler yer aldı:
"Bu veriler, kadın cinayetlerinin münferit olaylar değil, yapısal sorunların sonucu olduğunu göstermektedir. Kadınların en çok kendi evlerinde öldürülmesi, eşitlikten uzak ve denetimsiz bırakılmış aile yapısının kadınlar açısından nasıl bir risk alanına dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Boşanma sürecinde olan ya da ayrılmak isteyen kadınların hedef haline gelmesi, kadınların yaşam hakkının kendi kararları üzerinden tehdit edildiğini göstermektedir.
Koruma kararı bulunmasına rağmen iki kadının öldürülmüş olması, koruyucu ve önleyici mekanizmaların etkin uygulanmadığını göstermektedir. Cinayet sonrası faillerin intihar etmesi ise kamuoyunda dosyanın kapandığı algısını yaratmakta, ancak gerçekte cezasızlık duygusunu derinleştirmektedir. Oysa burada sorgulanması gereken; risk değerlendirmelerinin yeterli yapılıp yapılmadığı, uzaklaştırma ve koruma kararlarının etkin biçimde uygulanıp uygulanmadığı, tutuksuz yargılama kararlarının hangi ölçütlerle verildiği ve kurumlar arası koordinasyonun neden sağlanamadığıdır.
Cinsel şiddet ve istismar vakalarında mağdurların yaşadığı ağır psikolojik travmanın yargı süreçlerinde yeterince dikkate alınmaması, adalet mekanizmasının koruyucu niteliğini zayıflatmaktadır. Uzman değerlendirmesinden uzak, toplumsal baskı ve spekülasyonun etkili olduğu süreçler hem mağdurları hem de toplumun adalet duygusunu zedelemektedir.
Şiddet yalnızca ev içinde değil; okullarda, kamusal alanda ve toplumsal ilişkilerin her katmanında karşımıza çıkmaktadır. Eğitim sisteminde süreklilikten uzak politikalar, psikososyal destek mekanizmalarının zayıflaması ve rehberlik hizmetlerinin yetersizliği riskleri büyütmektedir. Şiddeti sıradanlaştıran dil, öğretmenlerin ve kamusal otoritenin itibarsızlaştırılması, gençler arasında artan agresyon ve denetimsizlik ortamı, uzun vadede toplumsal güvenliği tehdit etmektedir.
Sonuç olarak, Şubat 2026 verileri; ataerkinin beslediği eşitsizlik, cezasızlık kültürü ve etkisiz uygulamaların kadınların yaşam hakkını doğrudan tehdit ettiğini bir kez daha göstermektedir. Kadın cinayetleri bireysel değil yapısal bir sorundur. Yaşam hakkının güvence altına alınması için koruyucu-önleyici mekanizmaların etkin işletilmesi, risk analizlerinin bilimsel kriterlerle yapılması, yargı süreçlerinde şiddet riskinin öncelikli değerlendirilmesi ve kadın erkek eşitliğini esas alan politikaların kararlılıkla uygulanması zorunludur.
Bu mesele yalnızca kadınların değil, toplumun tamamının güvenlik ve adalet meselesidir. Yaşam hakkı güvence altına alınmadıkça hiçbirimiz gerçek anlamda güvende değiliz."
Kaynak:T24
GÜNDEM 05 Mart 2026 Perşembe, 11:55
Yorumlar
Öne Çıkanlar
Diğer Haberler
Kestel'de süs bitkileri üreticisine destek
Kestel Belediyesi, ilçede faaliyet gösteren süs...
Turistik Doğu Ekspresi sezonu tamamladı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir...
Morgan Stanley, 2 bin 500 çalışanını işten çıkarmaya hazırlanıyor
ABD'nin büyük bankalarından Morgan Stanley,...
TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi 2026 projelerini açıkladı: "Yeni dönemde de Bursamız ve mesleği...
TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Şirin...
OİB verilerine göre şubat ayı ihracatı yüzde 19 artışla 3 milyar 544 milyon dolar oldu
OİB verilerine göre Türkiye otomotiv...